Emsal KararlarSigorta Hukuku

Deprem Günü Yapılan DASK Poliçesi – Yargıtay 4. HD 2026/4575

6 Şubat 2023 sabahı, sabaha karşı yaşanan ilk büyük depremin ardından bir konut sahibi zorunlu deprem sigortası poliçesi düzenletir. Poliçe saat 09.01’de kurulur; aynı gün öğleden sonra ikinci büyük deprem gelir ve konut ağır hasar alır. Sigortalı, hasarın poliçe kurulduktan sonraki ikinci depremde oluştuğunu, dolayısıyla teminat kapsamında kaldığını ileri sürer. Sigortacı ise ödeme yapmaz. Aynı gün içinde, saatler arayla gelen iki deprem karşısında riziko hangi anda gerçekleşmiş sayılır ve deprem başladıktan sonra yapılan bir sigorta sözleşmesi geçerli midir?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 21.04.2026 tarihli ve E.2025/15844, K.2026/4575 sayılı kararıyla, konutun poliçe düzenlenmeden önceki ilk depremde en az orta hasar aldığını belirleyen bilirkişi raporuna dayanan ve rizikonun sözleşmeden önce gerçekleştiği gerekçesiyle tazminat davasını reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremlerde zorunlu deprem sigortası bulunan konutunun ağır hasar aldığını, hasarı ihbar ettiği hâlde ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, poliçenin deprem tarihinden sonra düzenlendiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporuna göre konutun poliçe tarihi itibarıyla ilk depremde en az orta hasar aldığını, davacının poliçe düzenlenirken konutun hasarsız olduğunu beyan ettiğini, TTK m.1458 gereği bu durumda geçerli bir sigorta ilişkisi bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır.

🕘 Aynı gün, iki deprem, bir poliçe

Uyuşmazlığın merkezinde saatler vardır. Karar metnine yansıyan bilgilere göre:

  • 06.02.2023 tarihinde ilk büyük deprem meydana gelmiştir.
  • Davacının zorunlu deprem sigortası poliçesi, davacının temyiz dilekçesindeki anlatıma göre aynı gün saat 09.01 itibarıyla düzenlenmiştir; poliçe 06.02.2023’ten 2024 yılı Şubat ayına kadar olan dönemi kapsamaktadır.
  • Aynı gün saat 13.24’te ikinci büyük deprem meydana gelmiştir.
  • Poliçe düzenlenirken davacı, teminat altına alınan konutun hasarsız olduğunu beyan etmiş, sigortacı da bu beyana dayanarak poliçeyi düzenlemiştir.

Davacıya göre konut sabahki depremde zarar görmemiş, ağır hasar ikinci depremle oluşmuştur. Bu doğruysa riziko poliçe kurulduktan sonra gerçekleşmiş olacak ve teminat devreye girecekti. Uyuşmazlığın çözümü, bu olgusal iddianın ispatına bağlıydı.

📄 Davacının talebi ve DASK’ın savunması

Davacı, deprem sonrasında artçılarla birlikte konutun ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, hasarın davalı Doğal Afet Sigortaları Kurumu’na (DASK) ihbar edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını ileri sürmüştür. Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.

Davalı DASK, gerekli ödemenin yapıldığını ve kurumun başkaca sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, poliçeye konu taşınmazın 06.02.2023 tarihli deprem nedeniyle ağır hasarlı hâle geldiğini, poliçenin deprem tarihinden sonra düzenlendiğini ve rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlenen poliçe nedeniyle davalının sorumluluğu bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir.

🔬 Bilirkişi raporu: hasar hangi depremde başladı?

İstinaf aşamasında belirleyici olan, alınan bilirkişi raporudur. Bölge Adliye Mahkemesi kararında aktarıldığı üzere rapora göre:

  • İlk depremin büyüklüğü ve etki alanı gözetildiğinde, taşınmaz poliçe tarihi itibarıyla en azından orta hasar almıştır.
  • Taşınmazın bulunduğu bölge bakımından ilk depremin ivme katsayısı, ikinci depremin ivme katsayısından daha büyüktür.
  • Konut ilk depremde en az orta hasar almış, öğlen gerçekleşen ikinci depremde ise ağır hasarlı hâle gelmiştir.

Bu tespitler, davacının “sabah hasar yoktu” iddiasını karşılamıştır. Mahkemeye göre riziko, yani deprem nedeniyle konutun hasar görmesi, poliçe düzenlenmeden önce başlamıştır. İkinci depremin hasarı ağırlaştırmış olması bu sonucu değiştirmemiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📘 TTK m.1458: rizikodan sonra kurulan sigorta

Bölge Adliye Mahkemesi, sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1458. maddesine dayandırmıştır. “Geçmişe etkili sigorta” başlıklı bu madde, sigorta korumasının sözleşmeden önceki bir tarihten itibaren sağlanabileceğini kabul eder; ancak önemli bir sınır koyar:

  • Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortacı ile sigorta ettiren (ve sigortadan haberi olmak şartıyla sigortalı) tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir.
  • Bu durum sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmiyorsa, sigortacı sözleşme ile bağlı olmaz; ancak ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.

Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmenin yapıldığı sırada rizikonun gerçekleşmiş olduğunun sigorta ettirence bilinmesi hâlinde sözleşmenin batıl olduğunu ve bu kuralın TTK m.1408, 1452, 1486 ve 1520 uyarınca emredici nitelik taşıdığını belirtmiştir. Mahkemeye göre başlangıçtan itibaren geçersiz olan bir sözleşme “ölü doğmuş” olup sigortacı ancak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra gerçekleşen rizikolardan sorumludur. Somut olayda geçerli bir sigorta ilişkisi bulunmadığından DASK’ın zarardan sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.

📝 Hasarsızlık beyanı ve beyan yükümlülüğü

Kararın ikinci dayanağı, poliçe düzenlenirken yapılan beyandır. TTK m.1435’e göre sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür; sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteki hususlar önemli kabul edilir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının konutun hasarsız olduğunu beyan ettiğini ve sigortacının poliçeyi bu beyana istinaden düzenlediğini tespit etmiştir. Poliçe düzenlendiği sırada konutun hasar durumu hakkında doğru beyanda bulunmayan davacı karşısında, DASK’ın basiretli bir tacir gibi davranmadığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Başka bir deyişle, sigortacının hasar kontrolü yapmadan poliçe düzenlemesi, beyanın doğruluğuna ilişkin riski sigortacıya yüklememiştir.

🏛️ Temyiz itirazları ve onama

Davacı temyiz dilekçesinde şu hususları ileri sürmüştür:

  • Konut ikinci depremde ağır hasar almıştır; il valiliği açıklamasına göre ilk depremde 140 bina yıkılmışken ikinci depremde 850 bina yıkılmıştır, bu da ikinci depremin yıkım gücünün daha yüksek olduğunu gösterir.
  • Poliçe riziko gerçekleşmeden önce eksiksiz ve usule uygun olarak düzenlenmiştir.
  • DASK, primin ödendiğini ve poliçenin yürürlükte olduğunu kabul etmektedir.
  • Davacı beyan yükümlülüğünü yerine getirmiş, gerçek dışı bilgi sunmamıştır; konut saat 09.01’de düzenlenen poliçeden önce hasar almamıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın zorunlu deprem sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğunu belirterek, kararın tarafların iddia ve savunmalarına, delillere, uygulanması gereken hukuk kurallarına ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz sebeplerinin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığını kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır. Davacı, 6502 sayılı Kanun m.73/2 gereğince harçtan muaf tutulmuştur.

🧩 Kararın sigorta uygulamasına yansıması

Bu onama kararı, büyük afetlerin ardından düzenlenen poliçelerde nelerin tartışılacağını somut biçimde gösteriyor:

  • Belirleyici olan hasarın başladığı an: Hasar sonraki bir depremle ağırlaşsa bile, bilirkişi raporuyla konutun poliçe öncesinde hasar aldığı belirlenirse riziko sözleşmeden önce gerçekleşmiş sayılabilmektedir.
  • Genel yıkım istatistiği yetmemiştir: İkinci depremde daha fazla bina yıkıldığına ilişkin genel veriler, somut taşınmaz için yapılan ivme ve hasar değerlendirmesinin önüne geçmemiştir.
  • Beyanın içeriği önemlidir: “Hasarsız” beyanıyla kurulan poliçede, sonradan beyanın gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılması sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
  • Prim ödenmiş olması teminat anlamına gelmemiştir: TTK m.1458’e göre rizikonun gerçekleştiğini yalnızca sigorta ettirenin bildiği durumlarda sigortacı sözleşmeyle bağlı olmaz, ancak primin tamamına hak kazanır.

Sigorta uyuşmazlıklarında teminat kapsamına ilişkin farklı bir örnek için serideki İMM poliçesinde değer kaybı kararı; sigortacının rücu hakkının sınırları için alkollü sürücüde rücu kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Poliçe ikinci depremden önce kurulduğu hâlde neden tazminat ödenmedi?

Bilirkişi raporuna göre konut, poliçe düzenlenmeden önceki ilk depremde en az orta hasar almıştı. Mahkemeler rizikonun sözleşmeden önce gerçekleştiğini kabul etmiş ve TTK m.1458 uyarınca geçerli bir sigorta ilişkisi bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Valilik açıklamasındaki yıkım rakamları neden sonucu değiştirmedi?

Davacı, ikinci depremde daha fazla bina yıkıldığını ileri sürmüştür. Ancak mahkeme, somut taşınmazın bulunduğu yer için ilk depremin ivme katsayısının daha büyük olduğunu tespit eden bilirkişi raporuna dayanmıştır. Yargıtay da bu değerlendirmeyi usul ve kanuna uygun bulmuştur.

Sigortacı hasar kontrolü yapmadan poliçe düzenlediyse sorumlu olmaz mı?

Bu dosyada Bölge Adliye Mahkemesi, poliçenin sigorta ettirenin “hasarsız” beyanına dayanılarak düzenlendiğini ve doğru beyanda bulunmayan sigorta ettiren karşısında sigortacının basiretli tacir gibi davranmadığından söz edilemeyeceğini belirtmiştir.

Davada neden yalnızca 100,00 TL talep edildi?

Karar metnine göre davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Dava, sigortacının sorumluluğunun esastan bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğinden, kararlarda hasar tutarına ilişkin bir hesaplamaya yer verilmemiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararı ile bu kararda aktarılan ilk derece ve istinaf gerekçelerinden derlenmiştir. Rizikonun gerçekleşme anı ve beyanın doğruluğu her dosyada kendi bilirkişi incelemesi ve delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu