E-postada Sert Eleştiri ve Fesih – Yargıtay 9. HD 2025/9689

On dokuz yıllık bir çalışan, terfi edemediğini ve işyerinde kayırmacılık yapıldığını düşünür. Önce yöneticilerine yazar, cevap alamaz. Sonra yönetim kurulu üyelerine bir e-posta gönderir; e-postada kurumun işleyişini halk arasında bilinen kaba bir atasözüyle niteler. İşveren iş sözleşmesini haklı nedenle fesheder, mahkemeler de feshi yerinde bulur. Ardından Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verir ve dosya yeniden yargılanır. Ancak bu kez karşıya başka bir engel çıkar: Aradan geçen yıllar nedeniyle artırılan tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı savunması.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 09.12.2025 tarihli ve E.2025/6650, K.2025/9689 sayılı kararıyla, bireysel başvurudan Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yeniden yargılamaya başlanmasına kadar geçen sürede zamanaşımının işlemeyeceğini kabul etmiş ve ıslahla artırılan kıdem ve ihbar tazminatlarını zamanaşımı gerekçesiyle reddeden ilk derece kararını bozmuştur.
✉️ Yönetim kuruluna giden e-posta ve fesih
Dava dilekçesine göre davacı, davalı şirkete ait işyerinde 28.09.1998 tarihinde işe başlamış, son brüt ücreti 3.370,00 TL’dir. Davacı, yıllarca terfi ettirilmediğini, yeni personelin kısa sürede terfi ve zam aldığını, işyerinde personel kayırmacılığı bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu konudaki şikâyetlerini önce yöneticilerine e-postayla iletmiş, sonuç alamayınca yönetim kurulu üyelerine bir e-posta göndermiştir.
İşveren, bu e-postayı gerekçe göstererek iş sözleşmesini 23.05.2017 tarihinde feshetmiştir. Davacı, şirket yöneticilerinin şahsına veya kurumsal yapıya yönelik bir söz söylemediğini, kullandığı atasözünün hakaret değil eleştirel düşüncenin ifade biçimi olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiştir.
Davalı işveren ise kullanılan kelimelerin hakaret içerdiğini, e-postanın ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığını savunmuştur. İşverene göre davacının ilk e-postayı “düzeltme” ihtiyacıyla ikinci bir e-posta göndermesi, ölçüyü kaçırdığını kabul ettiğini göstermektedir.
📉 İlk tur: “eleştiri sınırı aşıldı”
İlk derece mahkemesi 18.10.2018 tarihli kararında e-postanın büyük bölümünün rahatsız olunan durumun dile getirilmesi olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiş; ancak kurumun işlerini dışkıya benzeten kaba atasözünün eleştiri sınırlarını aştığını ve hakaret içerdiğini belirterek feshi haklı bulmuş ve davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi de 11.10.2021 tarihli kararıyla aynı gerekçeyi benimseyerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş ve bu karar kesin olarak verilmiştir. Böylece olağan kanun yolları tükenmiştir.
Bu aşamadaki değerlendirme, İş Kanunu m.25/II’nin işverene tanıdığı haklı fesih imkânıyla ilgilidir. Maddenin (b) bendi, işçinin işveren yahut aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesini veya işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunmasını bildirimsiz fesih sebepleri arasında sayar.
🏛️ Anayasa Mahkemesi: feshin son çare olması ilkesi
Davacının bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 17.07.2024 tarihli ve 2021/53760 başvuru numaralı kararıyla, Anayasa m.26’da güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Yargıtay kararına aktarılan gerekçe özetle şöyledir:
- Başvurucu, sıralı amirlerine sorunlarını ilettiği hâlde sonuç alamadığı için e-postayı göndermiştir.
- İfadeler kaba ve rahatsız edici bulunabilir; ancak temel amaç işverene hakaret değil, uğranıldığı düşünülen haksızlıklar konusunda farkındalık yaratmaktır ve sözler kurumun işleyişini nitelemek için kullanılmıştır.
- İfade bazı çevrelerde kaba sayılsa da toplumun bir kesimince vahim ve kabul edilemez işleri eleştirmek için kullanıldığı bilinmektedir.
- Söz konusu kabalık, on dokuz yıl emek veren ve haksızlığa uğradığını düşünen bir çalışanın agresif anlatımının parçasıdır.
- Doğrudan en ağır yaptırıma bağlanan fesih sebeplerinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konması gerekirken, feshin son çare olması ilkesi değerlendirilmemiş, İş Kanunu m.25 aşırı bir yoruma tabi tutularak düşünce açıklamalarının dolaylı olarak sınırlandırılmasına dayanak yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Kamu görevlisinin sosyal medya eleştirisine ilişkin benzer bir ifade özgürlüğü değerlendirmesi için serideki memurun sosyal medya eleştirisi kararı, özel sektörde paylaşım nedeniyle yapılan fesih için ise sosyal medya paylaşımı ve fesih kararı incelenebilir.
🔄 Yeniden yargılama: fesih haksız, ama ıslah geç mi?
Nazilli İş Mahkemesi (2024/321 E., 2025/72 K.), Anayasa m.153 uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının bütün yargı organlarını bağladığını belirterek e-postayı yeniden incelemiştir. Mahkemeye göre davacı, işverenin topluma yararlı çok sayıda faaliyeti bulunduğunu belirttikten sonra kendisinin de parçası olduğu kurumun işleyişini eleştirmiştir; sözler muhatapların şahsına yönelik hakaret değil, kurumsal işleyişe ilişkin değer yargısı içeren eleştiridir. Bu nedenle fesih haksız bulunmuş ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir.
Ancak davacı, yeniden yargılamada talebini 09.01.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle artırmış, davalı da süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. İlk derece mahkemesinin hesabı şöyledir:
- Fesih tarihi 23.05.2017’dir; eski düzende 10 yıllık süre 23.05.2027’de dolacaktı.
- İş Kanunu’na 7036 sayılı Kanunla eklenen ek m.3, kıdem ve ihbar tazminatı için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Geçici m.8’e göre, işlemeye başlamış sürenin kalan kısmı beş yıldan uzunsa, beş yılın geçmesiyle süre dolar. Buna göre süre 25.10.2022’de sona ermektedir.
- Arabuluculukta geçen süre ve Covid-19 döneminde duran süreler eklendiğinde son gün 08.02.2023 olarak hesaplanmıştır.
- Islah 09.01.2025’te yapıldığından, artırılan kısım zamanaşımına uğramış; tazminatlar dava dilekçesindeki miktarlarla sınırlı olarak kabul edilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (2025/1180 E., 2025/1596 K.) davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Islahla artan talepte zamanaşımının genel olarak nasıl değerlendirildiğine ilişkin bir bireysel başvuru kararı için serideki ıslahla artan talepte zamanaşımı yazısına bakılabilir.
⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi: harekete geçemeyene zamanaşımı işlemez
Duruşmalı yapılan temyiz incelemesinde davacı vekili, ihlal kararı sonrasında tahkikata geri dönüldüğünü, zamanaşımı bakımından da tahkikatın yapıldığı ana dönülmesi gerektiğini ve yeni bir hak ihlaline yol açılmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplamış ve şu değerlendirmeyi yapmıştır:
- Zamanaşımının niteliği: Zamanaşımı alacağı sona erdirmez, onu eksik borca dönüştürür; hâkim kendiliğinden gözetemez, borçlunun süresinde ileri sürmesi gerekir.
- Başlangıç: Kıdem ve ihbar tazminatında zamanaşımı, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte işlemeye başlar.
- Temel ilke: Zamanaşımı, harekete geçemeyen ve istemde bulunamayan kimsenin aleyhine işlemez.
- Somut olay: Bölge Adliye Mahkemesinin kesin ret kararından sonra davacının tazminat taleplerini dava yoluyla ileri sürme imkânı kalmamıştır. Bu nedenle bireysel başvuru ile Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarih arasında zamanaşımı işlemez.
- Sonuç: Fesih tarihi, BAM karar tarihi, arabuluculuk ve Covid-19 döneminde duran süreler ile ıslah tarihi birlikte dikkate alındığında talepler zamanaşımına uğramamıştır; tazminatların ıslahla artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması gerekir.
Daire, istinaf kararını ortadan kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını bozmuş, davacı yararına 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmetmiş ve kararı 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle vermiştir.
Karar, Türk Borçlar Kanunu m.153’teki durma sebeplerinden belirli bir bende açıkça atıf yapmadan, “harekete geçemeyene zamanaşımı işlemez” genel ilkesine dayanmaktadır. Maddenin 6. bendindeki “alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece” zamanaşımının durması düzenlemesi, aynı düşüncenin kanundaki karşılığı olarak okunabilir.
🗓️ Tarihlerle dosyanın seyri
- 28.09.1998: İşe giriş.
- 23.05.2017: Yönetim kuruluna gönderilen e-posta gerekçesiyle fesih.
- 16.03.2018: Dava tarihi.
- 18.10.2018: İlk derece mahkemesi, feshi haklı bularak davayı reddeder.
- 11.10.2021: Bölge Adliye Mahkemesi istinafı kesin olarak reddeder.
- 17.07.2024: Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü ihlali ve yeniden yargılama kararı verir (2021/53760).
- 09.01.2025: Yeniden yargılamada ıslah dilekçesi.
- 2025: Nazilli İş Mahkemesi feshi haksız bulur, ıslah kısmını zamanaşımından reddeder; İzmir BAM 9. HD istinafı reddeder.
- 09.12.2025: Yargıtay 9. HD, zamanaşımı yönünden bozma kararı verir.
Tablo, bir fesih uyuşmazlığının sekiz yılı aşan bir sürece yayılabildiğini ve bireysel başvuru aşamasının da bu sürenin önemli bir bölümünü oluşturduğunu gösteriyor. Kararın pratik önemi, bu aşamada geçen sürenin işçi aleyhine zamanaşımı hesabına katılmamasıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İşverene kaba bir ifade içeren e-posta göndermek her zaman haklı fesih sebebi midir?
Bu dosyada hayır. Anayasa Mahkemesi, ifadenin kurumun işleyişini eleştirmek için kullanıldığını, çalışanın sorunlarını önce amirlerine ilettiğini ve feshin son çare olması ilkesinin gözetilmediğini belirterek ihlal kararı vermiş; yeniden yargılamada fesih haksız bulunmuştur. Sonuç, ifadenin muhatabına, amacına ve bağlamına göre değişebilir.
Anayasa Mahkemesinde geçen süre zamanaşımına dahil edilir mi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre, bireysel başvurunun yapıldığı tarih ile Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarih arasında zamanaşımı işlemez. Gerekçe, kesin ret kararından sonra işçinin talebini dava yoluyla ileri sürme imkânının bulunmamasıdır.
Kıdem ve ihbar tazminatında zamanaşımı süresi kaç yıldır?
İş Kanunu ek m.3 uyarınca beş yıldır ve iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte işlemeye başlar. Ek madde yürürlüğe girmeden önce işlemeye başlamış süreler için geçici m.8’deki geçiş kuralı uygulanır; bu dosyada ilk derece mahkemesi söz konusu kurala göre bir hesaplama yapmıştır.
Bozma kararından sonra dosyada ne olacak?
Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Yargıtay’ın bozma gerekçesine göre kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin, 09.01.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle artırılan miktarlar üzerinden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bozma kararına uyulup uyulmayacağı ve yeni hüküm, ilk derece mahkemesinin yargılamasıyla belirlenecektir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararı ile bu kararda aktarılan ilk derece, istinaf ve Anayasa Mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Fesih sebebinin haklılığı ve zamanaşımı hesabı her dosyada kendi tarihleri ve olgularıyla ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



