Tutuklu İşte Adli Tatilde Temyiz – AYM 2021/37483

Her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasında ceza mahkemeleri çalışmaya ara verir; ancak tutuklu dosyalar bu dönemde de incelenmeye devam eder. Uygulamada uzun süre tartışılan soru şuydu: Tutuklu bir dosyada adli tatil içinde tebliğ edilen bir karara karşı kanun yolu süresi işlemeye devam eder mi, yoksa tatilin bitmesi beklenir mi? Bir Yargıtay ceza dairesi süreyi işlemiş kabul edip temyizi reddetti; Anayasa Mahkemesi ise bu yorumun kanunun açık lafzıyla bağdaşmadığına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 06.01.2026 tarihli ve 2021/37483 başvuru numaralı kararıyla, tutuklu iş olduğu gerekçesiyle adli tatil içinde yapılan temyiz isteminin süreden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, 26.02.2026 tarihli ve 33180 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
📅 Dosyanın seyri: tebliğ tatilde, temyiz tatilin son günü
Başvurucu hakkında kasten öldürme suçundan açılan davada Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi 19.11.2019 tarihinde mahkûmiyet kararı vermiştir. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 08.07.2020 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiş ve kararın temyiz yolu açık olmak üzere verildiğini belirtmiştir.
Dosyanın kronolojisi, uyuşmazlığın tamamen bir süre hesabı meselesi olduğunu gösterir:
| Tarih | İşlem |
|---|---|
| 08.07.2020 | Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan ret kararı (E.2019/2561, K.2020/834) |
| 20.07.2020 | Adli tatilin başlangıcı |
| 21.07.2020 | Kararın sanık müdafiine tebliği |
| 31.08.2020 | Temyiz dilekçesinin sunulması (adli tatilin son günü) |
| 14.04.2021 | Yargıtay 1. Ceza Dairesinin temyiz istemini süreden reddi |
| 05.07.2021 | Bireysel başvuru |
| 06.01.2026 | Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı |
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararın 21.07.2020’de usulüne uygun tebliğ edildiğini, dilekçenin ise “15 günlük yasal süre geçtikten sonra” sunulduğunu belirtmiş; “işin tutuklu olmasına nazaran adli tatil içerisinde de temyiz süresinin işleyeceği” gerekçesiyle temyiz istemini CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca reddetmiştir.
📖 CMK 331’in iki fıkrası ve çatışan yorumlar
Uyuşmazlığın merkezinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adlî tatil” başlıklı 331. maddesi bulunmaktadır. Maddenin ilgili fıkraları şöyledir:
- Birinci fıkra: Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.
- Üçüncü fıkra: Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
- Dördüncü fıkra: Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.
Ceza Dairesinin yaklaşımı, üçüncü fıkrayı dördüncü fıkranın bir istisnası olarak okumaya dayanmaktadır: Tutuklu işler tatilde de inceleniyorsa, bu işlerde süreler de işlemeye devam etmelidir. Başvurucu ise adli tatilde sürelerin işlemeyeceğini, dosyanın tutuklu olup olmamasının bu kural bakımından önem taşımadığını savunmuştur.
Anayasa Mahkemesi kararında, Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve E.2019/16-292, K.2021/275 sayılı kararından aktardığı bir tespite de yer vermiştir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun aksine, adli tatilde görülebilen işler yönünden sürelerin işleyeceğine dair açık bir düzenleme yoktur. Tutuklu işlerde sürenin işlediği sonucu, ancak iki fıkranın birlikte yorumlanmasıyla elde edilebilmektedir.
🔀 Yargıtay içindeki farklı uygulamalar
Kararın dikkat çeken yönlerinden biri, Anayasa Mahkemesinin “ilgili hukuk” bölümünde Yargıtay’ın farklı yöndeki kararlarını yan yana koymasıdır:
- Ceza Genel Kurulu (10.06.2021, E.2019/16-292, K.2021/275): Tutuklu işlerde adli tatil süresince temyiz süresinin işlediğini kabul etmenin, tutuklu sanığın temyiz süresini kısıtlayan aleyhe bir yorum olduğunu; kanun koyucu böyle bir istisnayı açıkça öngörmediğinden tutuklu işlerde de adli tatilde temyiz süresinin işlemeyeceğini kabul etmiştir. Genel Kurul ayrıca, bu konuda ceza dairelerinin farklı kararlarının bulunmasının belirlilik sorununa işaret ettiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi (25.03.2025, E.2021/10541, K.2025/3296): 15.07.2020’de tebliğ edilen karara karşı 03.09.2020’de verilen temyiz dilekçesini, CMK 331/4 gereğince süresinde saymıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi (07.07.2025, E.2025/3648, K.2025/5977): 13.07.2024’te tebliğ edilen hükmün 03.09.2024’te temyiz edilmesini, aynı hükme dayanarak süresinde kabul etmiştir.
Başvuruya konu ret kararı ise 14.04.2021 tarihinde, yani Ceza Genel Kurulunun konuyu açıklığa kavuşturduğu 10.06.2021 tarihli karardan yaklaşık iki ay önce verilmiştir.
⚖️ AYM’nin ölçütü: öngörülebilirlik ve kanunilik
Anayasa Mahkemesi önce, süreden ret kararının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına açık bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre adil yargılanma hakkı bir üst yargı yoluna başvurmayı kendiliğinden güvence altına almaz; ancak kanun koyucu istinaf veya temyiz yolunu tanımışsa, bu yollar bakımından da adil yargılanma güvenceleri sağlanmalıdır.
Müdahalenin meşruluğu Anayasa’nın 13. maddesi çerçevesinde incelenmiş ve değerlendirme ilk basamakta, yani kanunilik ölçütünde sonuçlanmıştır. Mahkemenin genel ilkesi şudur: Mahkemelerin yorumları kanunun açık lafzıyla çelişiyor veya kanun metni karşısında bireyler tarafından öngörülemiyorsa, müdahalenin kanuni dayanağı olmadığı kabul edilebilir.
Bu ilkenin olaya uygulanmasında Mahkeme şu tespitleri yapmıştır:
- CMK 331/4, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğini açıkça düzenlemektedir; madde bir bütün olarak incelendiğinde bu kuralın açık bir istisnası bulunmamaktadır.
- Kuralın amacı, mahkemelerin çalışmaya ara verdiği dönemde ilgililerin hak kaybını önlemektir.
- Tutuklu dosyaların tatilde incelenmesine ilişkin 331/3 ise geç incelemeden doğabilecek riskleri ve tutuklamanın ölçüsüz uygulanmasını önlemeye yöneliktir; yani tutuklu kişinin lehine konmuş bir düzenlemedir.
- Kanun yollarını, başvuru sürelerini ve adli tatili ayrıntılı biçimde düzenleyen kanun koyucu, temyiz süresini kısaltan bir istisnayı açıkça öngörmemiştir.
Bu nedenle Ceza Dairesinin yorumu, tutuklu sanıkların mahkemeye erişim hakkını kısıtlayan ve kanun koyucunun iradesine uymayan, öngörülemez bir yorum olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, açık bir kanuni düzenlemeye rağmen yapılan bu yorum nedeniyle müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşmış; ölçülülük incelemesine geçmeye gerek görmemiştir.
🏛️ Hüküm ve giderim
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü oybirliğiyle şu kararları vermiştir:
- Mahkemeye erişim hakkına ilişkin iddia kabul edilebilir bulunmuş ve ihlal tespit edilmiştir.
- Başvurucunun tutulduğu süreçle ilgili kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin iddiası süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
- Gerekçe ve keşif talebine ilişkin diğer adil yargılanma şikâyetlerinin, ihlal tespiti ve giderim gözetilerek incelenmesine gerek görülmemiştir.
- Karar örneği, yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay ilgili Ceza Dairesine iletilmek için Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/368, K.2019/330) gönderilmiştir.
- 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
Mahkeme, ihlal kararından davanın sonucuna ilişkin bir tutum çıkarılmaması gerektiğini de vurgulamıştır: İhlal kararı, beraat veya mahkûmiyet yönünde bir sonuç anlamına gelmez; yeniden yapılacak incelemede delilleri değerlendirme yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
📌 Karardan süzülen ilkeler
- CMK 331/4’teki “adli tatile rastlayan süreler işlemez” kuralı, kanun metninde tutuklu işler için bir istisna içermez.
- Tutuklu dosyaların adli tatilde incelenmesine imkân veren 331/3, kanun yolu sürelerini işletmeye yönelik değil, dosyaların gecikmeden ele alınmasına yönelik bir hükümdür.
- Kanun yolu süresini kısaltan aleyhe bir yorum, kanunun açık lafzıyla çeliştiğinde ve öngörülemediğinde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bırakır.
- Bireysel başvuruda bu tür bir ihlalin olağan giderimi, kanun yolu incelemesinin yeniden yapılmasıdır; tazminat talep edilmeyen dosyada Mahkeme yalnızca ihlal tespiti ve yeniden yargılamaya hükmetmiştir.
🧮 Süre hesabında dikkat çeken noktalar
Karar, ceza muhakemesinde kanun yolu sürelerinin hesaplanmasına ilişkin bazı noktaları görünür kılmaktadır:
- Tatil başlangıç ve bitişi: Ceza işlerinde adli tatil 20 Temmuz’da başlar, 31 Ağustos’ta biter. Bu aralığa rastlayan süreler işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.
- Tutukluluk durumu: Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesine göre dosyanın tutuklu olması, CMK 331/4’ün uygulanmasını engellemez. Ceza Genel Kurulu da 2021 tarihli kararında aynı sonuca ulaşmıştır.
- Temyiz süresinin güncel metni: Olayda geçerli düzenlemeye göre temyiz süresi on beş gündü. CMK’nın 291. maddesinin bugünkü metni ise temyiz isteminin, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılacağını öngörmektedir.
- Hukuk yargılamasıyla fark: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesi, adli tatile tabi dava ve işlerde süre sonunun tatile rastlaması hâlinde sürenin tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağını düzenler. Ceza Genel Kurulu, CMK’da HMK’dan farklı olarak tatilde görülen işler için sürenin işleyeceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır. İki kanundaki süre kurallarının farklı olması, her yargılama türünde ilgili kanunun ayrıca incelenmesini gerektirir.
Kanun yolu sürelerine ilişkin diğer anayasal değerlendirmeler serideki istinaf süresinin tefhimden başlatılması ve müdafiye tebliğ ve sanığın temyiz süresi yazılarında ele alınmıştır.
❓ Merak edilenler
Tutuklu dosyalar tatilde inceleniyorsa süreler neden işlemiyor?
Anayasa Mahkemesine göre bu iki kural farklı amaçlara hizmet eder. Tutuklu dosyaların tatilde incelenmesi, tutuklamanın gecikme nedeniyle ölçüsüz hâle gelmesini önlemeye yöneliktir. Sürelerin işlememesi ise mahkemelerin ara verdiği dönemde hak kaybını önler. Kanun, tutuklu işler için süre bakımından açık bir istisna öngörmediğinden, birinci kuraldan ikincisine istisna çıkarılması öngörülemez bir yorum olarak değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi başvurucunun beraatine mi karar verdi?
Hayır. Karar yalnızca temyiz isteminin süreden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini tespit etmektedir. Mahkeme, ihlal kararının davanın kabulü, reddi, beraat veya mahkûmiyet yönünde bir tutum anlamına gelmediğini açıkça belirtmiş; yeniden yapılacak incelemeyi ilgili yargı mercilerine bırakmıştır.
Kişi hürriyetine ilişkin şikâyet neden incelenmedi?
Başvurucu, tutulduğu muhakeme süreciyle ilgili olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi bu iddiayı, önceki içtihadı doğrultusunda bireysel başvuru süresinin aşıldığı gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Gerekçe ve keşif talebine ilişkin şikâyetler ise mahkemeye erişim hakkının ihlali tespit edildiğinden ayrıca incelenmemiştir.
Kararda tazminata hükmedildi mi?
Başvurucu yalnızca ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talep etmiştir. Mahkeme bu doğrultuda yeniden yargılamaya hükmetmiş; ayrıca 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir başvurucunun somut dosyasında mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğine ilişkindir ve ceza yargılamasının esası hakkında bir değerlendirme içermez. Kanun yolu sürelerinin hesabı; tebliğ tarihi, kararın türü, uygulanacak kanun hükmü ve yürürlükteki değişikliklere göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



