Emsal KararlarSigorta Hukuku

Avukatın Mesleki Hatası ve Sigorta – Hakem K. 2026/295690

Bir trafik kazası, bir rücu talimatı ve talimatta sayılan iki sebepten yalnızca birine dayanılarak başlatılan bir icra takibi. İlk derece mahkemesinde kazanılan dava istinafta kaybedilir, tahsil edilen para iade edilir, diğer rücu sebebine dayanmak için de artık çok geçtir. Zararı müvekkiline ödeyen avukat bu kez kendi mesleki sorumluluk sigortacısının kapısını çalar; sigortacı ise ödeme yükümlülüğü bulunmadığını savunur. Uyuşmazlık, Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyetinin önüne gelir.

Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyeti, 20.05.2026 tarihli ve K-2026/295690 sayılı kararıyla, müvekkilinin talimatına rağmen ehliyetsizlik rücu sebebine dayanmayan avukatın özen borcuna aykırı davrandığını, bu nedenle katlanmak zorunda kaldığı zararın avukat mesleki sorumluluk sigortası kapsamında karşılanması gerektiğini kabul etmiş; poliçedeki %10 muafiyeti uygulayarak talebi kısmen kabul etmiştir. Karar, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 66. sayısında yayımlanmıştır.

Kısa özet: Bir sigorta şirketinin vekili olan avukata, trafik kazası nedeniyle ödenen 93.127,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sürücüden rücuen tahsili görevi verilmiştir. Talimatta hem alkollü araç kullanma hem ehliyetsizlik sebebine dayanılması istenmesine rağmen takip ve dava yalnızca alkol sebebine dayandırılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, ancak bölge adliye mahkemesi kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Tahsil edilen 160.248,69 TL iade edilmiş, karşı vekâlet ücreti ödenmiştir. Avukat, müvekkilinin zararı olarak 131.208,66 TL ödemiş ve bu tutarı mesleki sorumluluk sigortacısından talep etmiştir. Hakem heyeti zamanaşımı itirazını reddetmiş, özen borcuna aykırılığı kabul etmiş ve %10 muafiyet düşülerek 118.087,79 TL’nin faiziyle ödenmesine hükmetmiştir.

🚗 İki rücu sebebi, tek dayanak

Olayın kökü 03.12.2016 tarihli bir trafik kazasına dayanmaktadır. Kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısı, kazada hayatını kaybeden kişinin yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı olarak 93.127,00 TL ödemiştir. Karar metnine göre sürücü kaza anında 1.52 promil alkollüdür ve geçerli bir ehliyetnameye de sahip değildir.

Trafik Sigortası Genel Şartları, bu iki durumu ayrı rücu sebepleri olarak düzenlemektedir: Kararda B.4/b maddesi ehliyetsizlik, B.4/c maddesi ise alkol hâli bakımından anılmıştır. Sigorta şirketi, ödediği tazminatın sürücüden rücuen tahsili için başvuran avukata görev ataması yapmış ve karar metnine göre atamada her iki sebebe dayanılarak rücu işlemlerine başlanması talimatını vermiştir.

Ne var ki 06.05.2019 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibi, başvuranın da kabul ettiği üzere hataen yalnızca alkol sebebine dayandırılmıştır. Borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası da aynı dayanakla yürütülmüştür.

🔁 İstinafta dönen dava ve iade

Hakem heyetinin dosya incelemesinden aktardığı süreç şöyledir:

  1. 04.11.2020 – İlk derece mahkemesi: İtirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacak üzerinden %20 icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.
  2. 2021 – Haricen tahsilat: İstinaf aşamasında tehir-i icra kararı sunulmadığından borçlu ile 18.06.2021 tarihli anlaşma tutanağı ve ibraname düzenlenmiş; istinaf sonucuna göre istirdat hakları saklı tutularak toplam 160.248,69 TL taksitler hâlinde tahsil edilmiştir.
  3. 28.03.2024 – Bölge adliye mahkemesi 8. Hukuk Dairesi: “Kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, müteveffa yolcunun da kazaya kusurlu davranışı ile katılımının bulunduğu” gerekçesiyle rücu koşullarının oluşmadığını kabul etmiş, ilk derece kararını kaldırarak davayı kesin olarak reddetmiştir.
  4. 29.04.2024 – Eski hâle iade: İİK m.40 uyarınca tahsil edilen 160.248,69 TL borçluya iade edilmiş, ayrıca 9.000,00 TL karşı vekâlet ücreti ödenmiştir.

Başvuranın dilekçesine göre aradan geçen süre nedeniyle ehliyetsizlik sebebine dayanarak yeniden rücu imkânı da zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkmıştır. Hak sahibi sigorta şirketi zararını 26.04.2024 tarihli e-postayla avukattan talep etmiş; karar metnine göre avukat 131.208,66 TL tutarındaki zararı 27.06.2024 tarihinde şirkete ödemiştir.

📎 Karar metni: Hakem kararının tam metni Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 66. sayısından aktarılmıştır; taraf ve kişi adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🛡️ Sigortacının itirazları

Mesleki sorumluluk sigortacısı talebe birden fazla cephede karşı çıkmıştır. Cevap dilekçesinde öne sürülen başlıca savunmalar şunlardır:

  • Zamanaşımı: Talep iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra ileri sürülmüştür.
  • El çekme: Dava dosyalarının celbi ve ehliyetsizlik durumunun araştırılması gerektiğinden uyuşmazlık tahkimde çözülemez.
  • Teminat dışılık: Avukat kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan ödeme yapmıştır.
  • Kusur yokluğu: Mahkeme hukuku re’sen uygulamakla yükümlü olduğundan ehliyetsizliği kendiliğinden dikkate almalıydı.
  • İlliyet: Ehliyetsizlik sebebine dayanılsaydı bile davanın mutlaka kazanılacağı söylenemez.
  • Muafiyet: Her hâlükârda poliçedeki %10 muafiyet uygulanmalıdır.

⚖️ Hakem heyetinin değerlendirmesi

Poliçe ve teminat: Heyet önce talep esaslı poliçe yapısını incelemiştir. Poliçeler 2013’ten itibaren aralıksız yenilenmiş, geriye dönüş süresi 5 yıl, uzatılmış bildirim süresi 2 yıl olarak belirlenmiş, teminat limiti 5.000.000 TL’dir. Husumet, 02.03.2024–02.03.2025 vadeli poliçeye yöneltilmiştir. Poliçe koşuluna göre ödeme için yalnızca mesleki hata yeterli değildir; tazminat talebinde bulunan kişinin somut olarak zarara uğramış olması da gerekir. Hasar dosyası 25.09.2014’te atanmış, zarar talebi 26.04.2024’te bildirilmiştir; heyet, aktif ve pasif husumet ile dava şartlarının mevcut olduğunu kabul ederek esasa girmiştir.

Zamanaşımı: Heyet, TTK m.1420/1’deki düzenlemeyi aktarmıştır: Sigorta sözleşmesinden doğan istemler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda, sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yılda zamanaşımına uğrar. Başvuranın hak sahibinin zararını 2024 yılında karşıladığı ve sigortacıdan talebin karar metninde 19.12.2025 olarak gösterildiği dikkate alınarak zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.

İlliyet tartışması: Sigortacı, ehliyetsizliğin kazaya etkisinin ayrıca incelenmesi gerekeceğini savunmuştur. Heyet, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarihli, 2022/401 E. – 2022/509 K. sayılı kararına atıf yaparak ehliyetsiz sürücü hâlinde ehliyetsizlik ile kaza arasında illiyetin araştırılmasına gerek bulunmadığı yönünde kararlar bulunduğunu belirtmiş; ancak asıl meselenin bu olmadığını, uyuşmazlığın avukatın hatası nedeniyle hak sahibinin zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplandığını vurgulamıştır.

Ehliyetsiz sürücü nedeniyle rücu ilişkisinin başka bir görünümü için serideki ehliyetsiz sürücüde araç malikine rücu kararı, alkol sebebine dayalı rücudaki münhasırlık şartı için ise alkollü sürücüde rücu ve münhasırlık kararı incelenebilir.

🧭 Avukatın özen borcunun ölçüsü

Kararın merkezinde vekilin özen borcu yer almaktadır. Heyet üç dayanağı birlikte değerlendirmiştir:

  • Avukatlık Kanunu m.34: Avukat, üstlendiği görevleri özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve meslek kurallarına uymakla yükümlüdür.
  • TBK m.506: Vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; sorumluluğun belirlenmesinde benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin davranışı esas alınır.
  • Yargıtay içtihadı: Heyetin aktardığı kararlara göre profesyonel vekil hafif kusurundan dahi sorumludur, tereddüt doğuran durumlarda araştırma yapmak ve en emin yolu tercih etmek zorundadır. Heyet bu bağlamda Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/8014 E., 2014/29496 K. sayılı kararına da atıf yapmıştır.

Somut olayda müvekkilin talimatı açıktır ve iki rücu sebebini birlikte içermektedir. Başvuranın da kabul ettiği gibi süreç hata ile talimata aykırı olarak tek sebebe dayandırılmıştır. Heyet, başvuranın vekil sıfatıyla yürüttüğü işlemde kendisinden beklenen ihtimam ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek zarara sebebiyet verdiği sonucuna ulaşmış; poliçedeki avukatlık klozunun, özen borcuna aykırılıktan doğan ve sigortalının ödemek zorunda kaldığı tazminatları teminat altına aldığını belirterek zararın poliçe kapsamında karşılanması gerektiğine karar vermiştir.

🧮 Muafiyet, temerrüt ve yargılama giderleri

Ödenen 131.208,66 TL’nin tutarı taraflar arasında çekişmeli olmadığından ve ödeme dekontla ispatlandığından bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir. Karar metnine göre poliçede muafiyet, “her bir tazminat talebi için asgari 50.000 TL olmak üzere sigortacının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın %10’u” şeklinde düzenlenmiştir. Heyet, %10 muafiyet uygulayarak tazminatı 118.087,79 TL olarak hesaplamış, 13.120,86 TL bakiye istemi reddetmiştir.

Faiz başlangıcı bakımından TTK m.1427 esas alınmıştır: Sigorta tazminatı, sigortacının araştırmaları bitince ve her hâlde ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olur; borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Eksik belgelerin tamamlanmasıyla başvurunun 27.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiş ve sigortacının 11.11.2024 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir.

Başvuran kendisini vekille temsil ettirmediğinden lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş; reddedilen kısım üzerinden sigortacı lehine 2.624,17 TL vekâlet ücreti belirlenmiştir. 2.208,13 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.987,32 TL’si sigortacıya yükletilmiştir. Karar, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/12 uyarınca bildirimden itibaren 10 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilmiştir.

🙋 Akla gelen sorular

Mahkemenin hukuku re’sen uygulama yükümlülüğü avukatı sorumluluktan kurtarmadı mı?

Sigortacı bu savunmayı ileri sürmüştür. Hakem heyeti ise uyuşmazlığın odağını, avukatın müvekkil talimatına rağmen ehliyetsizlik sebebine dayanmaması ve bu hatanın hak sahibini zarara uğratıp uğratmadığı olarak belirlemiş; başvuranın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna ulaşmıştır.

Avukatın müvekkiline mahkeme kararı olmadan ödeme yapması teminatı ortadan kaldırdı mı?

Sigortacı, kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın yapılan ödemenin teminat dışında kaldığını savunmuştur. Heyet bu savunmayı kabul etmemiş; ödenen tutarın çekişmesiz olduğunu ve dekontla ispatlandığını belirterek zararın poliçe kapsamında karşılanmasına hükmetmiştir.

Talep esaslı poliçede geriye dönüş süresi neden önemliydi?

Mesleki hata 2019’da başlatılan takipte gerçekleşmiş, zarar talebi ise 2024’te bildirilmiştir. Poliçelerin 2013’ten itibaren aralıksız yenilenmesi, 5 yıllık geriye dönüş ve 2 yıllık uzatılmış bildirim süresi gözetilerek heyet, husumetin yöneltildiği 2024–2025 vadeli poliçe bakımından dava şartlarının mevcut olduğunu kabul etmiştir.

Bu hakem kararı kesin mi?

Karar metnine göre 5684 sayılı Kanun’un 30/12. maddesi uyarınca kararın bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açıktır. Dergide yayımlanan metin, itiraz aşamasına ilişkin bir bilgi içermemektedir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında yer alır; sigorta ve diğer alanlardaki kararlar Emsal Kararlar bölümünde derlenmektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 66. sayısında yayımlanan hakem kararından derlenmiştir. Hakem kararları yalnızca taraflarını bağlar ve itiraz ile kanun yolu denetimine tabidir. Mesleki sorumluluk sigortasında teminatın kapsamı, muafiyet ve zamanaşımı; poliçe özel şartlarına, somut olayın koşullarına ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu