Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİş Hukuku

Beş Puanlık Prim İndirimi Davası – AYM 2020/1724

Bir işveren, devraldığı fabrikanın eski sahibi adına çıkarılan prim borcu yargı kararıyla iptal edilince, yıllarca yararlanamadığı beş puanlık işveren prim indiriminin kendisine iade edilmesini ister. Sosyal Güvenlik Kurumu talebi kabul etmeyince dava açılır. Dosya beş yıl boyunca ilk derece mahkemesi ile Yargıtay arasında gidip gelir; iki kez kabul, iki kez bozma kararı verilir. Tam bu sırada yürürlüğe giren bir kanun hükmü, görülmekte olan bütün prim teşviki davalarının “konusuz kaldığını” öngörür ve dava esasına girilmeden kapanır. Üstelik bu hüküm, kısa süre sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilir. Davası konusuz sayılan işverenin talebi ise hiçbir merci tarafından esastan karara bağlanmamış olarak kalır.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 6/5/2026 tarihli ve 2020/1724 başvuru numaralı kararıyla, 5510 sayılı Kanun’un ek 17. maddesine dayanılarak prim indirimi iadesi davasında “karar verilmesine yer olmadığı” hükmü kurulmasının, işverenin mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama için dosyayı Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir.

Kısa özet: Başvurucu şirket 2008’de satın aldığı fabrika nedeniyle eski işverenin prim borçlarından 5510 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Eski işveren adına tahakkuk ettirilen 172.936,73 TL prim borcu 2012’de mahkemece iptal edilip 2013’te kesinleşince şirket, 5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendindeki beş puanlık indirimin uygulanmasını istemiştir. Bilirkişi indirimi 66.424,85 TL olarak hesaplamış, ilk derece mahkemesi iki kez iadeye hükmetmiş, Yargıtay ise önce koşulların araştırılması, sonra davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. 7103 sayılı Kanun’la eklenen ek 17. madde üzerine dava konusuz sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi, işverenin koşulları sağlayıp sağlamadığının esastan belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

🏭 İşyeri devri ve iptal edilen prim borcu

5510 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrasına göre, sigortalının çalıştırıldığı işyeri devralındığında eski işverenin Kuruma olan prim, gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer fer’i borçlarından yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Başvurucu şirket, 2008 yılında bir anonim şirketten fabrika satın alınca bu kural nedeniyle devreden şirketin prim borçlarına ortak olmuştur.

SGK, devreden şirket adına 172.936,73 TL prim borcu tahakkuk ettirmiştir. İdari itirazın reddi üzerine devreden şirket dava açmış, Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/4/2012 tarihinde prim borcunu ve gecikme faizini iptal etmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16/4/2013 tarihli kararıyla bu hüküm kesinleşmiştir.

Beş puanlık indirimden yararlanmanın şartlarından biri, işverenin SGK’ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmamasıdır. Tahakkuk iptal edilince başvurucu şirket, geçmişte bu borç nedeniyle kullandırılmayan indirimin uygulanmasını ve borçlarından mahsubunu istemek üzere 17/1/2013 tarihinde SGK’ya başvurmuştur.

🔁 Beş yıl süren iade davası

SGK başvuruyu kabul etmeyince açılan davada süreç şöyle ilerlemiştir:

  • 23/12/2014: Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişinin 30/4/2009-28/11/2013 dönemi için hesapladığı 66.424,85 TL indirimin yasal faiziyle iadesine karar vermiştir.
  • 11/2/2016: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, şirketin SGK’ya olan tüm borçlarının ve hangi aylarda indirimden yararlandığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.
  • 11/11/2016: Mahkeme bozmaya uyup yeni bilirkişi raporu almış ve 66.424,85 TL’nin iadesine yeniden hükmetmiştir.
  • 23/5/2017: Yargıtay, şirketin bazı dönem primlerini geç ödediği, bir kısmını yapılandırdığı, bir kısmı için istenen belgeleri vermediği gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini belirterek ikinci kez bozmuştur.
  • 19/9/2017: Mahkeme bozmaya uyarak davayı reddetmiştir.
  • 17/4/2018: Bu kez Yargıtay, yeni yürürlüğe giren ek 17. madde uyarınca davanın konusuz kaldığını, bu konuda kararı ilk derece mahkemesinin vermesi gerektiğini belirterek bozmuştur.
  • 31/12/2018 ve 4/12/2019: Mahkeme “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmiş, Yargıtay kararı “konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde düzelterek onamıştır.

Nihai karar 30/12/2019’da tebliğ edilmiş, şirket 3/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Makul sürede yargılanma şikâyeti Komisyonca kabul edilemez bulunmuş, inceleme mülkiyet hakkı ekseninde sürdürülmüştür.

📎 Kararın tam metni: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün 6/5/2026 tarihli, 2020/1724 başvuru numaralı ihlal kararı PDF olarak buradan okunabilir.

📜 Ek 17. madde ve konusuz kalan davalar

7103 sayılı Kanun’un 70. maddesiyle 5510 sayılı Kanun’a eklenen ek 17. madde, geriye dönük prim teşviki taleplerini yeni bir düzene bağlamıştır. Kararda aktarılan, ilgili dönemdeki hâliyle maddenin ana çizgileri şunlardır:

  • Yararlanılabileceği hâlde yararlanılmayan dönemler için kural olarak geriye dönük teşvik, destek ve indirimden yararlanılamaz.
  • Maddenin yürürlüğünden önceki dönemlerde tüm şartları sağlayan işverenler, belirli bir süre içinde Kuruma başvurarak bu haklardan yararlanabilir.
  • İade edilecek tutar kanuni faizle hesaplanır ve üç yıla yayılarak, öncelikle borçlardan mahsup edilerek ödenir.
  • Görülmekte olan davalarda tutar, dava öncesi idari başvuru tarihinden itibaren faizle hesaplanır; mahkemeler bu davalarda konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmeder, vekâlet ücretinin dörtte birine karar verilir ve SGK’nın kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.

Başvurucunun davası, tam olarak bu son fıkra uygulanarak kapatılmıştır.

🏛️ Anayasa Mahkemesinin 2020 tarihli iptal kararı

Ek 17. maddenin görülmekte olan davalara ilişkin dördüncü fıkrası, bir itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarihli ve E.2018/139, K.2020/12 sayılı kararıyla incelenmiştir. Mahkeme o kararda şu tespitleri yapmıştır:

  • Ek 17. madde, 1/4/2018 öncesine ait prim teşviki, destek ve indirimlerini icrası mümkün bir alacak olarak kabul etmiştir; bu alacak mülkiyet hakkı kapsamındadır.
  • Faizin dava öncesi idari başvuru tarihinden başlatılması, ödemelerin çoğu daha eskiye dayandığından alacakta orantısız bir eksilmeye yol açar.
  • İadenin üç yıla yayılması, dava sonunda alacağına derhâl ve toptan kavuşabilecek işverene aşırı külfet yükler.
  • Görülmekte olan davaları davacının iradesi dışında ve aleyhine sona erdiren kural, karar hakkını ölçüsüz biçimde sınırlar.

Bu gerekçelerle kural Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Başvurucunun davası ise iptal kararından önce, bu kurala dayanılarak kesin olarak kapanmıştı.

⚖️ Etkili başvuru hakkı neden ihlal edildi?

Anayasa Mahkemesi önce mülkün varlığını tespit etmiştir: Fazladan alındığı ileri sürülen sigorta primleri işverenin mal varlığında eksilmeye neden olduğundan, iade talebi mülkiyet hakkı kapsamındadır. Ardından şikâyeti, Anayasa’nın 35. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddedeki etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir.

Mahkemenin akıl yürütmesi iki adımlıdır:

  • Teorik olarak etkili bir yol var mıydı? Evet. Kanun değişikliğinden önce açılıp kesinleşen davalarda, 81. maddedeki koşulları sağladığını ispatlayan işverenler mahkeme kararıyla primlerinin iadesini alabilmiştir.
  • Bu yol başvurucu için fiilen işledi mi? Hayır. Dava sürerken yapılan yasal müdahale sonrasında yargı mercileri davanın esasının görülemeyeceğini kabul etmiş ve hiçbir aşamada şirketin koşulları sağlayıp sağlamadığı kesin olarak belirlenmemiştir.

Mahkeme, bu tespitin ek 17. maddenin kendisinin uygulanabilirliği açısından da önem taşıdığını vurgulamıştır. Dolayısıyla davanın esasının görülerek prim iadesine ilişkin belirsizliğin giderilmesi gerekir. Karar, etkili başvuru hakkının başvuruların mutlaka başvurucu lehine sonuçlanmasını güvence altına almadığını da açıkça belirtir; ihlal, sonucun kendisinden değil, talebin esastan hiç incelenmemesinden kaynaklanmaktadır.

Giderim olarak yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, 675.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talepleri reddedilmiştir. Başvurucuya 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama gideri ödenecektir.

🧾 İşverenler açısından kararın anlamı

Kararın sosyal güvenlik uygulamasına bakan yönleri şöyle özetlenebilir:

  • Esastan inceleme yükümlülüğü: Sonradan iptal edilen konusuz kalma kuralına dayanılarak esasına girilmeden kapatılan bir davada, talebin hiçbir aşamada esastan değerlendirilmemiş olması Anayasa Mahkemesince etkili başvuru hakkının ihlali olarak görülmüştür.
  • Koşulların tespiti belirleyici: Yeniden yargılamada asıl tartışma, şirketin ilgili dönemlerde primleri süresinde ödeyip ödemediği, yapılandırma ve belge yükümlülükleri bakımından 81. maddedeki şartları taşıyıp taşımadığı olacaktır. Anayasa Mahkemesi bu konuda bir tutum belirlememiştir.
  • Devir hâlinde müteselsil sorumluluk: Devralınan işyerinin prim borçları yeni işvereni de bağladığından, eski işverene ait bir tahakkukun akıbeti yeni işverenin teşvik ve indirim haklarını doğrudan etkileyebilmektedir.

İşveren yükümlülüklerine ilişkin diğer güncel kararlar için kamu ihalesinde asgari ücret desteğinin hakedişten kesilmesini ele alan Asgari Ücret Desteği ve Hakediş – Yargıtay HGK 2026/340 yazısına ve SGK işlemlerinin mülkiyet hakkı boyutunu inceleyen SGK Hatasıyla Ödenen Malul Aylığı – AYM 2019/25947 yazısına bakılabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Beş puanlık işveren prim indirimi nedir?

5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine göre, özel sektör işverenlerinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primlerindeki işveren hissesinin beş puanlık kısmı Hazinece karşılanır. Bunun için belgelerin ve primlerin yasal süresinde verilip ödenmesi ve Kuruma borç bulunmaması gibi şartlar aranır; tecil, taksitlendirme ve yapılandırma devam ettiği sürece indirimden yararlanılabilir.

Ek 17. madde davaları neden konusuz sayıyordu?

Ek 17. maddenin dördüncü fıkrası, maddenin yürürlüğünden önce açılmış davalarda tutarın idari başvuru tarihinden itibaren faizle hesaplanıp üç yıla yayılarak mahsup veya iade edilmesini ve mahkemelerce konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesini öngörüyordu. Bu fıkra, Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarihli ve E.2018/139, K.2020/12 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi indirimin iadesine mi karar verdi?

Hayır. Mahkeme, işverenin indirimi hak edip etmediği konusunda bir sonuca varmamıştır. Tespit edilen ihlal, davanın esasının hiç incelenmemesidir. Şirketin 81. maddedeki koşulları sağlayıp sağlamadığı, Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılacak yeniden yargılamada değerlendirilecektir.

Başvurucu şirket neden tazminat alamadı?

Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağını kabul ederek 675.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin ise başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; iş ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin diğer güncel kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, 2009-2013 dönemine ait prim indirimi talebine ve ek 17. maddenin iptal öncesi hâline ilişkindir; Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığın esasına ilişkin bir tutum belirlememiş, yalnızca hak ihlalini tespit etmiştir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; işverenin prim ödeme ve belge geçmişine, yapılandırma durumuna, dava ve başvuru tarihlerine ve yürürlükteki mevzuata göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud