Boşaltılan Hesapta Avans Faizi – Yargıtay 11. HD 2024/7021

Bir yatırımcı, 1999 yılının sonbaharında banka şubesindeki yatırım hesabında 12.800 lot holding payı bulunması gerektiğini düşünür; hesabı incelediğinde ise payların da paranın da yerinde olmadığını görür. İddiaya göre hesap, banka personeli tarafından yatırımcının bilgisi ve rızası dışında kullanılarak boşaltılmıştır. Açılan dava yaklaşık çeyrek yüzyıl sürer, bir kez bozmadan döner ve sonunda Yargıtay’ın önüne bu kez zararın varlığı değil, hükmedilen alacağa hangi faizin işletileceği sorusuyla gelir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.10.2024 tarihli ve E.2024/897, K.2024/7021 sayılı kararıyla, bozmaya uyularak verilen kısmen kabul kararında talep edilen avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesini hatalı bulmuş; ancak yeniden yargılama gerekmediğinden hükmü düzelterek oy birliğiyle onamıştır. Düzeltilmiş hükümde 23.395,83 TL’nin 18.01.2000 temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline yer verilmiştir.
💼 Boşaltılan yatırım hesabı ve iki dava
Davacı, davalı bankanın bir şubesinde yatırım hesabı bulunan bireysel bir müşteridir. Dava dilekçesine göre bu hesap, davalı banka personeli tarafından davacının bilgisi ve rızası dışında kullanılarak boşaltılmıştır. Davacının talepleri kademeli olarak kurulmuştur:
- Öncelikle hesapta bulunması gereken 12.800 lot holding payının aynen iadesi,
- Bu talep yerinde görülmezse, 2000 yılı Ocak ayı itibarıyla 345.600.000.000 TL (345.600 YTL) olarak belirtilen zarardan, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 45.000,00 TL’nin 18.10.1999 tarihinden itibaren tahsili,
- 21.12.2000 tarihli ıslah dilekçesiyle talebin, holding paylarının şimdilik 45.000,00 TL’lik kısmının iadesi olarak değiştirilmesi.
Davacı ayrıca aynı nedenlere dayanarak 201.400.000.000 TL (201.400 YTL) zararının tahsili için ikinci bir dava açmış; bu dava asıl davayla birleştirilmiştir. Tutarların bu kadar çok sıfırlı görünmesi, olayların 2005’te paradan altı sıfır atılmasından önceki “eski Türk lirası” (ETL) döneminde yaşanmış olmasındandır.
🛡️ Bankanın usule ilişkin savunmaları
Davalı banka, savunmasını büyük ölçüde usul itirazlarına dayandırmıştır. Cevap dilekçesinde öne sürülen başlıca noktalar şunlardır:
- Harç eksik yatırılmıştır.
- Eda davası açılabilecek bir durumda tespit davası açılamaz.
- Islah usulüne uygun değildir.
- Davacının menkul kıymet alımı için bankaya verdiği herhangi bir talimat bulunmamaktadır.
- Yapılan işlemler usulüne uygundur.
Banka bu gerekçelerle davanın reddini istemiştir. Karar metninde, banka personeline yöneltilen iddiaların ayrıntısı ya da personel hakkında ayrı bir yargılama yapılıp yapılmadığı aktarılmamaktadır; uyuşmazlık, müşteri ile banka arasındaki sözleşme ilişkisi üzerinden yürütülmüştür.
🔎 Bozmadan sonra: havalelerin izi
Dosya daha önce Yargıtay’dan bozma kararıyla dönmüştür. Ticaret mahkemesinin (2022/54 E., 2023/524 K.) kararında özetlendiği üzere bozma ilamı, aşağıdaki eksiklikler üzerinde durmuştur:
- Davacının hesabından müşterek hesaba aktarılanlar dışında üçüncü kişilere aktarılan paranın miktarı ve bu hesapların kime ait olduğu yeterince incelenmemiştir.
- Müşterek hesaba yapılan havaleler tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmelidir.
- Adları benzer iki kişinin aynı kişi olup olmadığı, bunlar adına çıkan havalelerin müşterek hesaba girip girmediği araştırılmalıdır.
- Havalelerde adı geçen üçüncü kişilerle davacı arasındaki ilişki ortaya konulmalıdır.
Mahkeme bozmaya uymuş, araştırmaları yaptırmış, taraflara beyan süresi vermiş ve ek bilirkişi raporları almıştır. Davacının beyanı ve nüfus kayıtları birlikte incelendiğinde, adları benzer iki kişinin farklı kişiler olduğu, ancak kardeş oldukları ve dava konusu müşterek hesabın bunlardan birine ait olduğu anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama şöyledir:
- Davacı adına gelen havaleler toplamı: 43.900.000.000 ETL
- Davacı adına giden havaleler toplamı: 20.829.860.000 ETL
- Aradaki fark, yani davacının kullanabileceği imkân (A): 23.070.140.000 ETL
- Davacının repo gelirleri (E): 325.685.487 ETL
- Sonuç (A) + (E): 23.395,83 TL
Mahkeme bu gerekçeyle asıl davayı kısmen kabul, birleşen davayı ise ret etmiştir. Hüküm fıkrasının ilk bendinde alacağa 18.01.2000 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Bu hükmü yalnız davacı vekili temyiz etmiştir.
🏛️ Yargıtay: yasal faiz değil avans faizi
Yargıtay uyuşmazlığı, menkul kıymet alım, satım ve saklama sözleşmesine dayalı olarak davacının davalı şirket elemanı aracılığıyla yaptığı hisse senedi işlemleri sonucunda aracı kurum nezdinde oluşan hisse senetlerinin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin ve zararın tahsili istemi olarak nitelendirmiştir. İlgili hukuk olarak 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu’nun 21, 317, 319 ve 342. maddeleri gösterilmiştir.
Değerlendirme iki bentten oluşmaktadır:
- Diğer itirazlar: Mahkemenin uyulan bozma kararı gereğince hüküm verdiği ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacının faiz dışındaki temyiz itirazları reddedilmiştir. Böylece bilirkişi hesabı ve birleşen davanın reddi yönünden hüküm korunmuştur.
- Faiz türü: Talep uyarınca temerrüt tarihi olan 18.01.2000’den itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ticari işlerde temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükme göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı kanuni faizden yüksekse, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Yargıtay kararında bu madde ayrıca anılmamış; Daire, davacının talebine ve uyuşmazlığın niteliğine dayanarak avans faizi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
✏️ Düzelterek onama ne demek?
Yargıtay, hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini belirtmiştir. Bu nedenle dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermek yerine, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK’un 5236 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmü kendisi düzeltmiştir.
Hüküm fıkrasının ilk bendinden “3.395,83 TL’nin 18.01.2000 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile” ibaresi çıkarılmış; yerine “23.395,83 TL’nin 18.01.2000 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile” ibaresi yazılmıştır. Böylece düzeltilmiş hükümdeki asıl alacak tutarı, mahkeme gerekçesinde bilirkişi hesabına dayanılarak belirtilen 23.395,83 TL ile örtüşür hâle gelmiştir. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine karar verilmiş, karar 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
📌 Kararın bıraktığı notlar
Kararın Yargıtay aşamasındaki gerekçesi kısa olsa da, dosyanın seyri yatırım hesabı uyuşmazlıklarında karşılaşılabilecek bazı noktaları göstermektedir:
- Zarar, hesap hareketlerinden kurulmuştur: Davacının ileri sürdüğü yüksek zarar tutarları yerine, hesaba gelen ve hesaptan çıkan havalelerin farkı ile repo gelirleri esas alınmıştır.
- Üçüncü kişilere giden paralar ayrıca incelenmiştir: Bozma ilamı, müşterek hesaba ve üçüncü kişilere aktarılan paraların ve bu kişilerle davacı arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulmasını istemiştir.
- Faiz türü talebe bağlıdır: Davacı avans faizi istemiş, Yargıtay da talep uyarınca bu faizin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
- Usul hukuku geçiş hükümleri: Dava 1999-2000 yıllarında açıldığı için temyiz incelemesi, HMK’nın geçiş hükmü yoluyla HUMK hükümlerine göre yapılmıştır.
Aracı kurum ve banka çalışanlarının müşteri hesaplarında yaptığı usulsüz işlemlere ilişkin farklı görünümler için kaybolan hisselerin aynen iadesi ve sahte yatırım hesabında tam iade borcu kararlarına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, Yargıtay incelemesinin esasen faiz türü ve hüküm fıkrasının düzeltilmesi üzerinde yoğunlaşmasıdır.
💬 Sorular ve cevaplar
Yargıtay hükmü neden bozmadı da kendisi düzeltti?
Temerrüt neden 18.10.1999 değil 18.01.2000 tarihinden başlatıldı?
Holding paylarının aynen iadesi talebine ne oldu?
Bilirkişi hesabında repo gelirleri neden dikkate alındı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; yatırım hesabı, aracı kurum ve banka sorumluluğuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından derlenmiştir. Dosyadaki olaylar 1999-2000 yıllarına aittir ve temyiz incelemesi geçiş hükümleri yoluyla mülga 1086 sayılı HUMK ile mülga 6762 sayılı TTK çerçevesinde yapılmıştır; Yargıtay incelemesi yalnız davacının temyiziyle sınırlı kalmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; hesap hareketlerine, havalelerin alıcılarına, bilirkişi hesabına, talep edilen faiz türüne ve uygulanacak usul hükümlerine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




