SGK Hatasıyla Ödenen Malul Aylığı – AYM 2019/25947

Kurum bir aylığı keser, ama ödeme sistemi bunu bir yıl boyunca fark etmez. Aylık, hak sahibinin hesabına her ay yatmaya devam eder; yetmiş altı yaşındaki sigortalı da bu parayla geçinir. Sonra bir yazı gelir: “Fuzulen ödenen 7.030,21 TL borcunuza kaydedilmiştir.” Anayasa Mahkemesinin önüne gelen dosya tam olarak bu tabloyu konu alıyor ve iki ayrı soruya iki ayrı cevap veriyor: Kanun değişikliğiyle malul aylığının kesilmesi mülkiyet hakkını ihlal eder mi? Kurumun kendi hatasıyla ödediği aylıkları faiziyle ve tek seferde geri istemesi ölçülü müdür?
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 20.05.2026 tarihli ve 2019/25947 başvuru numaralı kararıyla, malul aylığının kesilmesi yönünden mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine, yersiz ödenen aylıkların geri istenmesi yönünden ise mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama için dosyayı İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesine göndermiştir.
🗓️ 2002’den 2019’a: rapor, kesinti, icra, dava
Başvurucunun babası 1930 doğumludur. Devlet hastanesinin 08.05.2002 tarihli raporunda “çalışamaz durumda” olduğu belirtilmiş ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 53. maddesine dayanılarak 01.07.2002’den itibaren malul aylığı bağlanmıştır. O tarihte yürürlükte olan 53. maddenin (b) bendi, çalışma gücünün 2/3’ünü yitirmiş sayılmayanlardan, tedavi sonunda kurum sağlık kurullarınca “çalışabilir durumda olmadığı” belirtilenleri de malul sayıyordu.
4958 sayılı Kanun’la 53. madde değiştirilmiş ve maluliyet için her durumda çalışma gücünün en az 2/3’ünün yitirilmesi aranır hâle gelmiştir. 16.12.2006’daki kontrol muayenesinde sigortalının bu orana ulaşmadığı tespit edilmiş, aylık 01.01.2007’den itibaren kesilmiştir. Sigortalının itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu da 29.04.2008’de malul sayılamayacağı sonucuna varmıştır.
Ne var ki kesinti kararı ödeme sistemine yansımamış; aylık 24.12.2007’ye kadar ödenmeye devam etmiştir. SGK 11.02.2008 tarihli yazısıyla bu dönemde fuzulen ödenen 7.030,21 TL‘nin borç kaydedildiğini bildirmiş, ardından icra takibi başlatmıştır. Sigortalının itirazıyla takip durmuş, SGK 17.09.2008’de itirazın iptali davası açmış, sigortalı da işlemin iptali ve aylığın yeniden bağlanması için karşı dava açmıştır. Sigortalı 20.08.2010’da vefat etmiş, davaya başvurucu ve diğer mirasçılar devam etmiştir.
🩺 İş mahkemesinde üç rapor, iki bozma
Dava, sağlık raporları arasındaki çelişki yüzünden uzun bir seyir izlemiştir:
- 2012: Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, %78 meslekte kazanma gücü kaybı ve 02.05.2001 maluliyet başlangıcı tespit etmiştir. İş mahkemesi 27.03.2014’te SGK’nın davasını reddetmiş, karşı davayı kabul etmiştir.
- 2014: Yargıtay, Yüksek Sağlık Kurulu ile İhtisas Kurulu raporları arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporuyla giderilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
- 2015: Adli Tıp Genel Kurulu önce beden çalışma gücünün 2/3’ünün, ek raporda da 5510 sayılı Kanun m.25’teki %60’ın kaybedilmediğini bildirmiş; meslekte kazanma gücü kaybı ile beden çalışma gücü kaybının ayrı kavramlar olduğunu vurgulamıştır.
- 2016: Mahkeme SGK’nın davasını kısmen kabul etmiş; Yargıtay ise sigortalının kasıt veya kusurundan söz edilemeyeceğini, takibin m.96/1-(a) değil (b) bendine göre yapılması gerektiğini belirterek yeniden bozmuştur.
- 2018-2019: Ek hesap raporuyla itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiş, karşı dava reddedilmiş; Yargıtay kararı 20.03.2019’da düzelterek onamıştır.
Başvurucu, 25.07.2019’da bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, mülkiyet hakkı dışındaki şikâyetleri kabul edilemez bulmuş; inceleme yalnız Anayasa’nın 35. maddesi çerçevesinde yapılmıştır.
⚖️ AYM’nin ayırdığı iki şikâyet
Mahkeme, malul aylığının sigortalı yönünden meşru beklenti, ödenmiş aylıkların ise mevcut mal varlığı olarak mülk teşkil ettiğini kabul etmiştir. Aylığın kesilmesi ve ödenenlerin geri istenmesi, mülkiyetin kullanılmasının düzenlenmesi niteliğinde bir müdahale olarak incelenmiştir. Kanunilik (5510 m.96 ve 506 m.53) ve meşru amaç (sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığı) yönünden sorun görülmemiş; sonucu belirleyen ölçülülük denetimi olmuştur. Bu denetim, iki şikâyet için ayrı ayrı yapılmıştır.
📉 Birinci soru: aylığın kesilmesi ihlal değil
Başvurucu, babasının aylık bağlandığı tarihte malul sayılma şartlarını taşıdığını, sonradan getirilen 2/3 ölçütüyle aylığın kesilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme, sigortalının ilk tahsis tarihinde şartları taşıdığını açıkça kabul etmiş; buna rağmen ihlal sonucuna varmamıştır.
Dayanak, engelli aylığına ilişkin E.2020/13, K.2020/68 sayılı norm denetimi kararıdır. O kararda belirtildiği üzere Anayasa’nın 35. maddesi bir sosyal güvenlik ödemesinin yapılıp yapılmayacağı veya miktarı konusunda koşul öngörmez; bir kişinin sisteme dâhil edilmesi sistemin değiştirilemeyeceği anlamına gelmez ve ödeme koşullarının değiştirilmesi anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirindedir. Mahkemeye göre 4958 sayılı Kanun’la getirilen yeni ölçüt de bu takdir alanındadır; adil dengeyi bozmamış ve başvurucuya aşırı bir külfet yüklememiştir.
💸 İkinci soru: hatalı ödemenin faiziyle iadesi ihlal
Asıl ağırlık bu bölümdedir. Mahkeme, idarenin hatalı işleminden doğan müdahalelerin ölçülülüğünde şu unsurlara bakıldığını hatırlatmıştır: idarenin hata karşısındaki tutumu, hatanın fark edilmesine kadar geçen süre, tahsil yöntemi ve alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı. İyi yönetim ilkesi gereği idarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bunları bireylere yüklememeleri gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda dikkate alınan olgular şunlardır:
- Aylık 01.01.2007’den kesilmesine rağmen idare ödemeyi yaklaşık bir yıl, 24.12.2007’ye kadar sürdürmüştür.
- Sigortalının bu ödemelerin yapılmasında bir etkisi bulunmamaktadır; Yargıtay da kasıt veya kusurundan söz edilemeyeceğini kabul etmiştir.
- Sigortalı aylık bağlandığında yetmiş bir, aylık kesildiğinde yetmiş altı yaşındadır.
- 7.030,21 TL’nin tamamı yasal faiziyle ve tek seferde geri istenmiştir.
Mahkeme, idarenin hatalı işlemlerinden doğan yükün bütünüyle kişiler üzerinde bırakılmasının müdahaleyi ölçüsüz hâle getirdiğini belirtmiş; özellikle kamu makamlarının kusurunun ağırlığı gözetildiğinde tahsilatın başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini ve adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu tespit etmiştir.
Giderim olarak yeniden yargılama yapılmak üzere kararın İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesine (E.2017/103, K.2018/37) gönderilmesine, 20.000 TL’lik tazminat talebinin reddine ve 364,60 TL harç ile 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.364,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmiştir.
🧮 5510 m.96 ile kararın ilişkisi
5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi yersiz ödemeleri iki gruba ayırır. Ödeme ilgilinin kasıtlı veya kusurlu davranışından doğmuşsa, tespit tarihinden geriye en fazla on yıllık ödemeler, ödeme tarihlerinden itibaren kanuni faiziyle geri alınır. Ödeme Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmışsa, geriye en fazla beş yıllık ödemeler toplamı, tebliğden itibaren yirmi dört ay içinde ödenirse faizsiz, bu süreden sonra ise süre sonundan itibaren kanuni faiziyle geri alınır. Maddenin bugünkü metni ayrıca, yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde kesintinin gelir veya aylığın %25’i oranında uygulanacağını düzenler.
Bu dosyada Yargıtay da takibin (b) bendine göre yapılması gerektiğini kabul etmişti. AYM’nin kararı ise bir adım öteye geçerek, idarenin kusurunun ağırlığı ve ilgilinin durumu karşısında, kanuni dayanağı bulunan bir tahsilatın da somut olayda ölçüsüz kalabileceğini göstermektedir. Karar, iadenin kendiliğinden hukuka aykırı olduğunu söylemez; yaşlı ve kusursuz bir sigortalıdan, idarenin bir yıl fark etmediği ödemelerin faiziyle ve toplu biçimde istenmesini adil denge yönünden sorunlu bulur.
SGK işlemleriyle ilgili başka bir mülkiyet hakkı değerlendirmesi için resen emeklilikte aylık iadesi kararına; sağlık giderleri yönünden HPV aşı bedeli kararına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Kanun değişince bağlanmış malul aylığı kesilebilir mi?
İhlal kararı tüm iade borcunu ortadan kaldırıyor mu?
Meslekte kazanma gücü kaybı ile çalışma gücü kaybı aynı şey mi?
Başvuru sigortalı öldükten sonra mirasçı tarafından yapılabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; sosyal güvenlik ve mülkiyet hakkına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, 2002-2008 yılları arasındaki tahsis, kesinti ve iade işlemlerine ve o dönemde yürürlükte olan mevzuata dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; yersiz ödemenin kimin hatasından doğduğuna, fark edilme süresine, tahsil yöntemine, ilgilinin yaşı ve ekonomik durumuna ve uygulanan mevzuata göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




