Emsal Kararlarİş Hukuku

SGK HPV Aşı Bedelini Ödemeli mi? – AYM 2024/48161

Koruyucu bir aşı için cebinden ödeme yapan sigortalı, bu bedeli Sosyal Güvenlik Kurumundan geri isteyebilir mi? Soru basit görünse de arkasında iki ayrı anayasal yükümlülüğün çatışması yatıyor: Devletin herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ödevi ile sosyal ve ekonomik görevleri mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirme sınırı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, rahim ağzı kanserine karşı uygulanan HPV aşısının bedeline ilişkin bir bireysel başvuruda bu dengeyi Genel Kurul düzeyinde tartıştı; karar Resmî Gazete’de de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 19.02.2026 tarihli ve 2024/48161 başvuru numaralı kararıyla, Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde yer almayan HPV aşısının bedelinin SGK tarafından iade edilmemesi ve bu yöndeki alacak davasının reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesindeki maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar vermiştir. Karar, 06.07.2026 tarihli ve 33302 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: Başvurucu, 2023-2024 yıllarında üç doz HPV aşısı olmuş ve toplam 8.380,49 TL ödemiştir. SGK, aşının Sağlık Uygulama Tebliği kapsamındaki Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde bulunmadığı gerekçesiyle iade talebini reddetmiş; iş mahkemesi de aşının hayati önem taşımadığını ve koruyucu amaçlı olduğunu belirterek davayı kesin olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun aşıya erişimde bedel dışında bir engelle karşılaşmadığını, devletin sağlık hizmetlerini mutlak anlamda ücretsiz sunma yükümlülüğü bulunmadığını kabul ederek ihlal bulunmadığına hükmetmiştir. Üç üye karşıoy kullanmıştır.

💉 Başvurunun öyküsü: 8.380,49 TL’lik aşı faturası

Karar metnine göre başvurucu, 19.08.2023 ile 23.02.2024 tarihleri arasında üç doz human papilloma virüs (HPV) aşısı olmuş ve toplam 8.380,49 TL ödemiştir. Ardından aşı bedelinin iadesi için SGK İstanbul İl Müdürlüğüne bağlı sağlık sosyal güvenlik merkezine başvurmuştur.

Kurum, 12.03.2024 tarihinde talebi reddetmiştir. Ret yazısında Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) atıf yapılmış; Kurumca bedeli ödenecek ilaçların Kurumun internet sitesinde yayımlanan “Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi”nde gösterildiği, bu listede yer almayan ilaçların bedelinin hiçbir koşulda ödenmeyeceği, söz konusu aşının da listede tanımlı olmadığı belirtilmiştir.

Başvurucu bunun üzerine iş mahkemesinde alacak davası açmıştır. Dava dilekçesinde rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde HPV kaynaklı olduğunu, aşının erken yaşta yapılmasının önerildiğini, Türkiye’de üç doz şeklinde uygulanan aşının ulusal aşı takviminde yer almadığını ve bedelin ödenmemesinin yaşam hakkına müdahale oluşturduğunu ileri sürmüştür.

🏛️ İş mahkemesi ve istinaf içtihadı

İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi; SGK’dan sigortalılık dosyası ve tıbbi belgeleri, Türk Eczacıları Birliğinden aşının muadili ve rayiç bedelini istedikten sonra 10.07.2024 tarihinde davayı kesin olarak reddetmiştir. Gerekçe üç noktada toplanmıştır:

  • aşı hayati önemi haiz değildir ve koruma amaçlı uygulanmıştır;
  • geri ödemesi istenen ilacın, talep edenin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi ve aktüel bir tehlike karşısında önem ve aciliyet taşıması gerekir;
  • talep edilen aşı bu aciliyet ve aktüellik niteliğini taşımamakta, muhtemel bir tehlikeye karşı koruyucu önlem vasfı göstermektedir.

Anayasa Mahkemesi kararında “İlgili Yargı Kararları” başlığı altında iki bölge adliye mahkemesi kararına da yer verilmiştir. Adana BAM 12. Hukuk Dairesinin 25.10.2024 tarihli E.2024/1715, K.2024/2181 sayılı kararında, SUT kapsamına hangi sağlık giderlerinin alınacağının yasama ve yürütmenin sosyal, ekonomik ve sağlık politikaları kapsamında vereceği bir karar olduğu ve kural olarak yargı mercilerinin görev ve yetki alanı dışında kaldığı vurgulanmıştır. Ankara BAM 10. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarihli E.2023/1549, K.2024/2826 sayılı kararında ise bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak HPV aşısının davacının sağlığı açısından hayati öneme haiz olmadığı ve kullanılmasının zorunlu bulunmadığı kabul edilmiştir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun kararı, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası’nda yayımlanan hâlinden derlenmiştir; başvurucu, vekil, raportör ve heyet adları ile atıf yapılan emsal kararlardaki kişi adları derlemeye alınmamış, karşıoy gerekçesi özet olarak aktarılmıştır.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin ölçütleri

Başvurucu; yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Genel Kurul, ilaca erişimin zorlaştırıldığı iddiasını, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde ele almıştır.

Mahkemenin değerlendirmede kullandığı ilkeler şöyle özetlenebilir:

  • Sağlık hizmetinin düzenlenmesi: Devlet, sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır; uygun ilaçların hastaların erişimine sunulması da geniş anlamda tedavi hizmetinin parçasıdır.
  • Anayasa m.65 sınırı: Sağlık ve sosyal güvenlik haklarına ilişkin görevler, öncelikler gözetilerek mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirilir.
  • Mutlak ücretsizlik yok: Vücut bütünlüğünü koruma ödevi, sağlık hizmetlerinin mutlak anlamda ücretsiz sağlanacağı şeklinde yorumlanamaz; devlet kamu kaynaklarının etkin kullanımı için sınırlamalar öngörebilir.
  • Makul denge: Kamu kaynaklarını kullanma konusundaki takdir yetkisi ile tedavi ücretlerinin bireye yüklediği ekonomik külfet arasında makul bir denge kurulmalı; devlet hastaya aşırı külfet yüklememeli ve ilaca erişimi orantısız şekilde zorlaştırmamalıdır.
  • Gerekçe denetimi: Yargı mercilerinin müdahaleyi haklı göstermek için öne sürdüğü gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenir.

Benzer bir yaşam hakkı ve ilaca erişim tartışmasının farklı bir görünümü, mahkemece verilen tedbir kararının uygulanmamasına ilişkin kanser ilacında uygulanmayan tedbir yazısında ele alınmıştır.

🔍 Somut olayda neden ihlal yok?

Genel Kurul’un sonuca ulaşırken dayandığı tespitler şu sırayla ilerlemektedir:

Erişim engeli yok, yalnızca bedel külfeti var. Başvurucu üç doz aşıyı fiilen yaptırmıştır. Mahkemeye göre başvurucunun aşıya erişimi olmuş, katlandığı maddi külfet dışında bir engelle veya güçlükle karşılaşmamıştır; aksine bir iddiası da bulunmamaktadır. Yakınma, özünde aşıya “tamamen ücretsiz” erişememeye ilişkindir.

Listeleme, devletin takdir alanındadır. Devletin ilaçların hastalara dağıtılma usulünü düzenleme konusunda belli ölçüde takdir yetkisi bulunduğu açıktır. Talep, aşının Tebliğ’deki Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde yer almaması nedeniyle reddedilmiştir.

Koruyucu nitelik ve aktüel tehlike yokluğu. İş mahkemesi aşının hayati önem taşımadığını, koruma amaçlı uygulandığını ve ciddi ve aktüel bir tehlikenin bulunmadığını değerlendirmiştir. Kamusal makamlar HPV aşılarını talep edildiğinde uygulanmaya hazır hâle getirmiş, ancak tamamen ücretsiz sunmamıştır.

Adil denge ve usul güvenceleri. Bu tablo karşısında Mahkeme, bireysel menfaat ile kamu yararı arasında adil dengenin kurulmadığının söylenemeyeceği, kamu makamlarının somut olayın koşullarında pozitif yükümlülüklerinin gerisinde kalmadığı, yargı mercilerinin değerlendirmelerinin ilgili ve yeterli gerekçeye dayandığı sonucuna varmıştır.

Hükümde başvurunun kabul edilebilirliğine oybirliğiyle, 17. maddenin ihlal edilmediğine ise üç üyenin karşıoyuyla ve oyçokluğuyla karar verilmiş; yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakılmıştır.

🗣️ Karşıoyun itirazları

Kararın tartışmaya en açık yönünü karşıoy gerekçesi ortaya koymaktadır. Karşıoyda öne çıkan argümanlar şunlardır:

  • ciddi ve ölümcül hastalıkların önlenmesine yönelik koruyucu aşılar, Anayasa’nın 17. maddesinin somut tezahürlerindendir;
  • derece mahkemesinin esas aldığı “aktüel tehlike” ölçütü, amacı hastalık ortaya çıkmadan riski bertaraf etmek olan önleyici müdahaleler bakımından dar ve yetersizdir;
  • finansmanın tamamen bireye bırakılması aşıya fiilî erişimi ödeme gücüne bağlamakta ve Anayasa’nın 56. maddesindeki “herkes” ibaresini daraltmaktadır;
  • bazı iş mahkemelerinin HPV aşısı bedelinin iadesine karar verdiği ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun aşının ulusal aşı takvimine alınması yönünde tavsiye kararı bulunduğu hatırlatılmıştır.

Karşıoy bu gerekçelerle 17. madde ile 56. maddedeki sağlık hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

📚 5510 sayılı Kanun ve Tebliğ çerçevesi

Uyuşmazlığın normatif zemini 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’dur. Kanun’un 63. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kişilerin hastalanmalarına bakılmaksızın kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerini Kurumca finansmanı sağlanacak hizmetler arasında saymakta; (f) bendi ise bu hizmetlerle ilgili aşı ve ilaçların sağlanmasını kapsama almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, finansmanı sağlanacak hizmetlerin türlerini, miktarlarını ve ödeme usul ve esaslarını belirleme yetkisini Kuruma vermektedir.

Kanun’un 64. maddesinin (d) bendi ise 63. maddeye göre yapılan belirleme sonucunda kapsam dışında bırakılan sağlık hizmetlerinin Kurumca finanse edilmeyeceğini öngörmektedir. SUT’un 4.1.9 maddesi de Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde ticari adı ve barkod/karekod numarası yer almayan ilaçların bedelinin hiçbir koşulda ödenmeyeceğini düzenlemektedir.

🧭 Karar sonrası tablo

Genel Kurul kararının gerekçesi, ihlal yokluğunu üç unsurun birleşimine bağlamıştır: aşıya fiilî erişimin bulunması, ürünün bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yer almaması ve derece mahkemesinin aşının hayati önem ve aciliyet taşımadığına ilişkin gerekçeli tespiti. Mahkeme sonucu açıkça “somut olayın koşullarında” sınırlamıştır.

Bu nedenle kararın, her koruyucu sağlık ürünü için otomatik bir sonuç doğurduğu söylenemez. Hekim raporuyla hayati önemi ortaya konulan, aktüel bir tehlikeye karşı uygulanan ya da erişimin bedel dışındaki nedenlerle fiilen engellendiği durumlar, gerekçede kullanılan ölçütler bakımından farklı değerlendirilebilecek olgulardır.

❓ Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesi HPV aşısının SGK tarafından hiç ödenmeyeceğine mi karar verdi?

Hayır. Mahkeme, aşının ödeme listesine alınıp alınmaması gerektiği hakkında bir karar vermemiştir. İncelenen konu, listede yer almayan aşının bedelinin iade edilmemesinin ve bu yöndeki davanın reddinin somut olayda Anayasa’nın 17. maddesini ihlal edip etmediğidir. Mahkeme bu soruya, somut olayın koşullarıyla sınırlı olarak olumsuz yanıt vermiştir.

“Aktüel tehlike” ölçütü kararda neden önemliydi?

İş mahkemesi, geri ödeme için ilacın ciddi ve aktüel bir tehlike karşısında önem ve aciliyet taşıması gerektiğini kabul etmiş ve koruyucu aşının bu niteliği taşımadığını belirtmiştir. Çoğunluk bu gerekçeyi ilgili ve yeterli bulmuştur. Karşıoy ise bu ölçütün, hastalık ortaya çıkmadan uygulanan koruyucu müdahaleler için dar kaldığını savunmuştur.

5510 sayılı Kanun koruyucu sağlık hizmetlerini kapsamıyor mu?

Kapsıyor. Kanun’un 63. maddesinin (a) bendi koruyucu sağlık hizmetlerini, (f) bendi aşıları finansmanı sağlanacak hizmetler arasında saymaktadır. Ancak aynı madde, türlerini ve ödeme esaslarını belirleme yetkisini Kuruma vermekte; 64. maddenin (d) bendi de bu belirleme sonucunda kapsam dışında kalan hizmetlerin finanse edilmeyeceğini öngörmektedir.

Derece mahkemelerinde aşı bedelinin iadesine hükmedilen kararlar var mı?

Karşıoy gerekçesinde, Ankara 62. İş Mahkemesinin E.2022/241, K.2022/679 sayılı dosyasında HPV aşısı bedelinin iadesine karar verildiği belirtilmiştir. Buna karşılık çoğunluk kararında aktarılan Adana ve Ankara bölge adliye mahkemesi kararları ret yönündedir. Uygulamada farklı sonuçlar bulunmaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Kararlar Bilgi Bankası’nda ve Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Değerlendirme, aşıya fiilen erişilmiş, ürünün ödeme listesinde yer almadığı ve derece mahkemesince hayati önem taşımadığı belirlenmiş somut bir olaya dayanmaktadır; tıbbi gereklilik, hekim raporu, ödeme listesindeki değişiklikler ve yargılama süreci farklı olan durumlarda sonuç değişebilir. Bireysel başvuru kararları, incelenen başvurunun koşullarıyla sınırlıdır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu