Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Kanser İlacında Uygulanmayan Tedbir – AYM 2021/25486

Bir mahkeme, hayati önemdeki bir ilacın bedelinin kamu tarafından karşılanmasına tedbiren hükmettiğinde, idarenin bu kararı “önce siz ödeyin, belgelerle gelin, sonra iade edelim” şeklinde uygulaması yeterli midir? Anayasa Mahkemesi, akciğer kanseri tedavisi gören bir hastanın başvurusunda bu soruya açık bir cevap vermiş ve bedeli ödeyecek gücü olmayan kişi bakımından ödemenin hiç yapılmaması ile sonradan yapılması arasında belirgin bir fark bulunmadığını tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 12.03.2026 tarihli ve 2021/25486 başvuru numaralı kararıyla, iş mahkemesinin verdiği ihtiyati tedbir kararına rağmen ilacın hastaya koşulsuz temin edilmemesinin, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunu ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiş; başvuru sürecinde hayatını kaybeden hastanın mirasçılarına müştereken net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Kısa özet: 2021 yılı Şubat ayında akciğer kanseri teşhisi konulan hastaya “Tecentriq” isimli (atezolizumab etken maddeli) ilaç reçete edilmiş, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu da ilacın altı aylık kullanımını uygun görmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumu ilacın Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde bulunmadığı gerekçesiyle ödeme talebini reddetmiş; İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi 07.06.2021’de ilaç bedelinin tamamının kesintisiz olarak SGK tarafından karşılanmasına tedbiren karar vermiştir. SGK ise doğrudan ödeme yerine, ilacın önce hasta tarafından alınıp belgelerle başvurulması hâlinde bedelin iade edilebileceğini bildirmiştir. Hasta 02.04.2022’de vefat etmiş, başvuruyu mirasçıları sürdürmüştür. Anayasa Mahkemesi, bağlayıcı tedbir kararının uygulanmamakta ısrar edilmesini devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmaz bulmuştur.

💊 Reçeteden SGK’nın ret kararına

Karar metnindeki olgulara göre başvurucuya 2021 yılı Şubat ayında akciğer kanseri (bronş ve akciğer malign neoplazmı) teşhisi konulmuştur. Özel bir hastanede görevli tıbbi onkoloji uzmanı, 18.02.2021 tarihli reçeteyle “Tecentriq” isimli ilacın kullanılmasını uygun bulmuştur. Tedaviyi üstlenen hekimin başvurusu üzerine Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), 30.04.2021 tarihinde atezolizumab etken maddeli ilacın altı aylık kullanımının uygun görüldüğünü bildirmiştir.

Başvurucu, ilacın bedelinin kesinti yapılmaksızın ödenmesi için 31.05.2021 tarihinde SGK’ya bağlı sosyal güvenlik merkezine başvurmuştur. Talep aynı gün, ilacın Sağlık Uygulama Tebliği’nin ek 4/A maddesindeki Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi’nde yer almadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Başvurucunun beyanına göre ilaç, her bir kutusu 21-25 gün aralığında kullanılmak üzere beş defa kendi imkânlarıyla satın alınmış ve bunun için toplam 73.000 TL ödenmiştir. Bir kutusu o tarihte 15.000 TL olan ilacı sürekli karşılayacak maddi gücü bulunmadığını belirten başvurucu, ödediği bedellerin iadesi ve sonraki bedellerin SGK tarafından ödenmesi istemiyle sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan alacak davası açmış, ayrıca ihtiyati tedbir talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, inceleme tarihi itibarıyla ilacın güncel fiyatının 107.865,05 TL olduğunu da kararda not etmiştir.

🛑 İki ayrı tedbir kararı ve “önce öde, sonra al” uygulaması

Süreçte hem ilk derece mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi tedbir kararı vermiştir. Olayların sırası şöyledir:

  1. 07.06.2021 – İş Mahkemesinin tedbir kararı: İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi, ilacın kullanılmasının sağlık açısından zaruri olduğunu, bedelin başvurucunun ekonomik durumuna göre yüksek olduğunu ve gecikme hâlinde ciddi bir zarar doğacağını belirterek, dava sonuçlanıncaya kadar ilaç bedelinin tamamının tedbir tarihinden itibaren kesintisiz olarak SGK tarafından karşılanmasına karar vermiştir.
  2. 09.06.2021 – Doğrudan ödeme talebi: Başvurucu, tedbir kararı uyarınca bedelin hiçbir şarta bağlı olmaksızın doğrudan ödenmesini istemiştir. Başvuru formundaki anlatıma göre kurum yetkilileri, ilacın önce satın alınması, ardından reçete, rapor, fatura, ilaç kutusu ve endikasyon dışı izin belgesi gibi belgelerle başvurulması hâlinde ödemenin iade edilebileceğini sözlü olarak bildirmiştir.
  3. 11.06.2021 – Bireysel başvuru: Başvurucu, ilacın herhangi bir masraf yüklenmeksizin doğrudan temin edilmesi yönünde tedbir istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
  4. 21.06.2021 – Anayasa Mahkemesinin tedbir kararı: Mahkeme, “önce öde, sonra belgelerle başvur” uygulamasının iş mahkemesinin tedbir kararını uygulanamaz hâle getirebileceğini değerlendirerek ilaç bedelinin tedaviyi engelleyecek herhangi bir şarta bağlı olmaksızın derhâl ödenmesinin sağlanmasına karar vermiştir.
  5. 28.06.2021 – Tek seferlik ödeme: SGK, iş mahkemesine sunduğu yazıda tedbir kararı ve hastanın 18.06.2021 tarihli başvurusu üzerine 15.000 TL’lik ilaç bedelinin ödendiğini bildirmiştir.
  6. 07.07.2021 sonrası – Yeniden ret: Bir sonraki kullanım tarihinden önce ilacın doğrudan temini için yapılan başvuru, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün yazısına dayanılarak reddedilmiştir. Bu yazıda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca ödemeye dayanak belgelerin kontrolünün esas olduğu, ilacın kısa ürün bilgisine göre yatarak tedavi kapsamında uygulanması gerektiği ve serbest eczanelere ücretsiz temin talimatı verilemeyeceği ifade edilmiştir.

🏛️ İş mahkemesinde süren dava

SGK’nın tedbir kararına itirazı iş mahkemesince 25.11.2021 tarihinde reddedilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince 29.12.2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

Başvurucu 02.04.2022 tarihinde vefat etmiştir. TİTCK, 06.07.2022 tarihli yazısıyla ilacın ülkede ruhsatlı bir muadilinin bulunmadığını mahkemeye bildirmiştir. İş mahkemesi 15.11.2022 tarihinde davayı kabul etmiş, ispatlanan 15.000 TL tutarındaki ödemenin SGK’dan alınarak mirasçılara verilmesine hükmetmiştir. Ancak bölge adliye mahkemesi 05.12.2023 tarihinde, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararlarına atıfla, üniversitelerin tıbbi onkoloji bilim dalından sağlık kurulu raporu alınması gibi araştırmalar yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle hükmü kaldırmıştır. Bireysel başvurunun incelendiği tarihte dava, dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu 60. İş Mahkemesinde sürmektedir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan resmî metinden derlenmiştir; başvurucu, vekil, heyet ve raportör adları derlemeye alınmamıştır.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Başvurucu, yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi ise olayların hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmadığını hatırlatarak, hastalığın doğurduğu ciddi yaşamsal risk ve başvurucunun yargılama sürecinde vefat etmiş olması karşısında iddiaları bir bütün olarak yaşam hakkı kapsamında incelemiştir.

Kabul edilebilirlik: Bakanlık, tedbir kararına itiraz edilmediğini ve yargılamanın sürdüğünü belirterek başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğinin gözetilmesini istemiştir. Mahkeme, şikâyetin yargısal bir merci tarafından verilen tedbir kararının yerine getirilmemesine ilişkin olduğunu, bu nedenle esas yargılamanın bitmesini beklemenin mümkün görünmediğini belirterek başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.

Esas: Kararın temel dayanakları şöyle sıralanabilir:

  • Usul yükümlülüğü: Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, hastaların yaşamlarının korunmasına yönelik olarak yargı makamlarınca verilen kararların yerine getirilmesi sürecini de kapsar. Alınmasına karar verilen tedbirlerin alınmaması bu yükümlülükle bağdaşmaz.
  • Tedbir kararı geçerli ve uygulanabilirdi: HMK m.394/1 uyarınca aksine karar verilmedikçe itiraz icrayı durdurmaz; m.394/5 uyarınca kanun yoluna başvurulması da tedbirin uygulanmasını durdurmaz. SGK’nın itiraz ve istinaf başvuruları ayrıca reddedilmiştir.
  • İade usulü tedbirin amacıyla çelişir: Üç haftada bir yeniden alınması gereken ve bir kutusu 15.000 TL olan ilacın, kullanıldıktan sonra belge ibrazıyla iade edilmesi uygulaması, ilaca erişimi sağlamaya yönelik tedbir kararlarının amacına aykırıdır.
  • Ödememek ile sonradan ödemek arasında fark yok: Başvurucunun ekonomik durumu bu bedeli önceden ödemeye elverişli olmadığından, her iki durumda da ilaca ulaşılamamakta, tedavi başlamamakta, gecikmekte veya aksamaktadır.
  • Bürokratik ısrar: Kurum, tedbir kararını anlamsız hâle getiren bürokratik uygulamalara dayanarak koşulsuz temin taleplerini ısrarla reddetmiş; ciddi yaşamsal tehlike altındaki başvurucu, lehine verilmiş karara rağmen idari ve yargısal makamlar nezdinde yoğun çaba harcamak zorunda kalmıştır.

Bu gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Mahkeme, başvurucunun ölümü nedeniyle 21.06.2021 tarihli kendi tedbir kararıyla ilgili ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görmemiştir.

🧮 Kamu kaynağı gerekçesinin sınırı

Kararın belki de en dikkat çekici bölümü, devletin sağlık harcamalarındaki takdir yetkisine ilişkin değerlendirmedir. Anayasa Mahkemesi önceki içtihadını hatırlatarak devletin vücut bütünlüğünü koruma ödevinin sağlık hizmetlerinin mutlak anlamda ücretsiz sunulacağı şeklinde yorumlanamayacağını, kamu kaynaklarının kullanımı ve öncelik belirlenmesi konusunda kamu otoritelerinin geniş bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Karar, Anayasa’nın 5. ve 56. maddelerine de dayanmaktadır.

Ne var ki Mahkemeye göre bu takdir yetkisi, bireylere belirli bir sağlık hizmetine ücretsiz erişim hakkı tanıyan bir mahkeme kararının bulunduğu hâllerde söz konusu değildir. Böyle durumlarda kamu makamları, hizmetin devlete yükleyeceği maddi külfetin ağırlığından hareketle mahkeme kararını uygulamama, kısmen uygulama veya zamanında uygulamama konusunda takdir yetkisine sahip değildir. Sınırlı kamu kaynaklarının etkin kullanılması gerekliliği, yargı kararlarıyla yüklenen ödevlerin ihmal edilmesi bakımından geçerli bir mazeret sayılmamıştır.

Anayasa Mahkemesinin somut başvuruda ulaştığı sonuç, uyuşmazlığın esası hakkında değil, mevcut bir yargı kararının uygulanmaması hakkındadır. İlacın SGK tarafından karşılanıp karşılanmayacağına ilişkin esas uyuşmazlık iş mahkemesinde görülmeye devam etmektedir.

💰 Giderim: mirasçılara manevi tazminat

Başvuru, hasta tarafından 11.06.2021 tarihinde yapılmış; hasta 02.04.2022’de vefat edince mirasçıları başvuruyu sürdürme iradesi bildirmiştir. Anayasa Mahkemesi, Genel Kurul içtihadına atıfla, başvuruya devam etmeyi haklı kılan maddi ve manevi menfaatleri bulunan mirasçıların başvurucu sıfatını kazandığını kabul etmiştir. Hüküm fıkrasında şu sonuçlara yer verilmiştir:

  • Adli yardım talebinin kabulü,
  • Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğinin tespiti,
  • Başvuruculara net 100.000 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesi (talep de 100.000 TL idi),
  • 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin müştereken ödenmesi,
  • Ödemelerin, Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması; gecikme hâlinde yasal faiz uygulanması,
  • Karar örneğinin İstanbul Anadolu 60. İş Mahkemesine (E.2026/290) ve Adalet Bakanlığına gönderilmesi.

Mahkemeye erişim hakkının farklı bir boyutunu ele alan icra takibinde adli yardım reddi kararı ile tedavi sürecinde kişilik haklarına ilişkin tedavide yalnız bırakma kararı da serinin ilgili yazıları arasındadır.

🙋 Sık sorulanlar

Anayasa Mahkemesi ilacın SGK tarafından karşılanması gerektiğine mi karar verdi?

Hayır. Mahkemenin tespiti, iş mahkemesinin verdiği ve hukuken geçerli olan ihtiyati tedbir kararının amacına uygun biçimde yerine getirilmemesine ilişkindir. İlaç bedelinin SGK’ca karşılanıp karşılanmayacağına dair esas uyuşmazlık, karar tarihinde iş mahkemesinde görülmeye devam etmektedir.

SGK bir kez ödeme yaptığı hâlde neden ihlal sonucuna varıldı?

Kurum 15.000 TL’lik bir ödeme yapmış, ancak sonraki süreçte doğrudan temin taleplerini aynı gerekçelerle reddetmeye devam etmiştir. Anayasa Mahkemesi, düzenli aralıklarla kullanılması gereken bir ilaçta önce ödeme, sonra belgeyle iade usulünün, ödeme gücü olmayan hasta bakımından ilaca erişimi fiilen engellediğini değerlendirmiştir.

Tedbir kararına itiraz edilmesi kararın uygulanmasını durdurur mu?

Kararda aktarılan HMK m.394 hükmüne göre, aksine karar verilmedikçe tedbire itiraz icrayı durdurmaz; itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması da tedbirin uygulanmasını durdurmaz. Anayasa Mahkemesi bu nedenle tedbir kararının başvuru tarihinde geçerli ve uygulanabilir olduğunu kabul etmiştir.

Hasta vefat ettikten sonra başvuru nasıl sonuçlandı?

Başvuruyu devam ettirme iradesini bildiren mirasçılar başvurucu sıfatını kazanmıştır. Mahkeme, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek manevi zarar karşılığında mirasçılara müştereken net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiş; kendi verdiği tedbir kararı hakkında ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, serinin diğer kararlarına Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir ihtiyati tedbir kararının uygulanma biçimine ilişkin olup ilacın sosyal güvenlik kapsamında karşılanıp karşılanmayacağına dair esas uyuşmazlık hakkında bir hüküm içermez. Sağlık hizmeti bedellerine ilişkin talepler; hastalığın türüne, tıbbi raporlara, ilacın ruhsat ve geri ödeme durumuna ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu