Okuryazar Olmayanla Miras Taksimi – Yargıtay 7. HD 2026/2236

Kardeşler, anne ya da babalarından kalan taşınmazları kendi aralarında paylaşmak için birkaç sayfalık bir metin imzalar. Yıllar sonra kardeşlerden biri, bu metne dayanarak 31 taşınmazın kendi adına tescilini ister. Diğerleri ise metnin sonradan doldurulduğunu ve aralarından birinin okuma yazma bilmediğini söyler. Okuma yazma bilmeyen bir mirasçının attığı imza, adi yazılı bir paylaşma sözleşmesini geçerli kılar mı?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 22.04.2026 tarihli ve E.2025/4378, K.2026/2236 sayılı kararıyla, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin hükmü esas yönünden yerinde bulmuş; yalnızca vekâlet ücretini murisin paylarına göre yeniden hesaplayarak düzelterek onamıştır. Karar, kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
- Kardeşler arasındaki paylaşma metni
- İlk derece mahkemesi: okuma yazma araştırması ve HMK 206
- Bölge Adliye Mahkemesi: içerik de yetersiz
- Yargıtay’ın iki ayrı değerlendirmesi
- Paylaşma sözleşmesinin şekli ve imza atamayanlar
- Murisin payı ve vekâlet ücreti hesabı
- Akılda kalan noktalar
- Sık sorulan sorular
📜 Kardeşler arasındaki paylaşma metni
Davacı, kardeşleri olan davalılarla bir miras taksim sözleşmesi yaptıklarını ileri sürmüştür. Dava dilekçesine göre davalılar, sanki böyle bir sözleşme imzalanmamış gibi davranarak ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Davacı bunun üzerine, taksim sözleşmesi uyarınca kendisine bırakılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptalini ve adına tescilini istemiştir. Temyiz dilekçesinde, sözleşmeyi belgelemek için dört adet yazılı belge düzenlendiği de belirtilmiştir.
Davalıların cevabı farklı bir tablo çizer:
- Mirasçılar arasında gerçekten bir taksim sözleşmesi yapılmıştır, ancak bu sözleşme eşit paylaşmaya dayanmaktadır.
- Davacı, sonradan taksim sözleşmesine eklemeler yapmıştır.
- Davalılardan biri okuma yazma bilmemektedir.
- Davacı, davalılara boş bir sayfa imzalatmış ve toplam 31 taşınmazı kendisine düşecek şekilde paylaştırmıştır.
- Bu nedenle sözleşme kesin hükümsüzdür.
🏛️ İlk derece mahkemesi: okuma yazma araştırması ve HMK 206
Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığın düğümünü bir olgu sorusuna bağlamıştır: İmzası belgede bulunan davalı okuma yazma biliyor mu? Mahkeme bu soruyu cevaplamak için birden fazla kaynağa başvurmuştur:
- İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yazıları,
- tanık beyanları,
- mahkemenin kendi gözlemi,
- dosya kapsamının bütünü.
Bu araştırma sonunda davalının okuma ve yazma bilmediği anlaşılmıştır. Mahkeme ardından HMK m.206‘yı uygulamıştır. Hükme göre okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanarak yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.
Mahkemenin vardığı sonuç açıktır: Paylaşma sözleşmesinde bu davalının imzası bulunsa ve imza ona ait olsa dahi, belge noterde düzenlenmediği için geçerli değildir. Dava bu gerekçeyle reddedilmiştir.
🔎 Bölge Adliye Mahkemesi: içerik de yetersiz
Davacının istinaf başvurusunu inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, başvuruyu esastan reddetmiştir. Ancak bunu yaparken farklı bir gerekçeye ağırlık vermiştir:
- Davacının dayandığı yazılı belgede hangi taşınmazın hangi mirasçıya düştüğüne ilişkin anlaşma açık değildir.
- Belge, içerik olarak miras taksimi yapıldığı ifadesini içermemektedir.
- Bu nedenle yazılı metnin miras taksim sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü mümkün değildir.
Böylece davacı iki ayrı engelle karşılaşmıştır: biri imzanın şekil bakımından geçerliliği, diğeri ise metnin paylaşma iradesini yeterli açıklıkla göstermemesi.
⚖️ Yargıtay’ın iki ayrı değerlendirmesi
Davacı vekili temyizde, belgelerin taksim sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalıların sözleşmenin varlığına ve gerçekliğine itiraz etmeyip yalnızca davacıya fazla pay yazılmasına itiraz ettiklerini ve kanunun miras taksim sözleşmesi için yalnızca şekil şartı öngördüğünü ileri sürmüştür. Ayrıca bazı taşınmazlardaki pay durumu nedeniyle vekâlet ücretinin taşınmazların tamamının değeri üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı “miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemi” olarak nitelendirmiş ve iki ayrı sonuca ulaşmıştır:
1. Esas yönünden: Tarafların iddia, savunma ve belgelerine, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine, uygulanması gereken kurallara, ispat kurallarına ve temyiz olunan karardaki gerekçelere göre davacının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davanın reddi sonucu değişmemiştir.
2. Vekâlet ücreti yönünden: Daire, davacının bu itirazını haklı bulmuştur. Ayrıntısı aşağıda ele alınmıştır.
✍️ Paylaşma sözleşmesinin şekli ve imza atamayanlar
Türk Medeni Kanunu m.676, mirasçıların aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesinin onları bağlayacağını, sözleşmeyle tereke malları üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesinin de kabul edilebileceğini düzenler. Maddenin son fıkrasına göre paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Taşınmaz içeren paylaşmalarda dahi kanun resmî şekil aramaz; adi yazılı şekil yeterlidir.
Davacının temyizdeki “kanun yalnızca şekil şartı öngörmüştür” itirazı bu hükme dayanır. Ancak bu dosyada sorun, yazılı şeklin bir mirasçı bakımından nasıl gerçekleşeceğidir. Yazılı şeklin unsuru olan imza, okuma yazma bilmeyen bir kişi için HMK m.206 ile özel bir güvenceye bağlanmıştır: Bu kişilerin işlemlerini içeren belgelerin senet niteliği taşıması, noterde düzenleme biçiminde yapılmalarına bağlıdır.
HMK m.206’nın ikinci fıkrası ise 7251 sayılı Kanunla eklenmiş olup okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanlar için noter onayını veya düzenlemesini yeterli sayar. Bu dosyada tespit edilen olgu, ilgilinin okuma yazma bilmediğidir; bu nedenle birinci fıkradaki düzenleme şeklinin arandığı görülmektedir.
Okuma yazma bilmeyen kişinin hukuki işlemlerinde resmî güvencenin önemine ilişkin benzer bir tartışma vasiyetname bakımından da yapılmıştır; o kararın değerlendirmesi okur-yazar olmayanın vasiyetnamesi yazısındadır. Paylaşma sözleşmesine karşı ileri sürülen bir başka itiraz türü olan aşırı yararlanma ise miras taksiminde gabin iddiası kararında incelenmiştir.
🧮 Murisin payı ve vekâlet ücreti hesabı
Kararın uygulamada sık karşılaşılan ikinci yönü, dava değerinin nasıl belirleneceğidir. Tescil istemine konu taşınmazlardan birinde murisin yalnızca 1/4, bir diğerinde ise 1/2 payı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi ise bu taşınmazlar yönünden dava değerini taşınmazın tamamı üzerinden belirlemiş ve vekâlet ücretini bu değere göre hesaplamıştır.
Yargıtay’a göre davalılar lehine vekâlet ücretine, 4.088.819 TL dava değeri üzerinden hükmedilmesi gerekirdi. Hata bozmayı gerektirmekle birlikte, giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Daire HMK m.370/4 hükmünü uygulamıştır:
- Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan ret kararı ortadan kaldırılmıştır.
- İlk derece kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendindeki “500.264,83 TL” vekâlet ücreti çıkarılmış, yerine “471.105,52 TL” yazılmıştır.
- Sonucu itibarıyla doğru bulunan ilk derece kararı bu şekilde düzeltilerek onanmıştır.
- Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine karar verilmiştir.
Kararın bu bölümünden çıkan sonuç, terekeye dayalı tapu iptali ve tescil davasında murisin yalnızca belirli bir paya sahip olduğu taşınmazlarda dava değerinin taşınmazın tamamı üzerinden belirlenmemesi gerektiğidir; Daire, bu taşınmazlarda murisin pay oranını esas alarak dava değerini yeniden belirlemiştir.
📝 Akılda kalan noktalar
- İmzanın sahibine ait olması yetmeyebilir: İlk derece mahkemesi, okuma yazma bilmeyen mirasçının imzası ona ait olsa dahi, noterde düzenlenmeyen belgenin geçerli olmadığı sonucuna varmıştır.
- Okuma yazma bilgisi olgusal olarak araştırıldı: Milli Eğitim kayıtları, tanıklar ve mahkeme gözlemi birlikte değerlendirilmiştir.
- Metin paylaşma iradesini açıkça göstermelidir: Bölge Adliye Mahkemesi, hangi taşınmazın kime düştüğü belli olmayan ve taksimden söz etmeyen metni taksim sözleşmesi saymamıştır.
- Esas değişmeden vekâlet ücreti düzeltilebilir: Yargıtay, sair itirazları reddetmiş, yalnızca hesap hatasını HMK m.370/4 ile düzeltmiştir.
- Dava değeri murisin payıyla sınırlıdır: Murisin 1/4 ve 1/2 payının bulunduğu taşınmazlarda tam değer üzerinden ücret hesaplanması hatalı bulunmuştur.
Paylaşmanın kapsamı dışında kalan malvarlığının akıbeti de ayrı bir sorudur; bu konuda taksim dışı oda ve tereke kararı tamamlayıcı bir örnek sunar.
❓ Sık sorulan sorular
Miras taksim sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mı?
Mahkeme mirasçının okuma yazma bilmediğini nasıl tespit etti?
Bölge Adliye Mahkemesi neden ayrıca metnin içeriğini tartıştı?
Vekâlet ücreti neden düşürüldü?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; miras paylaşımına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir; kişi adları ve taşınmazların parsel bilgileri yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, somut dosyadaki belgelere ve okuma yazma bilgisine ilişkin olgusal tespitlere dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; paylaşma metninin içeriğine, imzaların nasıl atıldığına, mirasçıların durumuna ve taşınmazlardaki pay oranlarına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




