Pay Alım Teklifinde Erteleme – Danıştay 13. D 2022/3441

Borsada işlem gören bir holdingin yönetim kurulu başkanı, şirketin paylarını borsa dışında satın alarak oy haklarının büyük bölümüne sahip olur. Bu alım, halka açık şirketin küçük pay sahiplerine “paylarınızı ben de alırım” teklifi yapma borcunu doğurur. Ancak kısa süre sonra pay devrine karşı bir alacaklı tasarrufun iptali davası açar ve paylara ihtiyati haciz konulur. Alıcı süreci bekletir. Sermaye Piyasası Kurulu ise beklemeyi kabul etmez. Sonuç: 6.000.000 TL idari para cezası.
Danıştay 13. Dairesi, 03.10.2022 tarihli ve E.2022/2968, K.2022/3441 sayılı kararıyla, bu cezaya karşı açılan davayı reddeden ilk derece kararını ve istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle onamıştır. Karar kesindir.
🏢 Borsa dışında yapılan pay alımı ve kontrol
Uyuşmazlığın başlangıcı 11.02.2019 tarihli bir pay devir sözleşmesidir. Davacı bu tarihte, halka açık bir holding şirketinin sermayesinin %12,45’ini temsil eden 6.224.999,937 adet (A) grubu ile sermayenin %30,41’ini temsil eden 15.206.290,341 adet (B) grubu payını borsa dışında satın almıştır. Toplamda 21.431.290,278 TL nominal değerli bu paylar sermayenin %42,86’sına karşılık gelmektedir.
Sermaye oranı yarının altında kalsa da, pay gruplarının oy yapısı nedeniyle davacının toplam oy haklarının %82,23’üne sahip olduğu ilk derece kararında tespit edilmiştir. Davacı aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı ve ana ortağıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesine göre oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması, yönetim kontrolünün elde edilmesi sayılır. Bu durumda diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunludur.
Davacı bu yükümlülüğün farkındadır: 19.02.2019 tarihinde, II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği uyarınca hazırlanan bilgi formunun onaylanması için Kurula başvurmuştur.
⚖️ Tasarrufun iptali davası ve erteleme talebi
Onay süreci devam ederken, 05.04.2019 tarihinde bir asliye hukuk mahkemesinde 11.02.2019 tarihli pay devir sözleşmesine karşı tasarrufun iptali davası açılmış ve bu davada paylara ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir. Davacı bunun üzerine 06.05.2019 tarihinde Kurula başvurarak pay alım teklifi yükümlülüğünün ertelenmesini istemiştir.
Davacının bakış açısı, temyiz dilekçesinde açıkça görülür: Tasarrufun iptali davası kabul edilirse yönetim kontrolünü kaybedebilecektir. Bu durumda küçük pay sahiplerinden satın alacağı payların bir anlamı kalmayacak, buna karşılık çok yüksek tutarlara varabilecek bedelleri her bir yatırımcıya ödemek zorunda kalacaktır. Ona göre Kurul, bilgi formunu davanın sonuna kadar onaylamayıp beklemeli; dava sonunda kontrol hâlâ kendisindeyse teklif süreci faiziyle birlikte başlatılmalıydı.
📋 Kurulun beş maddelik kararı
Kurul erteleme başvurusunu kabul etmemiştir. Karar metnine aktarılan Kurul kararı beş başlıktan oluşur:
- Tasarrufun iptali davasının, mevcut durumda davacının paylar üzerindeki mülkiyet hakkına ve pay sahipliğinden doğan haklarını kullanmasına bir etkisi bulunmadığı ve şirket üzerindeki yönetim kontrolünü engelleyici nitelikte olmadığı,
- Bilgi formunun, (B) grubu 1 TL nominal değerli pay başına asgari 2,72 TL fiyat üzerinden teklifte bulunulması şartıyla onaylanması,
- Bilgi formunun onaydan itibaren üç iş günü içinde KAP’ta ilan edilmesi, altı iş günü içinde fiili pay alım sürecine başlanması; Tebliğ’in 13. maddesindeki iki aylık süre dolduğu için 12.04.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak faizin teklif fiyatına eklenmesi ve donan oy haklarının teklif tamamlanınca kendiliğinden çözüleceği,
- Ek süre talebinin reddi,
- Davacının sermaye piyasası mevzuatına uyum konusunda dikkat ve özen göstermesi yönünde uyarılması.
Davacı bu Kurul kararının bazı kısımlarına karşı ayrı bir iptal davası açmış; idare mahkemesi o davayı da tasarrufun iptali davasının yükümlülüğün yerine getirilmesine engel olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
💰 6 milyon TL’lik ceza ve yargı süreci
Onaylanan bilgi formu kamuya açıklanmamış, dolayısıyla teklif yapılmamıştır. Kurul bunun üzerine 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacıya 6.000.000,00 TL idari para cezası vermiştir. Bu hüküm, 26. madde uyarınca ve gerekirse Kurulca verilebilecek ek süre içinde pay alım teklifi zorunluluğunu yerine getirmeyenlere, teklife konu payların toplam bedeline kadar ceza verilmesini öngörür.
İdare mahkemesi, ceza davasını erteleme kararına karşı açılan dava ile birlikte incelemiştir. Mahkemeye göre davacı, hisse devir sözleşmesiyle payları iktisap edince zorunlu pay alım teklifini yasal süre içinde yapmak durumundaydı; yapmamıştır. Kurul, birincil ve ikincil mevzuatla kendisine tanınan pay alım teklifine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisini mevzuata, kamu yararına ve ölçülülük ilkesine uygun kullanmıştır. Dava reddedilmiştir.
Bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu 2577 sayılı Kanun’un 45/3. maddesi uyarınca reddetmiştir. Danıştay 13. Dairesi de temyiz nedenlerini bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiş, kararı 03.10.2022 tarihinde oybirliğiyle onamıştır.
🗂️ Temyizde ileri sürülen itirazlar
Davacının temyiz dilekçesi, cezanın neden haksız olduğuna dair birkaç ayrı eksen içerir:
- Sözleşme hürriyeti: Zorunlu pay alım teklifi, sözleşme serbestisinin kanunla getirilmiş istisnai bir sınırlamasıdır; yalnız lafzıyla değil amacıyla uygulanmalı, yükümlü ile korunan pay sahiplerinin menfaatleri dengelenmelidir.
- Tebliğ değişikliği: 16.10.2021 tarihinde Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 17. maddesine “pay alım teklifinde bulunma yükümlüsünün kusuru bulunmayan hâller hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiş ve faiz yükümlülüğü kusur şartına bağlanmıştır.
- Hak arama hürriyeti: Yükümlülüğün kendisi yargıda tartışılırken, onu yerine getirmediği gerekçesiyle ceza verilmesi hak arama hürriyetine aykırıdır.
- Gerekçe ve inceleme: Mahkeme Kurul raporunu aynen aktarıp bilirkişi raporu gibi esas almış, başka inceleme yapmamıştır; gerekçeli karar hakkı ihlal edilmiştir.
Kurul ise erteleme talebinin reddine ilişkin davanın reddedildiğini, bu davanın ceza davası üzerinde hukuki bir etkisi bulunmadığını ve onaylanan bilgi formunun kamuya açıklanmamasının 103/3. maddeye açık ve tereddütsüz bir aykırılık olduğunu savunmuştur. Danıştay, gerekçesini ayrıca genişletmeden, ilk derece ve istinaf kararlarının usul ve hukuka uygun olduğunu belirtmekle yetinmiştir.
📚 Yükümlülüğün hukuki çerçevesi
Kararı anlamak için üç hükmü birlikte okumak gerekir:
- SPKn m.26/1-2: Halka açık ortaklıkta yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisabı hâlinde, iktisabın kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan diğer ortaklara teklif yapılması zorunludur. Oy haklarının yarısından fazlasına tek başına veya birlikte hareket edilenlerle sahip olmak, kontrolün elde edilmesi sayılır.
- SPKn m.26/6: Zorunluluk Kurulca belirlenen sürede yerine getirilmezse, yükümlü ve birlikte hareket ettiklerinin oy hakları kendiliğinden donar ve bu paylar genel kurul toplantı nisabında dikkate alınmaz.
- SPKn m.103/3: Süre ve gerekirse verilen ek süre içinde teklif yapmayanlara, teklife konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verilir.
Bu yapı, küçük pay sahibine kontrol değişikliği anında şirketten çıkış imkânı tanımayı amaçlar. Kararda öne çıkan nokta, alıcı tarafında doğan bir hukuki belirsizliğin, yani pay devrinin ileride iptal edilebilme ihtimalinin, bu çıkış hakkını askıya almaya yetmediğidir. Kurul ve mahkemeler, paylar üzerinde ihtiyati haciz bulunsa bile davacının mülkiyet ve oy haklarını fiilen kullandığını, dolayısıyla kontrolün el değiştirdiği gerçeğinin değişmediğini esas almıştır.
Pay alım teklifiyle ilgili başka bir uyuşmazlıkta, teklif zorunluluğunun doğup doğmadığı tartışması payların elde tutulma süresi üzerinden yürümüştü; o karar pay alım teklifinde elde tutma şartı yazısında ele alınmıştır. Bu dosyada ise zorunluluğun doğduğu tartışmasızdır; tartışma, doğmuş bir yükümlülüğün üçüncü kişi davası nedeniyle bekletilip bekletilemeyeceğidir.
🧭 Karardan okunabilecek sonuçlar
- Üçüncü kişi davası tek başına erteleme sebebi sayılmadı: Pay devrine karşı açılan tasarrufun iptali davası ve ihtiyati haciz, yönetim kontrolünü engellemediği sürece teklif borcunu durdurmamıştır.
- Erteleme talebinin reddine karşı dava açılması cezayı engellemedi: İlgili Kurul kararına karşı dava sürerken bilgi formunun ilan edilmemesi, ayrı bir aykırılık olarak cezalandırılmıştır.
- Gecikme faizle fiyata yansıdı: İki aylık başlangıç süresi aşıldığı için 12.04.2019 tarihinden itibaren faizin teklif fiyatına eklenmesi istenmiştir.
- Ceza üst sınırı payların toplam bedeline bağlıdır: 103/3. madde, genel ceza aralığından farklı olarak teklife konu payların toplam bedelini üst sınır alır; bu dosyada ceza 6.000.000 TL olarak belirlenmiştir.
- Kısa onama gerekçesi: Danıştay ayrıntılı gerekçe yazmamış, ilk derece kararının gerekçesini benimsemiştir. Tebliğ’in 17. maddesindeki 2021 değişikliğine ilişkin itiraz da ayrıca tartışılmadan bozma nedeni görülmemiştir.
❓ Sık sorulan sorular
Sermaye oranı %42,86 iken neden yönetim kontrolü elde edilmiş sayıldı?
Tasarrufun iptali davası neden yükümlülüğü ertelemedi?
Ceza miktarı hangi hükme göre belirlendi?
Danıştay temyiz itirazlarını tek tek cevapladı mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; sermaye piyasası yaptırımlarına ilişkin diğer karar incelemeleri Emsal Kararlar sayfasında bulunabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan onama kararına ve karara aktarılan ilk derece ile bölge idare mahkemesi gerekçelerine dayanır. Kaynakta taraf, şirket ve mahkeme bilgileri anonimleştirilmiştir; yazıda da kimlik bilgisi kullanılmamıştır. Karar, 2019 yılındaki pay devrine ve o dönemde yürürlükte olan Pay Alım Teklifi Tebliği hükümlerine ilişkindir; Tebliğ’de sonradan yapılan değişiklikler benzer bir olayın değerlendirilmesini etkileyebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




