Örtülü Kazançta Şirketin Ehliyeti – Danıştay 13. D 2022/1207

Sermaye Piyasası Kurulu bir denetim raporunun ardından, payları borsada işlem gören bir şirketin kendi yönetim kurulu başkanından iştirak payı satın alarak ona örtülü kazanç aktardığını tespit eder. Kurul kararı görünüşte şirketin lehinedir: Aktarılan tutarın faiziyle şirkete iadesi istenir, sorumlular hakkında suç duyurusu yapılır. Peki şirket, kendisini “zarar gören” olarak gösteren bu karara karşı yine de iptal davası açabilir mi? İlk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi bu soruya “hayır” demiş; Danıştay ise kararın bazı bölümleri bakımından farklı bir sonuca ulaşmıştır.
Danıştay 13. Dairesi, 23.03.2022 tarihli ve E.2021/2325, K.2022/1207 sayılı kararıyla, davacı şirketin dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını kısmen onamış, kısmen bozmuştur. Daireye göre örtülü kazanç aktarımına aracı olduğu yönündeki tespit ve genel kurul gündemine ilişkin talep, şirketin ticari itibarını ve doğrudan kendisini ilgilendirdiğinden, bu kısımlar yönünden şirketin meşru, kişisel ve güncel menfaati vardır.
📑 SPK kararının içeriği
Karar metnine göre davacı şirketin sermaye payının %34,99’u, 01.01.2014 tarihinden itibaren şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüten bir kişiye aittir. Aynı kişi, davacının ortağı olduğu bilgisayar ve görüntü sistemleri şirketinde de yönetim kurulu başkan yardımcısıdır. Davacı şirket, bu iştirakin %5’ine karşılık gelen payları 4.861.281,00 TL bedelle söz konusu yönetim kurulu başkanından satın almıştır.
SPK’nın denetim raporu üzerine verdiği kararın iki ana bölümü bulunmaktadır:
- A) Örtülü kazanç tespiti: Pay alımıyla yönetim kurulu başkanına 11.11.2015 tarihi itibarıyla en az 3.728.799,00 TL aktarım yapıldığı tespit edilmiştir. Bu tespite bağlı olarak (i) sorumluluğu belirlenen kişiler hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 21. ve 110/1-c maddeleri kapsamında SPKn m.115 uyarınca suç duyurusunda bulunulmasına, (ii) SPKn m.21/4 uyarınca zararın faiziyle üç ay içinde şirkete ödenmesinin istenmesine ve şirket alacağı takip etmezse mevcut yönetim kurulu üyeleri hakkında SPKn 103 ve 105. maddeleri çerçevesinde işlem yapılabileceğinin bildirilmesine, (iii) iade yapılmazsa SPKn m.94 uyarınca dava açılması için Kurulun Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verilmiştir.
- B) TTK 393 tespiti: Pay alımının görüşüldüğü 11.11.2015 tarihli yönetim kurulu toplantısına, menfaati şirketle çatışan yönetim kurulu başkanının katılmasına itiraz etmeyen üyelerin şirketin zararını tazminle yükümlü olduğunun, zarar gören yatırımcıların sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı dava açabileceklerinin Kurul bülteniyle duyurulmasına ve konunun ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının şirketten istenmesine karar verilmiştir.
Davacı şirket, Kurul kararının iptali istemiyle idari yargıda dava açmıştır.
🚫 Derece mahkemeleri neden ehliyet yok dedi?
İdare mahkemesi, Kurul kararının ilgililer hakkında yasal işlem yapılmasına ve hisse devir bedelinin faiziyle davacı şirkete iadesine yönelik olduğunu, dolayısıyla bu işlemle şirketin ticari hak ve menfaatlerinin korunduğunu değerlendirmiştir. Mahkemeye göre karar asıl olarak yönetim kurulu başkanı ve diğer yönetim kurulu üyeleri aleyhine sonuç doğurmaktadır; nitekim bu kişiler de karara karşı ayrı davalar açmıştır. Bu nedenle davacı şirketin meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı kabul edilmiş, dava 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 15/1-b maddesi uyarınca ehliyet yönünden reddedilmiştir.
Bölge idare mahkemesi de bu kararı usul ve hukuka uygun bularak İYUK m.45/3 uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Şirket temyiz dilekçesinde; işlemin muhatabı olduğunu, zarara uğradığı iddia edilen şirketin kendisi olduğunu, zararı bulunmadığını ispat için dava açabileceğini, Kurul kararının piyasadaki güvenilirliğini ve ticari itibarını sarstığını, alacağın takip ve tahsiliyle yükümlü tutulduğunu, yönetim kurulu üyelerinin dava açmış olmasının kendi menfaatini ortadan kaldırmadığını ve denetim raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Kurul ise işlemin şirket bakımından kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığını savunmuştur.
⚖️ Danıştay’ın ayrımı: onanan ve bozulan kısımlar
Danıştay 13. Dairesi, Kurul kararını tek bir bütün olarak değil, bölüm bölüm ele almıştır. Sonuç tablo hâlinde şöyledir:
| Kurul kararının bölümü | Danıştay’ın sonucu |
| A/i – Sorumlular hakkında suç duyurusu | Ehliyet yok; ret kararı onandı |
| A/ii – Zararın şirkete ödenmesinin istenmesi ve bilgilendirme | Ehliyet yok; ret kararı onandı |
| A/iii – SPKn m.94 kapsamında dava açma yetkilendirmesi | Ehliyet yok; ret kararı onandı |
| A – Örtülü kazanç aktarımı tespiti | Menfaat var; bozuldu |
| B – TTK 393 sorumluluğu ve genel kurul gündemi talebi | Menfaat var; bozuldu |
Daire, iptal davasının tanımını hatırlatarak İYUK m.2’deki ölçütün “menfaat ihlali” olduğunu vurgulamıştır. Karara göre iptal davalarında subjektif bir hakkın ihlal edilmesi şartı aranmamakta; idari işlem ile davacı arasında meşru, güncel ve ciddi bir ilgi bulunması yeterli sayılmaktadır.
Dosya, bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiş; karar 23.03.2022 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.
🏷️ Ticari itibar ve menfaat ilişkisi
Kararın en dikkat çekici yanı, menfaat bağını kurarken başvurduğu ticari itibar kavramıdır. Daire, tüzel kişilerin kuruldukları andan itibaren hak ehliyeti kazandığını ve insana özgü nitelikler dışındaki tüm hak ve borçlara ehil olduğunu, kişilik hakkına sahip olduklarından kişilik hakkı nedeniyle doğan davaları açabileceklerini belirtmiştir. Dairenin yerleşik içtihadına göre ticaret şirketlerinin ticari itibarı, hukuken korunan bir kişilik hakkıdır.
Bu çerçevede Danıştay şu tespitleri yapmıştır:
- Kurul kararının A bölümünde, yönetim kurulu başkanına örtülü kazanç aktarıldığı tespit edilmiş ve davacı şirket bu aktarımda “araç” konumuna indirgenmiştir.
- Bu durum, payları borsada işlem gören davacı şirketin ticari itibarını ilgilendirmektedir.
- B bölümündeki talep, şirketin genel kurul toplantısında gündem dışı bir hususun görüşülmesini içerdiğinden doğrudan şirkete yönelmiştir.
- Bu nedenle söz konusu kısımlar, şirketin meşru, kişisel ve güncel menfaatini ilgilendirmektedir.
Buna karşılık suç duyurusu, iade talebi ve dava açma yetkilendirmesi gibi işlemler, üçüncü kişilere yönelik ya da şirketin malvarlığını eski hâline getirmeyi amaçlayan sonuçlar doğurduğundan, Daire bu kısımlarda ehliyet yokluğuna ilişkin değerlendirmeyi hukuka uygun bulmuştur.
SPKn m.29/4 uyarınca halka açık ortaklıkların genel kurullarında, gündeme bağlılık ilkesine uyulmaksızın Kurulun görüşülmesini veya ortaklara duyurulmasını istediği hususların gündeme alınması zorunludur. Kurulun bu yöndeki talebinin şirkete doğrudan bir yükümlülük getirmesi, Danıştay’ın B bölümü bakımından menfaat ilişkisini kabul etmesinde belirleyici olmuştur.
🪑 TTK 393: müzakereye katılma yasağı
Kurul kararının B bölümünün dayanağı olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesi, yönetim kurulu üyesinin kendisinin veya yakınlarının şirket dışı kişisel menfaatinin şirket menfaatiyle çatıştığı konulardaki müzakerelere katılamayacağını düzenler. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu hükme aykırı davranan üye ile menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve katılması yönünde karar alan üyeler, şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdür. Üçüncü fıkra uyarınca müzakereye katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır.
Somut olayda SPK, pay alımının görüşüldüğü toplantıya satıcı konumundaki yönetim kurulu başkanının katıldığını ve diğer üyelerin buna itiraz etmediğini tespit etmiştir. Danıştay bu tespitin doğruluğunu incelememiştir; kararın konusu yalnızca şirketin bu tespite karşı dava açıp açamayacağıdır. Esasa ilişkin değerlendirme, bozma sonrasında bölge idare mahkemesince yapılacaktır.
Örtülü kazanç aktarımının hukuk davası boyutu için SPK’nın örtülü kazanç davası ve örtülü kazanç iadesinde süre yazıları; zarar gören şirkete SPK cezası verilmesi konusu için ise zarar gören şirkete SPK cezası yazısı incelenebilir.
🧭 Kararın şirketler için anlamı
Karar, halka açık ortaklıklar bakımından şu noktaları öne çıkarmaktadır:
- Lehe görünen karar da itibarı etkileyebilir: Kurul kararı şirketi “zarar gören” olarak konumlandırsa bile, şirketi örtülü kazanç aktarımının aracı olarak niteleyen tespit, ticari itibar üzerinden menfaat bağı kurulmasına yeterli görülmüştür.
- Ehliyet bölüm bölüm değerlendirilir: Aynı Kurul kararının bazı kısımlarında menfaat bulunurken, üçüncü kişilere yönelen kısımlarında bulunmayabilir.
- Yönetim kurulu üyelerinin dava açması şirketin yolunu kapatmaz: İlk derece mahkemesi üyelerin ayrı davalarını şirketin menfaatsizliğine gerekçe yapmıştı; Danıştay bozma kararıyla bu yaklaşımı A ve B bölümleri bakımından benimsememiştir.
- Genel kurul gündemine ilişkin talepler doğrudan şirketi bağlar: SPKn m.29/4 kapsamındaki gündem talebi, şirkete yönelen bir işlem olarak değerlendirilmiştir.
Kararın 2022 tarihli olduğu ve ehliyet sorunuyla sınırlı kaldığı unutulmamalıdır. Örtülü kazanç tespitinin isabetli olup olmadığı, bozma üzerine yapılacak yargılamada ve dosyadaki denetim raporu ile delillere göre belirlenecektir.
💬 Sık sorulan sorular
SPK'nın lehine görünen bir kararına karşı şirket neden dava açmak istesin?
Danıştay Kurul kararının hangi kısımlarında şirketin dava açamayacağını kabul etti?
Bu karar örtülü kazanç tespitinin hukuka aykırı olduğu anlamına mı geliyor?
TTK 393'e göre hangi yönetim kurulu üyeleri sorumlu tutulabilir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, sermaye piyasası ve şirketler hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan kararından ve kararda özetlenen ilk derece ile bölge idare mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Kaynakta taraf ve şirket adları anonimdir; karar metninde geçen kişi adlarının baş harfleri yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, dava açma ehliyetiyle sınırlıdır ve örtülü kazanç tespitinin esasına ilişkin bir değerlendirme içermez; benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç, Kurul kararının içeriğine ve dosyadaki delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.
Bu dosyaları kim yürütüyor?

Forex ve kripto mağduriyetlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu — Kadıköy, İstanbul
Savun Hukuk, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı forex dolandırıcılığı dosyalarını ceza ve icra ayağıyla birlikte yürütür. Avukatlarımızın sicil kayıtlarını İstanbul Barosu levhasından doğrulayabilirsiniz.

Av. Veli Savun
İstanbul Barosu · Sicil 75235
Kurucu avukat · Arabulucu (Sicil 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex/kripto ceza ve alacak davaları, bilişim, icra, aile hukuku.

Av. Eda Pekacar
İstanbul Barosu · Sicil 84975
FSM Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, icra-iflas, ceza ve tazminat davaları.

Av. Almina Usta
İstanbul Barosu · Sicil 67207
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, ceza, sözleşmeler ve ticaret hukuku · Türkçe / İngilizce.
Görüşmeler randevu ile yapılır. Ekşioğlu, Alya Life Residence, Fikirtepe Mah. Barış Sk. No:1 K:3 D:50, Kadıköy / İstanbul
Yararlı bağlantılar
Doğrulamak için resmi kaynaklar
























Tüm soru ve cevaplar →