Tek Yağmada Kesin Hükmün Temyizi – Yargıtay CGK 2026/443

Aynı olayda iki kişiye yönelen bir yağma eylemi, ilk derece mahkemesinde iki ayrı suç gibi ele alınır ve iki ayrı hüküm kurulur. Hükümlerden birinde ceza beş yılın altında kaldığı için istinaf incelemesinden sonra kesinleşir; diğeri ise Yargıtay önüne gelir. Temyiz incelemesini yapan daire, eylemin aslında tek bir yağma suçu olduğu kanaatine varır ve kesinleşmiş olan hükmü de kaldırarak her ikisini birlikte bozar. Peki Yargıtay, önüne usulüne uygun bir temyiz davasıyla gelmemiş, kesin nitelikteki bir hükmü sırf “eylem bir bütündür” gerekçesiyle inceleyebilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2024/491, K.2026/443 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz cevap vermiştir. Genel Kurul, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy çokluğuyla kabul etmiş, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bozma kararını kaldırmış ve dosyayı, kesinleşen hüküm göz önünde bulundurulmaksızın yeniden değerlendirme yapılmak üzere Daireye geri göndermiştir.
🧩 Bir olay, iki hüküm
Dosyada yargılanan kişi, suçun işlendiği tarihte reşit olmayan, kanunun ifadesiyle suça sürüklenen çocuk konumundadır. Çocuğa ve mağdurlara ilişkin kişisel ayrıntılara bu yazıda yer verilmemiştir.
İlk derece mahkemesi olan ağır ceza mahkemesi 20.12.2018 tarihinde iki ayrı hüküm kurmuştur:
- Birinci mağdura yönelik nitelikli yağma: TCK m.149/1-a-b, 150/2 ve 31/3 uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası.
- İkinci mağdura yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma: TCK m.149/1-a-b, 35/2 ve 31/3 uyarınca 4 yıl hapis cezası.
Müdafi ve Cumhuriyet savcısının istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi duruşmalı inceleme sonunda 20.10.2021 tarihinde yeni hükümler kurmuştur: birinci mağdura yönelik suçtan TCK m.149/1-a-b, 31/3 ve 62/1 uyarınca 6 yıl 8 ay, ikinci mağdura yönelik teşebbüs suçundan ise TCK m.149/1-a-b, 35/2, 31/3 ve 62 uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası verilmiştir.
Müdafi her iki hükmü de temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 06.12.2021 tarihli ek kararıyla, teşebbüs suçundan verilen hükmün temyiz edilemeyecek kararlardan olduğunu belirterek bu kısma ilişkin temyiz istemini CMK m.286/2-a ve 296/1 uyarınca reddetmiştir. Ek karar müdafiye 12.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiş; ancak müdafi bu ek karara karşı temyiz yoluna başvurmamıştır. Böylece birinci mağdura ilişkin hüküm Yargıtay’a gelmiş, ikinci mağdura ilişkin hüküm ise kesinleşmiştir.
🔍 6. Ceza Dairesinin yaklaşımı
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 10.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla verdiği kararda farklı bir yol izlemiştir. Daireye göre çocuğun mağdurların tümüne yönelik eylemi bir bütün hâlinde tek yağma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle ikinci mağdura yönelik teşebbüs suçundan verilen kesin nitelikteki mahkûmiyet kararı da kaldırılmış ve inceleme kapsamına alınmıştır. Daire, her iki hükmü şu gerekçelerle bozmuştur:
- Suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya bu incelemenin yaptırılmama gerekçesi kararda gösterilmeden hüküm kurulması,
- Kabule göre de, yağma suçundan hüküm kurulurken değer azlığı nedeniyle TCK m.150/2 uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi.
Daire üyelerinden biri, kesin nitelikteki hükmün kaldırılarak incelenebileceği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmadığını belirterek karşı oy kullanmıştır.
📮 Başsavcılığın itirazı ve uyuşmazlık
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.07.2024 tarihinde CMK m.308 uyarınca itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazın özü şudur: Teşebbüs suçundan verilen hüküm Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak kurulmuş, buna yönelik temyiz istemi ek kararla reddedilmiş ve bu ek karar temyiz edilmemiştir. Bu durumda Özel Daire, kesin olan hükmü kaldırıp bozma yapamaz.
6. Ceza Dairesi 16.09.2024 tarihinde itirazı yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. Genel Kurulun çözdüğü uyuşmazlık, eylemin bir bütün hâlinde tek yağma suçu oluşturduğu gerekçesiyle, kesinleşmiş ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı temyiz edilmemiş hükmün de Özel Dairece incelenip incelenemeyeceğidir.
⚖️ Genel Kurulun gerekçesi
Ceza Genel Kurulu gerekçesine kanun yolu sisteminin genel yapısını hatırlatarak başlamıştır. İlk derece hükümlerine karşı olağan kanun yolu CMK m.272 uyarınca istinaf, istinaf üzerine verilen bölge adliye mahkemesi hükümlerine karşı ise CMK m.286 uyarınca temyizdir. Ancak CMK m.286/2, bazı kararları temyiz dışında bırakır. Buna göre ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar (a bendi) ile bu cezaları artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları (b bendi) kesindir. Bu kararların hukuka aykırı olduğu düşünülürse başvurulacak yol, CMK m.308/A’da düzenlenen bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itirazıdır.
Genel Kurul, uygulamada hukuken tek olan bir fiilin ikiye bölünerek iki ayrı hüküm kurulduğu ve bunlardan birinin kesinleştiği durumların yaşandığını açıkça kabul etmiş; Anayasa Mahkemesinin 27.01.2026 tarihli bir kararında da bağlantılı hükümlerin ayrı ayrı kesinleşmesi sorunu nedeniyle ihlal kararı verildiğini ve kanuni düzenlemedeki eksikliğe işaret edildiğini aktarmıştır.
Bununla birlikte Genel Kurul, sorunun çözümünü kesin hükmün otoritesini aşındıran bir yorumda görmemiştir. Gerekçenin öne çıkan noktaları şunlardır:
- Hukuki kesinlik: Hukuk güvenliği, kişinin sürekli bir yargılama tehdidi altında kalmamasını gerektirir; kesin hüküm bu nedenle korunur.
- Davasız yargılama olmaz: Kanunun tanıdığı istisnalar dışında mahkeme kendiliğinden harekete geçemez. Usulüne uygun açılmış bir temyiz davası bulunmadan kesin ya da kesinleşmiş hükümler resen temyiz incelemesine tabi tutulamaz.
- Kanun yolu kanunla belirlenir: Ceza yargılamasında kanun yolu tarafların istemlerine göre değil, kanunun sistematiğine göre belirlenir. Suçun niteliğine veya sübuta yönelik başvuruların kanun yolunu temyize dönüştürdüğünü kabul etmek olanaksızdır.
- Doğru yol olağanüstü kanun yollarıdır: Hukuka aykırı olduğu düşünülen kesin hükümler, kanunun öngördüğü CMK m.308/A ve 309 gibi yollarla ortadan kaldırılabilir.
Genel Kurul, aynı sonuca 02.07.2025 tarihli ve 237-318 sayılı kararında da ulaştığını belirtmiştir. Somut dosyada teşebbüs suçundan kurulan hüküm kesin nitelikte olduğundan, ona karşı başvurulacak yol CMK m.308/A’daki itiraz olduğundan ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar temyiz edilmediğinden, bu hükmün Özel Dairece incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Eylemlerin kül hâlinde tek bir yağma suçu oluşturduğu hâlde iki ayrı hüküm kurulmuş olması ise yalnızca eleştiri konusu yapılabilecektir.
İki Genel Kurul üyesi, itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
📌 Kararın üç ayaklı sonucu
Hüküm fıkrası, Genel Kurulun meseleyi nasıl çözdüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
| 1 | Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulü. |
| 2 | Normalde bozma kararının yalnızca ikinci mağdura ilişkin kısmının kaldırılması gerekirken, Daire iki hükmü kül hâlinde incelediği için sorunun hükmün tamamına sirayet ettiği kabul edilmiş; 6. Ceza Dairesinin 10.06.2024 tarihli bozma kararının tamamen kaldırılması. |
| 3 | Kesinleşen hüküm göz önünde bulundurulmaksızın, nitelikli yağma suçu yönünden yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdii. |
Genel Kurul, bunun temyize konu suç bakımından sonuca etkisini değerlendirmenin Özel Daireye ait olduğunu vurgulamıştır.
🧭 Uygulamaya yansımaları
Karar, “tek suç” tespitinin kanun yolu sınırlarını aşmanın aracı olamayacağını ortaya koymaktadır:
- Ek kararın kaderi belirleyicidir: Bölge adliye mahkemesinin temyiz istemini reddeden ek kararı temyiz edilmediğinde, ilgili hüküm bakımından Yargıtay’ın inceleme yetkisi doğmamaktadır. Bu dosyada sonucu belirleyen olgulardan biri, ek karara karşı başvuru yapılmamış olmasıdır.
- Tek suç tespiti eleştiriyle sınırlı kalabilir: Yargıtay, iki hükmün tek suç olarak kurulması gerektiğini görse bile, kesinleşmiş hüküm yönünden bunu ancak eleştiri olarak belirtebilir.
- Kesin hükümler için ayrı yollar vardır: CMK m.308/A’daki bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı itirazı ve CMK m.309’daki kanun yararına bozma, kesin hükümlere karşı kanunun öngördüğü olağanüstü yollardır.
Kesin nitelikteki hükümlerde temyiz sınırına ilişkin yakın tarihli bir başka Genel Kurul kararı, lehe suç vasfı itirazının temyiz kapısını açıp açmadığını ele alan kesin hükümde lehe vasıf temyizi yazısında incelenmiştir. Bölge adliye mahkemesinin bozma kararlarının temyiz edilebilirliği için BAM bozma kararı temyiz edilemez yazısına, birden fazla kişiye yönelen yağma eylemlerinde tek suç tartışması için ise aileden zorla para almak tek yağma yazısına bakılabilir.
💬 Merak edilenler
Beş yıl veya daha az hapis cezası içeren her istinaf kararı kesin midir?
Yargıtay iki eylemin tek suç olduğunu tespit ederse kesin hükmü neden bozamıyor?
Kesinleşen teşebbüs hükmü bu kararla ortadan kalktı mı?
Sosyal inceleme raporu ve değer azlığı konularında Genel Kurul ne dedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, ceza muhakemesine ilişkin diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve kararda özetlenen ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire kararlarından derlenmiştir. Dosya suça sürüklenen bir çocuğa ilişkin olduğundan çocuğa ve mağdurlara dair kimlik, yaş ve kişisel ayrıntılar yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, kendi dosyasının usulî seyrine ve kanun yolu başvurularına dayanır; benzer görünen bir dosyada sonuç, kurulan hükümlerin niteliğine ve yapılan başvurulara göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




