Ayrılma Bedeli ve Butlan – Yargıtay 11. HD 2024/8876

Borsada işlem gören bir şirket, sermayesini azaltıp aynı anda artırmaya karar veriyor. Karara karşı oy kullanan yatırımcı ayrılma hakkını kullanıyor, paylarını şirketin gösterdiği hesaba aktarıyor ve bedeli beklemeye başlıyor. Bedel gelmiyor; paylar ise şirketin vergi borcu için satılıyor. Yıllar sonra genel kurul kararının butlanla sakat olduğu kesinleşince şirket şu savunmaya sarılıyor: “Karar baştan beri yok hükmündeyse, ayrılma hakkı da hiç doğmadı.” Bu savunma, bedeli ödemeyen şirketi borçtan kurtarır mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.12.2024 tarihli ve E.2024/593, K.2024/8876 sayılı kararıyla, ayrılma hakkı bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmeden ilk derece kararını yerinde bulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararını kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.
📉 Genel kurul, muhalefet ve bloke edilen paylar
Davacı, o dönemki adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören davalı şirketin paylarını satın almıştır. Şirket, gündeminde “sermaye azaltımı ve eş zamanlı sermaye artırımı” bulunan bir genel kurul toplantısını 08.10.2013 tarihinde yapmıştır. Davacı bu toplantıda diğer bazı pay sahipleriyle birlikte karara olumsuz oy vermiş, muhalefetini tutanağa geçirtmiş ve şirketin çağrı ilanında belirtip Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) açıkladığı 0,46 TL fiyat üzerinden ayrılma hakkını kullanacağını bildirmiştir.
Şirket, KAP’a gönderdiği yazıda ayrılma hakkını kullananların toplam pay değerlerini de açıklamıştır. Davacı, bedelin ödeneceğine ilişkin şirketin ve Sermaye Piyasası Kurulunun beyanlarına güvenerek paylarını, şirket tarafından bir aracı kurumda açılmış emanet hesabına virmanlamıştır. Paylar bu hesapta bloke hâlde tutulmuş, davacıya ne bedel ödenmiş ne de paylar iade edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesinin tespitlerine göre süreç şöyle ilerlemiştir:
- Şirket, Kurulun uyarı yazısına rağmen ayrılma hakkı bedelini 10.12.2013 tarihine kadar ödememiştir.
- 12.12.2013 tarihine kadar payların iadesini de sağlamamıştır.
- Genel kurul kararına karşı 07.01.2014 tarihinde dava açılmış; bu davadan sonra ayrılma hakkını kullanan başka bazı pay sahiplerine ödeme yapılmıştır.
- Şirket adına aracı kurumda bloke tutulan davacı payları, şirketin vergi borcu nedeniyle 6183 sayılı Kanun kapsamında 25.03.2014 ve 26.03.2014 tarihlerinde satılmış, bedeli 28.03.2014 tarihinde vergi dairesine gönderilmiştir.
- Genel kurul kararının butlanla sakat olduğu, 05.02.2020 tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiştir.
Davacı, 907.321,02 TL’lik pay bedelinin tahsili için İstanbul 36. İcra Müdürlüğünde takip başlatmış; şirketin itirazı üzerine itirazın iptali ve %20 icra inkâr tazminatı istemiyle dava açmıştır.
🏢 Şirketin tezi: “iptal davası sürüyor”
Davalı şirket, ayrılma hakkının dayanağı olan sermaye azaltımı ve eş zamanlı artırım kararlarına karşı iptal davası açıldığını, bu davada genel kurul kararının iptal edilebileceğini, bu durumda davacının şirketten ayrılmasına gerek kalmayacağını savunmuştur. Şirkete göre davacıya ödeme yapılması hukuken korunamaz ve ayrılma hakkına dayalı bir alacak doğmamıştır. İstinaf aşamasında savunma, kararın butlanla sakat olduğunun kesinleşmesiyle daha da keskinleşmiş; şirket, davacının olsa olsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade isteyebileceğini ileri sürmüştür.
🏛️ Bakırköy’de kabul ve icra inkâr tazminatı
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi (2014/452 E., 2021/64 K.) davayı kabul etmiştir. Mahkemenin gerekçesi iki ayağa dayanmaktadır:
- 907.321,02 TL’lik ayrılma bedeli ödenmemiş, paylar da şirketin borçları nedeniyle satıldığından davacıya iade imkânı kalmamıştır. Bu nedenle davacı, genel kurul kararıyla belirlenen pay değeri üzerinden alacak talep etmekte haklıdır.
- Alacağın miktarı olağanüstü genel kurul toplantısında belirlenmiş olduğundan alacak likittir; itiraz haksızdır.
Sonuçta takibe yapılan itiraz asıl alacak yönünden iptal edilmiş, 907.321,02 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki faiz oranlarıyla takibin devamına ve asıl alacağın %20’si olan 181.464,20 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. İİK m.67/2, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi hâlinde, alacaklının talebi üzerine hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini öngörmektedir.
🤝 İstinaf: butlan savunması dürüstlük kuralına takıldı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2021/895 E., 2023/1640 K.) kararın en dikkat çekici değerlendirmesini yapmıştır. Daire, sermaye azaltımı ve eş zamanlı artırım kararının Kurulca önemli nitelikte işlem kabul edildiğini, davacının olumsuz oy verip muhalefetini tutanağa geçirttiğini tespit etmiştir. Ardından şu dengeyi kurmuştur:
Butlanla sakat bir kararın baştan itibaren geçersiz olduğu sabittir. Ancak şirket; Kurulun uyarısına rağmen bedeli ödememiş, payları iade etmemiş, bloke tuttuğu paylar kendi vergi borcu için satılmış ve iptal davasından sonra bile başka pay sahiplerine ayrılma bedeli ödemiştir. Bu tablo karşısında şirketin, dayanak genel kurul kararının batıl olduğunu ileri sürerek ödeme yükümlülüğünden kurtulmaya çalışması, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymasını öngören ve hakkın kötüye kullanılması yasağının dayanağını oluşturan TMK m.2’ye aykırıdır.
Daire bu nedenle “ayrılma hakkı doğmadı, en fazla sebepsiz zenginleşme iadesi istenebilir” yönündeki istinaf sebebini yerinde görmemiş; iadesi sağlanabilecek pay kalmadığından davanın kabulünü isabetli bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Ayrılma hakkının kullanılmasından sonra açılan sorumluluk davalarında pay sahipliği şartını ele alan ayrılan ortağın tazminat davası kararı ile ayrılma fiyatının hangi açıklama tarihine göre belirleneceğini inceleyen Danıştay İDDK kararı da aynı kurumun farklı yönlerini göstermektedir.
✅ Yargıtay onaması ve icra dosyasına yapılan ödemeler
Yargıtay, uyuşmazlığı “sermaye azaltımına olumsuz oy kullanarak 6362 sayılı Kanunun 24. maddesi uyarınca ayrılma hakkını kullanan davacının, ödenmeyen pay bedelini tahsil amacıyla başlattığı takibe yapılan itirazın iptali” olarak nitelendirmiş ve ilgili hukuk olarak SPKn m.23/1 ile m.24/1’i göstermiştir.
Daire, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını ve istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Kararda ayrıca pratik bir not yer almaktadır: Dava konusu alacakla ilgili İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2014/1894 Esas sayılı takip dosyasına ödeme yapılmışsa, bu husus ilamın icrası sırasında icra müdürlüğünce göz önüne alınacaktır. Böylece olası mükerrer tahsil endişesi, hükmün bozulmasını gerektiren bir sebep olarak değil, icra aşamasında çözülecek bir mesele olarak değerlendirilmiştir.
Temyiz itirazları reddedilmiş, karar HMK m.370/1 uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle onanmıştır.
🆕 SPKn m.24’ün bugünkü hâli
Davaya konu genel kurul 2013 yılında yapılmıştır. SPKn m.24 ise olay tarihinden sonra, 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre:
- m.23’te belirtilen önemli nitelikteki işlemlere ilişkin genel kurul toplantısına katılıp olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri, paylarını halka açık ortaklığa satarak ayrılma hakkına sahiptir.
- Halka açık ortaklık bu payları, pay sahibinin talebi üzerine Kurulca belirlenecek esaslara göre adil bir bedel üzerinden satın almakla yükümlüdür.
- Kurul, ayrılma hakkının hangi tarihte sahip olunan paylar için kullanılabileceğine ilişkin esasları belirlemeye ve payların ortaklık tarafından alınmasından önce diğer pay sahiplerine veya yatırımcılara önerilmesine ilişkin usulü düzenlemeye yetkilidir.
- Pay sahibinin toplantıya katılmasına veya oy kullanmasına haksız biçimde izin verilmemesi, çağrının usulüne göre yapılmaması ya da gündemin gereği gibi ilan edilmemesi hâllerinde muhalefet şartı aranmaz.
Maddenin bugünkü hâli de ortaklığa açık bir satın alma yükümlülüğü yüklemektedir. Kararın dikkat çeken yönü, bu yükümlülüğü yerine getirmeyen ve bu arada payları elinde tutan ortaklığın, sonradan kesinleşen bir butlan kararını tek başına bir kaçış yolu olarak kullanamayacağının dürüstlük kuralı üzerinden kabul edilmesidir. Sonuç, somut olaydaki birikimli olgulara (Kurul uyarısı, payların satılması, diğer pay sahiplerine yapılan ödemeler) dayanmaktadır.
❓ Merak edilenler
Genel kurul kararı butlanla sakatsa ayrılma bedeli neden yine de istenebildi?
Alacak neden likit sayıldı ve icra inkâr tazminatına hükmedildi?
Davacı neden paylarının iadesini değil bedelini istedi?
Takip dosyasına daha önce ödeme yapıldıysa ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; sermaye piyasası ve icra hukukuna ilişkin diğer karar özetleri Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ile istinaf gerekçelerinden derlenmiştir. Taraf adları kaynakta anonimdir ve yazıya alınmamıştır. Dürüstlük kuralına dayanan değerlendirme somut dosyadaki olgulara özgüdür; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Mevzuat bilgisi yazının hazırlandığı tarihteki metne göredir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



