Beş Yıl Süren Tedbir ve Mülkiyet – AYM 2023/65565

Bir kısıtlama (vesayet) davası açıldığında, kişinin taşınmazlarına ve banka hesaplarına tedbir şerhi işlenmesi olağan bir koruma önlemidir. Sorun, önlemin kendisinde değil süresindedir: dava yıllarca sürdüğünde kişi, sonunda kısıtlanmasına gerek olmadığı anlaşılsa bile malvarlığını o yıllar boyunca kullanamamış olur. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 24.12.2025 tarihli ve 2023/65565 başvuru numaralı kararıyla, yaklaşık beş yıl süren tedbirin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.
Karar, aynı başvurudaki ikinci şikâyeti ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulması bakımından da yol göstericidir.
🗓️ Başvuruya konu süreç
Karara göre başvurucunun akıl hastalığı ve malvarlığını kötü yönetimi ileri sürülerek kısıtlanması 13.07.2018 tarihinde talep edilmiştir. Sulh hukuk mahkemesi, 18.07.2018 tarihinde başvurucunun taşınmazlarına ve banka hesaplarına vesayet tedbir şerhi işlenmesine karar vermiştir.
Mahkeme 22.11.2019 tarihli kararıyla, başvurucunun akıl sağlığının yerinde olduğunu ancak yaşlılık nedeniyle kendisinin vasi atanması talebi bulunduğunu belirterek torununu vasi tayin etmiştir. Başvurucunun kanun yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi, esasa etkili delillerin yeterince toplanmaması ve iddiaların yeterince değerlendirilmemesi nedeniyle kararı kaldırmıştır. Yeniden yapılan inceleme sonucunda, başvurucunun akıl sağlığının yerinde olduğu, harcamalarının kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesinin bulunmadığı ve malvarlığını yönetmek konusunda koruma altına alınmasını gerektirir sağlık sorunlarının olmadığı iki farklı kurul raporuyla sabit görülerek dava reddedilmiştir. Karar 20.06.2023 tarihinde kesinleşmiş, tedbirler 19.07.2023 tarihinde kaldırılmıştır.
⚖️ Ölçülülük ve süre ilişkisi
Kararda benimsenen ilke şudur: mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekir. Tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yükler.
Somut başvuruda 18.07.2018 tarihinde konulan tedbirin 19.07.2023 tarihinde kaldırıldığı görülmüştür. Mahkeme, yaklaşık beş yıl süren tedbirin süresi itibarıyla orantılı olmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
📚 Dayanılan emsal kararlar
Karar, uygulanacak anayasal ilkelerin daha önce belirlendiği dört karara atıf yapmaktadır:
- Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. (Genel Kurul, B. No: 2014/17196, 25.10.2018).
- İhsan Metin (İkinci Bölüm, B. No: 2015/7044, 23.01.2019).
- İbrahim Geçer (Birinci Bölüm, B. No: 2014/19056, 19.02.2019).
- Şeyhmus Terece (Genel Kurul, B. No: 2017/26532, 23.07.2020).
Kararda, olay ve olguları somut başvuruyla benzer nitelikte olan bu kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı belirtilmiştir.
💸 İkinci şikâyet: enflasyon karşısında değer kaybı
Başvurucu ayrıca, mevduat hesabına düzenli olarak yatan parayı tedbir süresince kullanamadığını, hesaptaki tutarın 1.130.750 TL’ye ulaştığını ve bu miktarın enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ileri sürmüştür.
Mahkeme, UYAP üzerinden yaptığı incelemede banka hesabına farklı tarihlerde para girişi olduğunu, vasinin ve başvurucunun mahkemenin izniyle hesaptaki parayı sınırlı olarak kullanabildiğini tespit etmiştir. Şikâyetin özünün, malvarlığının iyi yönetimi için gereken özenin gösterilmediği iddiası olduğu değerlendirilmiştir.
🚪 Başvuru yollarının tüketilmesi neden arandı?
Kararda ikincillik ilkesi hatırlatılmıştır: temel hak ve özgürlüklerin kamu makamlarınca ihlal edildiği iddiası öncelikle yetkili idari ve yargısal merciler önünde ileri sürülmelidir. Başvuru yolunun, ihlalin sonuçlarını giderici, etkili ve makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olması; kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen işlerliğe sahip bulunması aranır.
Somut olayda Mahkeme iki yolu göstermiştir: başvurucunun dava sırasında malvarlığının daha iyi yönetilmesi için mahkemeye başvurması ve reddi hâlinde itiraz yoluna gitmesi; ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun vesayet organlarının sorumluluğuna ilişkin hükümlerine göre vasi veya devlet aleyhine dava açması. Bu olağan hukuk yolu tüketilmeden yapılan başvurunun bu kısmı kabul edilemez bulunmuştur.
🧾 Giderim: neden yeniden yargılama değil tazminat?
Başvurucu 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme, tedbirin uzun sürmesine ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivedilik ve özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğu bulunduğuna dikkat çekmiştir. Bu nitelikteki bir ihlalde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde başvurucuya manevi zararları karşılığında net 35.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş; maddi zarar konusunda yeterli bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir. Ayrıca 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama gideri hüküm altına alınmış, ödemelerin dört ay içinde yapılması, gecikme hâlinde yasal faiz uygulanması kararlaştırılmıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Malvarlığına uygulanan tedbirlerin süresine ilişkin benzer değerlendirmeler için serideki uzun süren elkoyma kararı ve banka hesabında uzun süreli bloke kararı incelenebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Tedbirin kendisi mi, süresi mi ihlal sayıldı?
Kararda ihlalin dayanağı sürenin uzunluğudur. Mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirin kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı uygulanması gerektiği; yaklaşık beş yıl süren tedbirin süresi itibarıyla orantılı olmadığı belirtilmiştir.
Enflasyon nedeniyle değer kaybı şikâyeti neden incelenmedi?
Kararda bu şikâyet yönünden, başvurucunun dava sırasında mahkemeye başvurma ve itiraz yoluna gitme ile TMK’nın vesayet organlarının sorumluluğuna ilişkin hükümlerine göre dava açma imkânı bulunduğu; bu olağan hukuk yolu tüketilmeden yapılan başvurunun kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
İhlal kararı yeniden yargılama sonucunu doğurur mu?
Bu kararda doğurmamıştır. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek manevi tazminata hükmetmiştir.
Tazminat ne kadar sürede ödenir?
Kararda ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması; gecikme hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanması hükme bağlanmıştır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi koşullarıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



