Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

SPK Başvurusu ve Zamanaşımı – Yargıtay 7. CD 2026/6609

Sermaye piyasası suçlarında ceza yargılaması, çoğu zaman bir yatırımcının şikâyetiyle değil, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) savcılığa yaptığı yazılı başvuruyla başlar. Kanun koyucu bu başvuruyu bir “muhakeme şartı” olarak düzenlemiştir. Peki savcılık dosyayı eline aldığı hâlde Kurulun başvurusu yıllarca gelmezse, o arada geçen süre dava zamanaşımından sayılır mı? Bu yazıda incelenen kararda Yargıtay, bu sorunun cevabını zamanaşımı hesabının içine yerleştirmiş; buna rağmen olağanüstü sürenin dolduğunu tespit ederek kamu davasını düşürmüştür.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 08.06.2026 tarihli ve E.2025/1814, K.2026/6609 sayılı kararıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerini katılan vekilinin temyizi üzerine bozmuş; yazılı başvuru şartı nedeniyle zamanaşımının durduğunu kabul etmekle birlikte 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğini belirleyerek kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle karar vermiştir.

Kısa özet: Sanıklar hakkında 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan açılan davada ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi (2022/3232 E., 2022/5014 K.) bu kararları kaldırarak sanıkların beraatine hükmetmiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi, soruşturmanın Kurulun yazılı başvurusuna bağlı olduğunu, bu nedenle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2014 tarihli görevsizlik kararı ile Kurulun 26.07.2016 havale tarihli şikâyeti arasında zamanaşımının durduğunu kabul etmiştir. Buna rağmen suç tarihinden temyiz incelemesine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı dolduğundan hükümler bozulmuş ve davalar CMK m.223/8 uyarınca düşürülmüştür.

⏳ Dosyanın iskeleti: görevsizlikten beraate

Karar metni kısa olmakla birlikte, uyuşmazlığın zaman çizelgesini ortaya koyan üç önemli tarih içermektedir:

  • 11.09.2014: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yazılı başvuru şartının gerçekleşmesi bakımından bir görevsizlik kararı vermiştir.
  • 26.07.2016: Sermaye Piyasası Kurulunun şikâyeti, bu tarihte havale edilmiştir.
  • 08.06.2026: Yargıtay 7. Ceza Dairesi temyiz incelemesini tamamlamış ve kararını vermiştir.

Dava, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan açılmıştır. Karar metninde sanıklara yüklenen eylemin ayrıntısına, suçun Kanun’un hangi maddesi kapsamında nitelendirildiğine ve suç tarihine ayrıca yer verilmemiştir. Metinden anlaşılan, ilk derece mahkemesinin sanıkları mahkûm ettiği, istinaf aşamasında ise bu hükümlerin kaldırılarak beraat kararı verildiğidir. Dosya, temyize katılan vekilinin başvurusuyla gelmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi de “zamanaşımı nedeniyle düşme” görüşünü içermektedir. Daire, bu görüşe uygun karar vermiştir.

⚖️ Yargıtay neden beraati bozup davayı düşürdü?

İlk bakışta bir çelişki gibi görünebilir: Sanıklar istinafta beraat etmiş, temyiz eden taraf katılan olmuş, Yargıtay ise temyizi “yerinde” bulup hükmü bozmuş, ardından da davayı esasa girmeden sonlandırmıştır. Kararın mantığı şu adımlardan oluşur:

  1. Ön inceleme: Hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hak ve yetkisinin bulunduğu, temyizin süresinde yapıldığı ve temyiz sebeplerinin gösterildiği tespit edilmiştir.
  2. Durma tespiti: Soruşturma, Kurul tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulması şartına bağlı olduğundan, 11.09.2014 ile 26.07.2016 arasında zamanaşımının durduğu kabul edilmiştir.
  3. Süre tespiti: Cezaların türü ve üst sınırları gözetilerek TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıllık olağan, TCK m.67/4 uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi belirlenmiştir.
  4. Sonuç: Durma süresi hesaba katıldığı hâlde, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü sürenin gerçekleştiği belirlenmiştir.

Bu nedenle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görülmüş, hükümler CMK m.302/2 uyarınca bozulmuştur. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Daire, CMK m.302‘nin verdiği yetkiye dayanarak kamu davalarının CMK m.223/8 gereği düşmesine, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle karar vermiştir. Dosya, CMK m.304/1 uyarınca İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesine; ilamın bir örneği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.

Böylece sanıklar hakkındaki sonuç “beraat” olmaktan çıkmış, “düşme” olmuştur. İki karar türü arasındaki fark, yargılamanın esasına ilişkin bir tespit bulunup bulunmamasıdır: Beraat, suçun işlenmediği veya ispatlanamadığı yönünde bir değerlendirmeyi içerirken düşme, esasa girilmeden yargılamanın sona erdirilmesidir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧷 Muhakeme şartı olarak SPK başvurusu

Kararın hukuki dayanağını anlamak için iki hükmün birlikte okunması gerekir.

  • 6362 sayılı Kanun m.115/1: Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Kanun, bu başvurunun muhakeme şartı niteliğinde olduğunu açıkça belirtir.
  • 6362 sayılı Kanun m.115/2: Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.
  • TCK m.67/1: Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınması ya da başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı olduğu hâllerde, izin veya kararın alınmasına kadar dava zamanaşımı durur.
  • CMK m.223/8: Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde davanın düşmesine karar verilir.

Yargıtay, SPK’nın yazılı başvurusunu TCK m.67/1’deki “izin veya karar” benzeri bir engel olarak ele almış ve savcılığın dosyayı şart gerçekleşsin diye bekletmek zorunda kaldığı dönemi zamanaşımı hesabından çıkarmıştır. Başka bir deyişle, Kurulun başvurusu gelene kadar geçen süre sanık lehine işleyen bir zamanaşımı süresi olarak değerlendirilmemiştir.

Ancak durma, zamanaşımını ortadan kaldırmaz; yalnızca saati belirli bir süre için durdurur. Bu dosyada sorun, saat yeniden çalışmaya başladıktan sonra yargılamanın 12 yıllık üst sınırı aşacak kadar uzamasıdır.

🧮 Durma süresi hesaba nasıl girdi?

Karar metni, zamanaşımı hesabında esas alınan başlangıç tarihini (suç tarihini) açıkça göstermemektedir. Bu nedenle hesabın tüm adımlarını yeniden kurmak mümkün değildir; ancak kararda yer alan veriler şu tabloyu ortaya koyar:

Olağan zamanaşımı8 yıl (TCK m.66/1-e)
Olağanüstü zamanaşımı12 yıl (TCK m.67/4)
Durma dönemi11.09.2014 görevsizlik kararı – 26.07.2016 Kurul şikâyetinin havalesi
Durma süresi (takvim hesabı)Yaklaşık 1 yıl 10 ay 15 gün
Kontrol tarihiTemyiz inceleme tarihi (08.06.2026)

Tablodaki “yaklaşık 1 yıl 10 ay 15 gün” değeri, kararda geçen iki tarih arasındaki takvim farkıdır; Yargıtay kararında bu süre ayrıca rakamla ifade edilmemiştir.

TCK m.66/1-e, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis veya adli para cezası gerektiren suçlar için sekiz yıllık süreyi öngörür. Dairenin bu bendi uygulaması, yargılama konusu eylemler için belirlenecek cezaların üst sınırının beş yılı aşmadığını göstermektedir. TCK m.67/4 ise zamanaşımını kesen işlemler olsa bile sürenin, Kanun’da belirlenen sürenin en fazla yarısı kadar uzayabileceğini düzenler; sekiz yılın yarısı eklendiğinde üst sınır on iki yıla ulaşır.

Dairenin kabulüne göre, durma süresi eklendikten sonra dahi suç tarihinden 08.06.2026’ya kadar geçen süre bu on iki yıllık tavanı aşmıştır. Kesme sebepleri (ifade, sorgu, iddianame, mahkûmiyet kararı gibi TCK m.67/2’deki işlemler) olağanüstü sürenin ötesine geçmeye imkân vermediğinden, sonuç değişmemiştir.

🆕 Sermaye piyasası dosyalarında sürenin önemi

Karar, sermaye piyasası suçlarına ilişkin yargılamalarda sürenin nasıl işlediğine dair birkaç somut ders içermektedir:

  • Başvuru gelmeden soruşturma ilerlemez: 6362 sayılı Kanun’daki suçlarda savcılığın re’sen harekete geçme imkânı, Kurulun yazılı başvurusuna bağlıdır. Bu dosyada da savcılık, şartın gerçekleşmesi bakımından görevsizlik kararı vermiştir.
  • Bekleme dönemi zamanaşımından düşülür: Yargıtay, bu bekleme dönemini TCK m.67/1 kapsamında durma süresi olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla sanıklar açısından, başvurunun gecikmesi kendiliğinden bir zamanaşımı avantajı yaratmamaktadır.
  • Olağanüstü süre yine de bir tavandır: Durma süresi eklendikten sonra dahi olağanüstü zamanaşımı dolmuşsa, ilk derece ve istinaf aşamalarındaki esasa ilişkin değerlendirmeler anlamını yitirir ve dava düşer.
  • Temyiz aşaması da hesaba dâhildir: Daire, zamanaşımını temyiz inceleme tarihi itibarıyla denetlemiştir. Uzun süren istinaf ve temyiz aşamaları, bu tür dosyalarda sonucu doğrudan etkileyebilmektedir.

Sermaye piyasası suçlarına ilişkin sitede yer alan diğer kararlarda farklı sorunlar öne çıkmaktadır. İzinsiz faaliyet iddiasında şirketin izinli olup olmadığının araştırılması için izinsiz sermaye piyasası suçu kararı, piyasa dolandırıcılığında eşleştirilmiş işlemlerin değerlendirilmesi için borsada eşleştirilmiş işlem kararı ve içsel bilgiye dayalı hisse satışları için bilgi suistimali kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden ilgili bilgilere ulaşılabilir.

🗂️ Merak edilenler

SPK’nın yazılı başvurusu neden bu kadar önemli?

6362 sayılı Kanun m.115/1’e göre Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurulun Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Başvuru olmadan soruşturma yürütülemez; bu nedenle başvurunun beklendiği dönem, Yargıtay’ın bu kararında zamanaşımının durduğu dönem olarak kabul edilmiştir.

Sanıklar istinafta beraat ettiği hâlde Yargıtay neden bozma kararı verdi?

Daire, katılan vekilinin temyizini incelerken zamanaşımının dolduğunu tespit etmiştir. Zamanaşımı gerçekleştiğinde esasa ilişkin hüküm kurulamayacağından beraat hükümleri bozulmuş ve yeniden yargılama gerekmediği için Daire, kamu davalarının düşmesine doğrudan kendisi karar vermiştir.

Durma ile kesilme arasındaki fark nedir?

TCK m.67/1’deki durmada zamanaşımı, engel ortadan kalkana kadar işlemez; engel kalkınca kaldığı yerden devam eder. TCK m.67/2’deki kesilmede ise ifade, sorgu, iddianame veya mahkûmiyet kararı gibi işlemlerle süre yeniden başlar; ancak TCK m.67/4 uyarınca kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzayabilir. Bu dosyada 8 yıllık olağan sürenin üst sınırı bu nedenle 12 yıl olmuştur.

Kararda suçun ayrıntıları neden yer almıyor?

Yargıtay, zamanaşımının dolduğunu tespit ettiği için eylemin esasına ilişkin bir değerlendirme yapmamıştır. Karar metni, sadece zamanaşımı hesabına ilişkin tarihleri, uygulanan süreleri ve sonucu içermektedir. Bu nedenle sanıklara yüklenen eylemin içeriği ve suç tarihi karar metninden anlaşılamamaktadır.

Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; içerik, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yayımlanmış bozma ve düşme kararından derlenmiştir. Zamanaşımı hesabı, her dosyada suç tarihine, kesme ve durma sebeplerine ve cezanın üst sınırına göre farklı sonuç verebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu