Çıkma Payı İlamında Kesinleşme – Yargıtay 12. HD 2026/1668

Anonim şirkette haklı sebeple fesih davası açan pay sahibi, mahkemeden şirketin feshi yerine paylarının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılması kararını aldığında, bu parayı ne zaman tahsil edebilir? Karar istinaf ya da temyiz aşamasındayken icra takibi başlatılabilir mi, yoksa hükmün kesinleşmesi mi beklenmelidir? 552 milyon TL’yi aşan bir çıkma payına ilişkin dosyada icra mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi bu soruya farklı cevaplar verdi; son sözü Yargıtay söyledi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 10.03.2026 tarihli ve E.2026/752, K.2026/1668 sayılı kararıyla, anonim şirket ortaklığından çıkarılmaya ve çıkma payının ödenmesine ilişkin ilamların ticaret sicilinde değişiklik yaratan ilam niteliğinde olmadığını, bu nedenle kesinleşmeden icra takibine konulabileceğini belirterek takibi iptal eden bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏢 Takibe konu ilam: fesih yerine çıkarma
Uyuşmazlığın temelinde, bir anonim şirketin pay sahibinin açtığı haklı sebeple fesih davası bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi, haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az onda birini (halka açık şirketlerde yirmide birini) temsil eden pay sahiplerine şirketin feshini isteme imkânı tanır. Aynı hüküm mahkemeye geniş bir takdir alanı da bırakır: Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir.
Somut dosyada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 17.06.2025 tarihli, 2024/243 Esas ve 2025/666 Karar sayılı ilamıyla bu seçimlik yetkiyi kullanmıştır. Hükme göre:
- Dava, fesih yerine çıkarma şeklinde kabul edilmiştir.
- Davacı pay sahibi şirketin davalı şirketteki 19.320 payı karşılığında 552.500.802,00 TL çıkma payı ödenecektir.
- Bu ödeme suretiyle davacı, davalı şirket ortaklığından çıkarılacaktır.
Davacı pay sahibi, bu ilama dayanarak çıkma payının tahsili için davalı şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatmıştır.
⚖️ Borçlu şirketin şikâyeti ve iki farklı sonuç
Borçlu şirket icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini istemiştir. Şikâyetin dayanakları şunlardır: Takip dayanağı ilam, ortaklık pay bedeli ödenmesi suretiyle anonim şirket ortaklığından çıkarılmaya ilişkindir; eda hükmü içermemektedir ve bu nitelikteki ilamlar kesinleşmeden icra takibine konulamaz.
İlk derece mahkemesi şikâyeti reddetmiştir. Gerekçeye göre anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrine ilişkin ilamlar ticaret sicili kayıtlarında değişiklik yaratan ilam niteliğinde değildir; bu nedenle kesinleşmeden takibe konulmalarında yasaya aykırılık yoktur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi (18.12.2025 tarihli, 2025/1340 Esas, 2025/1470 Karar) ise borçlunun istinaf başvurusunu kabul ederek farklı bir sonuca varmıştır:
- Anonim şirketler Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş tüzel kişilerdir; HMK m.350/2 ve m.367/2 uyarınca kişiler hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz.
- Karar kesinleşinceye kadar davacının şirketteki ortaklık hak ve sorumlulukları da devam etmektedir.
- Bu nedenle ortaklıktan çıkma karşılığı hükmedilen çıkma payının tahsili için de kesinleşme aranmalıdır.
- Aynı davada daha önce verilen benzer ilama dayalı olarak diğer pay sahiplerince başlatılan takipler icra mahkemelerince iptal edilmiş ve bu kararlar Yargıtayca onanmıştır; aynı nitelikteki alacak için bu kez kesinleşmenin aranmaması hukuki güvenilirlik ilkesine aykırı olacaktır.
Bölge adliye mahkemesi bu gerekçelerle ilk derece kararını kaldırmış ve takibin iptaline karar vermiştir. Kararı alacaklı temyiz etmiştir.
📌 Kural: temyiz icrayı durdurmaz
Yargıtay değerlendirmesine genel kuraldan başlamıştır. HMK m.367/1’e göre temyiz, kararın icrasını durdurmaz; İİK m.36’daki icranın geri bırakılması imkânı saklıdır. Başka bir ifadeyle, bir kararın henüz kesinleşmemiş olması kural olarak yerine getirilmesine engel değildir. Kesinleşmeden icra takibi yapılamaması ise istisnadır ve bu istisnalar kanunlarda düzenlenmiştir.
HMK m.367/2 ise bu istisnaların en bilinenini içerir: Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Uyuşmazlığın düğüm noktası, şirket ortaklığından çıkarmaya ilişkin bir ilamın bu “kişiler hukuku” kapsamına girip girmediğidir.
📋 Kesinleşme aranan ilamlar hangileri?
Karar, kesinleşmeden takibe konulamayan ilamları tek tek sıralamıştır. Bu liste, uygulamada sık karıştırılan sınırları göstermesi bakımından önemlidir:
- Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar,
- Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları (5275 sayılı Kanun m.4),
- Kira tespit ilamları (içtihadı birleştirme kararı uyarınca),
- Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK m.72),
- Yabancı mahkeme ilamlarının tenfizine ilişkin kararlar (MÖHUK m.41/2),
- Sayıştay kararları (6085 sayılı Kanun m.53),
- İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamalarıyla ilgili davalarda verilen kararlar (İYUK m.28/1).
Daireye göre ticari şirketlere ilişkin ilamlarda kesinleşme aranması, yargı uygulamasında ve öğretide HMK m.367/2’deki “kişiler hukuku” ifadesinin geniş yorumlanmasıyla, yani tüzel kişilerin organlarına ilişkin kararların bu kavrama dâhil edilmesiyle varılmış bir sonuçtur. Ortaklıktan çıkma ilamlarında kesinleşmeyi açıkça arayan tek hüküm ise kararda belirtildiği üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. maddesinin son fıkrasıdır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyetinde değişiklik sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeyi öngören bir kanun hükmü bulunmamaktadır.
Kesinleşme şartının farklı bir görünümü için, tapu iptali yerine hükmedilen tazminatı ele alan Tazminat İlamı Kesinleşmeden İcra yazısına da bakılabilir.
🔄 2021 içtihat değişikliği ve hukuki güvenlik
12. Hukuk Dairesi, geçmişte bazı kararlarında ticari şirketlere ilişkin ilamların sicil değişikliğine yol açtığı gerekçesiyle kesinleşme aradığını kabul etmiştir. Ancak Daire 02.11.2021 tarihinden itibaren içtihat değiştirmiş ve anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrine ilişkin ilamların sicil kayıtlarında değişiklik yaratan ilam niteliğinde olmadığı, bu nedenle kesinleşmeden takibe konulabileceği sonucuna ulaşmıştır. Somut olaydaki ilam da sicil kayıtlarında değişiklik yaratan bir ilam değildir.
Bölge adliye mahkemesinin “aynı ilamın diğer alacaklıları için kesinleşme arandı” yönündeki gerekçesi de karşılıksız bırakılmamıştır. Yargıtay’a göre:
- Farklı pay sahipleri hakkında benzer hükümleri içeren ilk ilama dayalı takiplerin iptaline ilişkin kararların tarihleri, Dairenin içtihat değişikliğinden öncedir.
- Bu nedenle aynı ilamın tarafları arasında bir menfaat dengesizliği oluşmaz.
- Tersine, içtihat değişikliğinden sonra Dairenin önceki içtihatları doğrultusunda farklı kararlar verilmesi hukuki güvenilirlik ilkesini zedeler.
Bu değerlendirmeler sonucunda Daire, bölge adliye mahkemesinin değişen içtihat doğrultusunda istinaf başvurusunu esastan reddetmesi gerekirken takibi iptal etmesini isabetsiz bulmuş; alacaklının temyiz istemini kabul ederek kararı HMK m.373/2 uyarınca bozmuş ve dosyayı kararı veren bölge adliye mahkemesine göndermiştir.
🧭 Karar uygulamada neyi değiştiriyor?
Haklı sebeple fesih davalarında mahkemenin “fesih yerine çıkarma” yoluna gitmesi, özellikle aile şirketlerinde ve ortaklar arasında güven ilişkisinin bozulduğu yapılarda sık görülen bir çözümdür. Bu yazıda ele alınan karar, böyle bir hükmün parasal sonucunun hangi aşamada icraya konulabileceğini netleştirmektedir. Karardan çıkarılabilecek başlıca sonuçlar şunlardır:
- Anonim şirket ortaklığından çıkarma ve çıkma payı ödenmesine ilişkin ilam, kişiler hukukuna ilişkin ilam sayılmamaktadır; HMK m.367/2’deki istisna uygulanmaz.
- Bu tür ilamlar ticaret siciline doğrudan bir değişiklik yansıtmadığından kesinleşme beklenmeden ilamlı takibe konu edilebilir.
- Kesinleşme, kooperatiflerde 1163 sayılı Kanun m.16’nın son fıkrası gibi açık bir kanun hükmü bulunan hâllerle sınırlıdır.
- Kesinleşmemiş ilama dayalı takipte borçlunun elindeki araç, genel kural olan icranın geri bırakılması (HMK m.367/1 atfıyla İİK m.36) mekanizmasıdır.
- Aynı ilamdan doğan önceki takiplerde farklı sonuç alınmış olması, sonraki takipte değişen içtihadın uygulanmasına engel değildir.
Kararın şirket ortaklığına ilişkin başka bir uyuşmazlık türüyle bağlantısını görmek için, kottan çıkarılan bir şirkette haklı sebeple fesih talebini ele alan Kottan Çıkan Şirketin Feshi yazısı da incelenebilir.
💬 Merak edilenler
TTK 531 kapsamında verilen çıkarma kararı neden kişiler hukukuna ilişkin sayılmadı?
Kooperatif ortaklığından çıkarma kararlarında da aynı sonuç mu geçerli?
Aynı ilam için daha önce takiplerin iptal edilmiş olması neden belirleyici olmadı?
Bozma kararından sonra dosyada ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından ve kararda aktarılan ilk derece ile istinaf aşamalarından derlenmiştir. Taraf şirketlerin unvanları kaynakta anonimdir ve yazıya alınmamıştır. Kesinleşmeden takip imkânına ilişkin değerlendirme, takip dayanağı ilamın içeriğine ve somut dosyadaki koşullara bağlıdır; farklı nitelikteki ilamlarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



