Emsal KararlarŞirket Hukuku

Ticari Davada Basit Yargılama – AYM K.2026/113

Bir eser sözleşmesinden doğan alacak, asliye hukuk mahkemesinde görülseydi yazılı yargılama usulüne, asliye ticaret mahkemesinde görüldüğü için ise basit yargılama usulüne tabi oluyor. Cevaba cevap dilekçesi yok, ikinci cevap dilekçesi yok; deliller dava ve cevap dilekçesiyle birlikte bildirilmek zorunda. Üstelik bu ayrımı belirleyen şey uyuşmazlığın karmaşıklığı değil, yalnızca dava değerinin belli bir parasal sınırın altında kalıp kalmadığı. Ankara’daki bir asliye ticaret mahkemesi, bu sistemin eşitlik ve adil yargılanma hakkıyla bağdaşıp bağdaşmadığını Anayasa Mahkemesine sordu.

Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/274, K.2026/113 sayılı kararıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, 05.08.2026 tarihli ve 33331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: TTK 4/2’ye göre miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını (HMK ek 1. madde uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılan sınırı) geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. İtiraz eden mahkeme, usulün davanın niteliğine değil yalnızca miktarına bağlanmasının eşitliğe, mülkiyet hakkına ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi kuralı belirli, kamu yararı amacı taşıyan ve tarafların delil sunma imkânını ortadan kaldırmayan bir düzenleme olarak görmüş; Anayasa’nın 2., 36. ve 142. maddelerine aykırılık bulmamıştır.

🏛️ Asliye ticaret mahkemesinin itirazı

Kararın “Olay” bölümüne göre itiraz, eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak davasında doğmuştur. Davaya bakan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, uygulayacağı kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Mahkemenin başvuru kararındaki itirazlar, Anayasa Mahkemesi kararında şu başlıklar altında özetlenmiştir:

  • Nitelik yerine miktar ölçütü: Basit yargılama usulü belirli nitelikteki uyuşmazlıkların basit bir yöntemle çözülmesi için öngörülmüştür; itiraz konusu kural ise davanın niteliğine bakmadan yalnızca miktarı esas almaktadır.
  • Mahkemeye göre farklı usul: Aynı nitelikteki davalar asliye hukuk mahkemesinde görülürse yazılı, asliye ticaret mahkemesinde görülürse basit yargılama usulü uygulanmaktadır; bu durum eşitlik ilkesine aykırıdır.
  • Kısmi ve belirsiz alacak davaları: Parasal sınırın altında kısmi veya belirsiz alacak davası açan kişi ile sınırın üzerinde dava açan kişi arasında haksız bir farklılık oluşmaktadır.
  • Orantısızlık: Delil sunma ve vakıa ileri sürme imkânına getirilen sınırlamalar ile davaların hızlı bitirilmesi amacı arasında makul bir denge yoktur; mülkiyet ve adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamanın meşru amacı bulunmamaktadır.

Bu gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralı ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de incelemiştir.

📘 TTK 4/2 ne söylüyor?

TTK’nın 4. maddesinin (1) numaralı fıkrası hangi davaların ticari dava sayılacağını belirler: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da, TBK’nın bazı sözleşme tiplerine ilişkin maddelerinde, fikrî mülkiyet mevzuatında ve bankacılık-finans düzenlemelerinde öngörülen hususlardan doğan davalar.

İtiraz konusu kural ise maddenin 7101 sayılı Kanun’la 2018’de değiştirilen (2) numaralı fıkrasında yer alır. Fıkranın güncel metni şöyledir:

“Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.”

Son cümle 7445 sayılı Kanun’la 2023’te eklenmiştir. Anayasa Mahkemesi de kararında bu mekanizmaya değinmiş; HMK ek 1. maddesindeki parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre ilan edilen yeniden değerleme oranında artırıldığını ve bin Türk lirasını aşmayan kısımların dikkate alınmadığını hatırlatmıştır. Dolayısıyla “bir milyon lira” ifadesi kanun metnindeki başlangıç tutarıdır; her yıl uygulanacak sınır bu yönteme göre belirlenir.

⏱️ Basit yargılama usulünün sınırlamaları

Basit yargılama usulü HMK’nın 316. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kararda, bu usulün yazılı yargılamaya göre daha hızlı bir yargılama sağlamak amacıyla dilekçe sunma, delillerin ikamesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi ile ön inceleme ve tahkikat aşamalarında bazı kısıtlamalar getirdiği belirtilmiştir. Bu kısıtlamaların başlıcaları kanun metninde şöyledir:

  • HMK 317/3: Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez. Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır; zorunlu hâllerde bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir (HMK 317/2).
  • HMK 318: Taraflar tüm delillerini dilekçeleriyle birlikte, hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmek; ellerindeki delilleri dilekçeye eklemek ve başka yerden getirilecek belgeler için gerekli bilgileri vermek zorundadır.
  • HMK 319: İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar.

İtiraz eden mahkemenin asıl kaygısı da buydu: Teknik yönü ağır, çok belgeli bir eser sözleşmesi uyuşmazlığı, sırf değeri sınırın altında kaldığı için bu daraltılmış usule tabi tutulabilmektedir.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin gerekçesi

Mahkeme değerlendirmesini üç eksende kurmuştur.

1. Belirlilik: Hukuk devleti ilkesi, kanuni düzenlemelerin kapsam ve sınırlarının tereddüde yer vermeyecek açıklıkta olmasını gerektirir. Kararın 14. paragrafına göre basit yargılama usulünün uygulanacağı ticari davaların kapsamı ile parasal sınırın nasıl tespit edileceği kanunda açık ve net biçimde düzenlenmiştir; bu nedenle kural belirsiz değildir.

2. Kamu yararı ve takdir yetkisi: Anayasa’nın 141. maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi sayar; 142. madde ise mahkemelerin görev, yetki ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngörür. Mahkeme, yargılama usullerinin yargılamanın etkinliği ve sürati üzerinde doğrudan etkili olduğunu, bu alanda kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisi bulunduğunu vurgulamıştır. TTK 4/2’nin gerekçesinde de kapsamdaki ticari davaların süratle görülüp karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Kural bu yönüyle kamu yararı amacı taşımaktadır.

3. Adil yargılanma güvenceleri: Kararın ağırlık merkezi 22. ve 24. paragraflardır. Mahkemeye göre basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi aşamaları kaldırılmış, delillerin dava ve cevap dilekçesiyle ikamesi öngörülmüştür; ancak bu sınırlamalar tarafların delillerini sunmasına ve iddialarını çeliştirmesine engel oluşturmamaktadır. Mahkeme, daha önceki E.2023/168, K.2025/132 sayılı kararına da atıfla, bu sınırlamaların tek başına hakkaniyete uygun yargılanma bakımından katlanılmaz sonuçlar doğurduğunun söylenemeyeceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak tarafların delil sunma ve iddialarını dile getirme bakımından yeterli imkâna sahip olduğu, kuralın yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmesine ilişkin güvenceleri ortadan kaldırmadığı veya zayıflatmadığı kabul edilmiş; kural Anayasa’nın 2., 36. ve 142. maddelerine aykırı bulunmamıştır.

📎 Kararın tam metni: Anayasa Mahkemesinin E.2025/274, K.2026/113 sayılı ve 13.05.2026 tarihli kararının (RG 05.08.2026, sayı 33331) metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🔍 Ayrıca incelenmeyen iddialar

Kararın dikkat çeken bir yönü, itiraz başvurusunun en somut iddiası olan eşitlik meselesinin ayrı bir başlık altında tartışılmamasıdır. Mahkeme, Anayasa’nın 10. maddesine ilişkin iddiaların 2., 36. ve 142. maddeler yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alındığını belirterek ayrıca inceleme yapmaya gerek görmemiştir. Asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemelerinde farklı usul uygulanması ve kısmi/belirsiz alacak davalarındaki farklılık iddiaları bu nedenle bağımsız bir eşitlik testine tabi tutulmamıştır.

Mülkiyet hakkını düzenleyen 35. madde ile temel hakların sınırlanmasına ilişkin 13. madde bakımından ise Mahkeme, kuralın bu maddelerle ilgisini görmemiştir. Bir usul kuralının doğrudan mülkiyet hakkını sınırlamadığı yaklaşımı, Mahkemenin usul normlarına ilişkin denetimlerinde sıkça karşılaşılan bir çizgidir.

Benzer şekilde hukuk usulüne ilişkin kuralların anayasal denetimine örnek olarak, kısmi dava imkânını düzenleyen HMK 109’a ilişkin AYM K.2026/82 ve aynı gün verilen, eksik harcın tamamlanmasına ilişkin AYM K.2026/108 yazılarına bakılabilir. Her iki kararda da Mahkeme, yargılama usullerinde kanun koyucunun takdir yetkisini geniş yorumlamıştır.

🧾 Ticari davalar için ne ifade ediyor?

Kararla birlikte TTK 4/2’deki parasal sınır sistemi yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Karardan çıkan gözlemler şöyle sıralanabilir:

  • Usulü belirleyen ölçüt miktardır: Değeri yıllık güncellenen sınırı aşmayan ticari davalarda, uyuşmazlığın teknik veya hukuki karmaşıklığından bağımsız olarak basit yargılama usulü uygulanır.
  • İlk dilekçeler belirleyici hâle gelir: Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi bulunmadığından, vakıaların ve delillerin dava ile cevap dilekçesinde eksiksiz ortaya konması usul bakımından önem taşır (HMK 317-319).
  • Anayasa Mahkemesinin bakışı: Mahkeme, bu sınırlamaları süratli yargılama amacıyla orantılı ve delil sunma hakkını özünden zedelemeyen düzenlemeler olarak değerlendirmiştir.
  • Somut uygulama ayrı bir meseledir: Norm denetimi kuralın soyut olarak Anayasa’ya uygunluğunu inceler; belirli bir davada delil sunma imkânının fiilen kısıtlanıp kısıtlanmadığı ise o dosyanın koşullarına göre değerlendirilir.

Not etmek gerekir ki ceza muhakemesindeki basit yargılama usulü tamamen ayrı bir kurumdur (ceza yargılamasındaki bir örnek için CGK 2026/420 yazısına bakılabilir); bu kararın konusu yalnızca hukuk yargılamasındaki, HMK 316 vd. maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüdür.

🙋 Merak edilenler

Anayasa Mahkemesi TTK 4/2'deki basit yargılama kuralını iptal etti mi?

Hayır. Mahkeme 13.05.2026 tarihli K.2026/113 sayılı kararıyla kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 05.08.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Ticari davalarda basit yargılama için sınır hâlâ bir milyon lira mı?

Kanun metnindeki başlangıç tutarı bir milyon Türk lirasıdır. Ancak 7445 sayılı Kanun’la eklenen cümle uyarınca bu sınır, HMK ek 1. maddesine göre her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Bu nedenle her yıl için uygulanacak tutar ayrıca belirlenir.

Basit yargılamada taraflar hangi dilekçeleri veremez?

HMK 317/3’e göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez. Deliller, HMK 318 uyarınca dava ve cevap dilekçesiyle birlikte bildirilir. Anayasa Mahkemesi bu sınırlamaların tarafların delil sunma imkânını ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir.

Eşitlik ilkesine aykırılık iddiası neden ayrıca incelenmedi?

Mahkeme, Anayasa’nın 10. maddesine ilişkin iddiaların 2., 36. ve 142. maddeler yönünden yapılan değerlendirmeler içinde ele alındığını belirterek ayrı bir inceleme yapmaya gerek görmemiştir. 13. ve 35. maddelerle ise kuralın ilgisi görülmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan norm denetimi kararından derlenmiştir. Norm denetimi kararları kanun hükmünün soyut olarak Anayasa’ya uygunluğunu inceler; somut bir davadaki usul uygulamasına ilişkin sonuç doğrudan bu karardan çıkarılamaz. Parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden yazıdaki bir milyon Türk lirası tutarı kanundaki başlangıç tutarıdır. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu