Malpraktis Davasında Avukat Ücreti – Hakem K. 2026/428377

Özel hastanede çalışan bir hekime, tıbbi uygulamaları nedeniyle malpraktis iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açılıyor. Hekim kendini savunmak için bir avukatla anlaşıyor ve 12.250 TL ücret ödüyor. Dava yaklaşık üç yıl sürüyor ve 10.03.2026’da kesinleşiyor. Hekim, ödediği avukatlık ücretini zorunlu mali sorumluluk sigortacısından istiyor; sigortacı ise poliçede hukuksal koruma teminatı bulunmadığını, hekimin kusurunun ispatlanmadığını ve zamanaşımının dolduğunu savunuyor. Uyuşmazlık Sigorta Tahkim Komisyonunun önüne geliyor.
Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesindeki sigorta hakemi, 26.03.2026 tarihli ve K-2026/428377 sayılı kararıyla, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Sigortalıya Yardım” başlıklı B.3.4 maddesine dayanarak hekimin avukatına ödediği 12.250,00 TL’nin sigorta şirketinden tahsiline karar vermiştir. Karar, Komisyonun 67. sayı Hakem Karar Dergisi’nde yayımlanmıştır.
🩺 Malpraktis davasından tahkime
Hakem kararında aktarılan olaylar şu sırayla gelişmiştir:
- Poliçeler: Başvuran hekim, aynı sigorta şirketinden 30.07.2022-2023 ve 30.07.2023-2024 dönemleri için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmıştır.
- 31.01.2023: Hekimin tıbbi uygulamalarına ilişkin malpraktis iddiasıyla, tüketici mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılmış, dava sigorta şirketine ihbar edilmiştir.
- 21.02.2023: Hekim, bu davada kendisini temsil eden avukata 12.250,00 TL ücret ödemiştir. Ödeme hekimin hizmet verdiği şirket üzerinden yapılmış, makbuz da bu şirket adına düzenlenmiştir.
- 21.10.2025: Hekim, avukatlık ücretinin tazmini için sigorta şirketine başvurmuş, ödeme yapılmamıştır.
- 10.03.2026: Malpraktis davası kesinleşerek sonuçlanmıştır.
Hekim vekili, Genel Şartların B.3.4 maddesine göre sigortacının dava sonucuna göre yargılama giderlerini ve avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlü olduğunu belirterek 12.250 TL’nin, sigortaya başvurudan 15 gün sonrası olan 06.11.2025’ten itibaren yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Hakem, duruşma ve bilirkişi incelemesine gerek görmeden dosya üzerinden karar vermiştir.
🛡️ Sigortacının altı itirazı
Sigorta şirketi poliçeyi teyit etmekle birlikte başvurunun reddini istemiş ve şu savunmaları ileri sürmüştür:
- Olayların poliçe vadesinde meydana gelmediği,
- Sigortalının kusurunun ispatlanmadığı,
- Poliçede hukuksal koruma teminatı bulunmadığı,
- Sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmadığı,
- Zamanaşımı süresinin dolduğu,
- Fatura ibraz edilmediğinden KDV talebinin yerinde olmadığı ve faiz talebinin dayanaksız olduğu.
Hakem bu itirazları reddetmiş, faizin başlangıç tarihini ise aşağıda görüleceği üzere talepten farklı belirlemiştir. Hakem, usule uygun başvuru yapıldığını ve tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu belirterek esasa girmiştir.
📑 Genel şartlar avukatlık ücretini kapsıyor mu?
Uyuşmazlığın merkezinde, poliçede ayrı bir “hukuksal koruma” veya “hukuki yardım” klozu bulunmamasının sonuca etkisi vardır. Hakem bu soruyu genel şartların iki hükmüne dayanarak yanıtlamıştır:
A.1 maddesi: Sigorta, sigortalının sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemde veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderlerine, faize ve makul giderlere karşı poliçe limitleri dahilinde teminat sağlar. 16.04.2016 tarihli ve 29686 sayılı Resmî Gazete’de yapılan ekleme ile bu sigortanın, sigortalının savunmasını üstlenen avukata ilişkin harcamaları B.3.4 maddesi kapsamında temin ettiği açıkça belirtilmiştir.
B.3.4 maddesi: Dava açılması hâlinde sigortalının ihbarı ile sigortacı davaya her aşamada dahil olur; sigortacı dava sonucuna göre yargılama giderlerini ve avukatlık ücretlerini genel hükümler çerçevesinde ödemekle yükümlüdür. Hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse bu masraflar sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödenir.
Hakem, sigortacının “poliçede hukuki yardım klozu yok” savunmasına karşı açık bir ilke ortaya koymuştur: sözleşme genel şartlara aykırı olamaz. Zorunlu sigortada genel şartlar avukatlık ücretini teminata aldığına göre, poliçede ayrıca bir kloz bulunmaması sigortacıyı sorumluluktan kurtarmamaktadır.
Kararda ayrıca Danıştay 10. Dairesinin E.2016/2775, K.2021/4164 sayılı kararına değinilmiştir. Hakemin aktarımına göre Danıştay, B.3.4 maddesindeki “sigortalının sigortacının göstereceği avukata vekâletname vermek zorunda olduğu” ve “sigortacının yalnız seçtiği avukatın giderlerini ödeyeceği” yönündeki cümleleri iptal etmiştir. Hakem bundan, hekimin dilediği avukata vekâlet verebileceği ve poliçe kapsamındaki bu hukuki yardım giderinin sigortacı tarafından karşılanması gerektiği sonucunu çıkarmıştır.
Sigortacının kusur itirazı da aynı çerçevede reddedilmiştir: Hakeme göre genel şartlarda yargılamada yapılan masrafların ödenmesi için kusur şartı aranmamaktadır.
📅 Riziko ne zaman gerçekleşti?
Sigortacının “olay poliçe vadesinde gerçekleşmedi” savunması, zorunlu mali sorumluluk sigortasının talep esaslı yapısı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Hakem, 2015/27 sayılı Genelge’ye atıfla Genel Şartların B.1 maddesini esas almıştır: Sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır; talebin dava yoluyla ya da başka bir yöntemle iletilmesi bu sonucu doğurur.
Somut olayda hekime 31.01.2023’te dava açılmış, rizikonun daha önce başka bir yolla öğrenildiği ispatlanamamıştır. Bu nedenle riziko tarihi 31.01.2023 kabul edilmiş ve bu tarihin 30.07.2022-2023 dönemi poliçesinin süresi içinde kaldığı belirlenmiştir. Hakem, zararın poliçe koruması dahilinde olduğuna karar vermiştir.
Aynı sigorta türünde hekimin aleyhine kesinleşen tazminatı ödeyip sigortacıya rücu etmesine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için Hakem K. 2025/284011 yazısına; başka bir meslek grubunun mesleki sorumluluk sigortasındaki teminat tartışması için Hakem K. 2026/295690 yazısına bakılabilir.
⏳ Zamanaşımı ve faizin başlangıcı
Kararın en öğretici kısmı, zamanaşımı ile muacceliyetin aynı hükümden hareketle birlikte değerlendirilmesidir.
Zamanaşımı: Hakem, genel şartlarda zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, ancak bu sürenin B.3.4 maddesindeki “dava sonucuna göre” ödeme yükümlülüğüyle birlikte okunması gerektiğini belirtmiştir. Hekim davayı sigortacıya ihbar etmiş, avukatın vekâlet verdiği dava 10.03.2026’da kesinleşmiştir. Bu tarih esas alındığında iki yıllık süre dolmadığından zamanaşımı def’i reddedilmiştir. Avukatlık ücreti 2023 yılında ödenmiş olmasına rağmen sürenin ödeme tarihinden değil, ana davanın sonuçlandığı tarihten itibaren değerlendirilmesi dikkat çekicidir.
Faiz: Hekim faizin 06.11.2025’ten başlatılmasını istemiştir. Genel Şartların B.3.3 maddesine göre sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimden itibaren kırk beş gün sonra muaccel olur. Hakem, 21.10.2025 başvurusuna göre 01.12.2025’in esas alınması gerekir gibi göründüğünü belirtmiş; ancak B.3.4’teki “dava sonucuna göre” ödeme kuralı nedeniyle alacağın 10.03.2026‘da muaccel olduğunu kabul ederek faizi bu tarihten başlatmıştır.
Böylece aynı hüküm, hem sigortacının zamanaşımı savunmasını bertaraf etmiş hem de faizin hekimin istediğinden daha geç bir tarihten başlamasına yol açmıştır.
🧾 Şirket üzerinden yapılan ödeme ve KDV
Sigortacı, ödemenin hekim tarafından değil başka bir şirket adına yapıldığını ve fatura sunulmadığını da tartışma konusu yapmıştır. Hakem bu noktada şu tespitlerde bulunmuştur:
- Başvuran özel hastanede hekimlik yapmakta ve bir şirket aracılığıyla hizmet vermektedir. Kararda, 7557 sayılı Kanun öncesindeki mevzuata göre hekimlerin şirket üzerinden hizmet sunmasının olağan olduğu ve geçiş sürecinin 31.12.2025’e kadar öngörüldüğü belirtilmiştir.
- Ödeme açıklamasında “avukat gideri” yazdığı, avukatın kestiği faturanın açıklamasının malpraktis davasının esas bilgileriyle uyumlu olduğu görülmüş; böylece ücretin fiilen ödendiği sabit kabul edilmiştir.
- Ödenen ücretin avukatlık asgari ücret tarifesine göre makul olduğu değerlendirilmiştir.
- Avukatların tahsil ettikleri ücretlerde KDV tahsilinin 3065 sayılı Kanun gereği zorunlu olduğu belirtilerek KDV’ye ilişkin itiraz reddedilmiştir.
⚖️ Hüküm
Hakem, başvuranın talebini kabul ederek şu hükmü kurmuştur:
- 12.250,00 TL tazminatın 10.03.2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sigorta şirketinden alınarak başvurana verilmesi,
- Başvuranın ödediği 1.115,00 TL yargılama giderinin sigorta şirketinden alınması,
- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. ve 17. maddeleri uyarınca 12.250,00 TL vekâlet ücretinin sigorta şirketinden alınarak başvurana ödenmesi.
Karar, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrası gereği kesin olarak verilmiştir. Anılan fıkra, hakem kararlarına itiraz ve kesinlik bakımından uyuşmazlık miktarına göre farklı kurallar öngörmektedir.
❓ Soru ve cevaplar
Poliçede hukuksal koruma klozu yoksa hekimin avukatlık ücreti karşılanır mı?
Hekim, sigortacının gösterdiği avukatla çalışmak zorunda mı?
Avukatlık ücreti talebinde zamanaşımı ne zaman başlar?
Malpraktis davasında hekimin kusuru ispatlanmadıysa sigortacı avukatlık ücretini ödemekten kaçınabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Bize iletişim sayfası üzerinden ulaşılabilir; farklı alanlardaki içtihat yazıları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Sigorta Tahkim Komisyonunun Hakem Karar Dergisi’nde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Hakem kararları yalnızca ilgili uyuşmazlığın taraflarını bağlar; Danıştay kararına ve mevzuat değişikliklerine ilişkin aktarımlar hakem kararındaki ifadelere dayanır. Farklı poliçe dönemleri ve olgularda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



