Bilişim ve KVKK HukukuEmsal Kararlar

Hükümlünün Dava Ehliyeti – AYM 2022/102477

Ceza infaz kurumunda bulunan bir kişi, kendisi hakkında işlenen kişisel verilere ilişkin bilgi talep etti; talebi reddedilince iptal davası açtı. İdare mahkemesi ise davayı esasa hiç girmeden reddetti: hükümlüye vasi atanması gerekirdi, dolayısıyla dava ehliyeti yoktu. Anayasa Mahkemesi, 11.03.2026 tarihli ve 2022/102477 başvuru numaralı kararıyla bu yaklaşımı ihlal saydı.

Kararın merkezinde, Anayasa Mahkemesinin 2023 yılında verdiği bir iptal kararı ile onun derece mahkemelerince nasıl gözetilmesi gerektiği sorusu yer almaktadır.

Kısa özet: Hükümlü olan başvurucu, hakkındaki bir tespite dayanak kişisel verilerin hangi kurumca, hangi tarihte ve hangi mahkeme kararıyla elde edildiğine ilişkin bilgi talep etmiş; idare talebi değerlendirmeye almamış, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu da 08.12.2021 tarihinde talebi reddetmiştir. Başvurucunun açtığı iptal davası, Ankara 6. İdare Mahkemesince 4721 sayılı Kanun’un 407. maddesine dayanılarak dava ehliyeti yokluğundan reddedilmiş, istinaf istemi de reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi; söz konusu maddenin 22.03.2023 tarihli ve E.2022/105, K.2023/54 sayılı kararla iptal edildiğini hatırlatarak, mahkemenin somut değerlendirme yapmadan bu hükmü uyguladığını ve ara kararına cevap vermeyen idare karşısında davayı ayakta tutacak bir işlem yapmadığını belirtmiş; kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.

📂 Başvurunun konusu ve süreç

Karara göre başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı 13.10.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu, hakkında yapılan bir tespite dayanak oluşturan kişisel verilerle ilgili olarak 06.10.2020 tarihinde idareye başvurmuş; söz konusu tespitin hangi kurum tarafından, hangi tarihte yapıldığı, hangi mahkeme kararıyla telefonunun incelendiği ve yasal dayanakların ne olduğu hakkında bilgi verilmesini talep etmiştir.

İdare talebin değerlendirmeye alınmadığını bildirmiş; başvurucunun 06.11.2020 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna yaptığı başvuru da 08.12.2021 tarihinde reddedilmiştir. Kurul kararında talebin, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 16., 19. ve 20. maddelerinde bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulan bilgi ve belgelerden oluştuğu belirtilmiştir.

Başvurucu 02.02.2022 tarihinde Ankara 6. İdare Mahkemesine iptal davası açmış; dava dilekçesinde talep ettiği bilgilerin hakkındaki davalarda savunma yapabilmesi için gerekli olduğunu belirtmiştir. Mahkeme 15.12.2022 tarihli ara kararıyla infaz kurumundan vasi atanıp atanmadığına ilişkin bilgi istemiş; ara karara cevap verilmemesi üzerine davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi 20.10.2022 tarihinde istinaf istemini reddetmiştir.

📖 Anayasa’nın 20. maddesi ne güvence altına alıyor?

Kararda, kişisel verinin belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade ettiği hatırlatılmakta; somut olayda başvurucunun iletişim bilgilerinin işlenmesine ilişkin bilgilerin kişisel veri kapsamında olduğunun kuşkusuz olduğu belirtilmektedir.

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu düzenler. Kararda vurgulandığı üzere bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi, bu verilere erişmeyi, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Bu düzenleme, kişilerin kendisi hakkındaki hangi verilerin kim tarafından, ne zaman ve hangi nedenle işlendiğini bilmesini mümkün kılmaktadır.

⚖️ Etkili başvuru hakkı ve pozitif yükümlülük

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetinin özünün, bilgi talebinin reddine dair idari işlemin iptali istemli davanın esasa girilmeksizin usulden reddedilmesi olduğunu tespit etmiş; bu nedenle başvuruyu, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı yönünden incelemiştir.

Kararda, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin etkili yargısal sistem kurma ödevi bulunduğu; bu sistemin, müdahalenin kaynağı olan işlem, eylem veya ihmaller konusunda kişilere etkili bir karşı çıkma ve oluşan zararların telafisi imkânı tanıması gerektiği belirtilmektedir. Etkili başvuru hakkı ise, anayasal hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese; iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvurma imkânının sağlanması olarak tanımlanmaktadır.

🆕 2023 tarihli iptal kararının etkisi

Kararın belirleyici halkası, Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve E.2022/105, K.2023/54 sayılı kararıdır. Bu kararla 4721 sayılı Kanun’un 407. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki “Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır” ve cezayı yerine getirmekle görevli makamın vasi atanması için vesayet makamına bildirimde bulunacağı yönündeki düzenleme iptal edilmiştir.

İptal gerekçesinde; bu kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları, kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı, ihtiyaçlar dikkate alınarak daha az sınırlayıcı olan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak zorunlu vasi atanmasının, hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı kabul edilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında başvuru numarasıyla yayımlanmıştır.

🧩 Mahkemenin değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, somut olayda iki ayrı eksikliği tespit etmiştir.

Birincisi: İdare mahkemesi, Anayasa’nın 20. maddesindeki güvenceyi ve davanın niteliğini gözeterek, ergin ve ayırt etme gücüne sahip olduğu anlaşılan başvurucunun şahsi haklarının korunması bağlamında vasi atanmasına gerek olup olmadığına dair bir değerlendirme yapmadan doğrudan 4721 sayılı Kanun’un 407. maddesindeki düzenlemeyi uygulamıştır.

İkincisi: Mahkemenin vasi atanıp atanmadığına ilişkin ara kararına idare cevap vermemiş; buna rağmen mahkeme, idarenin görevini yapmasını sağlamaya ve davayı ayakta tutmaya yönelik herhangi bir işlem yapmadan davayı reddetmiştir.

Bu iki tespit doğrultusunda kararın ilgili ve yeterli gerekçe içermediği, kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartların yerine getirilmediği sonucuna varılmış; Anayasa’nın 20. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

🔁 Giderim: yeniden yargılama

Karara göre ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Kararın bir örneği, yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmiştir. Başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiş; tazminat talepleri ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kararda ayrıca önemli bir uyarı yer almaktadır: hak ihlali kararından, Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. İhlal kararı, davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmez; delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir. Karar 11.03.2026 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.

Kişisel verilerin ceza hukuku boyutuna ilişkin bir başka örnek için serideki fotoğrafla sahte hesap açma kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Hükümlü olmak dava açmaya engel mi?

Kararda, 4721 sayılı Kanun’un 407. maddesindeki zorunlu kısıtlama düzenlemesinin Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli kararıyla iptal edildiği hatırlatılmıştır. İptal gerekçesinde bu kişilerin ayırt etme gücüne sahip oldukları ve vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları vurgulanmıştır.

Kişisel veriler hakkında bilgi isteme hakkı nereden geliyor?

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasından. Kararda bu hakkın; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi, verilere erişmeyi, düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi kapsadığı belirtilmiştir.

İdare ara karara cevap vermezse mahkeme ne yapmalı?

Kararda, mahkemenin idarenin görevini yapmasını sağlamaya ve davayı ayakta tutmaya yönelik herhangi bir işlem yapmadan davayı reddetmesi eksiklik olarak tespit edilmiştir. Bu, pozitif yükümlülüğün gereklerinin yerine getirilmemesi olarak değerlendirilmiştir.

İhlal kararı davanın kabul edileceği anlamına mı gelir?

Hayır. Kararda açıkça, hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucunun çıkarılmaması gerektiği; yeniden yapılacak yargılamada delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisinin ilgili mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. İhlal kararı uyuşmazlığın esasını sonuçlandırmaz; yargılama bu doğrultuda yenilenir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu