Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Ayrılma Fiyatında İlk Açıklama – Danıştay İDDK 2025/835

Borsada payları işlem gören bir şirketin yönetim kurulu, uluslararası emtia şirketleriyle şirket satışı, duran varlık satışı ve stratejik ortaklık görüşmelerine başlandığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda duyurur. Birkaç gün sonra niyet mektubu imzalanır, aylar sonra işlem genel kurula gelir, şartlar değişince ikinci bir genel kurul toplanır. Muhalif kalan pay sahiplerine tanınan ayrılma hakkının bedeli ise hangi güne göre hesaplanacaktır: ilk duyurunun, niyet mektubunun mu, yoksa değişen şartların açıklandığı günün mü? Sermaye Piyasası Kurulu ilk açıklama tarihini esas alır; şirket bu tercihin kanunu aştığını ileri sürerek dava açar.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 16.04.2025 tarihli ve E.2024/2132, K.2025/835 sayılı kararıyla, II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği’nin 10. maddesinin dördüncü fıkrası ile 13.12.2018 tarihli ve 63/1448 sayılı SPK kararına yönelik iptal davasını reddeden Danıştay Onüçüncü Dairesi kararını oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Şirketin satış, duran varlık satışı ve stratejik ortaklık görüşmelerine başladığını ilk kez 20.11.2017’de kamuya açıklaması, Onüçüncü Daire tarafından önemli nitelikteki işlemin ilk açıklaması kabul edilmiştir. SPK, Tebliğ’in 10. maddesinin dördüncü fıkrasına dayanarak ayrılma hakkı kullanım fiyatını bu tarihten önceki 30 günlük ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması olan 1,14257 TL olarak belirlemiş; fiyatın hatalı duyurulması nedeniyle zarara uğrayan pay sahiplerinin sorumlu yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceğinin duyurulmasına karar vermiştir. Daire, hem Tebliğ hükmünü hem Kurul kararını hukuka uygun bulmuş; İDDK bu kararı onamıştır.

📣 KAP açıklamasından iki genel kurula

Karar metninde aktarılan temyiz dilekçesine ve Daire gerekçesine göre süreç şu tarihlerle ilerlemiştir:

  • 20.11.2017: Şirket, yönetim kurulunun uluslararası tarımsal emtia şirketleriyle şirket satışı, duran varlık satışı ve stratejik ortaklık kurulması konularında görüşmelere başlanmasına ve bu süreç için yönetim kurulu başkan yardımcısının görevlendirilmesine karar verdiğini KAP’ta duyurmuştur.
  • 28.11.2017 ve 29.11.2017: Şirkete göre gerçek müzakereler bu tarihlerde başlamış, niyet mektubu imzalanıp kamuoyuna açıklanmış; şirket ayrılma hakkı fiyatını bu tarihe göre hesaplamıştır.
  • Aralık 2017: İşlem ilk kez genel kurula sunulmuş ve ortaklara ayrılma hakkı tanınmıştır.
  • 24.10.2018 ve Kasım 2018: Şirket, değişen şartları yeni bir açıklamayla duyurmuş ve işlemi ikinci kez genel kurul onayına sunmuştur.
  • 13.12.2018: SPK, 63/1448 sayılı kararıyla ayrılma hakkı fiyatının 20.11.2017 öncesi verilere göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Davacı şirket, hem Tebliğ’in 10. maddesinin dördüncü fıkrasının hem de kendisine yönelik bu Kurul kararının iptalini istemiştir. Tebliğ, 27.06.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır; Daire, davanın şirkete yönelik uygulama işlemi üzerine açılmış olması nedeniyle esası incelemiştir.

🗂️ Şirketin itirazları

Şirketin temel tezi yetki aşımıdır. Şirkete göre 6362 sayılı Kanun ayrılma hakkı kullanım fiyatını payları borsada işlem gören ortaklıklar için kendisi belirlemiş, Kurula yalnızca borsada işlem görmeyen şirketlerde fiyat belirleme yetkisi vermiştir. Tebliğ hükmü bu sınırı aşmaktadır. Şirket ayrıca şu noktaları ileri sürmüştür:

  • 20.11.2017 açıklaması yalnızca görüşmelere başlama kararıdır; ilk niyetin açıklandığı günü esas almak “niyet okuma” anlamına gelir.
  • 24.10.2018’de açıklanan işlem, genel kurul onayına sunulan yepyeni bir işlemdir; satışta fiyat esaslı unsur olduğundan, değişiklik hâlinde yeniden genel kurul onayı hukuken zorunludur.
  • Satış sürecindeki ekonomik gelişmeler mücbir sebep oluşturmuştur; işlem kamu yararı ve ölçülülük ilkelerine aykırıdır.
  • Kurul, bu kadar önemli sonuç doğuran işlemi tesis etmeden önce şirketten açıklama veya savunma istememiştir.

⚖️ Onüçüncü Dairenin gerekçesi

Daire, 19.03.2024 tarihli, E.2019/591, K.2024/1357 sayılı kararında önce Kurulun yetkisini ele almıştır. İşlem tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 6362 sayılı Kanun’un 24. maddesinin dördüncü fıkrası, ayrılma hakkının doğmadığı hâller ile bu hakkın kullanımına ve payları borsada işlem görmeyen ortaklıklarda satım fiyatının hesaplanmasına ilişkin usul ve esasları Kurula bırakmaktadır. Daire, hakkın “kullanımına” ilişkin esasların bu yetkinin içinde kaldığını kabul etmiştir.

Gerekçenin esasa ilişkin halkaları şöyledir:

  1. Hakkı doğuran olay: Malvarlığının tümünün veya önemli bir bölümünün devredilmesi önemli nitelikteki işlemdir ve ayrılma hakkını doğuran husus budur. Devre konu malvarlığının fiyatı, tutarı, oranı ya da işlemin kesinleşmiş olması önem taşımaz.
  2. Açıklamanın fiyata etkisi: Önemli nitelikteki işlemin kamuya duyurulması yatırımcı beklentilerini değiştirir. İşlemin sonuçlarına katlanmak istemeyenlerin ayrılma eğilimi, malvarlığındaki azalma ya da satışın kârlı veya maliyetine yapılması gibi unsurlar pay fiyatını etkiler.
  3. Spekülasyona karşı koruma: Düzenleme, ilk açıklama tarihinden önceki 30 günlük ağırlıklı ortalama fiyatı esas alarak spekülasyondan uzak, gerçek piyasa fiyatını hedefler. Aksi hâlde ayrılma hakkı sahibi spekülasyon sonucu düşmüş bir fiyattan payını satmak zorunda kalabilir.
  4. Kötüye kullanım riski: Şartlar değişince işlemi ikinci kez genel kurula sunarak fiyatı yeniden belirlemek Tebliğ hükmünü işlevsiz bırakabilir ve şirketlerin piyasa koşullarına göre genel kurulu yeniden toplayıp fiyatı değiştirmesine yol açabilir.

Daireye göre kural, aynı önemli nitelikteki işlem için farklı ayrılma hakkı fiyatları belirlenmesini önlemeyi amaçlamakta ve piyasa ile yatırımcılar bakımından hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik sağlamaktadır.

🧾 SPK kararının içeriği

Daire, somut olaydaki önemli nitelikteki işlemin şirket satışı, duran varlık satışı ve stratejik ortaklık görüşmelerine başlanması olduğunu kabul etmiştir. Hukuka uygun bulunan Tebliğ hükmü uyarınca SPK kararı iki unsur içermektedir:

  • Ayrılma hakkı kullanım fiyatı, işlemin ilk kez kamuya açıklandığı 20.11.2017 tarihinden önceki 30 günlük ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması olan 1,14257 TL olarak belirlenmiştir.
  • Fiyatın hatalı duyurulması nedeniyle zarara uğrayan pay sahiplerinin, genel hukuk hükümleri çerçevesinde, ilgili tarihlerde görev yapan ve Tebliğ’in 14. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunan yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceğinin duyurulması kararlaştırılmıştır.

Daire bu kararda da hukuka aykırılık görmemiş ve davanın tamamını reddetmiştir. Ayrılma hakkını kullanan ortakların yönetim kurulu üyelerine karşı açtığı bir tazminat davasında özel hukuk boyutu için sitedeki ayrılan ortağın tazminat davası kararına bakılabilir; incelenen metinde iki dosya arasında bir bağlantı kurulmamıştır.

📎 Karar metni: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) yayınındaki hâliyle derlenmiştir; vekil ve tetkik hâkimi adları kaynakta anonimdir.

🏛️ İDDK onaması

Bu dosyada Danıştay Tetkik Hâkimi de temyiz isteminin reddi ve Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir. İdari Dava Daireleri Kurulu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesindeki bozma sebeplerini hatırlatarak Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğuna, temyiz iddialarının bozmayı gerektirmediğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar kesindir.

Kurul ayrıca gerekçe yazmadığından, yetki aşımı, “niyet okuma” ve ikinci genel kurulun yeni bir işlem sayılması gerektiği yönündeki itirazlara verilen yanıt, Onüçüncü Dairenin yukarıda özetlenen gerekçesidir.

🆕 2020 değişiklikleri ve kararın bugünkü yeri

Uyuşmazlığa uygulanan çerçeve sonradan değişmiştir. 6362 sayılı Kanun’un 24. maddesi 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir. Maddenin bugünkü birinci fıkrasına göre olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri paylarını halka açık ortaklığa satarak ayrılma hakkına sahiptir; ortaklık bu payları Kurulca belirlenecek esaslara göre “adil bir bedel” üzerinden satın almakla yükümlüdür. Kurul, ayrılma hakkının işlemin kamuya açıklandığı tarihte sahip olunan paylar için kullanılmasına ilişkin esasları belirlemeye de yetkilidir. Üçüncü fıkra ise adil bedelin hesaplanmasına ilişkin usul ve esasları açıkça Kurula bırakmaktadır.

Dava konusu II-23.1 sayılı Tebliğ de 27.06.2020’de yayımlanan yeni Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı Tebliği ile yürürlükten kalkmıştır. Bu nedenle kararın doğrudan önemi, 2020 öncesi işlemlere ilişkin uyuşmazlıklardadır. Bununla birlikte kararda dile getirilen ilkeler, yani ilk açıklamanın pay fiyatını etkileyen olay sayılması, aynı işlem için tek bir ayrılma fiyatı belirlenmesi ve genel kurulun yeniden toplanmasıyla fiyatın değiştirilmesine karşı duyulan kaygı, yeni düzenlemenin yorumunda da tartışılabilecek niteliktedir.

Önemli nitelikteki işlemlerde genel kurul yetkisinin anayasal boyutu için sitedeki şirket varlığı satışında genel kurul kararı, açıklama zamanlamasının SPK yaptırımı boyutu için iflas ertelemesini geç açıklamak yazısı incelenebilir.

❓ Sık sorulan sorular

Yalnızca görüşmelere başlandığının duyurulması “ilk açıklama” sayılır mı?

Bu dosyada sayılmıştır. Daire, ayrılma hakkını doğuran hususun malvarlığının önemli bir bölümünün devri olduğunu, fiyat, tutar veya işlemin kesinliğinin önem taşımadığını belirtmiş ve 20.11.2017’deki görüşme açıklamasını ilk açıklama kabul etmiştir.

Şartlar değişip işlem yeniden genel kurula sunulursa fiyat yeniden hesaplanabilir mi?

Daireye göre aynı önemli nitelikteki işlem için ikinci genel kurulla fiyatın yeniden belirlenmesi Tebliğ hükmünü bertaraf edebilir ve kötüye kullanıma yol açabilir. Bu nedenle somut olayda ilk açıklama tarihine bağlı fiyat esas alınmıştır.

Hatalı fiyatla payını satan ortakların durumu ne oldu?

SPK, bu ortakların zararlarının tazmini için genel hukuk hükümleri çerçevesinde sorumlu yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceklerinin duyurulmasına karar vermiştir. Bu tür davaların sonucu kararın konusu değildir.

Tebliğ yürürlükten kalktığı hâlde dava neden esastan incelendi?

Daire, davanın Kurulca şirkete yönelik tesis edilen bir uygulama işlemi üzerine açıldığını belirterek, düzenleyici işlem sonradan yürürlükten kalkmış olsa da esası incelemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Onüçüncü Dairenin gerekçesi ve olay tarihleri, Kurul kararında yer alan özet ile temyiz dilekçesi aktarımına dayanır; Daire kararının tam metni ve Tebliğ hükmünün lafzı incelenen metinde yer almamaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara ve sonraki mevzuata tabi dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu