Rekabet Yasağında Cezai Şart – Yargıtay 11. HD 2025/7807

İş sözleşmelerinin sonuna eklenen “rekabet yasağı” maddeleri çoğu zaman tek yönlüdür: işçi, ayrıldıktan sonra belli bir süre rakip bir firmada çalışmayacağını ve aksi hâlde işverene bir miktar para ödeyeceğini kabul eder; işveren ise buna karşılık bir ödeme taahhüt etmez. Türk Borçlar Kanunu m.420/1 ise “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” der. Bu iki kural karşı karşıya geldiğinde hangisi uygulanır? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 25.12.2025 tarihli ve E.2025/2980, K.2025/7807 sayılı kararıyla, rekabet yasağına bağlanan cezai şartın TBK m.420/1’e göre değil, özel hüküm niteliğindeki TBK m.444-447’ye göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davayı reddeden hükmü bozmuştur.
Karar, ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin ortak kabulünü, yani “karşılıksız ceza koşulu hükümsüzdür” yaklaşımını, sözleşme sona erdikten sonraki dönem bakımından reddetmesi yönüyle dikkat çekmektedir.
🚪 Üç gün sonra rakip firmada
Kararda aktarılan olaylara göre davalı işçi, davacı şirkette 07.06.2021-24.06.2022 tarihleri arasında satış sorumlusu olarak çalışmıştır. Davacı işveren, işçinin iki bölgeden sorumlu olduğunu ve bölgedeki tüm satış ve pazarlama stratejisine hâkim bulunduğunu ileri sürmüştür.
İşçi, iş sözleşmesini istifa ederek sona erdirmiş ve Dairenin tespitine göre yalnızca üç gün sonra, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ısıtma ve soğutma sistemleri alanındaki bir anonim şirkette “bölge satış yöneticisi” olarak çalışmaya başlamıştır. İşveren, ticari sır niteliğindeki bilgilere sahip olan işçinin bir yıllık süre dolmadan rakip firmaya geçmesinin cezai şartı gerektirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şart talep etmiştir.
Davalı işçi ise çalıştığı pozisyon itibarıyla işyerinin hiçbir sırrına vakıf olmadığını; rekabet yasağının geçerliliğinin, işverenin korunmaya değer menfaati, işçinin üretim sırları ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağı ve işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimalinin bir arada bulunmasına bağlı olduğunu savunmuştur.
📄 Sözleşmenin 18. maddesi ne diyordu?
Taraflar arasındaki 07.06.2021 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin “Rekabet Yasağı” başlıklı 18. maddesi, kararda aynen aktarılmıştır. Maddenin öne çıkan unsurları şunlardır:
- Süre: İşyerinden ayrıldıktan sonra 1 yıl.
- Konu: İklimlendirme, kombi üretimi ve satış-pazarlama sektörlerinde faaliyet gösteren rakip işletmeler; işverenin ürettiği veya üretmeyi planladığı malları üreten ve ticaretini yapan işyerleri.
- Yer: Sözleşmede adı sayılan beş il.
- Yasaklanan davranışlar: Rakip işyeri kurmak, rakip işverene ait işyerinde çalışmak, aynı malları üreten bir ortaklığa doğrudan veya dolaylı ortak olmak, rakip firmaya danışmanlık yapmak ya da kendisi veya birinci derece akrabaları adına işletme kurmak.
- Yaptırım: İhlal hâlinde “son 2 aylık brüt ücreti tutarında cezai şart”; işverenin daha fazla zararını ayrıca isteme hakkı ve rekabetin durdurulmasını talep etme yetkisi saklı.
Maddede işverene yüklenmiş bir karşı edim, örneğin rekabet yasağı süresince işçiye ödenecek bir tazminat, bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın düğüm noktası da burasıdır.
🏛️ Derece mahkemeleri neden reddetti?
İlk derece mahkemesi, işçi ve işverenin rekabet yasağı anlaşmasına ceza koşulu koyabileceğini kabul etmiştir. Ancak mahkemeye göre bu ceza koşulunun geçerliliği, TBK m.420/1 gereğince yalnızca işçi aleyhine olmamasına ve işverenin de bir edim üstlenmiş bulunmasına bağlıdır. Somut olayda hizmet sözleşmesinde yalnızca işçi aleyhine cezai şart öngörüldüğü için mahkeme, hizmet sözleşmesi ve rekabet yasağı anlaşması geçerli olsa da tek taraflı ceza koşulu içeren maddelerin hükümsüz olduğu sonucuna varmış ve davayı reddetmiştir.
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılmasında ve değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
🔨 Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Daire önce rekabet yasağı sözleşmesini tanımlamıştır: işçinin, iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması veya iş sırlarını öğrenmesi nedeniyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir süre içinde işverenle rekabet oluşturacak faaliyette bulunmamayı üstlendiği sözleşmedir. Bu borcun sözleşme sona erdikten sonra da sürmesi isteniyorsa tarafların bunu ayrıca ve açıkça kararlaştırması gerekir; bu kararlaştırma ayrı bir sözleşmeyle ya da iş sözleşmesine konulan özel bir hükümle yapılabilir.
Somut olayda 18. maddeyle işçinin sözleşme sona erdikten sonra da rekabet etmeme borcunu üstlendiği “çok açıktır”. Bu nedenle Daireye göre mahkemenin, TBK m.420/1 muvacehesinde tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz kalacağı gerekçesiyle davayı reddetmesi doğru olmamıştır.
Daire, bozma gerekçesinde şu olguları birlikte değerlendirmiştir:
- Sözleşmede rekabet yasağına ilişkin yer sınırlaması bulunduğu ve yasağın TBK m.444 ve devamı uyarınca geçerli olduğu,
- İşçinin yeni işyerinde sorumlu olduğu bölgenin, davacının da aktif iş yaptığı bölge ve özellikle rekabet yasağının coğrafi kapsamındaki bir il olduğunun, işçinin yeni işvereniyle yaptığı sözleşmeden açıkça anlaşıldığı,
- Satış sorumlusu olarak çalışan işçinin, davacı şirketin işleri ve müşteri çevresi hakkında bilgi ve sırlara vakıf olmadığının kabulünün mümkün olmadığı,
- İşçinin aynı alanda ve coğrafi bölgede faaliyet gösteren bir şirkette üç gün sonra işe başlamasıyla davacının müşteri portföyündeki müşterilerle haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girmesinin kaçınılmaz olduğu.
Sonuç olarak Daire, özel hüküm niteliğindeki TBK m.444-447 değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiş; bölge adliye mahkemesi kararını bozarak kaldırmış ve HMK m.373/1 uyarınca dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
⚖️ TBK 420 ile TBK 444-447 arasındaki ayrım
Kararın temel katkısı, iki hükmün uygulama alanını ayırmasıdır. TBK m.420/1, hizmet sözleşmesinin devamı süresince işçiye yüklenen yükümlülükler için öngörülen tek taraflı ceza koşullarını hedef alır; örneğin belirli süreli sözleşmeyi erken fesheden işçiden istenen ceza. Rekabet yasağı ise sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin, TBK m.444 vd.’de ayrıca düzenlenmiş bir borçtur.
Kanunun kendisi de bu ayrımı destekler: TBK m.446/2, “Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır.” hükmünü içerir. Yani kanun koyucu, rekabet yasağının işçi aleyhine bir ceza koşuluna bağlanabileceğini açıkça öngörmüştür.
Bununla birlikte işçiyi koruyan denge, m.420 yerine m.444-447’nin kendi içinde kurulmuştur:
- Geçerlilik şartları (m.444): Fiil ehliyeti, yazılı şekil ve iş ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin işleri hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması; bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına yol açabilecek nitelikte olması.
- Sınırlar (m.445): Yasak; yer, zaman ve işlerin türü bakımından işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşüremez, süresi özel durumlar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim aşırı yasağı, işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de gözeterek kapsam veya süre bakımından sınırlayabilir.
- Sona erme (m.447): İşverenin yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararı kalmamışsa veya sözleşme haklı sebep olmaksızın işverence ya da işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmişse yasak sona erer.
Dikkat edilirse m.445/2, işverenin karşı edimini bir geçerlilik şartı olarak değil, hâkimin sınırlama yetkisini kullanırken göz önünde tutacağı bir ölçüt olarak anar. Derece mahkemelerinin “işveren de edim üstlenmeli” yaklaşımı ile Dairenin yaklaşımı arasındaki fark tam da bu noktadadır. Rekabet yasağı uyuşmazlıklarında görevli mahkeme sorunu ise ayrı bir tartışmadır; bunun için serideki rekabet yasağında görevli mahkeme kararı incelenebilir.
🧮 Yeniden yargılamada açık kalan sorular
Bozma kararı, işverenin talebinin kabulü anlamına gelmez; ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığı TBK m.444-447 çerçevesinde yeniden değerlendirmesini gerektirir. Bu değerlendirmede gündeme gelebilecek başlıca konular şunlardır:
- Cezai şartın tutarı: Kararda aktarılan 18. madde metni ihlal hâlinde “son 2 aylık brüt ücret” tutarında cezai şart öngörmektedir; Dairenin sonuç paragrafında ise aynı madde uyarınca “son iki yıllık brüt ücret tutarı kadar” cezai şart uygulanabileceği ifadesi yer almaktadır. Uygulanacak tutar, sözleşme metni esas alınarak yeniden yargılamada belirlenecektir.
- Aşırılık denetimi: TBK m.182/son uyarınca hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Bu genel kural, rekabet yasağına bağlanan cezai şartta da tartışılabilecek bir konudur.
- Kapsamın ölçülülüğü: Beş ile ve bir yıla yayılan yasağın m.445 bakımından ölçülü olup olmadığı; Daire yer sınırlamasının varlığını ve yasağın geçerliliğini vurgulamıştır.
- Fesih biçimi: Sözleşme işçinin istifasıyla sona ermiştir. Kararda işçinin haklı nedenle fesih iddiası tartışılmamıştır; m.447/2’deki sona erme hâlinin koşulları bu dosyada gündeme gelmemiştir.
İş sözleşmesinin sona erme biçiminin sonuçlarına ilişkin farklı bir örnek olarak serideki şarta bağlı istifa ve ikale kararı da okunabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İşveren karşılık ödemediyse rekabet yasağındaki cezai şart geçersiz midir?
Bu kararın yaklaşımına göre bu gerekçe tek başına geçersizlik sonucunu doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, derece mahkemelerinin TBK m.420/1’e dayanarak tek taraflı ceza koşulunu hükümsüz saymasını doğru bulmamış, uyuşmazlığın rekabet yasağına özgü TBK m.444-447 hükümlerine göre çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.
Rekabet yasağı ayrı bir sözleşmeyle mi yapılmalıdır?
Zorunlu değildir. Daireye göre rekabet yasağı ayrı bir sözleşmeyle kararlaştırılabileceği gibi mevcut iş sözleşmesine konulacak özel bir hükümle de kararlaştırılabilir. Bu dosyada yasak, iş sözleşmesinin 18. maddesinde düzenlenmiştir. TBK m.444/1 ise işçinin bu borcu yazılı olarak üstlenmesini arar.
Satış sorumlusunun işverenin sırlarına vakıf olduğu nasıl kabul edildi?
Daire, işçinin satış sorumlusu olarak çalıştığı şirketin işleri ve müşteri çevresi hakkında bilgi ve sırlara vakıf olmadığının kabulünün mümkün olmadığını belirtmiş; ayrıca yeni işyerinde sorumlu olduğu bölgenin eski işverenin aktif iş yaptığı ve yasak kapsamındaki bir il olduğunu, bunun yeni işverenle yapılan sözleşmeden anlaşıldığını vurgulamıştır.
Cezai şartı ödeyen işçi başka bir sorumluluktan kurtulur mu?
TBK m.446/2’ye göre, sözleşmede aksine hüküm yoksa işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulabilir; ancak bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. Bu dosyadaki sözleşmede de işverenin daha fazla zararını ayrıca isteme hakkı ve rekabetin durdurulmasını talep etme yetkisi saklı tutulmuştur.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararından aktarılmıştır ve bozma sonrası yargılamanın sonucu bu yazının kapsamında değildir. Her somut olay kendi sözleşme hükümleri ve delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



