Kripto Ön Alım İadesinde Yetki – Yargıtay 5. HD 2026/1838

Piyasaya sürüleceği tarih önceden ilan edilen bir kripto paranın ön alımına katılan yatırımcı, o tarih geçtiği hâlde coin ortaya çıkmayınca parasını geri almak için hangi şehirde dava açabilir? Ödemeyi aldığı şirketin merkezinin bulunduğu yerde mi, yoksa kendi yaşadığı yerde mi? Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 09.02.2026 tarihli ve E.2025/12159, K.2026/1838 sayılı kararıyla, kripto para ön alımı için ödenen 1.000.000,00 TL’nin iadesi istemiyle açılan davada, para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceği kuralından hareketle davacının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğuna karar vermiştir.
Karar, kripto varlık uyuşmazlıklarında çoğu zaman esastan önce gelen bir soruya yanıt vermektedir: yatırımcı ile platform farklı illerdeyse dava nerede görülecek? İki ayrı ilde iki mahkemenin birbiri ardına yetkisizlik kararı vermesiyle dosya, esasa hiç girilmeden Yargıtay önüne gelmiştir.
🪙 Ön alıma açılan coin ve 1.000.000 TL’lik ödeme
Kararda özetlenen olaya göre davalı şirket ile bir spor kulübü arasında yapılan anlaşma kapsamında, kulüp üyelerine ön alıma açılacak ve 28.06.2023 tarihinde piyasaya sürüleceği duyurulan bir kripto para projesi hayata geçirilmiştir. Davacı, ön alım hakkını kullanarak yatırım yapmak amacıyla 07.04.2023 tarihinde davalı şirkete 1.000.000,00 TL ödemiştir.
Dava tarihi itibarıyla söz konusu coin hâlâ piyasaya sürülmemiş, ne zaman sürüleceği de belli değildir. Davacı, enflasyon da gözetildiğinde büyük zarara uğradığını belirterek ödediği tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
Davalı ise projede ihraç eden taraf olmadığını, yalnızca alım satım işlemlerine aracılık eden bir kripto varlık borsası konumunda bulunduğunu, taleplerin spor kulübüne yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ayrıca süresi içinde yetki itirazında bulunmuştur.
🔁 İki mahkeme, iki yetkisizlik kararı
Davanın açıldığı İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davalı vekilinin süresinde yetki itirazında bulunduğunu ve davalı şirketin adresinin Şişli/İstanbul olduğunu tespit ederek yetkisizlik kararı vermiştir.
Dosyayı devralan İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi farklı bir değerlendirme yapmıştır. Mahkemeye göre davalı, alım satım işlemlerine aracılık ettiğini bildirmiş; davacı da davalıdan kripto para satın almak üzere ödeme yaptığını ve ödemenin davalının hesabına yapıldığını açıklamıştır. Bu durumda dava, taahhüt aşamasında kalan bir sözleşmeden kaynaklanan para alacağı istemidir; davacının yerleşim yeri de yetkilidir ve davacı seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. İstanbul mahkemesi de bu gerekçeyle yetkisizlik kararı vermiştir.
İki mahkeme farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kaldığından, uyuşmazlığın çözümü Yargıtaya düşmüştür. Daire, kararında dayanağını HMK m.21 ve devamı maddeleri ile 5235 sayılı Kanun m.36/3 olarak göstermiştir.
📍 Üç kural: HMK 6, HMK 10 ve TBK 89
Dairenin gerekçesi üç hükmün birlikte okunmasına dayanmaktadır:
- HMK m.6 (genel yetki): Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
- HMK m.10 (sözleşmeden doğan davalar): Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Daire bunu özel yetkiye ilişkin bir düzenleme olarak nitelendirmiştir.
- TBK m.89 (ifa yeri): Borcun ifa yeri tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir; aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Bu üç hüküm birleştiğinde sonuç şudur: para alacağına ilişkin davalarda, aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğinden, alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dava, davacının seçimine göre hem genel hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
Somut olayda davacının dava tarihindeki yerleşim yeri İzmir’dir ve dava da İzmir’de açılmıştır. Daire, alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu ve davacının tercih hakkını bu yönde kullandığını belirterek uyuşmazlığın İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesine karar vermiştir.
⚖️ Seçimlik hak ve yetki itirazının sınırları
Kararın genel ilke olarak altını çizdiği bir nokta daha vardır: bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bunlardan birinde dava açma konusunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı davasını bu mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, seçme hakkı davalıya geçer.
Bu ilke, HMK m.19/2 ile birlikte okunmalıdır. Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve itiraz eden tarafın yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir; aksi hâlde itiraz dikkate alınmaz. Maddenin dördüncü fıkrasına göre de süresinde ve usulüne uygun itiraz yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
İncelenen dosyada davalının yetki itirazı süresinde yapılmıştır; ancak davacı, zaten yetkili mahkemelerden birini seçmiş olduğundan, seçme hakkının davalıya geçmesi söz konusu olmamıştır. Başka bir anlatımla, davalının merkezinin İstanbul’da bulunması, davacının kendi yerleşim yerinde açtığı davayı yetkisiz kılmamıştır.
🤝 “Sözleşme ilişkisi itilafsız”: ihraççı mı, aracı mı?
Kararın dikkat çeken bir cümlesi, davalının husumete ilişkin savunmasına rağmen taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunun itilafsız olduğunun kabul edilmesidir. Daire bu sonuca, davalının alım satım işlemlerine aracılık ettiğini bildirmesine ve ödemenin doğrudan davalı hesabına yapılmış olmasına dayanmıştır.
Bu tespit yalnızca yetki bakımından önem taşımaktadır. Yargı yeri belirlenmesi kararı, davalının ihraççı mı yoksa aracı platform mu olduğu, ödenen bedelin iadesinden kimin sorumlu olduğu ya da faizin türü gibi esasa ilişkin sorulara yanıt vermez. Bu konular, yetkili bulunan İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.
Yine de karar, delil bakımından yol gösterici bir ayrıntı içermektedir: kripto varlık ön satışlarında paranın kime gönderildiği, yalnızca esas bakımından değil, yetki bakımından da belirleyici olabilmektedir. Kripto platformlarında uyuşmazlığın mahkeme yerine tahkimde çözülmesini öngören sözleşme hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir; bu konuda serideki kripto borsasında tahkim şartı kararı incelenebilir. Bir yatırım projesine katılım için ödenen bedelin iadesine ilişkin başka bir örnek için yatırım katılım bedelinin iadesi kararı da okunabilir.
🆕 7518 sayılı Kanun sonrası kripto varlık ortamı
Olaydaki ödeme 2023 yılında yapılmıştır. O tarihten sonra 26.06.2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin düzenlemeler yapılmış, Kanun’a “Kripto varlık hizmet sağlayıcılara ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 11. madde eklenmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrası, tasfiyeye giden ya da süresinde Kurula başvurmayan kuruluşlardaki müşteri transfer talepleriyle ilgili uyuşmazlıklarda genel hükümlerin uygulanacağını açıkça belirtmektedir.
Aynı Kanun’la 6362 sayılı Kanun m.13/1’e eklenen cümlelerle Kurul’a, sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracına ve bunların kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan elektronik ortamda kayden izlenmesine ilişkin esasları belirleme yetkisi tanınmıştır. Bu hâlde hakların izlenmesi, üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi ve devrinde söz konusu elektronik ortamdaki kayıtlar esas alınmaktadır.
Yeni düzenlemeler platformların faaliyet şartlarını ve sorumluluk çerçevesini değiştirse de, bir para alacağının hangi mahkemede dava konusu yapılabileceği sorusu hâlâ HMK’nın yetki kuralları ve TBK m.89 çerçevesinde cevaplanmaktadır. İncelenen karar bu nedenle yeni dönemde açılacak iade davaları bakımından da güncelliğini korumaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sık sorulanlar
Kripto platformunun merkezi başka ildeyse dava yalnızca orada mı açılabilir?
İncelenen kararda hayır cevabı verilmiştir. Daire, para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğini, bu nedenle alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu belirtmiştir. Genel yetkili mahkeme ile bu özel yetkili mahkeme arasında seçim davacıya aittir.
Yargı yeri belirlenmesi kararı paranın iade edileceği anlamına gelir mi?
Hayır. Karar yalnızca davaya hangi mahkemenin bakacağını belirlemektedir. Davalının ihraççı mı aracı mı olduğu ve ödenen tutarın iadesinden sorumlu olup olmadığı, yetkili bulunan İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde esas yönünden incelenecektir.
Dava yetkisiz bir yerde açılırsa ne olur?
Kararda belirtildiği üzere davacı, davasını genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalıya geçer. Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalının yetki itirazını cevap dilekçesinde, yetkili mahkemeyi de göstererek ileri sürmesi gerekir.
İki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesi hâlinde dosya neden Yargıtaya gitti?
Çünkü İzmir ve İstanbul’daki mahkemeler farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde yer almaktadır. Karar, farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlıklarının giderilmesinin dayanağı olarak HMK m.21 ve devamı ile 5235 sayılı Kanun m.36/3’ü göstermektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Karar özeti, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yayımlanmış yargı yeri belirlenmesi kararından aktarılmıştır; kararda uyuşmazlığın esası hakkında bir değerlendirme bulunmamaktadır ve her somut olay kendi sözleşme ve belgeleriyle değerlendirilir. Yazıya dayanılarak yapılan başvuru ve davalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



