Emsal KararlarForex Hukuku

SPK’nın Örtülü Kazanç Davası – Yargıtay 11. HD 2025/7792

Halka açık bir şirketin parası, mal alınmadan “avans” adı altında ilişkili bir tedarikçiye, oradan da hâkim ortağın kontrolündeki başka bir şirkete akıyorsa, şirketin küçük yatırımcılarının zararını geri getirecek davayı kim açabilir? Şirket iflas etmişse ve davalılar “davacı SPK’nın taraf sıfatı yok, önce arabulucuya gidilmeliydi, bu olağan bir ticari ilişkiydi” diyorsa, mahkeme bu itirazları nasıl değerlendirir?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.12.2025 tarihli ve E.2025/2919, K.2025/7792 sayılı kararıyla, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında açtığı örtülü kazanç aktarımı iade davasında davalıları sorumlu tutan kararı oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Derece mahkemeleri üç önemli ilkeyi ortaya koymuştur: SPK’nın bu davayı açmakta aktif husumeti vardır; dava, kamusal niteliği nedeniyle zorunlu arabuluculuğa tabi değildir; ilişkili taraf işleminin makul bir açıklamasının bulunduğunu ispat yükü davalılardadır.

Serinin örtülü kazanç iade davasında hak düşürücü süreye ilişkin 11. HD 2026/1113 kararı, SPK’nın bu davayı hangi süre içinde açması gerektiğine odaklanıyordu. Bu yazının konusu ise farklıdır: Davayı kimin açabileceği, dava öncesinde arabuluculuğun gerekip gerekmediği ve yargılamada neyin kim tarafından ispatlanacağı.

Kısa özet: Payları 13.01.2014’te halka arz edilen bir şirket, 2015’te beş ay boyunca, mal tedarik etmeden, ilişkili bir tedarikçiye avans niteliğinde fon göndermiş; bu fonların önemli bir kısmı hâkim ortağın kontrolündeki başka bir şirkete aktarılmıştır. Şirket 2015 sonunda iflas erteleme sürecine girmiş, 16.11.2017’de iflasına karar verilmiştir. SPK, en az 13.384.029,00 TL’lik örtülü kazanç aktarımı tespit ederek şimdilik 130.000,00 TL’nin faiziyle şirkete iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi SPK’nın aktif husumetini, davanın arabuluculuğa tabi olmadığını ve ispat yükünün davalılarda olduğunu belirterek istinafı reddetmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

💸 Mal alınmadan gönderilen avanslar: paranın izi

Dava, SPK’nın halka açık şirketin 2014 yılı hesap ve işlemlerine ilişkin incelemesi sonucunda hazırlanan rapora dayanmaktadır. Kararda aktarılan tespitlere göre para akışı şu şekilde gerçekleşmiştir:

  1. Halka açık şirket, tedarikçisi olan bir anonim şirkete, beş aylık süre boyunca, karşılığında stoklara yansıyan mal alınmaksızın avans niteliğinde para göndermiştir.
  2. Cari hesapta oluşan alacak sonradan senetli alacağa dönüştürülmüş; 11.943.400,00 TL‘lik senetli alacağın tamamı için karşılık ayrılarak şüpheli ticari alacaklar hesabına kaydedilmiştir.
  3. Şüpheli alacak bakiyesi içindeki en büyük pay (%42,06) bu tedarikçiye aittir.
  4. Tedarikçiye aktarılan fonların önemli bir kısmı, daha sonra halka açık şirketin hâkim ortağı ve yönetim kurulu başkanının kontrolündeki bir limited şirkete transfer edilmiştir.
  5. Bilirkişi incelemesine göre bu örtülü işlemlerle halka açık şirketin kârı ve/veya mal varlığı %35,35 oranında azaltılmıştır.

Mahkeme, üç şirket arasında yönetim ve kontrol bakımından ilişki bulunduğunu, bu nedenle ilişkili taraf olduklarını kabul etmiştir. Halka açık şirketin finansal açıdan zor durumda olmasına ve diğer ticari borçlarını ödeyememesine rağmen, zaten alacaklı olduğu tedarikçiye karşılıksız finansman sağlamaya devam etmesi, emsallere, piyasa teamüllerine ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı bir örtülü işlem olarak nitelendirilmiştir.

🛡️ Davalıların üç itirazı

Davalılar hem usule hem esasa ilişkin çok sayıda itiraz ileri sürmüştür. Bunlar üç başlıkta toplanabilir:

  • Taraf sıfatı: Bir davalı, iddia edilen zararı görenin SPK değil halka açık şirketin yatırımcıları olduğunu, davanın onlar tarafından açılması gerektiğini savunmuştur. Bir diğeri, uyuşmazlığın iki şirket arasındaki ticari alacak ilişkisi olduğunu, bunu ancak iflas idaresinin takip edebileceğini ve SPK’nın TTK m.553’te sayılan kişilerden olmadığını ileri sürmüştür.
  • Dava şartı: Davalılar, yetki itirazının yanı sıra zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığını ileri sürmüştür.
  • Esas: Avans usulüyle çalışmanın hammadde fiyatlarındaki ve kurlardaki dalgalanmalar nedeniyle başvurulan olağan bir ticari uygulama olduğu, taraflar arasında karşılıklı çek ve borç ilişkisi bulunduğu, kişileri birbiriyle tanıştırmanın örtülü kazanç aktarımı sayılamayacağı savunulmuştur. Bir davalı ise limited şirkette yalnızca emaneten ortak olduğunu ve hiçbir menfaat almadığını belirtmiştir.

🏛️ SPK neden davacı olabilir?

İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi, 2023/590 E., 2025/429 K.), 6362 sayılı Kanun’un 21 ve 94. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde SPK’nın dava açmakta aktif husumetinin bulunduğunu kabul etmiştir.

Kanun metni bu sonucu açıkça destekler. SPKn m.21/1, halka açık ortaklıkların yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkili oldukları kişilerle emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı işlemler yaparak kârlarını veya mal varlıklarını azaltmalarını yasaklar. m.21/4 uyarınca kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde aktarılan tutar kanuni faiziyle ortaklığa iade edilir. SPKn m.94/1 ise Kurul’a, “Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açma” yetkisi tanır.

Dolayısıyla SPK bu davada kendi alacağını değil, mal varlığı azaltılan halka açık ortaklığın zararını talep etmektedir. Nitekim hüküm de 130.000,00 TL’nin davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi yönünde kurulmuştur. Yatırımcıların veya iflas idaresinin başka hukuki yollara başvurma imkânı, Kanun’un SPK’ya ayrıca tanıdığı bu dava yetkisini ortadan kaldırmamaktadır.

🤝 Arabuluculuk dava şartı neden aranmadı?

Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. Davalılar bu nedenle davanın usulden reddini istemiştir. Derece mahkemeleri ise bu itirazı iki gerekçeyle reddetmiştir:

  • SPK’ya dava açma yetkisi veren yasal düzenlemenin kamusal bir yönü vardır; Kurul bu davayı piyasanın ve yatırımcıların korunması amacıyla Kanun’un verdiği yetkiye dayanarak açmaktadır.
  • Bu niteliği gereği uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Arabuluculuk ise tarafların serbestçe tasarruf edebildiği uyuşmazlıklarda uygulanabilen bir yoldur.

Bu yaklaşım, SPK’nın örtülü kazanç iade davasının sıradan bir ticari alacak davası gibi görülmemesi gerektiğini göstermektedir. Davanın haksız fiile ilişkin olduğu kabul edildiğinden, yetki bakımından da şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.

⚖️ İlişkili taraf işleminde ispat yükü

Kararın uygulamada belki de en etkili yönü ispat yüküne ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi şu tespiti yapmıştır:

SPKn m.21/3 hükmü, halka açık anonim şirketlere, gerçekleştirdikleri ilişkili taraf işlemlerinin objektif işlem şartlarına uygun olduğunu belgeleme zorunluluğu getirmiş ve böylece ispat imkânı sunmuştur. Bu nedenle objektif işlem şartlarına aykırı olarak gerçekleştirilen bir işlemin haklı ve makul bir gerekçesinin veya mantıklı bir izahının bulunup bulunmadığını ispat yükü, işlemi gerçekleştiren taraflardadır. Somut olayda davalılar bu yükü yerine getirememiştir.

Kanun metnine göre halka açık ortaklıklar, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirildiğini belgelemek ve bu belgeleri en az sekiz yıl saklamakla yükümlüdür. Davalıların “avans usulü olağan bir uygulamaydı” savunması, bu belgeleme yükümlülüğü karşısında soyut bir açıklama olarak kalmıştır. Mal alınmadan beş ay boyunca avans gönderilmesinin, şirketin mali sıkıntısına rağmen sürdürülmesinin ve fonların hâkim ortağın kontrolündeki başka bir şirkete geçmesinin makul bir ticari izahı ortaya konulamamıştır.

🔎 Yargıtay’ın kararı

İki davalının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı “örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı alacak talebi” olarak nitelendirmiştir. Daire, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik olmadığı ve istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Böylece aktif husumet, arabuluculuk ve ispat yüküne ilişkin istinaf gerekçesi Yargıtay denetiminden geçmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 Menfaat almadığını söyleyen davalının sorumluluğu

Davalılardan biri, limited şirkette yalnızca emaneten ve bedelsiz olarak ortak ve yetkili göründüğünü, şirketin sevk ve idaresine hiç katılmadığını ve kendisine hiçbir menfaat sağlanmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi bu savunmayı kabul etmemiştir. Gerekçeye göre bu kişinin hem limited şirketin tek ortağı ve yöneticisi olması hem de aynı dönemde halka açık şirkette danışmanlık yaptığını ifade etmesi karşısında, ilgili eylemlerden haberinin olmaması hayatın olağan akışına uygun değildir; bu nedenle eylemlere yardım ve aracılık ettiği kabul edilmiştir. Tedarikçi şirketin tek ortağı ve yöneticisinin de aktarımlara aracılık ve yardım ettiği, hâkim ortakla şahsi hesapları arasında para transferleri bulunduğu belirlenmiştir.

Bu tespit, örtülü kazanç aktarımında sorumluluğun yalnızca paranın son durağındaki kişiyle sınırlı kalmayabileceğini göstermektedir. Aktarım zincirinde görev alan ve işlemin niteliğini bilmesi beklenen kişiler, doğrudan menfaat elde etmediklerini ileri sürseler de sorumlu tutulabilmektedir. Aynı fiiller SPKn m.110/1-c kapsamında güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlini de oluşturabilir; nitekim dava dilekçesinde suç duyurusunda bulunulduğu da belirtilmiştir. SPK’nın sermaye piyasası uyuşmazlıklarındaki rolü serinin SPK başvurusu ve zamanaşımı kararında da farklı bir açıdan incelenmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Soru ve cevap

Zarar gören yatırımcılarken örtülü kazanç iade davasını SPK nasıl açabiliyor?

Derece mahkemeleri, 6362 sayılı Kanun’un 21 ve 94. maddelerine dayanarak SPK’nın aktif husumetinin bulunduğunu kabul etmiştir. SPKn m.94/1, Kurul’a belirlenen tutarın iadesi için dava açma yetkisi verir. SPK bu davada kendi alacağını değil, mal varlığı azaltılan halka açık ortaklığın zararını ister; hüküm de tutarın şirkete ödenmesi yönünde kurulmuştur.

SPK’nın açtığı bu davada arabuluculuk neden dava şartı sayılmadı?

Mahkemeler, SPK’ya dava açma yetkisi veren düzenlemenin kamusal yönü nedeniyle uyuşmazlığın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş ve işlemlerden doğan bir özel hukuk uyuşmazlığı olmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle dava zorunlu arabuluculuğa tabi görülmemiş, Yargıtay da bu kararı onamıştır.

İşlemin olağan bir ticari uygulama olduğunu kim ispatlamalı?

Bölge Adliye Mahkemesine göre, SPKn m.21/3’teki belgeleme zorunluluğu nedeniyle objektif işlem şartlarına aykırı bir ilişkili taraf işleminin haklı ve makul bir gerekçesi bulunduğunu ispat yükü işlemi gerçekleştiren taraflardadır. Somut olayda davalılar bu yükü yerine getirememiştir.

Bu karar ile 11. HD 2026/1113 kararı arasındaki fark nedir?

2026/1113 sayılı karar, SPK’nın örtülü kazanç iade davasını hangi süre içinde açması gerektiği, yani hak düşürücü süre meselesiyle ilgilidir. 2025/7792 sayılı karar ise SPK’nın davacı sıfatını, davanın arabuluculuğa tabi olup olmadığını ve ilişkili taraf işlemlerinde ispat yükünün kimde olduğunu ele almaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yayımlanmış, oy birliğiyle verilmiş onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ve istinaf gerekçelerinden derlenmiştir. Kanun maddelerinin metni 6362 sayılı Kanun’un yürürlükteki hâlinden aktarılmıştır. Hukuk davasındaki bu kabul, ilgililerin cezai sorumluluğu hakkında bir hüküm içermez. Her uyuşmazlık kendi olgu ve delil durumuna göre değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu