Altın Türevinde Risk Bildirimi – Yargıtay 11. HD 2025/7602

Telefonla verilen bir alım satım talimatının ardından yatırımcının önüne imzalaması için bir dekont konur. Yatırımcı bazı dekontları imzalamaz, bazı işlemleri ise “teknik olarak” onaylar. Pozisyonlar kapandığında ortada milyonlarca dolarlık bir zarar vardır. Banka, işlemlerin yatırımcının talimatıyla ve onayıyla yapıldığını söyler. Peki onay, işlemin vadesi ve riski eksik anlatılarak alınmışsa bankanın sorumluluğu ortadan kalkar mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.12.2025 tarihli ve E.2025/5690, K.2025/7602 sayılı kararıyla, banka aracılığıyla yapılan uluslararası altın alım satım ve türev işlemlerinde banka çalışanının eksik ve hatalı bilgilendirmesi nedeniyle doğan 1.766.907,68 USD zarardan bankayı sorumlu tutan ticaret mahkemesi kararını onayan daire ilamına karşı bankanın karar düzeltme istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Böylece yatırımcı lehine verilen 3.180.433,32 TL’lik tazminat hükmü kesinleşme yoluna girmiştir.
📑 Sözleşme zinciri ve telefonla talimat düzeni
Kararda aktarılan dava dilekçesine göre taraflar arasında 24.06.2009 tarihinde tek bir sözleşme değil, birbirini tamamlayan bir sözleşme seti imzalanmıştır:
- Genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi,
- Bankacılık hizmetleri sözleşmesi,
- Yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi,
- Mevduat rehni sözleşmesi,
- Sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmesi.
Bu sözleşmeler çerçevesinde yatırımcı, davalı bankanın aracılığıyla uluslararası altın alım satım işlemleri yapmıştır. Sözleşme gereği alım satım talimatları telefonla bankaya iletilmiş; işlem gerçekleştikten sonra dekontlar kesin mutabakat için yatırımcının imzasına sunulmuştur. Yatırımcı, mutabık kalmadığı dekontları imzalamamıştır. Uyuşmazlığın çekirdeğini, işte bu imzalanmayan dekontlara konu işlemler ve bu işlemlerden doğan zarar oluşturmaktadır.
🗣️ Yatırımcının iddiaları, bankanın savunması
Yatırımcı, bankanın taleplerini zamanında işleme koymadığını, imzalamadığı dekontlara konu işlemlerin kendi iradesine dayanmadığını ve yapılan işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Dava önce 1.000,00 TL üzerinden kısmi olarak açılmış; 23.01.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, bilirkişi raporunda belirlenen 2.105.355,24 USD zararın artırım tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 39.656.892,37 TL‘ye yükseltilmiştir.
Banka ise şu savunmaları öne sürmüştür:
- İşlemlerin çerçeve sözleşme kapsamında yapıldığı ve daha önceki başvurularda SPK’nın bu işlemlerin ilgili mevzuata tabi olmadığını onayladığı,
- Ses kayıtlarına göre bütün işlemlerin yatırımcının talimatına uygun olarak gerçekleştirildiği ve yatırımcının işlemlerden bilgi sahibi olduğu,
- Sonraki birçok işleme ihtirazi kayıt konulmamasının yapılan işlemlerin onaylandığını gösterdiği.
📊 Ticaret mahkemesi zararı nasıl belirledi?
Dosya daha önce bozma kararıyla ilk derece mahkemesine dönmüş; ticaret mahkemesi bozma ilamına uyarak yeniden yargılama yapmıştır (2019/634 E., 2024/115 K.). Mahkeme, mutabakatsız işlemler ile ses kayıtlarını karşılaştıran 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporunu hükme esas almış ve şu sonuçlara ulaşmıştır:
- Banka çalışanı, yatırımcıyı işlemin vadesi konusunda yanlış yönlendirmiş ve gerekli risk bildirimini yapmamıştır.
- Banka çalışanı, yatırımcıyı işlem yapma konusunda motive etmeye çalışmıştır.
- Yatırımcı işlemleri teknik olarak onaylamış görünse de bu onayı eksik bilgilendirme neticesinde vermiştir.
- Eksik ve hatalı bilgilendirmeyle açılan 3 pozisyon, yine eksik bilgilendirmeyle ve toplam zarar tutarı söylenmeden kapatılmıştır.
- Bu işlemler sonucunda yatırımcının zararı 1.766.907,68 USD olarak belirlenmiştir.
Mahkeme, yatırımcı davayı Türk lirası üzerinden açtığından 1.766.907,68 USD’nin dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 3.180.433,32 TL‘yi isteyebileceğini kabul etmiş; bu tutarın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. Hüküm tarafların temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli, 2024/3662 E. ve 2025/3479 K. sayılı kararıyla onanmıştır.
🔏 Yargıtay’da onama ve karar düzeltme aşaması
Onama kararına karşı banka, karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Karar düzeltme, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen ve istinaf sisteminden önceki usule tabi dosyalarda hâlâ işletilen bir kanun yoludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 17.12.2025 tarihli kararında uyuşmazlığı “tazminat istemi” olarak nitelendirmiş ve şu gerekçeyle istemi reddetmiştir:
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, bankanın istemi HUMK m.440’ta sayılan hâllerden hiçbirini içermemektedir. Bu nedenle karar düzeltme istemi HUMK m.442 uyarınca oy birliğiyle reddedilmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bankadan takdiren 3.605,00 TL para cezası alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine karar verilmiştir.
🧠 “Teknik onay” neden yetmedi?
Bankanın savunmasının merkezinde, yatırımcının işlemlerden haberdar olduğu ve bunları onayladığı düşüncesi vardı. Mahkemenin kabulü ise onayın içeriğine odaklanmaktadır. Kararın bu yönü şu noktalarda önem taşır:
- Ses kaydı iki yönlü delildir: Banka ses kayıtlarını talimatın varlığını ispat için sunmuştur. Bilirkişi incelemesi ise aynı kayıtlardan çalışanın vade konusunda yanlış yönlendirme yaptığını ve risk bildiriminde bulunmadığını ortaya koymuştur. Talimatın varlığı, talimatın doğru bilgilendirmeyle verildiği anlamına gelmemiştir.
- Yönlendirme ve motive etme: Çalışanın yatırımcıyı işlem yapmaya teşvik etmesi, aracılık ilişkisinde bankanın yalnızca emir iletme rolünün ötesine geçtiğini göstermiştir.
- Kapanışta da bilgilendirme: Mahkeme yalnızca pozisyonların açılışını değil, kapanışını da değerlendirmiş; toplam zarar tutarı söylenmeden pozisyonun kapatılmasını da eksik bilgilendirme olarak kabul etmiştir.
- İhtirazi kayıt: Bankanın, sonraki işlemlere ihtirazi kayıt konulmamasının onay anlamına geldiği savunması sonuca etkili görülmemiştir.
Kararda doğrudan kanun maddesine atıf yapılmamaktadır. Genel çerçeve bakımından, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlü olduğu TBK m.112’de, borçlunun borcun ifasında kullandığı çalışanların işi yürütürken verdiği zarardan sorumluluğu ise TBK m.116’da düzenlenmiştir. Banka çalışanının bilgilendirme eksikliğinin bankanın sorumluluğuna yol açması bu çerçeveyle uyumludur.
Serinin aracı kurum yönlendirmesinin ispatına ilişkin VİOP kararında yönlendirme iddiasının ispatı, banka hesabında opsiyon işlemi ve imza itirazı kararında ise işlemlere yönelik imza itirazı tartışılmıştı. Bu kararda ise talimatın varlığı değil, talimatın hangi bilgiyle alındığı belirleyici olmuştur.
💱 Dolar zarar, TL talep: dava tarihindeki kur
Kararın pratik açıdan dikkat çeken ikinci yönü, zarar ile talep arasındaki para birimi farkıdır. Zarar ABD doları cinsinden (1.766.907,68 USD) doğmuş, ancak dava Türk lirası üzerinden açılmıştır. Yatırımcı, bedel artırım dilekçesinde zararı artırım tarihindeki kur üzerinden 39.656.892,37 TL olarak hesaplamıştır. Mahkeme ise TL üzerinden açılan davada dolar cinsinden zararın dava tarihindeki kur üzerinden çevrilmesi gerektiğini kabul etmiş ve 3.180.433,32 TL’ye hükmetmiştir. Bu yaklaşım Yargıtay’ın onama ve karar düzeltme incelemelerinden geçmiştir.
Aradaki fark, yabancı para cinsinden doğan zararlarda talebin hangi para birimiyle ileri sürüldüğünün sonuca ne kadar etkili olabileceğini göstermektedir. Döviz zararında ıslah ve kur meselesi serinin döviz hesabı dolandırıcılığında ıslah ve kur kararında da ayrıca incelenmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sorular ve cevaplar
Yatırımcı işlemi onaylamışsa banka yine de sorumlu tutulabilir mi?
Bu kararda tutulmuştur. Ticaret mahkemesi, yatırımcının işlemleri teknik olarak onayladığını kabul etmekle birlikte, onayın banka çalışanının vade konusundaki yanlış yönlendirmesi ve risk bildiriminin yapılmaması sonucunda verildiğini belirlemiştir. Yargıtay bu hükmü önce onamış, ardından bankanın karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Eksik bilgilendirme nasıl ispat edildi?
Belirleyici delil, mutabakat sağlanmayan işlemlerle telefon ses kayıtlarının karşılaştırıldığı 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporudur. Rapor, çalışanın yatırımcıyı işlem yapmaya motive etmeye çalıştığını, vade konusunda yanlış yönlendirme yaptığını ve pozisyonları toplam zarar tutarını söylemeden kapattığını ortaya koymuştur.
Neden 39,6 milyon TL değil de 3,18 milyon TL’ye hükmedildi?
Mahkeme, yatırımcının zararını 2.105.355,24 USD değil, benimsenen son bilirkişi raporuna göre 1.766.907,68 USD olarak kabul etmiştir. Ayrıca dava Türk lirası üzerinden açıldığından bu tutar bedel artırım tarihindeki kurla değil, dava tarihindeki kurla TL’ye çevrilmiş ve 3.180.433,32 TL’ye hükmedilmiştir.
Karar düzeltme istemi reddedilince bankaya ne yaptırım uygulandı?
Yargıtay, istemin HUMK m.440’ta sayılan hâllerden hiçbirini içermediğini belirterek HUMK m.442 uyarınca reddetmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince bankadan takdiren 3.605,00 TL para cezası alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine karar vermiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yayımlanmış, oy birliğiyle verilmiş karar düzeltme isteminin reddi kararından ve kararda aktarılan ilk derece mahkemesi gerekçesinden derlenmiştir. Kararda anılmayan kanun maddeleri yalnızca genel çerçeveyi açıklamak amacıyla yazıya eklenmiştir. Her yatırım uyuşmazlığı kendi sözleşme, kayıt ve bilirkişi incelemesine göre değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



