Hayat Sigortasında Sağlık Beyanı – Yargıtay 4. HD 2026/1742

Hayat sigortası yaptırılırken doldurulan sağlık formu çoğu zaman birkaç “evet/hayır” kutucuğundan ibaret görünür; üstelik sigorta şirketi sigortalıyı kendi anlaşmalı sağlık kuruluşunda muayeneden de geçirmişse, poliçe sahibinin ailesi riskin şirket tarafından zaten bilindiğini düşünebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin onadığı bir karar ise bu düşüncenin sınırını çizmektedir: Sigorta şirketinin yaptırdığı muayene, sigortalının kendi sağlık geçmişini doğru bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamış; gizlenen kalp rahatsızlığı ile ölüm arasında illiyet bağı kurulunca 330.000 ABD dolarlık vefat teminatı talebi reddedilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 17.02.2026 tarihli ve E.2023/3163, K.2026/1742 sayılı kararıyla, prim iadeli hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat davasının reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını duruşmalı inceleme sonucunda onamıştır. Alt derece mahkemeleri, sigortalının poliçeden önce var olan ve beyan etmediği kalp yetmezliği tanıları ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunu kabul ederek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1439/2 uyarınca sigortacının ödeme borcunun ortadan kalktığı sonucuna varmıştı.
📄 Poliçe, vefat ve reddedilen teminat
Uyuşmazlığa konu sözleşme, 29.06.2013 başlangıç ve 29.06.2028 bitiş tarihli bir prim iadeli hayat sigortası poliçesidir. Sigortalı, poliçenin yürürlükte olduğu dönemde, 24.03.2018 tarihinde vefat etmiştir. Sigorta şirketi, sigortalının sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle vefat teminatını ödememiştir.
Bunun üzerine mirasçılar, 330.000 USD’nin vefat tarihi olan 24.03.2018’den itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili için dava açmıştır. Dava İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesinde görülmüş; mirasçılar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/2 kapsamında harçtan muaf tutulmuştur.
🗣️ Mirasçılar ne ileri sürdü, şirket ne savundu?
Tarafların iddiaları, sözleşme öncesi süreçte bilginin kimin sorumluluğunda olduğu sorusunda düğümlenmektedir:
- Mirasçılara göre: Sigorta şirketi poliçeyi düzenlemeden önce sigortalıyı sağlık taramasından geçirmiş, tüm tetkiklerini yaptırmış ve bu sonuçlara göre poliçe düzenlemiştir. Bu aşamadan sonra beyan yükümlülüğüne aykırılık gerekçesiyle ödeme reddinin hukuki dayanağı yoktur. Temyizde ayrıca sigortalının 2002 yılında geçirdiği bypass ameliyatını acenteye söylediği, bilgilendirme formunun matbu olarak düzenlendiği, fiziki muayenede ameliyat izinin görülmemesinin mümkün olmadığı ve sağlık bilgilerine erişim için şirkete yetki verildiği ileri sürülmüştür.
- Sigorta şirketine göre: Sigortalının poliçe öncesinde kalp rahatsızlığı bulunmakta ve bypass ameliyatı geçirmiş olmasına rağmen bunları gizlemiştir. Sigorta doktoru, sigortalının beyanına dayanarak rapor vermiştir. Beyan yükümlülüğü sigorta ettirene aittir ve şirketin doktor raporu alması bu yükümlülüğü kaldırmaz. Beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı vardır.
📘 TTK’da beyan yükümlülüğü: 1435 ve 1439. maddeler
Alt derece mahkemelerinin dayandığı yasal çerçeve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta hükümleridir:
- TTK m.1435/1 – bildirim borcu: Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteyse önemli kabul edilir.
- Sorulan hususlar karinesi: Aynı hükme göre sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Bu dosyada kalp rahatsızlığı ve ameliyat geçmişi, bilgilendirme formunda doğrudan sorulmuştur.
- TTK m.1439/2 – rizikodan sonra yaptırım: Rizikonun gerçekleşmesinden sonra beyan yükümlülüğünün ihmal ile ihlal edildiği anlaşılırsa, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Kusur kast derecesindeyse ve ihlal ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa prim oranına göre ödeme yapılır.
Görüldüğü gibi kanun, beyan ihlalinin sonucunu iki değişkene bağlamaktadır: kusurun derecesi ve ihlal ile riziko arasındaki bağlantı. İlk derece mahkemesi, bu dosyada illiyet bağının varlığını tespit ederek TTK m.1439/2 uyarınca ödeme borcunun ortadan kalktığını kabul etmiştir.
🏛️ Tüketici mahkemesi, istinaf ve Yargıtay
İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi (E.2019/315, K.2021/750), sigortalının poliçeden önce mevcut olan ve beyan etmediği “kalp yetmezliği tanıları” ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunu kabul etmiştir. Mahkemeye göre davalının anlaşmalı sağlık kuruluşunun düzenlediği raporda kalp rahatsızlığına ilişkin bir tespit yer almasa da bu durum sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Dava reddedilmiştir.
İstinaf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi (E.2021/1581, K.2023/26), sigortalının imzaladığı bilgilendirme formunda kalp rahatsızlığı geçirip geçirmediği ve daha önce ameliyat olup olmadığı sorularına “hayır” cevabı verdiğini tespit etmiştir. Formda ayrıca sağlık beyanlarının doğru olduğu, yanlış veya yanıltıcı beyan hâlinde sigortacının cayma hakkına sahip olabileceği ya da tazminatın tamamen alınamayabileceği de sigortalının imzasıyla kabul edilmiştir. Tedavi evrakları ve hekim bilirkişi raporu, poliçe öncesinde kalp yetmezliği tanısının bulunduğunu ve ölüm nedeniyle illiyet bağını ortaya koymuştur. İstinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiştir.
Temyiz: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapmış; duruşmaya yalnızca davalı vekili katılmıştır. Daire, kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır. Duruşmada vekille temsil olunan davalı lehine 40.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş, davacılar tüketici davası nedeniyle harçtan muaf tutulmuştur.
🩺 Şirketin yaptırdığı muayene neden sonucu değiştirmedi?
Dosyanın en tartışmalı noktası, sigorta şirketinin poliçe öncesinde sigortalıyı kendi anlaşmalı sağlık kuruluşuna göndermiş olmasıdır. Mirasçılar, sağlık durumunu araştırma yetkisini alan ve muayeneyi kendisi yaptıran şirketin sonradan beyan ihlaline dayanmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını savunmuştur.
Alt derece mahkemeleri ise meseleye yükümlülüğün kime ait olduğu açısından bakmıştır. TTK m.1435 bildirim borcunu açıkça sigorta ettirene yüklemektedir. İlk derece mahkemesi, anlaşmalı kuruluşun raporunda kalp rahatsızlığına dair bir tespitin yer almamasının bu borcu ortadan kaldırmayacağını açıkça belirtmiş; bölge adliye mahkemesi de belirleyici delil olarak sigortalının imzaladığı formdaki doğrudan sorulara verdiği olumsuz cevapları esas almıştır. Yargıtay da bu değerlendirmeyi içeren kararı onamıştır.
Sigorta sözleşmelerinde yükümlülüklerin ve ispatın dağılımına ilişkin farklı örnekler için serideki deprem günü yapılan DASK poliçesi kararı ile konut sigortasında dahili su hasarı ve ispat yükü kararı incelenebilir.
📝 Kararın okunmasında dikkat edilecekler
Onama kararları çoğu zaman kendi başına ayrıntılı bir gerekçe içermez; bu kararda da Yargıtay, alt derece mahkemelerinin gerekçelerini yerinde bulmakla yetinmiştir. Bu nedenle kararın içtihat değeri, özellikle ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin tespitleriyle birlikte okunduğunda ortaya çıkmaktadır.
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen bazı hususlar, örneğin tanıkların dinlenmemesi, bypass ameliyatının acenteye sözlü olarak bildirildiği iddiası ve anlaşmalı sağlık kuruluşundaki işlem dosyasının getirtilmemesi, Yargıtay tarafından ayrı ayrı tartışılmamış; temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediği belirtilmiştir. Karar, sigortacının yaptırdığı her muayenenin sonuçsuz sayılacağı yönünde genel bir ilke koymamaktadır; somut dosyada imzalı form, tedavi kayıtları ve hekim bilirkişi raporunun birlikte değerlendirildiği görülmektedir.
Ayrıca TTK m.1439/2, kusurun kast derecesinde olmadığı ihmal hâllerinde ödeme borcunun tamamen kalkmasını değil, ihmalin derecesine göre indirim yapılmasını öngörmektedir. Bu dosyada illiyet bağı ve beyan ihlali tespit edilerek davanın tamamen reddine karar verilmiştir.
❓ Sık sorulan sorular
Sigorta şirketi sağlık muayenesi yaptırdıysa sigortalının beyan yükümlülüğü kalkar mı?
Bu dosyada kalkmamıştır. İlk derece mahkemesi, şirketin anlaşmalı sağlık kuruluşunun raporunda kalp rahatsızlığına ilişkin tespit bulunmamasının sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını belirtmiş, bu değerlendirme istinafta ve Yargıtay’da onanmıştır.
Beyan edilmeyen her hastalık vefat teminatının tamamen reddine yol açar mı?
TTK m.1439/2’ye göre sonuç kusurun derecesine ve ihlal ile riziko arasındaki bağlantıya göre değişir. İhmal hâlinde tazminattan indirim yapılır; kast derecesinde kusur ve bağlantı varsa ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa prim oranına göre ödeme yapılır. Bu dosyada gizlenen kalp rahatsızlığı ile ölüm arasında illiyet bağı tespit edilmiştir.
Bilgilendirme formunun matbu olması beyanın geçerliliğini etkiler mi?
Mirasçılar temyizde formun matbu düzenlendiğini ileri sürmüş, ancak Yargıtay bu itirazı bozma nedeni saymamıştır. Bölge adliye mahkemesi, formda kalp rahatsızlığı ve ameliyat geçmişine ilişkin doğrudan sorulara verilen “hayır” cevaplarını ve sigortalının imzasını esas almıştır.
Hayat sigortasından doğan bu tür davalar hangi mahkemede görüldü?
Bu dosya İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesinde görülmüş, istinaf incelemesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılmıştır. Davacılar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/2 gereğince harçtan muaf tutulmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi onama kararından ve karar metninde aktarılan ilk derece ile bölge adliye mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Hayat sigortasında beyan yükümlülüğünün ihlali; sorulan soruların içeriğine, kusurun derecesine, tıbbi kayıtlara ve hastalık ile riziko arasındaki bağlantıya göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



