Danışmanın Aldığı Para ve 155/2 – Yargıtay 11. CD 2025/5932

Yatırım danışmanı olarak çalışan biri, eskiden tanıdığı kişilere “yüksek faiz” vaat eder; paraları şirketin kasasına değil kendi hesabına alır, oradan yurt dışındaki bir bankaya, ardından kendi adına açtırdığı forex hesaplarına aktarır. Para sahipleri geri istediğinde ise para ortada yoktur. Bu tablo ceza hukukunda üç ayrı soruyu doğurur: Eylem suç mudur, suçsa güveni kötüye kullanmanın temel şekli mi yoksa hizmet nedeniyle işlenen nitelikli şekli mi uygulanır ve danışmanın “şirketten bağımsız, bireysel” hareket etmiş olması bu nitelendirmeyi değiştirir mi?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 13.05.2025 tarihli ve E.2022/5749, K.2025/5932 sayılı kararıyla, sanığı TCK m.155/1’deki basit güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm eden bölge adliye mahkemesi kararını, eylemin TCK m.155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle bozmuştur.
💸 Paranın izlediği yol
Karar metnine göre sanık, suç tarihinde yatırım ve yönetim danışmanlığı alanında faaliyet gösteren bir limited şirkette yatırım danışmanı olarak çalışmaktadır. Katılanlar, sanığın daha önceden tanıdığı kişilerdir. Sanık bu kişilerden yüksek faiz vaadiyle para almıştır.
Dairenin tespitinde dikkat çeken ifade, sanığın bu işlemi “şirketten ayrı bireysel hareket ederek” yapmış olmasıdır. Paralar şirket hesaplarına girmemiş, aşağıdaki sırayla hareket etmiştir:
- Önce sanığın şahsi hesaplarına yatırılmıştır.
- Buradan İsviçre’de bulunan bir bankaya aktarılmıştır.
- Son aşamada, uluslararası faaliyet gösteren bir şirket nezdinde sanığın açtırdığı forex hesaplarına yatırılmıştır.
Katılanlar paralarını geri istemiş, ancak sanık iade etmemiştir. Kararda, forex hesaplarında elde edilen sonuç ya da kaybedilen tutar hakkında bilgi yer almamaktadır; katılanlardan alınan paranın miktarı da Yargıtay ilamında belirtilmemiştir.
⚖️ Beraatten mahkûmiyete: iki derece, iki farklı sonuç
Dava, sanık hakkında TCK m.155/2’deki güveni kötüye kullanma suçundan açılmıştır. İlk derece ve istinaf aşamalarının sonuçları birbirinden belirgin biçimde ayrılmaktadır:
- Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesi (25.05.2021, 2019/853 E. – 2021/374 K.): sanık hakkında TCK 155/2’deki suçtan beraat kararı vermiştir.
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi (15.12.2021, 2021/2261 E. – 2021/3285 K.): katılanın istinaf başvurusu üzerine duruşma açarak inceleme yapmış, beraat hükmünü CMK m.280/2 uyarınca kaldırmıştır.
- Bölge adliye mahkemesi sanığı TCK m.155/1, 43/1, 62/1, 52/2-4 ve 53/1 uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 62.500 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır.
Böylece istinaf mahkemesi, eylemin suç oluşturduğunu kabul etmiş, ancak iddianamedeki nitelikli hâli değil, güveni kötüye kullanmanın temel şeklini uygulamıştır. Hükümde TCK m.43/1’in de yer alması, eylemin zincirleme suç olarak değerlendirildiğini göstermektedir; m.62/1 ise takdiri indirimin uygulandığına işaret eder.
📨 İki yönlü temyiz
Bölge adliye mahkemesi kararını hem sanık hem de katılanlar vekili temyiz etmiştir. Temyiz sebepleri birbirinin karşıtıdır:
- Sanık: Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
- Katılanlar vekili: Sanığa verilen hapis cezasının üst hadden belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay, ön incelemede hükmün temyiz edilebilir olduğunu, temyiz edenlerin hak ve yetkisinin bulunduğunu, istemlerin süresinde ve gerekçeli olduğunu tespit etmiştir. Tebliğname görüşü de temyiz başvurusunun kabulü ile hükmün bozulması yönündedir.
🏛️ Dairenin bozma gerekçesi
Daire, gerekçe bölümünde olayı tek cümlede özetlemiş ve hukuki nitelendirmeyi açıkça ortaya koymuştur. Kararın çekirdeği şudur: Yatırım danışmanı olarak çalışan sanığın, tanıdığı katılanlardan yüksek faiz vaadiyle para alması, şirketten ayrı bireysel hareket ederek bu paraları şahsi hesapları üzerinden yurt dışındaki forex hesaplarına yatırması ve geri istenmesine rağmen iade etmemesi, TCK m.155/2’de belirtilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Bu nedenle sanığın m.155/1’deki temel şekilden mahkûmiyetine hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
Daire, CMK m.302/2 uyarınca hükmü oy birliğiyle bozmuş, dosyanın CMK m.304/2 uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir. Sanığın “unsurlar oluşmadı” yönündeki temyiz sebebi kabul görmemiş; Daire, eylemin suç oluşturduğu konusunda bölge adliye mahkemesiyle aynı noktada, nitelendirme konusunda ise ondan farklı bir noktada durmuştur.
🔎 Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki mesafe
TCK m.155/1, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği devredilen mal üzerinde, devir amacı dışında tasarrufta bulunmayı ya da devir olgusunu inkâr etmeyi şikâyete bağlı olarak altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla yaptırıma bağlar. İkinci fıkra ise suçun; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörür. İki fıkra arasındaki fark yalnız ceza miktarında değildir; nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir.
Bu kararı ilginç kılan nokta, “bireysel hareket” tespitine rağmen nitelikli hâlin uygulanmasıdır. Kararda ayrıntılı bir ilke cümlesi kurulmamış olsa da metinden şu değerlendirme çıkarılabilir:
- Güvenin kaynağı: Daire, sanığın yatırım danışmanı sıfatını gerekçenin ilk unsuru olarak saymıştır. Paranın teslim edilmesinde bu mesleki konumun belirleyici olduğu kabul edilmiş görünmektedir.
- Şirket dışı işlem engel değil: Paranın şirket hesaplarına girmemesi, sanığın işvereni adına hareket etmemesi, Dairenin nitelendirmesini 155/1’e indirmemiştir.
- Belirli amaçla teslim: Para, belirli bir şekilde (yatırım amacıyla, faiz getirisi vaadiyle) kullanılmak üzere verilmiş; sanık bunu kendi adına açtırdığı yurt dışı hesaplarda değerlendirmiş ve iade etmemiştir.
Aynı Dairenin, yatırım danışmanının müşteri hesabında yetkisiz vadeli işlem yapmasını konu alan yetkisiz futures işlemi kararında da 155/2 uygulanmıştı. Oradaki işlemler kurum içindeki bir hesapta gerçekleşmişti; bu dosyada ise para kurumun dışına, danışmanın şahsi hesaplarına alınmıştır. Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık arasındaki sınırın nasıl çizildiğine dair bir başka örnek için güveni kötüye kullanma mı, dolandırıcılık mı kararına bakılabilir.
🆕 7571 sayılı Kanun sonrası 155. madde ve uzlaştırma
Karar 2025 yılının mayıs ayında verilmiştir. O tarihten sonra 155. maddede bir değişiklik yapılmıştır: 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenen üçüncü fıkraya göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde birinci ve ikinci fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Para, döviz veya yatırım fonu gibi değerler bu fıkranın kapsamı dışındadır; dolayısıyla bu dosyadaki nitelendirmeyi doğrudan etkilemez.
Uzlaştırma bakımından CMK m.253/1-b-7, güveni kötüye kullanma suçunu üçüncü fıkra hariç olmak üzere, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına almaktadır. Buna göre 155/2’deki nitelikli hâl de uzlaştırmaya tabidir; 7571 sayılı Kanunla eklenen taşıt hâli ise kapsam dışında bırakılmıştır. Birden fazla mağdurun bulunduğu dosyalarda CMK m.253/7 uyarınca uzlaştırma için mağdurların hepsinin kabulü aranır. Bu dosyada katılanların birden fazla olduğu karar metninden anlaşılmaktadır.
Ceza aralığındaki fark da pratik açıdan önemlidir: 155/1’de üst sınır iki yıl iken 155/2’de yedi yıla çıkmaktadır. Yeniden yapılacak yargılamada cezanın hangi oranda belirleneceği, zincirleme suç ve takdiri indirim hükümlerinin nasıl uygulanacağı bölge adliye mahkemesinin değerlendirmesine bağlıdır.
❓ Okurların sorabileceği sorular
Danışman parayı şirket adına almadıysa yine de hizmet nedeniyle suç sayılır mı?
Eylem neden dolandırıcılık olarak nitelendirilmedi?
İlk derece mahkemesinin beraat kararı neden ortadan kalktı?
Bozma kararından sonra dosya ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; yatırım ilişkilerinden doğan ceza davalarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Yargıtay ilamı olayı özet olarak aktarmakta, para miktarı ve hesap hareketleri gibi ayrıntılara yer vermemektedir; bozma sonrası verilecek yeni hüküm bu yazının kapsamı dışındadır. Benzer görünen bir olayda sonuç; paranın teslim amacına, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine, hesap kayıtlarına ve somut delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




