Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Yetkisiz Futures İşlemi Suç mu? – Yargıtay 11. CD 2026/1737

Yatırım hesabında birdenbire açılmış yüzlerce vadeli işlem pozisyonu ve bunların ardından gelen büyük bir kayıp… Bu tablo çoğu zaman “piyasa riski” olarak açıklanır. Oysa işlemleri yapan kişi, hesabı yönetmeye yetkili olmayan bir çalışan ise mesele piyasa riskinden çıkıp ceza hukukunun alanına girebilir. Yargıtay’ın 2026 yılının başında verdiği bir karar, yatırım danışmanı olarak çalışan bir kişinin müşteri hesabında portföy yönetim sözleşmesi olmadan yaptığı yurt dışı futures işlemlerinin nasıl nitelendirileceğine açık bir cevap veriyor.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 18.02.2026 tarihli ve E.2021/24323, K.2026/1737 sayılı kararıyla, yatırımcı hesabında yetkisiz olarak yapılan vadeli işlemler nedeniyle yargılanan sanık hakkında verilen beraat kararını, eylemin TCK m.155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Sanık, katılan şirketin bir şubesinde yatırım danışmanı olarak çalışmıştır. 30.10.2007 – 06.08.2009 döneminde, şube işlem hacmini yükseltmek ve yatırımcıya kâr ettirmek amacıyla bir yatırımcının hesabından yurt dışı piyasalarda toplam 172.234.572,50 USD hacimli futures işlemi yapmış; bu işlemler hesapta 636.778 USD kayba yol açmıştır. Bu tür işlemler ancak portföy yöneticisi tarafından ve yazılı sözleşmeyle yapılabilecekken sözleşme 2014’te imzalanmıştır. Yatırımcının zararını katılan şirket karşılamıştır. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı beraat ettirmiş; Yargıtay, sanığın TCK 155/2 uyarınca mahkûmiyeti gerektiğini belirterek beraat hükmünü bozmuştur.

📈 Şube hacmi için açılan pozisyonlar

Karar metninde aktarılan olay örgüsü kısa ama çarpıcıdır. Sanık, katılan şirketin bir şubesinde yatırım danışmanı unvanıyla görev yapmaktadır. Görevde bulunduğu yaklaşık iki yıllık dönemde, şubeye kayıtlı bir yatırımcının hesabı üzerinden yurt dışı piyasalarda vadeli (futures) işlemler gerçekleştirmiştir.

Dairenin tespitine göre bu işlemlerin amacı iki yönlüdür: şubenin işlem hacmini yükseltmek ve yatırımcıya kâr ettirmek. Ortaya çıkan rakamlar ise hesabın niteliğiyle orantısız bir faaliyeti gösterir:

  • Toplam işlem hacmi: 172.234.572,50 USD
  • Yatırımcı hesabındaki kayıp: 636.778 USD
  • İşlem dönemi: 30.10.2007 – 06.08.2009

Vadeli işlemlerde kaldıraç etkisi nedeniyle görece küçük bir teminatla çok yüksek hacimli pozisyonlar açılabilir. Hacmin kayba oranla bu denli büyük olması, hesapta sık ve yoğun alım satım yapıldığını düşündürmektedir. Ancak Yargıtay’ın bozma gerekçesi işlemlerin kârlı ya da zararlı oluşuna değil, işlemi yapanın buna yetkili olup olmadığına dayanır.

🔑 Danışman ile portföy yöneticisi arasındaki çizgi

Kararın merkezindeki tespit şudur: Mağdurun hesabından yapılan işlemler ancak portföy yöneticisi tarafından yapılabilir ve bunun için sözleşme imzalanması gerekir. Dosyada bu sözleşmenin ancak 2014 yılında imzalandığı, yani suça konu işlemlerden yıllar sonra kurulduğu belirlenmiştir.

Sermaye piyasası uygulamasında yatırım danışmanlığı ile portföy yöneticiliği ayrı faaliyetlerdir. Danışman yatırımcıya görüş ve öneri sunar; karar ve talimat yatırımcıya aittir. Portföy yöneticisi ise yatırımcı adına, ona sormadan işlem yapma yetkisine sahiptir ve bu yetki ancak yazılı bir sözleşmeyle doğar. Yargıtay bu ayrımı ceza hukuku bakımından sonuç doğuran bir çizgi olarak ele almıştır.

Dairenin en dikkat çekici ifadesi, sözlü talimat savunmasına ilişkindir: Sözleşme öncesinde yapılan işlemler bakımından “mağdurun sözlü talimatı olsa dahi sanığın yapmaya yetkisi olmaması” vurgulanmıştır. Başka bir anlatımla, yatırımcının telefonda “sen bilirsin, işlem yap” demiş olabileceği yönündeki bir savunma, yazılı yetki belgesinin yerini tutmamaktadır.

⚖️ Beraatten bozmaya: Dairenin gerekçesi

Dosya, Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/388 Esas, 2016/167 Karar sayılı kararıyla sonuçlanmış ve sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmiştir. Katılan vekili hükmü temyiz etmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi de bozma yönündedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi dört olguyu yan yana koyarak sonuca ulaşmıştır:

  • Sanık, katılan şirketin şubesinde yatırım danışmanıdır; hesaplara erişimi bu görevinden kaynaklanmaktadır.
  • Yurt dışı futures işlemleri portföy yöneticisi yetkisi ve sözleşmesi gerektirmektedir.
  • Sözleşme ancak 2014’te imzalanmıştır; önceki işlemler bakımından sözlü talimat da yetki doğurmaz.
  • Yatırımcının zararı katılan şirket tarafından karşılanmıştır.

Bu tespitler karşısında Daire, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyeti gerekirken beraatine karar verilmesini yasaya aykırı bulmuştur. Hüküm, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla uygulanan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak ve oy birliğiyle bozulmuştur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 Neden dolandırıcılık değil de güveni kötüye kullanma?

Yatırım hesabında zarara yol açan davranışlar çoğu zaman “dolandırıcılık” başlığıyla şikâyet konusu yapılır. Bu dosyada ise baştan itibaren suç vasfı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak belirlenmiş ve Yargıtay da bu vasfı esas almıştır. Farkın mantığı, iki suçun yapısında yatar.

TCK m.155/1’e göre güveni kötüye kullanma, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği devredilmiş bir mal üzerinde, devrin amacı dışında tasarrufta bulunmaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesini nitelikli hâl sayar ve bir yıldan yedi yıla kadar hapis ile üç bin güne kadar adli para cezası öngörür.

  • Dolandırıcılıkta fail, hileli davranışla mağduru aldatır ve mağdur, aldatılmış iradesiyle malvarlığını elden çıkarır.
  • Güveni kötüye kullanmada ise malvarlığı zaten meşru bir ilişki çerçevesinde failin erişimindedir; suç, bu erişimin amacı dışında kullanılmasıyla oluşur.
  • Bu dosyada yatırımcı, parasını işlem yapılmak üzere kuruma emanet etmiştir; sanığın hesaba erişimi görevinin gereğidir. Suç, bu erişimin yetki dışı işlemlerde kullanılmasıyla gerçekleşmiştir.

Yargıtay’ın gerekçesi, sanığın işlemlerden kişisel bir menfaat elde ettiğini ayrıca aramamaktadır. Karar metninde belirtilen amaç, şube hacmini artırmak ve yatırımcıya kâr ettirmektir. Buna rağmen Daire mahkûmiyet gerektiğini söylemiştir; bu da hesap üzerinde yetkisiz tasarrufun kendisinin belirleyici görüldüğünü göstermektedir.

🏦 Zararı kurum ödediyse kim mağdur?

Dosyanın ilginç yönlerinden biri, davaya katılan sıfatıyla yatırımcının değil, sanığın çalıştığı şirketin katılmış olmasıdır. Karar metnine göre yatırımcının 636.778 USD’lik zararı katılan şirket tarafından karşılanmıştır. Temyiz eden de katılan şirketin vekilidir.

Bu tablo iki önemli sonuca işaret eder:

  • Zararın giderilmiş olması suçu ortadan kaldırmamıştır. Yatırımcı bakımından kayıp karşılanmış olsa da Yargıtay, sanığın mahkûmiyeti gerektiğini açıkça belirtmiştir.
  • Kurum, çalışanının eylemi nedeniyle suçtan zarar gören konumuna geçebilir. Hizmet ilişkisiyle bağlı olunan kurum hem müşterisine karşı sorumluluk üstlenmiş hem de ceza yargılamasında hakkını takip etmiştir.

Aracı kuruluşların çalışanlarının eylemlerinden hukuk mahkemelerinde ne ölçüde sorumlu tutulduğuna ilişkin farklı açılardan örnekler için serideki aracı kurum yönlendirmesinin ispatına ilişkin VİOP kararı ile vekaletle yapılan borsa işlemlerinde zarar kararı incelenebilir. Dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma ayrımının başka bir yüzü için de güveni kötüye kullanma mı, dolandırıcılık mı kararı yol göstericidir.

🆕 155. maddede yeni fıkra ve uzlaştırma

Karardaki olaylar 2007–2009 yıllarına aittir; ancak TCK m.155, karar tarihine yakın bir dönemde değişikliğe uğramıştır. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle maddeye eklenen üçüncü fıkraya göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde ceza bir kat artırılır. Bu fıkra yatırım hesaplarını doğrudan ilgilendirmese de maddenin güncel metninin okunmasında dikkate alınması gereken bir yeniliktir.

Usul bakımından ise CMK m.253/1-b-7, güveni kötüye kullanma suçunu (üçüncü fıkra hariç) uzlaştırma kapsamında saymaktadır. Bu düzenleme 7188 sayılı Kanun’la getirilmiştir. Dolayısıyla TCK 155/2 kapsamındaki bir eylemde, yargılamanın seyrine göre taraflar arasında uzlaştırma aşaması gündeme gelebilir; uzlaştırma girişiminin yürütüldüğü süre içinde dava zamanaşımı işlemez (CMK m.253/21).

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Merak edilenler

Yatırımcının sözlü onayı bulunsaydı sonuç değişir miydi?

Karar metnine göre değişmezdi. Daire, portföy yönetim sözleşmesi imzalanmadan önce yapılan işlemler bakımından, mağdurun sözlü talimatı olsa dahi sanığın bu işlemleri yapmaya yetkisinin bulunmadığını açıkça vurgulamıştır.

Sanık işlemlerden kişisel kazanç sağlamadıysa suç yine oluşur mu?

Karar metninde işlemlerin amacı şube hacmini yükseltmek ve yatırımcıya kâr ettirmek olarak aktarılmıştır. Yargıtay buna rağmen TCK 155/2 uyarınca mahkûmiyet gerektiğini belirtmiştir. Somut olayın tüm ayrıntıları yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.

Bozma kararı sanığın mahkûm olduğu anlamına mı gelir?

Hayır. Yargıtay beraat hükmünü bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Nihai hükmü, bozma kararından sonra yapılacak yargılamada yerel mahkeme verecektir.

Neden 1412 sayılı eski usul kanunu uygulanmış?

İlk derece hükmü, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önceki usul rejimine tabi olduğundan temyiz incelemesi, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre yapılmış ve bozma bu Kanun’un 321. maddesine dayandırılmıştır.

Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış bozma kararının metnine dayanır. Bozma kararı kesin bir mahkûmiyet anlamına gelmez; dosya ilk derece mahkemesinde yeniden değerlendirilecektir. Her yatırım hesabı uyuşmazlığı, sözleşme ilişkisi ve delil durumuna göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu