Talimatsız Türev İşlem Zimmet mi? – Yargıtay 7. CD 2024/9210

Özel bankacılık müşterisi, hesabındaki dövizin bir gün opsiyona, ertesi gün vadeli döviz alım satımına dönüştüğünü ekstreden öğrenir; vadeli mevduatı vadesinden önce bozulmuş, hesabından tarifede bulunmayan komisyonlar kesilmiştir. Talimatı olmayan bu işlemlerin arkasında para çalmak isteyen biri değil, şube gelir hedeflerini tutturmaya çalışan banka çalışanları vardır. Banka milyonlarca dolarlık zarar iddia eder, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da başvuruda bulunur. Soru şudur: Müşteri hesabında talimatsız türev işlem yapıp zarara yol açan banka çalışanı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndaki bankacılık zimmeti suçunu işlemiş sayılır mı?
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 22.10.2024 tarihli ve E.2023/6679, K.2024/9210 sayılı kararıyla, özel bankacılık birimindeki yönetici ve portföy yönetmenleri hakkında bankacılık zimmeti suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan banka ile BDDK’nın temyiz istemlerini esastan reddederek hükmü oy birliğiyle onamıştır. Daire, zimmete geçirme kastı bulunmadığı için suçun manevi unsurunun oluşmadığını kabul etmiştir.
💱 Müşteri hesaplarında ne oldu?
Katılan banka, 25.01.2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur. Şikâyete göre bir özel bankacılık şubesinde merkez yönetici ve portföy yönetmeni olarak çalışanlar, 01.01.2008-22.10.2010 tarihleri arasında 10 mudinin hesabından mudilerin bilgisi ve talimatı dışında işlem yaparak bankayı 16.828.812 USD zarara uğratmış, bu sırada sahte belgeler düzenlemiştir. 12.04.2011 tarihli ek şikâyetle aynı şubenin bir başka çalışanı da şikâyete dahil edilmiştir.
Banka içi raporlar ve kanuni soruşturma raporları olayın kapsamını genişletmiştir. Raporlara göre 61 mudinin hesabında şu işlemler yapılmıştır:
- Mudilerin rızası dışında spot döviz alım satımı, vadeli döviz alım satımı ve opsiyon işlemleri,
- Vadeli mevduatların vadesinden önce bozulması ve tahakkuk eden faizin şube gelirine yansıtılması,
- Vadesi dolan mevduatların yenilenmeyip vadesiz hesapta bekletilmesi,
- “Müşteri varlıklarının yönetilmesi” karşılığı olarak sözleşmede ve banka tarifesinde yer almayan ücret ve komisyon tahsilatı,
- Usulsüz işlemleri gerçekleştirmek veya gizlemek için bazı evraklara mudiler yerine imza atılması.
Raporlara göre personelin zimmetine para geçirdiğine dair bulgu yoktur; işlemler merkezin kâr hedeflerini tutturmak için yapılmıştır.
🏦 BDDK ve SPK neden farklı baktı?
Bankacılık zimmeti suçunda kovuşturma, 5411 sayılı Kanun’un 162. maddesi uyarınca yazılı başvuruya bağlıdır. Bu nedenle başsavcılık BDDK’ya müzekkere yazmıştır. BDDK’nın 22.11.2011 tarihli raporunda, vadeli mevduat bozumları ve dayanaksız komisyonlar bakımından bankanın doğrudan bir zararı bulunmadığı; döviz işlemlerinde müşteri kâr ederse bankanın, zarar ederse müşterinin zararlı çıkacağı; toplamda işlemler müşteri aleyhine sonuçlandığından bankanın kârda olduğu, yalnızca ters yönlü işlemler nedeniyle dolaylı zarardan söz edilebileceği belirtilmiştir. Rapora göre eylem zimmet değil; gerçeğe aykırı muhasebeleştirme (5411 m.156), nitelikli dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilebilirdi. BDDK’nın 20.03.2012 tarihli yazısında ise yabancı para üzerinden gerçekleştirilen usulsüz işlemlerin zimmet kapsamında değerlendirilebileceği ifade edilmiş ve yazının yazılı başvuru sayılması istenmiştir.
Sermaye Piyasası Kurulu da devreye girmiştir. SPK’nın 15.03.2013 tarihli yazısı ve 14.02.2013 tarihli denetleme raporuna göre:
- Olaylar sermaye piyasası mevzuatında tanımlanan portföy yöneticiliği olarak değerlendirilemez; portföy yöneticiliği, müşteriyle yapılan sözleşme çerçevesinde maddi menfaat karşılığı vekil sıfatıyla yönetimdir.
- Kurulun 14.10.2011 tarihli ve 965/34 sayılı kararına göre bankaların özel bankacılıkta tezgâh üstü piyasalarda yaptığı opsiyon işlemleri ve müşteri hesabından bilgisi dışında para çekilmesi Kurulun görev alanında değil, bankacılık faaliyeti kapsamındadır.
- Bankacılıktaki portföy yönetmenliğini sermaye piyasasındaki portföy yöneticiliğinden ayıran temel fark, müşterinin yazılı emri olmadan işlem yapılamamasıdır.
- Müşteri zararları banka tarafından karşılandığından Kurulca işlem yapılmamış, eylemlerin TCK 155 kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
⚖️ İlk derece ve istinaf aşaması
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2015 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme basit zimmet, zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından dava açılmıştır. Emekli banka başmüfettişi, emekli banka müdürü ve bankalar yeminli başmurakıbından oluşan bilirkişi heyetinin 10.12.2018 tarihli raporunda; şube müdürünün portföy yönetmenlerini talimatsız işlem yapmaya yönlendirdiği veya buna izin verdiği, ancak hiçbir sanığın mevduatı banka dışına çıkarma veya kendi zimmetine geçirme amacı taşımadığı, amacın şubeyi başarılı göstermek olduğu ve bankanın toplam zararının 17.594.584 USD ile 9.489 TL olduğu, bu tutarın içinde yasal dayanağı olmayan bazı gelir kalemlerinin de bulunduğu belirtilmiştir.
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi 01.07.2019 tarihli kararıyla sanıkların bankacılık zimmeti ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından beraatine karar vermiş; zararın “görev zararı” niteliğinde olduğunu, işlemlerin yetkili banka çalışanlarının talimat ve onayıyla yapıldığını vurgulamıştır. İki sanık hakkında mudiler yerine imza atma nedeniyle zincirleme özel belgede sahtecilikten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar itirazın reddiyle kesinleşmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27.10.2021 tarihli kararıyla istinaf başvurularını esastan reddetmiş; temellük fiilinin ve kastının oluşmadığını, banka şube ciro ve hedeflerine yönelik mevzuat dışı faaliyetlerin zimmet sayılamayacağını belirtmiştir. 23.12.2021 tarihli ek kararla güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik beraatlerine yönelik temyiz istemleri CMK m.286/1-(g) uyarınca reddedilmiş, yalnızca bankacılık zimmeti yönünden dosya Yargıtaya gönderilmiştir.
🔍 Dairenin ayrımı: zarar var, kast yok
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2020/7-134 E., 2022/441 K. sayılı kararındaki zimmet kavramına ilişkin değerlendirmelere geniş yer verdikten sonra işlemleri iki gruba ayırmıştır:
- Vadeli mevduat bozumları, vadesiz hesapta bekletme ve dayanaksız komisyonlar: Bu işlemler mudiler aleyhine olmakla birlikte banka lehine sonuç doğurmuştur. Ortada banka zararı yoktur; bankacılık zimmetinin maddi unsuru oluşmamıştır.
- Talimatsız spot/vadeli döviz ve opsiyon işlemleri: Mudilerin mevcudunda eksilme olduğundan banka zararının oluştuğunda tereddüt yoktur. Bu nedenle sanıkların banka parasını kendilerinin veya başkasının zimmetine geçirme bilinç ve iradesinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Daire, müşteri bazlı kâr-zarar tablolarını incelemiş; toplamda zarar doğduğunu tespit etmiştir. Ancak bazı müşterilerde kâr oluşmuş ve bu kâr müşterinin hesabında bırakılmış, üzerinde hiçbir tasarrufta bulunulmamıştır; kararda bir mudinin hesabında 5.484,82 TL kâr oluştuğu örnek olarak gösterilmiştir. Mudilerin hesaplarından eksilen paraların sanıklar veya irtibatlı üçüncü kişiler tarafından zimmete geçirildiğine dair bir tespit de bulunmamaktadır.
Daireye göre işlemler, bankanın performans ve şube gelir hedeflerini tutturmak, mudilerin bankadaki mevduatını ve dolayısıyla banka parasını artırmak amacıyla yapılmış, hedeflenenin aksine banka zararına yol açmıştır. Bu durumda banka çalışanlarının banka parasını zimmete geçirme bilinç ve iradesinden söz edilemeyeceği, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Temyiz istemleri CMK m.302/1 uyarınca esastan reddedilerek hüküm onanmıştır.
📗 Bankacılık zimmetinin unsurları
5411 sayılı Kanun’un 160. maddesi, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para, para yerine geçen evrak veya senetleri ya da diğer malları kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren banka yöneticilerini ve mensuplarını altı yıldan on iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırır. Kararda aktarılan Ceza Genel Kurulu değerlendirmesine göre bu suç yalnızca kastla işlenebilen, ani hareketli bir suçtur; failin görevi nedeniyle zilyet olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirme bilinç ve iradesi gerekli ve yeterlidir.
Karar, “banka zararı” ile “zimmet kastı” arasındaki farkı gösterir. Talimatsız işlem, bankanın veya müşterinin zarar etmesine yol açabilir; ancak çalışan parayı kendisine ya da bir başkasına geçirmeyi amaçlamamış, aksine bankanın gelirini artırmayı hedeflemişse bankacılık zimmetinin manevi unsuru oluşmaz. Bankacılık zimmetinde muhakeme şartına ilişkin farklı bir yön için BDDK başvurusunun muhakeme şartı olduğuna ilişkin karar yazısına bakılabilir.
🧭 Hesap sahibi açısından ne anlama geliyor?
Kararın konusu çalışanların ceza sorumluluğudur; müşteri–banka ilişkisi bu dosyada incelenmemiştir. Yine de karar, talimatsız işlem iddialarının farklı çerçevelerde ele alınabileceğini gösterir:
- SPK, bankanın özel bankacılık birimindeki opsiyon ve döviz işlemlerini sermaye piyasası mevzuatındaki portföy yöneticiliği olarak görmemiş, konuyu bankacılık mevzuatı alanında bırakmıştır.
- BDDK raporu, aynı fiiller için gerçeğe aykırı muhasebeleştirme, nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi farklı nitelendirmeleri gündeme getirmiştir.
- Dosyada müşteri zararlarının banka tarafından karşılandığı ve bankanın haksız elde ettiği geliri müşterilere iade ettiği belirtilmiştir.
- Ceza yargılamasının sonucu, zimmet suçunun unsurlarına bağlıdır; zararın varlığı tek başına mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir.
💬 Merak edilenler
Banka zarara uğradığı hâlde neden zimmet suçu oluşmadı?
Vadeli mevduatın vadesinden önce bozulması neden ayrı değerlendirildi?
SPK bu işlemleri izinsiz portföy yöneticiliği saydı mı?
Sahte imza iddiaları ne oldu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan soruşturma, ilk derece ve istinaf aşamalarından derlenmiştir. Sanıkların ve mudilerin kimlikleri yazıya alınmamıştır. Kararın sonucu, somut dosyadaki bilirkişi raporları ile kurum yazılarına ve zimmet kastının bulunmadığı tespitine dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



