Tanınmış Seri Markada İltibas – Yargıtay HGK 2026/274

Bir market rafında saniyeler içinde seçim yapan tüketici, ürün etiketini harf harf okumaz. Gözüne ilk takılan birkaç harf, ambalajın genel görüntüsü ve zihninde yer etmiş bir marka, tercihini belirler. Bu nedenle marka hukukunda asıl soru, iki kelimenin sözlükte farklı olup olmadığı değil, ortalama tüketicinin onları birbiriyle ilişkilendirip ilişkilendirmeyeceğidir. Peki sektöründe tanınmış ve aynı esas unsur üzerine kurulu bir marka ailesi bulunan şirket karşısında, ilk harfleri aynı ama anlamsız bir kelimeden oluşan yeni bir marka tescil edilebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/193, K.2026/274 sayılı kararıyla bu sorunun cevabını marka sahibi lehine vermiştir. Kurul, başvuru markasının başlangıç harflerindeki aynılık nedeniyle yeterli ayırt edicilik sağlayamadığını, tüketicide davacıya ait seri markalardan biri izlenimi uyandırabileceğini ve davacı markalarının tanınmışlığının iltibas ihtimalini kuvvetlendirdiğini kabul ederek ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
🏷️ Kurum aşamasından mahkemeye: itirazın seyri
Davalı şirket, 2017 yılında düz yazıdan oluşan, herhangi bir şekil unsuru içermeyen ve Türkçede anlamı bulunmayan bir kelimeyi marka olarak tescil ettirmek için başvurmuştur. Başvurunun yayımı üzerine davacı, aynı esas unsur üzerine kurulu seri markalarını gerekçe göstererek itiraz etmiştir. İtiraz, markaların benzer olmadığı gerekçesiyle önce Markalar Dairesince, ardından Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedilmiştir.
Davacı bunun üzerine dava açarak şunları ileri sürmüştür:
- Başvuru markası, kendi markalarının esas unsuruyla bu unsur bakımından aynıdır ve tüketicide karıştırılmaya yol açar.
- Başvurudaki kelime anlamsızdır ve davacının esas unsurundan türetilmiş bir versiyon gibi algılanır; araya ayırt edici hiçbir ibare eklenmemiştir.
- Başvuru, davacının tanınmış markasının bir uzantısı ya da serisi olarak algılanacak ve ayırt edicilikten haksız yarar sağlanacaktır.
- Marka, davacının ticaret unvanıyla da iltibas oluşturmaktadır; başvuru kötü niyetlidir ve haksız rekabete yol açar.
Davacı, YİDK kararının iptalini ve başvuru markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir. Davalı Kurum ve davalı şirket ise işaretlerin benzer olmadığını, bu nedenle tanınmışlığın da bir etkisinin bulunmadığını savunmuştur.
📉 Derece mahkemelerinin “benzerlik yok” tespiti
İlk derece mahkemesi 22.10.2019 tarihli kararında, markaların kapsamında aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunduğunu kabul etmekle birlikte işaretlerin birbirinin versiyonu, alternatifi ya da serinin devamı olarak görülemeyeceğini belirtmiştir. Mahkemeye göre davacı markası sıvı yağlar alanında tanınmış olsa da SMK 6/5’in en önemli koşulu olan işaret benzerliği yoktur; başvuru davacının ticaret unvanıyla da benzerlik taşımamaktadır ve kötü niyet ispatlanamamıştır.
Bölge adliye mahkemesi 03.03.2022 tarihli kararıyla aynı sonuca ulaşmış; ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, benzerlik olmadığına göre tanınmışlığın sonuca etkili olmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise farklı düşünmüştür. Daireye göre karıştırılma ihtimali değerlendirilirken başlangıç harflerinin ortalama tüketici üzerinde daha etkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır; aynı tür mallar yönünden markalar arasında karıştırılmaya yol açacak benzerlik vardır ve iltibas ile tanınmışlık itirazları incelenmelidir. Bu bozma kararına karşı ilk derece mahkemesi önceki gerekçesini tekrarlayarak direnmiştir.
📘 SMK 6’daki nispi ret sebepleri
Kurul, değerlendirmesine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesindeki nispi ret sebeplerinin niteliğiyle başlamıştır. Bu sebepler, üçüncü bir kişinin tescili istenen marka üzerindeki üstün hak iddiasına dayanır; mutlak ret sebeplerinden farklı olarak kamu menfaatiyle ilgili değildir ve resen dikkate alınmaz. SMK 18 uyarınca ilgili kişilerce itiraz yoluyla ileri sürülmeleri gerekir.
Nispi ret sebebine rağmen tescil edilen markaya karşı iki yol bulunduğu da hatırlatılmıştır: 5000 sayılı Kanun’un 15/C maddesi çerçevesinde kesinleşmiş YİDK kararına karşı iptal davası ve SMK 25’teki koşullarla hükümsüzlük davası. Somut davada her iki talep birlikte ileri sürülmüştür.
SMK 6/1’e göre, tescil başvurusu yapılan markanın önceki bir marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilir.
🔎 Karıştırılma ihtimalinin ölçütleri
Kurulun gerekçesi, marka benzerliği incelemesinde kullanılacak ölçütleri toplu biçimde ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir:
- Sınıf numarasına bağlı kalınmaz: Farklı sınıflardaki mal ve hizmetler de hammadde-mamul ilişkisi, pazarlama koşulları, müşteri çevresi veya ikame edilebilirlik nedeniyle benzer sayılabilir.
- Bütünsel izlenim esastır: Görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında işaretlerin tüketici nezdinde bir bütün olarak bıraktığı izlenim belirleyicidir.
- Ölçü ortalama tüketicidir: Konunun profesyoneli olmayan ama malın doğrudan muhatabı olan tüketici esas alınır.
- “İhtimal” yeterlidir: Birçok noktada fark bulunsa bile genel intiba karıştırmaya elverişliyse karıştırılma ihtimali kabul edilir; seri içinde bulunma izlenimi ve çağrışım da bu kapsamdadır.
- Mal benzerliği arttıkça işaret farkı da artmalıdır: İki markanın mal ve hizmetleri ne kadar benzerse, işaretlerin de o oranda farklılaşması gerekir.
- Önceki markanın ayırt ediciliği önemlidir: Ayırt ediciliği düşük bir markada küçük farklar yeterli olabilir; tanımlayıcı veya ima eden unsurlar asıl unsur sayılmaz.
⭐ Tanınmışlık: 6/1 ile 6/5 arasındaki sınır
Kararın en öğretici bölümlerinden biri, tanınmışlığın iki farklı hükümdeki rolünü ayırmasıdır. Kurula göre önceki markanın tanınmış olması, işaretler arasında karıştırılma ihtimalini artıran bir unsurdur. Tanınmış markayı oluşturan ibareler tüketici zihnine yerleştiği için, sonraki işaret bu markanın yalnızca bir unsurunu içerse bile farklılıklar gözden kaçabilir ve bağlantı kurulabilir.
Ancak Kurul bir sınır da çizmiştir:
| Hüküm | Tanınmışlığın rolü |
|---|---|
| SMK 6/1 | Yalnızca aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından yapılan benzerlik ve karıştırılma değerlendirmesinde, ihtimali artıran bir etken olarak dikkate alınır. |
| SMK 6/5 | Tanınmış markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunmayacağı bu hüküm kapsamında ayrıca değerlendirilir. |
Derece mahkemeleri “işaret benzerliği yoksa tanınmışlık sonucu etkilemez” diyerek tanınmışlığı incelemenin dışında bırakmıştı. Kurulun yaklaşımında ise tanınmışlık, benzerlik incelemesinin bir girdisidir; yani benzerlik değerlendirmesi tanınmışlıktan bağımsız ve önce yapılan bir işlem olarak görülmemiştir.
🛒 Somut olayda Kurulun vardığı sonuç
Bilirkişi raporuna göre başvuru markası ile davacının markaları bir kısım mal ve hizmetler bakımından aynı veya benzerdir; davacının esas unsurlu markalarının sıvı yağlar emtiasında tanınmış olduğu da uyuşmazlık dışıdır. Kurul bu zeminde şu tespitleri yapmıştır:
- Davacının itiraza dayanak markalarının tamamı aynı esas unsuru içerir; bu unsura farklı ibareler eklenerek çok sayıda seri marka tescil edilmiştir.
- Davacı markalarının sektördeki bilinirliği bu esas unsur üzerinde yoğunlaşmaktadır; bu da benzer mallarda karıştırılma ihtimalini artırır.
- Başvuru markası düz yazıdan ibarettir, şekil unsuru yoktur ve bir anlam taşımamaktadır.
- Başlangıç harflerindeki aynılığın da etkisiyle başvuru, görsel, işitsel ve anlamsal olarak yeterli ayırt edicilik sağlayamamaktadır.
- Ortalama tüketici, başvuru markasını davacının seri markalarından biri sanabilir veya işletmeler arasında bağlantı bulunduğunu düşünebilir.
Kurul bu nedenle markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu kabul etmiş; davacının iltibas ve tanınmışlık itirazlarının incelenerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Direnme kararı HMK 371 uyarınca bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
✍️ Gerekçede üslup uyarısı
Kararda marka hukukunun dışında kalan, ancak yargılama kültürü bakımından dikkat çeken bir bölüm de yer almaktadır. İlk derece mahkemesi direnme gerekçesinde, künyesini vermeksizin Avrupa Topluluğu Adalet Divanı kararlarına atıfla ortalama alıcılar için “aptal ya da budala da değildir” ifadesini kullanmıştı.
Kurul, HMK 32/2’nin taraf dilekçelerindeki uygunsuz ifadelerin düzeltilmesini amaçladığını, aynı hassasiyetin yargılamayı yürüten ve karar veren hâkim bakımından evleviyetle gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu ifadeler, yargılamanın ciddiyet ve önemine uygun görülmemiş ve değerlendirmeye alınmamıştır.
🧩 Karşı oyun gerekçesi
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısına göre uyuşmazlık konusu başvuru ibaresi Türkçede bir anlam taşımamakta, görsel ve işitsel olarak daha çok Uzak Doğu kökenli bir ürünü çağrıştırmaktadır; davacı markası ise bir bitki adıdır. İlk üç harfin aynı olması, başvurunun davacı markasından türetildiği sonucunu doğurmaz.
Karşı oy ayrıca patent ve marka vekili iki bilirkişi ile bir gıda yüksek mühendisinden oluşan heyetin, karıştırılma ihtimali bulunmadığını tespit ettiğine dikkat çekmiş; Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2025 tarihli ve E.2024/11-417, K.2025/795 sayılı kararında benzer düzeydeki markalar arasında iltibas bulunmadığının kabul edildiğini hatırlatarak ilk derece mahkemesi hükmünün onanması gerektiğini savunmuştur.
Bu ayrışma, marka benzerliği incelemesinin büyük ölçüde somut işaretlere, sektöre ve tüketici algısına bağlı bir takdir alanı olduğunu göstermektedir. Benzer bir harf benzerliği tartışmasını finansal hizmetler bağlamında inceleyen tek harf farkı ve marka benzerliği yazısı ile kötü niyet itirazını ele alan ithalatçının tescil ettiği marka yazısı bu kararla birlikte okunabilir.
💡 Sık sorulan sorular
Hukuk Genel Kurulu başvuru markasının hükümsüzlüğüne karar verdi mi?
Hayır. Kurul, markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu kabul ederek direnme kararını bozmuş ve davacının iltibas ile tanınmışlık itirazlarının incelenmesini istemiştir. YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talepleri hakkında nihai kararı, bozmaya uyulduğunda ilk derece mahkemesi verecektir.
İlk harflerin aynı olması tek başına benzerlik için yeterli mi?
Karar böyle genel bir kural koymamaktadır. Kurul, başlangıç harflerindeki aynılığı; davacının aynı esas unsur üzerine kurulu seri markaları, bu unsurun sektördeki tanınmışlığı, mal ve hizmetlerin benzerliği ve başvuru ibaresinin anlamsız, şekilsiz bir düz yazı olması ile birlikte değerlendirmiştir.
Tanınmış marka farklı sektörlerde de korunur mu?
Kurul, tanınmışlığın SMK 6/1 kapsamında yalnızca aynı veya benzer mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalini artıran bir unsur olduğunu; farklı mal ve hizmetlerdeki korumanın ise SMK 6/5 kapsamında ayrıca değerlendirileceğini belirtmiştir. SMK 6/5, tanınmışlık nedeniyle haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi hâllerini düzenler.
Ticaret unvanı ve kötü niyet iddiaları Kurulca incelendi mi?
Kurulun önündeki uyuşmazlık, işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak benzerlik bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak iltibas ile tanınmışlık itirazlarının incelenmesinin gerekip gerekmediğiyle sınırlıdır. Ticaret unvanı (SMK 6/6) ve kötü niyet iddiaları hakkında Kurul ayrıca bir değerlendirme yapmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararının bozulmasına ilişkin kararından ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir sektörde tanınmışlığı uyuşmazlık dışı olan seri markalar ile anlamsız bir kelimeden oluşan başvuru markasının karşılaştırıldığı somut dosyaya dayanmaktadır; işaretler, mal ve hizmetler, sektör ve tüketici kitlesi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



