Ceza HukukuEmsal Kararlar

Yabancı Sanığın Kimliği Belirsizse – Yargıtay CGK 2026/210

Bir ceza mahkûmiyeti, her şeyden önce belirli bir kişiye aittir. Hükmün kime yöneldiği, adli sicile kimin adına işleneceği, cezanın kimin hakkında infaz edileceği ve tekerrür gibi sonuçların kime bağlanacağı, sanığın kimliğinin kuşkuya yer bırakmadan saptanmasına bağlıdır. Türk vatandaşları bakımından bu bilgi UYAP üzerinden birkaç saniyede doğrulanabilirken, yabancı uyruklu bir sanıkta tablo değişir: Elde çoğu zaman yalnızca yakalama anında ele geçen bir pasaport, sanığın kendi beyanı ve kolluk tutanakları bulunur. Bu belgeler birbirini tutmuyorsa mahkeme ne yapmalıdır?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.04.2026 tarihli ve E.2025/518, K.2026/210 sayılı kararıyla bu soruyu net biçimde cevaplamıştır. Havalimanında valizinde kokain ele geçirilen yabancı uyruklu sanık hakkında, kimlik ve pasaport bilgilerine ilişkin dosyada birbiriyle çelişen kayıtlar bulunmasına rağmen yalnızca onaysız bir pasaport fotokopisine ve sanığın beyanına dayanılarak kurulan mahkûmiyet hükmü, eksik araştırma gerekçesiyle oy birliğiyle bozulmuştur.

Kısa özet: Yurt dışından gelen uçakla İstanbul Havalimanı’na inen ve valizinde brüt 2.088 gram kokain bulunan yabancı uyruklu sanık, bölge adliye mahkemesince uyuşturucu madde ithal etme suçundan 27 yıl hapis ve 75.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları usulüne uygun biçimde temin edilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi ise direnmiştir. Ceza Genel Kurulu; pasaport fotokopisi, kolluk ifadesi ve sanığın ülkesinden gelen resmî yazı arasında doğum tarihi, baba adı ve pasaport bilgileri bakımından çelişki bulunduğunu, bu durumda kimliğin uluslararası istinabe genelgesine göre temin edilecek kayıtlarla belirlenip CMK 209 uyarınca duruşmada anlatılması gerektiğini belirterek direnme hükmünü bozmuştur.

🛬 Havalimanında başlayan dosya

Gümrük muhafaza memurlarınca düzenlenen tutanağa göre sanık, 30.01.2021 akşamı Addis Ababa’dan kalkan bir uçakla İstanbul Havalimanı’na inmiş, havalimanından ayrılmak üzere taksiye bineceği sırada yakalanmıştır. Valizinde brüt 2.088 gram kokain ele geçirilmiştir.

Yargılamanın seyri şöyle olmuştur:

AşamaKarar
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi (22.09.2022)Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezası
İstanbul BAM 28. Ceza Dairesi (13.02.2023)Duruşmalı inceleme sonunda hüküm kaldırılmış; uyuşturucu madde ithal etme suçundan 27 yıl hapis ve 75.000 TL adli para cezası
Yargıtay 8. Ceza Dairesi (19.09.2024)Kimlik bilgileri belirlenmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozma
İstanbul BAM 28. Ceza Dairesi (18.11.2024)Bozmaya direnme, önceki gibi mahkûmiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (08.04.2026)Direnme hükmünün bozulması

Dikkat çekici olan, uyuşmazlığın suçun sübutu ya da vasfı üzerinde olmamasıdır. Genel Kurulun önüne gelen tek soru, sanığın kim olduğunun yeterince araştırılıp araştırılmadığıdır.

🪪 Üç belge, üç farklı kimlik

Kararın olgular bölümü, dosyadaki kimlik belgelerinin birbirini doğrulamadığını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır:

  • Onaysız pasaport fotokopisi: Bir doğum tarihi, bir baba adı ve 2020 yılında düzenlenmiş bir pasaport numarası içermektedir.
  • Kolluk ifade tutanağı ve olay bildirim formu: Doğum yılı fotokopidekinden altı yıl önceye işaret etmekte, baba adı da farklı gösterilmektedir. Sanık bu bilgilerin kendisine ait olduğunu doğrulamış, konsolosluğa gönderilen form da bu bilgilere göre hazırlanmıştır.
  • Sanığın ülkesinden gelen resmî yazı: Sanığın akıbetinin araştırılması için yakınının yaptığı başvuru üzerine büyükelçilik notası ekinde gelen ve o ülkenin vatandaşlık ve göç birimince düzenlenen “Referans” başlıklı yazıda, pasaport seri numarası ve düzenlenme tarihi (2014) yine farklıdır.

Genel Kurul bu tabloyu değerlendirerek sanığın açık kimlik ve pasaport bilgilerine ilişkin dosyada birbiriyle çelişen kayıtlar bulunduğunu tespit etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise hükmü, yalnızca onaysız pasaport fotokopisindeki bilgilere ve sanığın anne adına ilişkin beyanına dayandırmıştı.

🔁 Özel Daire ile bölge adliye mahkemesi arasındaki direnme

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bozma gerekçesi şuydu: Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, vatandaşı olduğu ülkeden ve gerektiğinde uluslararası kurum ve kuruluşlardan genelgeler doğrultusunda temin edilip duruşmada okunmadan, yalnızca yakalama sırasında ele geçen pasaporttaki bilgilere ve sanığın beyanına göre hüküm kurulması 5271 sayılı CMK’nın 209. maddesine aykırıdır.

Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya uymamış, önceki hükümde direnmiştir. Direnme kararının sanık tarafından temyizi üzerine dosya önce CMK 307 uyarınca Özel Daireye gönderilmiş; Daire direnmeyi yerinde görmeyince uyuşmazlık Ceza Genel Kuruluna taşınmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi de bozma istemlidir.

Ceza Genel Kurulunun bölge adliye mahkemelerinin direnme kararlarını inceleme biçimine ilişkin farklı bir örnek, serideki zorunlu müdafi ve istinaf bozma yetkisi yazısında ele alınmıştır.

📐 Genel Kurulun kimlik tespitine ilişkin ölçütleri

Genel Kurul gerekçesini birkaç temel önermeye dayandırmıştır:

  • Kişilerin kimlik bilgilerini en doğru biçimde ortaya koyan resmî belgeler nüfus kayıt örnekleridir; nüfus cüzdanı ve pasaport da bu kayıtlar esas alınarak düzenlenir.
  • Bununla birlikte nüfus cüzdanları ve pasaportlar sahtecilik suçunun konusu olabilir; bu nedenle tek başına bir pasaport görüntüsü kesin kanıt sayılmaz.
  • Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır; yargılama makamları resmî ve özel belgelerin güvenirliğini denetlemek zorundadır.
  • Güvenirlik denetimi için belgenin aslı ya da yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örneği dosyaya konulmalıdır.
  • Genel Kurulun 28.09.1999 tarihli ve 194-211 sayılı kararında belirtildiği gibi nüfus ve adli sicil kayıtları hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir; çünkü ilamın aidiyeti ve cezanın kişiselleştirilmesi bu kayıtlara dayanır.

Kararın vurguladığı “ilamın aidiyeti” kavramı, meselenin neden şekli bir eksiklikten ibaret olmadığını gösterir. Kimliği belirsiz bir kişi hakkında kurulan hüküm, infaz, adli sicil kaydı, tekerrür ve hatta ileride başka bir kişinin aynı kimlik bilgileriyle karşılaşması gibi sonuçlar doğurabilir. Cezanın kişiselleştirilmesi (örneğin geçmiş hâl ve sabıka durumu) de ancak doğru kişiye ait kayıtlarla yapılabilir.

🌐 Yabancı sanığın kayıtları nasıl temin edilir?

Türk vatandaşlarının nüfus kayıtlarına UYAP üzerinden ulaşılabildiğini belirten Genel Kurul, yabancı uyruklu kişiler için izlenecek yolu da göstermiştir. Buna göre kayıtlar, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 16.11.2011 tarihli ve 69/2 sayılı “Uluslararası Ceza İstinabe İşlemlerinde Adlî Makamlarımızca Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” konulu genelgesine göre istenmelidir.

Kararda, genelgenin 8 numaralı ekindeki listede sanığın vatandaşı olduğu devletin Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (İnterpol) üyesi olarak yer aldığı; bu nedenle nüfus kayıtlarının İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığından talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Genel Kurula göre somut dosyada yapılması gerekenler şunlardır:

  • Sanığın nüfus ve sabıka kayıtlarının genelgedeki usule göre temin edilmesi,
  • Sanığın Türkiye’de sabıka kaydı bulunup bulunmadığının ayrıca araştırılması,
  • Elde edilen belgelerin CMK 209 uyarınca duruşmada sanığa anlatılması.

CMK 209/1, adli sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgelerin duruşmada anlatılmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istenmesi hâlinde kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar verilebileceğini düzenler.

⚖️ Bozma kararı ve tutukluluk

Genel Kurul, tüm bu hususlar gözetilmeksizin yalnızca onaysız pasaport fotokopisine ve sanığın anne adına ilişkin beyanına dayanılarak hüküm kurulmasını usul ve kanuna aykırı bulmuştur. Hüküm fıkrası şu şekildedir:

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 18.11.2024 tarihli direnme kararına konu hükmünün, sanığın kimlik bilgilerinin tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına,
  • Sanığın tutukluluk hâlinin devamına,
  • Dosyanın CMK 304/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
  • 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Bozmanın, sanığın tahliyesi sonucunu doğurmadığı da not edilmelidir. Genel Kurul suçun sübutuna ilişkin bir değerlendirme yapmamış; yalnızca kimlik tespitindeki eksikliğin giderilmesini istemiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; kaynakta anonim olan kişisel bilgilere ek olarak adres ayrıntısı da çıkarılmıştır.

🧩 Kararın ceza yargılamasına etkisi

Karar, özellikle havalimanı kaynaklı uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve sahte belge dosyalarında sıkça karşılaşılan yabancı uyruklu sanıklar bakımından önemli bir usul standardı ortaya koymaktadır:

  • Sanığın ikrarı yeterli değildir: Sanığın kolluktaki kimlik beyanını doğrulaması, çelişkili belgeler karşısında kimliği kesinleştirmemiştir.
  • Fotokopi delil değeri sınırlıdır: Onaysız bir pasaport görüntüsü, belgenin güvenirliğinin denetlenmesine elvermez.
  • Çelişki araştırma yükümlülüğü doğurur: Dosyaya giren her farklı kimlik bilgisi, mahkemenin resmî kanallardan kayıt istemesini gerektirir.
  • Usul eksikliği esastan bağımsızdır: Ağır bir suç isnadı ve yüksek bir ceza söz konusu olsa da kimlik tespiti eksikliği bozma sebebidir.

Kararın sınırlarını da belirtmek gerekir. Genel Kurul, kimlik tespiti için tek ve mutlak bir yöntem öngörmemiş; somut dosyada belgeler arasında açık çelişki bulunmasına ve sanığın ülkesinin İnterpol üyesi olmasına dayanarak genelgedeki yolun izlenmesini istemiştir. Belgelerin tutarlı olduğu ve onaylı pasaport aslının dosyada bulunduğu bir olayda değerlendirme farklı olabilir. Pasaportun ceza hukukundaki niteliğine farklı bir açıdan bakan bir karar, serideki pasaportu yırtmak hangi suç yazısında incelenmiştir.

❓ Merak edilenler

Genel Kurul sanığın suçsuz olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Uyuşmazlık yalnızca kimlik tespitine ilişkindir. Genel Kurul suçun sübutu veya vasfı hakkında değerlendirme yapmamış, sanığın tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Bozma, kimlik bilgilerinin usulüne uygun biçimde belirlenmesi içindir.

Sanığın kendi kimlik beyanı neden yeterli görülmedi?

Sanığın kolluktaki beyanı ile pasaport fotokopisi ve ülkesinden gelen resmî yazı arasında doğum tarihi, baba adı ve pasaport bilgileri bakımından çelişki bulunmaktadır. Genel Kurula göre nüfus ve adli sicil kayıtları tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir; çelişkili bir tabloda beyan tek başına bu ölçütü karşılamamaktadır.

CMK 209 bu kararda hangi rolü oynuyor?

CMK 209, adli sicil özetleri ile sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin belgelerin duruşmada anlatılmasını zorunlu tutar. Genel Kurul, usulüne uygun temin edilecek nüfus ve sabıka kayıtlarının bu hüküm uyarınca duruşmada sanığa anlatılması gerektiğini belirtmiştir.

Kararda adı geçen genelge neyi düzenliyor?

Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 16.11.2011 tarihli ve 69/2 sayılı genelgesi, uluslararası ceza istinabe işlemlerinde adli makamların dikkat etmesi gereken hususları düzenlemektedir. Kararda, genelgenin ekindeki listeye göre İnterpol üyesi devlet vatandaşlarının nüfus kayıtlarının Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığından istenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Değerlendirme, dosyada birbiriyle çelişen kimlik ve pasaport kayıtlarının bulunduğu ve sanığın vatandaşı olduğu ülkenin İnterpol üyesi olduğu somut bir direnme dosyasına dayanmaktadır; belgelerin içeriği, aslının veya onaylı örneğinin bulunup bulunmadığı ve ilgili ülkeyle adli yardımlaşma yöntemi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu