Yatırımda Yabancı Mahkeme Şartı – Yargıtay 11. HD 2025/7273

Yabancı bir yatırımcının Türkiye’deki bir otel projesine aktardığı milyonlarca dolar geri ödenmediğinde, alacak Türk icra dairesinde mi takip edilir, yoksa sözleşmede adı geçen yabancı devlet mahkemesinde mi dava edilir? Taraflar sözleşmeye “uyuşmazlıklar İngiltere Mahkemelerine havale edilecektir” şeklinde bir hüküm koymuşsa ve davalı bu hükme süresinde dayanmışsa, Türk mahkemesinin esasa girmesi mümkün müdür? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, on yılı aşan bir yargılamanın sonunda bu soruya milletlerarası yetki kuralları üzerinden cevap vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.12.2025 tarihli ve E.2025/2318, K.2025/7273 sayılı kararıyla, 3.000.000,00 USD asıl alacak yönünden itirazın iptaline hükmeden ilk derece kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı yararına bozmuştur. Daireye göre sözleşmedeki İngiltere mahkemelerini yetkili kılan şart geçerlidir; davalının süresinde yetki itirazında bulunması karşısında davanın milletlerarası yetkisizlik nedeniyle usulden reddedilmesi gerekirdi. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🏨 Otel projesine aktarılan 3 milyon dolar
Taraflar arasında 09.06.2011 tarihinde “Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi” imzalanmış, 30.09.2011 tarihinde de bir ek sözleşme yapılmıştır. Sözleşmede davacı “yatırımcı-kredi veren”, davalı şirket ise “kredi alan” olarak tanımlanmıştır. Davacının anlatımına göre sözleşmenin amacı, davalıya ait olduğu belirtilen beş taşınmazın yeniden inşası suretiyle beş yıldızlı bir otel projesinin geliştirilmesiydi.
Başlangıçta mimari ve inşaat izinlerinin alınması için 2.000.000,00 USD aktarılması kararlaştırılmış, ek sözleşmeyle bu rakam 3.000.000,00 USD’ye çıkarılmıştır. Davacı, 10.06.2011 tarihinde 867.750,00 USD, 17.06.2011 tarihinde 1.132.250,00 USD ve 30.09.2011 tarihinde 1.000.000,00 USD olmak üzere toplam 3.000.000,00 USD transfer ettiğini bildirmiştir. Sözleşmeye göre kredi süresi imzadan itibaren dokuz aydı.
Davacı tarafın iddiaları özetle şunlardı:
- Sözleşmede öngörülen iki proje şirketinin kurulması aşamasına geçilmemiş, sözleşmenin 1.11. maddesindeki şartlar 90 gün içinde yerine getirilmemiştir.
- Davalıya ait olduğu beyan edilen taşınmazların aslında davalıya ait olmadığı ve üçüncü kişi lehine ipotek bulunduğu ortaya çıkmıştır.
- Davalı, 21.11.2011 tarihinde iki şirket tescil ettirmiş, bunlardan birinde %20 ek hisse çıkararak dava dışı bir şirkete devretmiş ve bu işlemler davacıdan gizlenmiştir.
- Dokuz aylık süre dolmasına rağmen kredi geri ödenmemiş, başlatılan icra takibine itiraz edilmiştir.
Davalı ise sözleşmenin 6.1 ve 6.3. maddeleriyle İngiliz hukukunun uygulanacağının ve İngiliz mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, davacının proje şirketine altı ay içinde 10.000.000,00 USD aktarma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve beş yıl sonra dava açılmasının iyiniyetle bağdaşmadığını savunmuştur.
🇬🇧 Sözleşmedeki İngiltere mahkemeleri şartı
Sözleşmenin “Uygulanacak Hukuk ve Tahkim” başlıklı 6. maddesinin 3. bendinde şu ifade yer almaktaydı: “Tarafların herhangi bir uyuşmazlığa ya da farklılığa dair mutabakata varılamaması halinde işbu uyuşmazlıklar İngiltere Mahkemelerine havale edilecektir.” Başlığında “tahkim” kelimesi geçse de hüküm, bir tahkim kurumunu değil İngiltere devlet mahkemelerini işaret etmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde bu hükme dayanarak milletlerarası yetki itirazında bulunmuştur.
Bu tür şartların geçerliliği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 47. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metnine göre:
- Yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre belirlenmediği hâllerde taraflar, yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesini kararlaştırabilir.
- Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerlidir.
- Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemesinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.
- MÖHUK 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.
⏳ Yetkisizlikten esasa: on yıllık yargılama
Dosyanın seyri, yetki meselesinin ne kadar belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir:
| Tarih / Aşama | Karar |
|---|---|
| 21.12.2016 – İlk derece (2016/644 E., 2016/1085 K.) | Yetki şartı MÖHUK 47’ye uygun bulunmuş; milletlerarası yetkisizlik nedeniyle dava usulden reddedilmiştir. |
| 28.09.2018 – Bölge Adliye Mahkemesi | Yetki şartının yabancı mahkeme yönünden “belirli olma” kriterini taşımadığı gerekçesiyle karar kaldırılmış, dosya geri gönderilmiştir. |
| İlk derece – esas inceleme | 3.000.000,00 USD asıl alacak yönünden itirazın iptaline, 2.293.364,46 TL icra inkâr tazminatına karar verilmiş; faiz talebi reddedilmiştir. |
| 2025/9 K. – Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD | Yetkiye ilişkin önceki kararın kesin olduğu belirtilerek her iki tarafın istinafı esastan reddedilmiştir. |
| 04.12.2025 – Yargıtay 11. HD | Yetki şartı geçerli kabul edilerek karar davalı yararına bozulmuştur. |
Esas incelemede ilk derece mahkemesi, uyuşmazlığa sözleşmeyle seçilen İngiliz hukukunu uygulamış, usul meselelerinde ise Türk hukukunu esas almıştır. Davalının 25.12.2019 tarihli dilekçesinde paranın 2014 yılı Aralık ayında Moskova’da yerleşik bir aracıya ödendiğini ileri sürmesi bağlantılı bileşik ikrar olarak değerlendirilmiş, ödeme iddiasının ispat yükü davalıya yüklenmiştir. Davalının teklif ettiği yemini davacı eda etmiş ve alacak kabul edilmiştir. Temerrüt için icra takibinden önce ihtar bulunmadığından faiz talebi ise reddedilmiştir. Benzer bir yemin ve ispat tartışması için yabancı yatırımcı ve yemin delili yazısına bakılabilir.
⚖️ Yargıtay’ın gerekçesi
Daire, öncelikle sözleşmenin 6/3. bendini ve davalının cevap dilekçesindeki itirazını tespit etmiş, ardından MÖHUK 47. maddeyi aktarmıştır. Gerekçenin önemli bir bölümü, yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklarda yetki itirazının nasıl değerlendirileceğine ayrılmıştır. Dairenin ve Hukuk Genel Kurulunun önceki kararlarından aktarılan tespitler şöyledir:
- İç hukuktaki uyuşmazlıklarda yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi göstermesi beklenebilir; ancak Türkiye’de yetkili mahkeme yoksa bu mümkün değildir.
- Türk hâkimi, Türk usul hukukuna göre yabancı bir mahkemenin yetkili olup olmadığını tespit edemez; yalnızca kendi mahkemesinin yetkili olup olmadığını değerlendirir.
- Bu nedenle milletlerarası yetki itirazında HMK 19/2 bağlamında yetkili mahkemenin gösterilmesi beklenmemelidir.
- Uluslararası yetkiye sahip olmadığı kanısına varan Türk mahkemesi davanın yetki yönünden reddiyle yetinir; hangi devletin mahkemesinin yetkili olduğunu belirtmesine veya dosyayı oraya göndermesine gerek yoktur.
Daire bu görüşüne dayanak olarak kendi 14.01.2020 tarihli 2018/3110 E., 2020/372 K.; 18.03.2025 tarihli 2025/1000 E., 2025/1927 K.; 15.05.2025 tarihli 2024/5157 E., 2025/3433 K. sayılı kararlarını ve Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli 2022/11-772 E., 2023/865 K. sayılı kararını göstermiştir. Somut olayda yetki şartının geçerli olduğu, davalının itirazının kabul edilerek davanın usulden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
🔒 “Kesin karar” savunması neden yetmedi?
Bölge Adliye Mahkemesi, davalının istinaf aşamasında yinelediği yetki itirazını, 28.09.2018 tarihli kaldırma kararının kesin olduğu gerekçesiyle incelememiştir. Bu yaklaşımın dayanağı HMK 362/1-c’dir. Hükmün yürürlükteki metnine göre yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar temyiz edilemez.
Yargıtay ise bu kuralın iç hukuka ilişkin olduğunu vurgulamıştır. Kararda, yargı çevresindeki mahkemeler arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarına ilişkin kesinlik kuralının, yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklarda MÖHUK hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle, Türk mahkemelerinden hangisinin yetkili olduğu sorusu ile Türk mahkemelerinin uyuşmazlığa bakıp bakamayacağı sorusu aynı nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle milletlerarası yetki meselesi esas hükümle birlikte Yargıtay denetimine tabi tutulmuştur.
🧭 Yatırım sözleşmeleri açısından anlamı
Bozma kararıyla birlikte 3.000.000,00 USD’lik alacak hakkında verilen hüküm ortadan kalkmış, dosya HMK 373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Yargıtay, bozma sebebine göre davacının tüm, davalının ise diğer temyiz itirazlarını incelemeye gerek görmemiştir. Dolayısıyla alacağın varlığı, yemin delilinin sonucu, faiz ve icra inkâr tazminatı gibi konularda Yargıtay bir değerlendirme yapmamıştır. Takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücreti davacıdan alınarak davalıya verilmiştir.
Karar, sınır ötesi yatırım ve finansman ilişkilerinde sözleşmeye konulan yetki şartlarının sonuçlarını somut biçimde ortaya koymaktadır:
- Yazılı ve yabancı devlet mahkemesini gösteren bir yetki şartı, davalı süresinde itiraz ettiğinde Türk mahkemesinde esasa girilmesini engelleyebilir.
- Şartın başlığında “tahkim” ifadesinin geçmesi, hükmün devlet mahkemesine yönlendiren bir yetki anlaşması olarak değerlendirilmesine engel olmamıştır.
- Yetki itirazında yabancı mahkemenin ayrıca belirli olup olmadığının tartışılması, Dairenin aktardığı yaklaşıma göre Türk hâkiminin görev alanı dışında kalmaktadır.
- Yılların yargılaması ve kabul edilen alacak, usule ilişkin bu tek tespit nedeniyle bozulabilmektedir.
Yabancı unsurlu yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin farklı bir karar için yurt dışı yatırımcıda ortaklık mı alacak mı yazısı, tahkim şartının etkisine ilişkin bir örnek için iflas takibinde tahkim şartı yazısı incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Yabancı mahkemeyi yetkili kılan şart hangi koşullarda geçerlidir?
MÖHUK 47’ye göre uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, borç ilişkisinden doğması, yetkinin münhasır yetki esasına göre belirlenmemiş olması ve anlaşmanın yazılı delille ispat edilebilmesi gerekir. MÖHUK 44, 45 ve 46. maddelerdeki yetkiler anlaşmayla bertaraf edilemez.
Yetki itirazında yabancı mahkemenin adı ayrıca belirtilmeli midir?
Kararda aktarılan içtihatlara göre milletlerarası yetki itirazında HMK 19/2 bağlamında yetkili mahkemenin gösterilmesi beklenmemelidir. Türk mahkemesi yalnızca kendi yetkisini değerlendirir ve yetkisiz olduğu kanısına varırsa davayı reddetmekle yetinir.
Bölge Adliye Mahkemesinin önceki yetki kararı neden bağlayıcı sayılmadı?
Yargıtay, HMK 362/1-c’deki temyiz edilemezlik kuralını yargı çevresi içindeki mahkemeler arasındaki yetki ve görev meselelerine ilişkin bir iç hukuk düzenlemesi olarak görmüş, yabancılık unsurlu uyuşmazlıklarda MÖHUK hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.
Bozma kararı alacağın olmadığı anlamına mı gelir?
Hayır. Yargıtay yalnızca milletlerarası yetki yönünden bozma yapmış, alacağın varlığı ve diğer temyiz itirazları hakkında inceleme yapılmasına “şimdilik yer olmadığına” karar vermiştir. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bu yazının yazıldığı tarih itibarıyla bilinmemektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, yabancı mahkemeyi yetkili kılan sözleşme şartına ve süresinde yapılan yetki itirazına dayanan tek bir bozma kararına ilişkindir; bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Sözleşme hükümleri, tarafların yerleşim yerleri ve itirazın yapılış zamanı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



