Emsal Kararlarİcra Hukuku

İflas Takibinde Tahkim Şartı – Yargıtay HGK 2025/591

Sözleşmesine “uyuşmazlıklar hakem kurulunda çözülür” diye yazan bir alacaklı, alacağını tahsil etmek için hakeme gitmek yerine borçlu şirket hakkında iflas yoluyla takip başlatabilir mi? Borçlu ödeme emrine itiraz ettiğinde ticaret mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasında, borçlunun tahkim ilk itirazı dinlenir mi? Hukuk Genel Kurulu bu soruya, ilk derece mahkemesinin direnme kararını bozarak cevap vermiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.10.2025 tarihli ve E.2025/512, K.2025/591 sayılı kararıyla, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde tahkim şartı bulunan taraflar arasında, iflas yoluyla takibe itiraz üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasında tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddi gerektiğine hükmetmiş; direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Kararın sonunda iki ayrı karşı oy yazısı yer almaktadır.

Kısa özet: Arsa sahipleri, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde emlak vergilerini üstlenen yüklenicinin halefi şirketlere karşı, TBK 195 uyarınca teminat gösterilmesi için iflas yoluyla takip başlatmıştır. Borçluların itirazı üzerine ticaret mahkemesinde itirazın kaldırılması ve iflas istenmiştir. Davalılar, sözleşmenin 42. maddesindeki tahkim şartını ileri sürmüştür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tahkim itirazının kabulü gerektiğini belirterek bozmuş, ilk derece mahkemesi Hukuk Genel Kurulunun 2021 tarihli bir kararına dayanarak direnmiştir. Kurul çoğunluğu; itirazın kaldırılması aşamasının maddi hukuka göre alacağın tespitine ilişkin olduğunu, bu aşamada geçerli tahkim şartının dikkate alınacağını ve alacaklıların iflas yoluna başvurarak tahkim şartını bertaraf etmek istediklerini kabul ederek direnme kararını bozmuştur.

🏗️ Emlak vergisi borcu ve teminat talebi

Davacı arsa sahipleri ile yüklenici şirket arasında 19.04.2011 tarihinde noterde düzenleme şeklinde “Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmenin 9. maddesine göre kat mülkiyeti kuruluncaya kadar emlak vergileri yüklenici tarafından ödenecektir. Yüklenici şirket 12.02.2020 tarihinde tam bölünme yoluyla infisah etmiş, varlıkları ve borçları davalı şirketlere devredilmiştir.

Arsa sahipleri 09.03.2021 tarihinde yükleniciye ihtarname göndermiş, sonuç alamayınca İstanbul’daki bir icra müdürlüğünde, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak toplam 2.068.951,46 TL emlak vergisi borcu için TBK m.195/3 uyarınca teminat gösterilmesi amacıyla iflas yoluyla takip başlatmıştır. Bu tutarın 1.526.957,32 TL’si bir arsa sahibine, 542.354,14 TL’si diğerine aittir. TBK m.195’in üçüncü fıkrasına göre borçlu, iç üstlenme sözleşmesi ile borcundan kurtarılmamışsa diğer taraftan güvence isteyebilir.

Borçlu şirketler takibe itiraz etmiş; davacılar ticaret mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını ve davalıların iflasını istemiştir. Davalılar ise sözleşmenin 42. maddesindeki şu tahkim şartına dayanmıştır: Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar, tapu iptali davası dışında, İstanbul Ticaret Odası hakem kurumunca seçilecek üç kişilik hakem kurulu tarafından çözümlenecektir.

🔁 Dava süreci: bozma, direnme, Genel Kurul

  • İlk derece mahkemesi (28.03.2024, 2022/516 E., 2024/236 K.): Depo kararının ardından borçlu tarafından icra dosyasına 2.400.692,17 TL bedelli teminat mektubu sunulduğu için iflas davasının konusuz kaldığına, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
  • Bölge Adliye Mahkemesi (04.07.2024, 2024/685 E., 2024/782 K.): Arsa sahiplerinin teminat için iflas takibi başlatmasında hukuka aykırılık görülmemiş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (16.10.2024, 2024/2828 E., 2024/3457 K.): Takibe itiraz üzerine açılan iflas davasında önce alacağın varlığının maddi hukuka göre tespit edildiği, bu aşamanın tahkime elverişli olduğu, davacıların önce hakem kurulundan karar almaları gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir.
  • Direnme (2025/43 E., 2025/222 K.): İlk derece mahkemesi, bozma kararının Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli, 2019/(15)6-574 Esas ve 2021/1710 Karar sayılı kararıyla çeliştiğini; o kararda iflas yoluyla takibe itiraz üzerine açılan davada tahkim şartının öne sürülmesinin iyiniyetli bir yaklaşım sayılmadığını belirterek önceki kararında direnmiştir.
📎 Karar metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, gerekçedeki doktrin atıfları metinde kısaltılmıştır.

🧩 İtirazın kaldırılması ve iflas: iki aşamalı dava

Kurul, önce genel iflas yoluyla takibin işleyişini İİK m.155 ve m.156 üzerinden açıklamıştır. Borçlu ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ederse takip durur; alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ticaret mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasını isteyebilir. Bu davada icra mahkemesindeki sıkı şekil kuralları uygulanmaz; alacaklı, İİK m.68’de sayılan belgelerle sınırlı olmaksızın alacağını her türlü delille ispat edebilir. Alacak sabit görülürse itiraz kaldırılır ve İİK m.158 uyarınca depo kararı verilir; borç ödenmez veya depo edilmezse iflasa karar verilir.

Kurula göre itirazın kaldırılması ve iflas davası, bünyesinde birden fazla aşamayı barındıran kendine özgü bir davadır:

  • İlk aşamada davacının alacaklı, davalının borçlu olup olmadığı ve borç miktarı maddi hukuka göre belirlenir.
  • İkinci aşamada yasal şartlar varsa borçlunun iflasına karar verilir.
  • Taraflar, ilk aşamadaki alacak uyuşmazlığını çözecek yargı yerini sözleşme serbestisi sınırları içinde belirleyebilir.

Buna karşılık İİK m.177’deki doğrudan iflas hâllerinde ya da iflas takibine itiraz edilmeyip takibin kesinleştiği hâllerde, mahkeme alacak hakkında yargılama yapmayacağından tahkim itirazının dinlenmesi mümkün değildir.

🏛️ Kurul çoğunluğunun gerekçesi

Kurul, HMK’daki tahkim sözleşmesi tanımına ve HMK m.408’deki tahkime elverişlilik ölçütüne değinmiştir. HMK m.413’e göre tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan uyuşmazlık için mahkemede dava açılmışsa karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir; sözleşme hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse mahkeme davayı usulden reddeder.

Kurul çoğunluğuna göre taraflar arasında ihtilaf konusu alacakla ilgili tahkim şartı varsa, önce tahkime başvurularak alacak uyuşmazlığı çözülmeli, ardından iflas davası açılmalıdır. İtirazın kaldırılması aşamasında tamamen maddi hukuka göre değerlendirme yapıldığından, geçerli bir tahkim şartı varsa tahkim itirazı kabul edilmelidir.

Kurul ayrıca sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesine ve TMK m.2’deki dürüst davranma kuralına dayanmıştır. Somut olayda geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunduğu ve uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu hâlde, davacı arsa sahipleri tahkim yolunu seçmemiş, genel iflas yoluyla takibe geçerek tahkim anlaşmasının uygulanmasını imkânsız hâle getirmiştir. Kurula göre davacılar eda davası açsalar tahkim ilk itirazıyla karşılaşacaklardı; bu nedenle iflas yoluyla takip başlatmalarının amacı tahkim şartını bertaraf etmek olarak değerlendirilmiştir.

Görüşmeler sırasında, iflas davalarının kamu düzenine ilişkin sonuçları olduğu, İİK m.154 vd. maddelerde önce tahkime gidileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı ve hak arama özgürlüğü gözetilerek direnmenin yerinde olduğu görüşü dile getirilmiş, ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Sonuçta direnme kararı, Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle HMK m.371 uyarınca bozulmuş; karar oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.

✍️ Karşı oylar: iflas davası bölünemez

Karşı oy yazılarında öne çıkan düşünceler şunlardır:

  1. Genel iflas yoluyla takip, itirazın kaldırılması ve iflas talebi birbirini izleyen işlemlerden oluşan bir bütündür ve parçalara ayrılmamalıdır.
  2. İİK m.155, tahkim şartını ayrı bir itiraz sebebi olarak düzenlememiştir; sözleşmede de iflas yoluyla takip yapılamayacağına dair bir sınırlama yoktur.
  3. İİK m.156’ya göre iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl sonra düşer; önce hakem kararı beklenirse bu süre geçebilir.
  4. İİK m.158 ve m.159’daki diğer alacaklıların davaya katılması ve muhafaza tedbirleri gibi kamu düzenine ilişkin usullerin hakem heyetince uygulanması söz konusu olamaz.
  5. Karşı oyda, aynı arsa sahipleri ile aynı yüklenici şirket arasındaki önceki uyuşmazlıkta verilen Hukuk Genel Kurulunun 2021/1710 sayılı kararının da bu yönde olduğu hatırlatılmıştır.

Tahkim şartının kira uyuşmazlıklarındaki görünümü için kira artışında tahkim şartı, iflas sürecindeki başka bir usul sorunu için iflasta istihkak davası yazılarına bakılabilir.

📋 Hangi iflas davasında tahkim itirazı dinlenir?

Kararın gerekçesinden çıkan ayrım aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

DurumMahkemenin incelemesiTahkim itirazı
Doğrudan iflas (İİK m.177)Doğrudan iflas yargılamasıDinlenmez
İflas takibine itiraz edilmemiş, takip kesinleşmişAlacak tartışılmaz; İİK m.166 ilan ve bildirimleriKabul görmez
İflas takibine süresinde itiraz edilmişÖnce alacağın maddi hukuka göre tespiti, sonra iflasGeçerli şart ve elverişli uyuşmazlıkta kabul edilir; dava usulden reddedilir

Kararın dikkat çeken yönü, direnme kararının dayandığı 2021 tarihli Genel Kurul yaklaşımından farklı bir sonuca ulaşılmasıdır. Bu durum, iflas yoluyla takip ile tahkim şartı ilişkisinde içtihadın tartışmalı olduğunu ve karşı oylardaki gerekçelerin ileride yeniden gündeme gelebileceğini göstermektedir.

❓ Sık sorulan sorular

Kurul iflas davalarının tahkime elverişli olduğunu mu söyledi?

Hayır. Kurul, iflas davalarına konu uyuşmazlıkların genel olarak tarafların iradesine tâbi olmadığını belirtmiştir. Tahkime elverişli bulunan, takibe itiraz üzerine açılan davadaki itirazın kaldırılması, yani alacağın varlığının ve miktarının tespiti aşamasıdır.

Takip neden alacak için değil teminat için yapılmıştı?

Arsa sahipleri, emlak vergisi borcunu sözleşmeyle üstlenen yüklenicinin bu borcu ödememesi üzerine TBK m.195/3’e dayanmıştır. Bu hükme göre borçlu, borcundan kurtarılmamışsa iç üstlenme sözleşmesinin diğer tarafından güvence isteyebilir.

Teminat mektubu sunulduğu hâlde dava neden sona ermedi?

İlk derece mahkemesi, teminat mektubu sunulduğu için davanın konusuz kaldığına karar vermişti. Ancak Özel Daire ve Kurul, tahkim ilk itirazının kabulüyle davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiş; bu nedenle karar, konusuz kalma gerekçesiyle değil tahkim şartı nedeniyle bozulmuştur.

Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?

Karar, Hukuk Genel Kurulunca kesin olarak verilmiştir. Dosya, Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihat değerlendirmeleri Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde tahkim şartı bulunan taraflar arasındaki iflas yoluyla takibe ilişkin, oy çokluğuyla verilmiş tek bir direnme bozma kararına dayanır. Tahkim şartının kapsamı, takip türü ve itirazın içeriği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu