Emsal Kararlarİcra Hukuku

İflasta İstihkakta Ret Beklenmez – Yargıtay HGK 2026/82

Bir şirket iflas ettiğinde, fabrikanın içindeki her makine iflas masasının malı sayılmaz. Kiralanmış, emanete bırakılmış ya da başkasına ait eşyalar da çoğu zaman müflisin işyerinde durur. Bu eşyaların sahibi, malını geri almak için hangi kapıyı çalacağını ve hangi sırayla ilerleyeceğini bilmek ister: Önce iflas idaresine başvurup ret kararı mı beklenmeli, yoksa doğrudan icra mahkemesinde dava açılabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kiralık makineler üzerinden gelişen bir uyuşmazlıkta bu soruya, direnme kararını bozarak net bir cevap verdi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/213, K.2026/82 sayılı kararıyla, üçüncü kişinin İİK m.228’de öngörülen prosedürü, yani iflas idaresine istihkak iddiasında bulunma ve ret kararı üzerine süre verilmesi aşamalarını beklemeden icra mahkemesinde doğrudan iflasta istihkak davası açabileceğini kabul etmiş; davayı hukuki yarar yokluğundan reddeden Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur.

Kısa özet: İflasına karar verilen bir gıda şirketinin işyerinde bulunan bazı makinelerin, davacı üçüncü kişi şirket tarafından noterde düzenlenen kira sözleşmesiyle müflise kiralandığı iddia edilmiştir. Birinci alacaklılar toplantısında bu makineler oy çokluğuyla iflas masasına dahil edilmiş, iflas dairesi de üçüncü kişiye yedi gün içinde istihkak davası açması için muhtıra göndermiştir. İlk derece mahkemesi istihkak davasını kabul etmiş; Konya Bölge Adliye Mahkemesi ise iflas idaresinin verdiği bir ret kararı bulunmadığından davanın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnilmiş, Hukuk Genel Kurulu ise üçüncü kişinin iflas idaresinin kararını beklemek zorunda olmadığını belirterek direnme kararını bozmuştur.

🏭 Kiralık makineler iflas masasında

Uyuşmazlık, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/494 Esas sayılı dosyasında iflasına karar verilen bir gıda şirketinin tasfiyesiyle başlamıştır. Tasfiye, Konya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/1 İflas sayılı dosyasında yürütülmüştür. Karara yansıyan olaylar kronolojik olarak şöyledir:

  • 08.10.2021: Davacı üçüncü kişi şirket, satın aldığı makineleri Konya 19. Noterliğinde düzenlenen kira sözleşmesiyle müflis şirkete kiralamıştır.
  • 08.02.2022: İflas dairesi, masaya girecek malları tespit için müflisin işyerine gitmiştir. Tespit sırasında bir kısım makinelerin davacı şirkete ait olduğu ve müflise kiralandığı beyan edilmiş; tutanak davacı şirket yetkilisince de imzalanmıştır. Bu makineler için kıymet takdiri yapılmamıştır.
  • 11.05.2022: Birinci alacaklılar toplantısında, kiralık olduğu iddia edilen makinelerin iflas masasına dahil edilmesi oylanmış ve oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Davacı şirket vekili tutanağı ilgili bende “muhalefetle” imzalamıştır.
  • 02.06.2022: Masaya dahil edilen makineler bilirkişi marifetiyle tespit edilmiştir.
  • 22.06.2022: İflas dairesi, davacı şirketin fatura ibraz ettiğini belirterek İİK m.99’a atıfla yedi gün içinde istihkak davası açılması, aksi hâlde istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılacağı yönünde muhtıra göndermiştir.
  • 29.06.2022: Davacı üçüncü kişi, icra mahkemesinde davayı açmıştır. 04.07.2022 tarihinde ayrıca iflas idaresine istihkak iddiasını içeren dilekçe sunulmuştur.

Davacı, öncelikle muhtıranın usulsüz olduğunu ileri sürerek iptalini, olmadığı takdirde istihkak davasının kabulünü talep etmiştir. Davacıya göre makineler üçüncü kişinin elinde bulunduğundan dava açma yükü iflas idaresine düşmeliydi.

🔁 Derece mahkemeleri ve direnme

Dosya, dört ayrı aşamadan geçerek Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir:

  • İlk derece mahkemesi (13.07.2023, E.2022/329 K.2023/379): Muhtıranın mülkiyet karinesi gereği usule uygun olduğunu belirterek şikâyeti reddetmiş; bilirkişi raporu doğrultusunda makinelerin davacıya ait olduğunu kabul ederek istihkak davasını kabul etmiş ve malların iflas masasından çıkarılmasına karar vermiştir.
  • Bölge Adliye Mahkemesi (11.12.2023): İflas idaresi istinaf etmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi; usulüne uygun yazılı veya tutanağa geçirilmiş bir istihkak iddiası bulunmadığını, iflas idaresinin bu iddia hakkında verdiği bir ret kararı olmadığını ve İİK m.228’deki koşulların gerçekleşmediğini belirterek davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir.
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (15.05.2024, E.2024/824 K.2024/4759): Üçüncü kişinin iflas idaresinde istihkak iddiasında bulunmadan doğrudan icra mahkemesinde dava açabileceğini, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığını belirterek kararı bozmuştur.
  • Direnme (E.2024/883 K.2024/1125): Bölge Adliye Mahkemesi, iflasta üçüncü kişinin doğrudan dava açabileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığını ve davacının açık bir istihkak iddiasının olmadığını belirterek önceki kararında direnmiştir.

Direnme kararını hem davacı hem iflas idaresi temyiz etmiş; ancak iflas idaresi harçları yatırmadığından onun temyiz başvurusu yapılmamış sayılmıştır. Böylece Genel Kurulun önüne yalnızca davacı üçüncü kişinin temyizi gelmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📘 İİK m.228 neyi düzenliyor?

İİK m.228, iflas hâlinde üçüncü kişilerin istihkak iddialarını düzenler. Maddeye göre üçüncü şahıslar tarafından istihkak iddiasında bulunulan eşyanın kendilerine verilip verilmeyeceğini iflas idaresi kararlaştırır. İflas idaresi iddiayı reddederse, üçüncü kişiye icra mahkemesinde istihkak davası açması için yedi günlük süre tayin ve tebliğ eder; bu süreyi geçiren üçüncü kişi masaya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Dava genel hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre görülür; icra mahkemesi gerektiğinde davacıdan masanın muhtemel zararına karşı teminat isteyebilir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yorumu, bu sıralamayı bir dava şartı gibi okumaktaydı: Önce iddia, sonra iflas idaresinin ret kararı, ardından yedi günlük süre ve ancak bundan sonra dava. Maddenin lafzı, iflas idaresinin iddiayı reddettiği hâlde ne olacağını düzenlemekle birlikte, üçüncü kişinin bu süreci beklemeden dava açmasını açıkça yasaklamamaktadır. Uyuşmazlığın özü de bu boşluğun nasıl yorumlanacağıdır.

Haciz aşamasındaki istihkak davalarının (İİK m.96-97) mantığıyla karşılaştırmalı bir okuma için serideki istihkak davasında kira sözleşmesi savunmasına ilişkin 12. HD kararı da incelenebilir. İflas masasına alacak kaydı gibi yan meseleler için ise iflas masasına kayıt davasına ilişkin karar serideki bir başka örnektir.

🏛️ Genel Kurulun gerekçesi

Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığı iki soruya ayırmıştır: Üçüncü kişi İİK m.228’deki prosedür işletilmeden doğrudan icra mahkemesinde istihkak davası açabilir mi ve somut olayda davanın koşulları gerçekleşmiş midir? Gerekçenin temel adımları şunlardır:

  • Masaya girmiş mal şartı: İflasta istihkak iddiasında bulunulabilmesi için iddiaya konu malın iflas masasına girmiş olması gerekir. Somut olayda makineler 11.05.2022 tarihli birinci alacaklılar toplantısı kararıyla masaya girmiştir.
  • İflas idaresinin yetkisi: İddiayı inceleyip kabul veya ret kararı vermek iflas idaresinin görev ve yetkisindedir; iddia yerinde görülürse mal üçüncü kişiye teslim edilir.
  • Süre verilmesi şart değildir: İstihkak davasının icra mahkemesinde açılabilmesi için iflas idaresinin üçüncü kişiye süre vermesi şart değildir; üçüncü kişi bu süreyi beklemeden doğrudan dava açabilir.
  • Önceden başvuru da şart değildir: Üçüncü kişi, dava açabilmek için daha önce iflas idaresine istihkak iddiasında bulunmak ya da bulunmuşsa sonucunu beklemek zorunda değildir. Bunu engelleyen bir yasa hükmü mevcut değildir.

Genel Kurul bu görüşünü doktrindeki yerleşik kabullerle de desteklemiş ve sonuç olarak somut olayda iflasta istihkak davası açılması koşullarının gerçekleştiğini kabul etmiştir. Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş; direnme kararı İİK m.364/2 yollamasıyla HMK m.371 uyarınca bozulmuş ve dosya HMK m.373/2 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kararın önemli bir yönü de, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı “davacının açık bir istihkak iddiası yoktu” gerekçesini sonuç bakımından etkisiz hâle getirmesidir. Doğrudan dava açma imkânı kabul edildiğinde, davadan önce iflas idaresine yazılı bir iddia sunulup sunulmadığı, davanın dinlenebilirliği açısından belirleyici olmaktan çıkar.

🔎 Mülkiyet iddiası ve ispat araçları

Genel Kurul kararı davanın dinlenebilirliğine ilişkindir; makinelerin gerçekten davacıya ait olup olmadığına dair nihai bir tespit içermez. Bozma sonrasında esasın incelenmesinde dosyada öne çıkan olgular şunlardır:

  • Noter onaylı kira sözleşmesi: Makinelerin müflise kiralandığını gösteren ve iflastan önce düzenlenmiş sözleşme.
  • Faturalar: İflas dairesinin 22.06.2022 tarihli kararında davacının makinelere ilişkin fatura ibraz ettiği belirtilmiştir.
  • Tespit tutanakları: 08.02.2022 tarihli tutanakta makinelerin davacıya ait olduğunun beyan edildiği ve tutanağın davacı şirket yetkilisince imzalandığı kaydedilmiştir.
  • Alacaklılar toplantısındaki muhalefet: Davacı şirket vekilinin, makinelerin masaya dahil edilmesine ilişkin karara muhalefet şerhi düşmesi.
  • Bilirkişi raporu: İlk derece mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda makinelerin davacıya ait olduğunu kabul etmişti.

İlk derece mahkemesi muhtırayı değerlendirirken müflisin elindeki mallara ilişkin mülkiyet karinesine dayanmıştır. Esasa ilişkin değerlendirme, delillerin bütünü üzerinden yapılacaktır.

🧩 Kararın pratik sonuçları

Karar, iflas eden bir şirkete makine, ekipman veya başka taşınır bırakmış olan kiraya verenler, satıcılar ve emanet verenler bakımından önemli bir usul netliği sağlamaktadır:

  • Üçüncü kişinin iflas idaresine yaptığı başvurunun sonuçlanması veya kendisine yedi günlük süre verilmesi, icra mahkemesinde iflasta istihkak davası açmanın ön şartı değildir.
  • İflas idaresinin süre vermesi hâlinde ise İİK m.228/2’deki yedi günlük süre işler; bu süre geçirilirse masaya karşı istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılma sonucu gündeme gelir.
  • Davanın dinlenebilmesi için malın iflas masasına girmiş olması gerekir; bu dosyada masaya giriş, alacaklılar toplantısı kararıyla gerçekleşmiştir.
  • Dava, basit yargılama usulüne tabidir ve icra mahkemesi gerektiğinde masanın muhtemel zararına karşı davacıdan teminat isteyebilir.

❓ Soru ve cevaplar

İflasta istihkak davası ile haciz sırasındaki istihkak davası aynı şey mi?

Her ikisi de üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin iddiasını çözmeye yöneliktir, ancak dayandıkları hükümler farklıdır. Hacizde istihkak İİK m.96 vd. maddelerinde, iflasta istihkak ise İİK m.228’de düzenlenmiştir. İflasta karar merci önce iflas idaresidir ve dava masaya karşı açılır. Bu kararda Genel Kurul, iflasta da üçüncü kişinin doğrudan icra mahkemesine başvurabileceğini kabul etmiştir.

İflas dairesi yanlış maddeye (İİK m.99) atıf yaparak süre verdiyse ne olur?

Bu dosyada iflas dairesinin muhtırası İİK m.99’a atıf yapmış ve davacı muhtıranın usulsüz olduğunu ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi bu şikâyeti reddetmişti. Genel Kurul ise doğrudan dava açma imkânını kabul ettiği için, muhtıranın usule uygunluğu davanın dinlenebilirliği yönünden belirleyici olmamıştır. İlk derece mahkemesi de davanın yasal süre içinde açıldığını tespit etmişti.

Genel Kurul makinelerin davacıya ait olduğuna karar verdi mi?

Hayır. Genel Kurul yalnızca davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilemeyeceğini ve iflasta istihkak davası açılması koşullarının gerçekleştiğini tespit etmiştir. Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş olup mülkiyet iddiası, deliller üzerinden esastan değerlendirilecektir.

Karar neden “kesin” olarak verildi?

Kararın hüküm fıkrasında “oy birliğiyle kesin olarak” karar verildiği yazılıdır; direnme üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu kararına karşı olağan bir kanun yolu bulunmamaktadır. Dosya HMK m.373/2 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş olup yeniden inceleme bu çerçevede yapılacaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yayımlanmış direnme kararından derlenmiştir. Karar davanın dinlenebilirliğine ilişkin olup uyuşmazlık konusu malların mülkiyetine dair bir tespit içermez. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu