Kâr Ödeyip Sonra Acındırmak – Yargıtay 11. CD 2025/13318

Bir yatırım ilişkisinin nasıl başladığı kadar nasıl devam ettiği de önemlidir. İlk aşamada “kâr” adı altında küçük ödemeler gelir, güven pekişir; ardından para isteyen kişinin tonu değişir: bu kez yatırım fırsatından değil, kendi başına gelen bir felaketten söz edilir. “Borcumu ödeyemezsem bana da aileme de zarar verecekler; para göndermezsen senin paranı da çıkaramam.” Böyle bir telefonun ardından gönderilen para geri gelmediğinde, savcılığın ilk refleksi bazen “tarafların kendi rızasıyla yaptığı bir alacak-verecek ilişkisi” tespiti olabiliyor. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kripto para vaadiyle başlayan böyle bir dosyada bu refleksin soruşturma yapılmadan benimsenemeyeceğini açıkça ortaya koydu.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 20.10.2025 tarihli ve E.2025/1336, K.2025/13318 sayılı kararıyla, kendisini mali müşavir olarak tanıtan şüphelinin kripto para yatırımı vaadiyle 118.700 TL aldığı iddiasına ilişkin şikâyette verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddini oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur. Daire, “müşteki parayı rızasıyla verdi, uyuşmazlık hukuki niteliktedir” gerekçesini hatalı, soruşturmayı ise eksik bulmuştur.
🪙 İki aşamalı kurgu: önce kâr, sonra yardım çağrısı
Karara yansıyan şikâyet, kripto para yatırımı vaadiyle yürütülen olaylarda sık görülen bir akışı iki ayrı evreye bölüyor. Birinci evrede ilişki bir “yatırım” ilişkisi gibi kurulur; ikinci evrede ise para isteğinin gerekçesi tamamen değişir. Kararda aktarılan olgular şöyle özetlenebilir:
- Şüpheli, şikâyetçiyle iletişime geçerek kendisine para göndermesi hâlinde parayı kripto parada değerlendirebileceğini, bu işlerden çok para kazandığını ve isterse ona da kazandırabileceğini söylemiştir.
- Şüpheli, mali müşavir olduğunu, bu işleri bildiğini anlatmış ve birtakım teknik bilgiler sunmuştur.
- Başlangıçta kâr ettiğini belirterek şikâyetçiye kısmi paralar göndermiş, bu şekilde güvenini kazanmaya çalışmıştır.
- Bir süre sonra şikâyetçiyi ağlayarak aramış; tefecilere borcu olduğunu, borcunu ödeyemezse kendisine ve ailesine zarar verileceğini, para gönderilmezse daha önce yatırılan paraların da çıkarılamayacağını söylemiştir.
- Şikâyetçi, önceki paralarını kurtarabilmek için yeniden para göndermiştir.
- Sonraki süreçte şüpheli, parayı “batırdığını” bildirmiştir. Şikâyetçinin zararı 118.700 TL olarak belirtilmiştir.
Bu kurguda ikinci ödemenin yatırım beklentisiyle değil, ilk ödemeyi kaybetmeme kaygısıyla yapıldığı ileri sürülmektedir. Bu nüans, ilişkinin sıradan bir borç ilişkisi mi yoksa aldatmaya dayalı bir para transferi mi olduğunun tartışılmasında belirleyici olabilecek bir olgudur.
🧾 “Rızayla verilen para” gerekçesi neden yetmedi?
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 01.06.2023 tarihli ve 2023/31544 Soruşturma, 2023/18298 Karar sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Yargıtay kararında aktarılan gerekçe özetle şudur: Müşteki söz konusu tutarları şüpheliye rızasıyla vermiştir; taraflar arasındaki ilişki hukuki ihtilaf niteliğindedir ve çözümü hukuk mahkemelerinde aranmalıdır.
Bu karara yapılan itiraz, Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/4546 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş; karar CMK m.271/4 uyarınca kesin olduğundan aynı gün kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının 07.03.2025 tarihli istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2025 tarihli, KYB-2025/33170 sayılı tebliğnamesiyle dosya Daireye gelmiştir.
Dolandırıcılık suçunun yapısı gereği, mağdur parayı çoğu zaman “kendi eliyle” ve “kendi isteğiyle” gönderir. TCK m.157’de tarif edilen suç, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun zararına yarar sağlanmasıdır; aldatılan kişinin tasarrufu da bu aldatmanın sonucudur. Bu nedenle ödemenin gönüllü yapılmış olması, tek başına hilenin yokluğunu göstermez. Dairenin gerekçeyi “hatalı” olarak nitelemesi de bu noktayla uyumludur: Rızanın hileyle sakatlanıp sakatlanmadığı, ancak olgular araştırıldıktan sonra değerlendirilebilir.
⚖️ Dairenin kanun yararına bozma gerekçesi
Daire önce CMK m.160, 172 ve 173 çerçevesini hatırlatmıştır. Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamalıdır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinde verilir. İtirazı inceleyen sulh ceza hakimliği ise yeterli delil yoksa itirazı reddedebilir, yeterli delil varsa kabul edebilir ya da eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.
Somut dosyada Daire, “müştekinin tutarları rızasıyla verdiği, ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu” şeklindeki gerekçenin hatalı olduğunu ve soruşturmanın eksik kaldığını tespit etmiştir. Soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddedilmesi Kanun’a aykırı bulunmuş; kanun yararına bozma istemi kabul edilerek sulh ceza hakimliği kararı CMK m.309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozulmuş, dosya CMK m.309/4-a gereğince işlem yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.
🔍 Kararın saydığı araştırmalar
Kararın uygulamaya dönük en somut kısmı, soruşturmanın genişletilmesi kapsamında yapılması gereken işlemleri tek tek sayan bölümüdür. Daireye göre sonuca ulaşılmadan önce şu adımların atılması gerekiyordu:
- Şikâyetçinin ayrıntılı beyanı: Şikâyete konu olayla ilgili olarak şikâyetçinin ayrıntılı şekilde dinlenmesi.
- Şüphelinin ifadesi: Şüphelinin şikâyete karşı diyeceklerinin sorulması.
- Unvanın doğrulanması: Şüphelinin gerçekten mali müşavir olarak çalışıp çalışmadığının belirlenmesi.
- Kripto para hesabı: Şüpheli adına kripto para hesabı bulunup bulunmadığının tespiti ve varsa işlemlerinin incelenmesi.
- Karşılıklı bilirkişi incelemesi: Gerekli görülmesi hâlinde şikâyetçi ve şüpheliye ait banka hesap hareketleri ile kripto para hesabından yapılan işlemler üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması.
Listenin mantığı açıktır: “Kripto parada değerlendirme” vaadinin gerçek bir işleme karşılık gelip gelmediği, ancak paranın izlendiği hesaplar incelenerek anlaşılabilir. Para gerçekten bir kripto hesabına aktarılıp işlem görmüşse ilişki yatırım riskinin gerçekleşmesi olarak okunabilir; hiçbir işlem yapılmamış ya da para başka amaçlarla kullanılmışsa tablo değişir. Benzer bir yaklaşım, tanıdığa verilen kripto hesabı şifresiyle ilgili Yargıtay 11. CD 2026/2256 kararında da hesap hareketleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yönünden benimsenmiştir.
🧩 Hile tartışması: unvan, kısmi ödeme ve baskı
Daire, eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair bir nitelendirme yapmamış; yalnızca delil toplanmadan “hukuki ihtilaf” sonucuna varılamayacağını söylemiştir. Yine de dosyadaki iddialar, soruşturmada ele alınabilecek bazı soruları gündeme getirmektedir:
- Güven telkin eden unvan: Kararda şüphelinin mali müşavir olduğunu söyleyerek güven telkin ettiği vurgulanmış ve bu unvanın gerçekliğinin araştırılması özellikle istenmiştir. Unvanın doğru olup olmaması, şikâyetçinin tasarrufunu etkileyen bir anlatım olup olmadığı sorusuyla birlikte değerlendirilebilecektir.
- Kısmi “kâr” ödemeleri: Başlangıçta yapılan küçük ödemeler, kararda “güveni kazanmaya çalışma” olarak aktarılmıştır. Bu ödemelerin gerçek bir yatırım getirisinden mi yoksa şikâyetçinin kendi parasından mı karşılandığı, ancak hesap incelemesiyle anlaşılabilir. Kâr payı adı altındaki küçük ödemelerin ceza yargılamasındaki yeri, serideki saadet zincirine ilişkin 2026/22 sayılı kararda da tartışılmıştır.
- Acındırma ve kayıp korkusu: İkinci ödemenin, “tefeci borcu” anlatımı ve “önceki paranı çıkaramam” uyarısıyla istendiği ileri sürülmüştür. Bu anlatımların gerçeğe uygun olup olmadığı ve ödeme kararına etkisi, şüphelinin savunması ve yazışmalar ışığında değerlendirilecek bir husustur.
- “Parayı batırdım” beyanı: Yatırım zararı iddiası, ancak zarara yol açan işlemlerin varlığı gösterildiğinde anlam kazanır. Karar, tam da bu nedenle kripto hesap işlemlerinin incelenmesini istemiştir.
Bu soruların cevabı dosyadan dosyaya değişir; aynı iddia, toplanacak delillere göre hukuki bir ilişki olarak da sonuçlanabilir. Kararın önemi, bu ayrımın masa başında değil, araştırma sonunda yapılması gerektiğini göstermesidir.
📌 Kanun yararına bozmanın sınırları
Kararın hangi sonucu doğurduğunu doğru okumak için kanun yararına bozma kurumunun işleyişine bakmak gerekir. CMK m.309, kesinleşmiş ve Yargıtay incelemesinden geçmemiş karar veya hükümlere karşı Adalet Bakanlığının istemiyle başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Bu dosyada kararın pratik sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Bozulan karar, davanın esasını çözmeyen bir sulh ceza hakimliği kararıdır; bu nedenle CMK m.309/4-a uyarınca kararı veren merci, gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıktan sonra yeniden karar verecektir.
- Bozma kararı, şüphelinin suç işlediğine dair bir tespit içermez; yalnızca soruşturmanın eksik yürütüldüğünü ve “hukuki ihtilaf” gerekçesinin bu aşamada erken olduğunu ortaya koyar.
- Kesinleşme ile kanun yararına bozma arasında geçen süre dikkat çekicidir: Sulh ceza hakimliği kararı 28.09.2023’te kesinleşmiş, Daire kararı 20.10.2025’te verilmiştir. Bu yolun şikâyetçinin kendi başvurusuyla değil, Bakanlık istemiyle işletilen istisnai bir yol olduğu da hatırlanmalıdır.
💬 Merak edilenler
Başlangıçta kâr ödemesi alınmış olması, sonradan dolandırıcılık iddiasını zayıflatır mı?
Kararda bu ödemeler, şüphelinin şikâyetçinin güvenini kazanmaya çalıştığı iddiasının bir parçası olarak aktarılmıştır. Daire, kısmi ödemeleri şikâyeti ortadan kaldıran bir olgu olarak görmemiş; paranın kaynağının ve hesap hareketlerinin incelenmesini istemiştir. Yani bu ödemeler tek başına bir sonuç doğurmaz; diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Şüphelinin gerçekten mali müşavir olup olmaması neden önemli?
Daire, şüphelinin mali müşavir olduğunu söyleyerek güven telkin ettiğini kaydetmiş ve bu unvanın gerçekliğinin araştırılmasını açıkça istemiştir. Unvanın gerçeğe aykırı çıkması, şikâyetçinin güveninin hangi anlatımla oluştuğu tartışmasında önem taşıyabilir. Unvan gerçek olsa bile, vaat edilen kripto işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenecektir.
Kripto para hesabı üzerinde bilirkişi incelemesi neyi ortaya koyar?
Kararda, gerekli görülürse şikâyetçi ve şüpheliye ait banka hesap hareketleri ile kripto para hesabındaki işlemler üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir. Böyle bir inceleme, gönderilen paranın gerçekten kripto alımında kullanılıp kullanılmadığını, “kâr” ödemelerinin nereden karşılandığını ve “batırıldı” denilen paranın akıbetini göstermeye yöneliktir.
Bu karar, benzer her şikâyette hukuki ihtilaf değerlendirmesinin yapılamayacağı anlamına mı gelir?
Hayır. Daire, hukuki ihtilaf değerlendirmesini kategorik olarak yasaklamamış; bu sonuca şüpheli dinlenmeden ve para akışı incelenmeden varılmasını hatalı bulmuştur. Delillerin toplanmasından sonra bir ilişkinin hukuki nitelikte olduğu sonucuna varılması mümkündür. Belirleyici olan, değerlendirmenin yeterli araştırmaya dayanmasıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Karar soruşturma aşamasına ilişkin olup şüphelinin suç işlediğine dair bir tespit içermez; masumiyet karinesi geçerlidir. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



