Muvafakatnamede İmza İncelemesi – Yargıtay 2. HD 2026/6250

Tapuda bir aile konutu üzerine banka lehine ipotek kurulmuştur ve dosyada, malik olmayan eşin bu işleme onay verdiğini gösteren imzalı bir eş muvafakatnamesi bulunmaktadır. Eş ise imzanın kendisine ait olmadığını söyler. Böyle bir davada sonucu belirleyen çoğu zaman tek bir sorudur: o imza kime aittir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu sorunun tek kişilik bir grafoloji raporuyla cevaplanmasını yeterli görmemiş ve imza incelemesinin nasıl yapılması gerektiğine dair açık bir ölçü koymuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 08.06.2026 tarihli ve E.2026/2302, K.2026/6250 sayılı kararıyla, ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması istemli davayı reddeden ilk derece kararını ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle ortadan kaldırmış, ilk derece kararını bozmuştur.
🏠 İpotek, muvafakatname ve inkâr edilen imza
Dava, Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesinde (2020/1311 E.) açılmıştır. Kararda dava türü “İpoteğin Kaldırılması – Aile Konutu Şerhi Konulması” olarak gösterilmektedir. Davacı eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesine dayanarak dava konusu taşınmaz üzerine davalı banka tarafından konulan ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın düğüm noktası, dosyaya sunulan eş muvafakatnamesidir. Davalı banka, ipoteğin davacının açık muvafakati ile kurulduğunu bu belgeyle göstermeye çalışmıştır. Davacı ise hem belgeyi hem de belge altındaki imzayı kabul etmemiştir. Böylece davanın sonucu, ipoteğin kurulmasında TMK 194’ün aradığı açık rızanın bulunup bulunmadığına; bu da doğrudan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığına bağlanmıştır.
Yargıtay kararı, taşınmazın aile konutu niteliğine ve diğer hususlara ilişkin ayrıntıya girmemektedir. Bozma sebebi yalnızca imza incelemesine ilişkin olduğundan, diğer temyiz itirazlarının “şimdilik” incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle kararın verdiği mesaj usul hukukuna, yani ispat aracının niteliğine odaklanmaktadır.
📑 Aile mahkemesi ve istinaf aşaması
İmzanın inkâr edilmesi üzerine ilk derece mahkemesi bir bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Kararda aktarıldığı üzere inceleme, tek kişiden oluşan bir adli belge inceleme ve grafoloji bilirkişisine verilmiştir. Bilirkişi, 21.01.2023 tarihli raporunda muvafakatnamedeki imzanın davacıya ait olduğunu bildirmiştir.
Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesi (2023/344 K.) bu raporu yeterli görmüştür. Mahkemeye göre dava konusu taşınmaza davalı banka tarafından konulan ipoteğin, davacının açık muvafakati ile konulduğu sabittir; bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili kararı hükmün tamamı yönünden istinaf etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi (2023/1014 E., 2025/1133 K.) istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacı vekili bu kez kararı hem hükmün tamamı hem de alınan raporun denetime elverişli olmaması yönünden temyiz etmiştir.
⚖️ Yargıtay: tek kişilik rapor yetmez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut uyuşmazlığı şu şekilde özetlemiştir: davacı, eş muvafakatnamesini ve imzayı kabul etmemiş; tek kişiden oluşan bilirkişinin raporunda imzanın davacıya ait olduğu bildirilmiş; ilk derece mahkemesi de bu raporu yeterli görerek ipoteğin açık muvafakatle konulduğunu kabul etmiştir.
Daireye göre hükme esas alınan tek kişilik bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Yapılması gereken, Adli Tıp Kurumu Kriminal Daire Başkanlığından ehil bilirkişilerden oluşacak bir heyetten rapor alınması ve davalı banka tarafından sunulan eş muvafakatnamesindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının bu yolla belirlenmesidir. Sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
Hüküm fıkrası şu şekilde kurulmuştur:
- İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,
- İlk derece mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
- Peşin alınan harcın istek hâlinde yatırana iadesine,
- Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine.
Karar 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. Dosya ilk derece mahkemesine döndüğünden, yeni yargılamada heyet raporu alınacak ve davanın esası bu rapordaki tespite göre yeniden değerlendirilecektir.
🔑 TMK 194 ve açık rıza şartı
TMK m.194/1’e göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. İpotek, malikin taşınmaz üzerindeki hakkını sınırlayan bir sınırlı ayni hak olduğundan, aile konutu üzerinde kurulacak ipotekte de malik olmayan eşin açık rızası aranır.
Maddenin üçüncü fıkrası, aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eşe, tapu kütüğüne gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteme imkânı tanır. Bu dosyada davacı, ipoteğin kaldırılmasıyla birlikte bu şerhin konulmasını da talep etmiştir.
Bu tür davalarda kredi veren banka, rızanın varlığını genellikle işlem sırasında alınan yazılı bir muvafakatname ile ortaya koymaya çalışır. Belge geçerli ve imza eşe aitse açık rıza ispatlanmış olur; imza eşe ait değilse muvafakatname, ipoteğin TMK 194’e uygun kurulduğunu göstermeye yetmez. Dolayısıyla imzanın aidiyeti, davanın kaderini belirleyen asıl vakıa hâline gelir. Yargıtay’ın imza incelemesinde titizlik araması da bu ağırlıktan kaynaklanmaktadır.
Aile konutunda açık rızanın ispatına ilişkin farklı bir görünüm için aile konutu satışında açık rıza kararına, malik eşin ölümünden sonra ipoteğin akıbeti için aile konutu ipoteğinin ölümle geçmemesi kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, maddi hukuk değerlendirmesine geçilmeden önce delilin kendisinin, yani imza raporunun yeterliliğinin tartışılmasıdır.
🔬 İmza incelemesinde usul ve heyet raporu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bir belgedeki yazı veya imzanın inkâr edilmesi hâlinde izlenecek yolu m.211’de sıraya koymuştur:
- İsticvap ve huzurda imza: Hâkim, imzayı inkâr eden tarafı isticvap eder; kanaat edinemezse huzurda yazı yazdırıp imza attırarak elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir.
- Bilirkişi incelemesi: Hâkimde kesin bir kanaat oluşmamışsa bilirkişi incelemesine karar verilir; öncesinde, mevcutsa karşılaştırmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir.
- Karşılaştırma esası: Bilirkişi, getirtilen yazı ve imzalar ile mahkemede elde edilenleri esas alarak inceleme yapar; gerekirse kendi huzurunda yeniden imza atılmasını talep edebilir.
HMK m.266 ise çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulacağını düzenler. İmzanın aidiyeti, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir mesele değildir; teknik bir incelemeyi gerektirir.
Kanun bilirkişi sayısı konusunda tek kişiyi yasaklamaz. Ancak Yargıtay bu kararda, davanın sonucunu tek başına belirleyen ve taraflarca itiraz edilen bir imza tespitinde, tek kişilik raporu yeterli görmemiş; Adli Tıp Kurumu Kriminal Daire Başkanlığından, ehil bilirkişilerden oluşan heyet raporu alınmasını gerekli saymıştır. Karar, raporun içeriğinin hatalı olduğunu söylememektedir; eleştiri, raporun kimden ve nasıl alındığına, yani hüküm kurmaya elverişliliğinedir.
Bu yaklaşımın pratik karşılığı şudur: imza incelemesinde ilk rapor tek bir bilirkişiden alınmış ve taraf bu raporun denetime elverişli olmadığını ileri sürmüşse, mahkemenin bu itirazı karşılamadan hüküm kurması, bu kararda olduğu gibi eksik inceleme sayılabilir.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, aile konutu ipoteklerine ilişkin uyuşmazlıklarda ispat yükünün işleyişini somut olarak göstermektedir. Kararın öne çıkan noktaları şunlardır:
- Delilin niteliği: Eş muvafakatnamesine dayanan taraf için belgenin varlığı tek başına yeterli değildir; imza inkâr edildiğinde belge, usulüne uygun bir incelemeden geçmelidir.
- Heyet raporu: Yargıtay, davanın sonucunu belirleyen imza tespitinde Adli Tıp Kurumu bünyesinde heyet raporunu esas almıştır.
- İstinafın denetim işlevi: Bölge adliye mahkemesi raporun yeterliliğini sorgulamadan istinafı esastan reddettiği için, onun kararı da ortadan kaldırılmıştır.
- Şimdilik incelenmeyen itirazlar: Taşınmazın aile konutu niteliği gibi diğer meseleler, heyet raporundan sonra yeniden gündeme gelebilecektir.
Kararın sınırlarını da not etmek gerekir. Yargıtay, imzanın davacıya ait olmadığına karar vermemiştir; yalnızca bu sorunun daha güvenilir bir incelemeyle cevaplanmasını istemiştir. Heyet raporu da imzanın davacıya ait olduğunu bildirirse, davanın yeniden reddedilmesi mümkündür.
❓ Merak edilenler
Aile konutu üzerine eşin rızası olmadan ipotek kurulabilir mi?
Yargıtay tek bilirkişinin raporunu neden yeterli bulmadı?
Bozma kararı ipoteğin kalktığı anlamına mı geliyor?
Bölge adliye mahkemesinin kararına ne oldu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; aile hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, bir imza incelemesinin usulüne ilişkin olup davanın esası hakkında nihai bir değerlendirme içermez; yeniden yapılacak yargılamada sonuç, alınacak heyet raporuna ve diğer delillere göre belirlenecektir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; taşınmazın aile konutu niteliğine, muvafakatnamenin alınış biçimine, imza karşılaştırmasına elverişli belgelere ve bilirkişi incelemesinin kapsamına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




