Sendikal Fesihte Gerekçe Eksikliği – AYM 2023/17185

Deneme süresindeki bir işçi, birkaç gün arayla işyerinde iki maddi hasarlı kazaya karışır ve iş sözleşmesi sona erdirilir. İşçiye göre asıl neden kazalar değil, sendika üyeliğidir. Dosyada işverenin sendikal faaliyetleri engellediğini tespit eden bir iş teftiş raporu ve işyerindeki üye sayısındaki düşüşü gösteren bir bilirkişi raporu vardır. Mahkemeler ise yalnızca işveren tarafının anlatımına dayanarak davayı reddeder. Bu tablo, Anayasa’nın güvence altına aldığı sendika hakkıyla bağdaşır mı?
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 02.09.2026 tarihli ve 2023/17185 başvuru numaralı kararıyla, sendikal tazminat talebi reddedilen bir işçinin başvurusunda Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Mahkeme, derece mahkemelerinin dosyadaki bilirkişi ve teftiş raporlarını neden dikkate almadıklarını ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklamadıklarını tespit etmiş, yeniden yargılama yapılmasına ve başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
🦺 İki kaza tutanağı ve bir fesih
Kararda aktarılan bilgilere göre başvurucu, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle sona erdirildiğini ileri sürerek sendikal tazminat istemiyle dava açmıştır. İşveren ise feshi tamamen başka bir olaya bağlamıştır: Başvurucunun özlük dosyasında, 4-5 Ekim 2021 tarihlerinde işyerinde maddi hasarlı kazalara karıştığına ilişkin tutanaklar bulunmaktadır. İşverene göre deneme süresi içindeki bu iki kaza, sözleşmenin sona erdirilmesinin tek nedenidir.
Başvurucu yargılama boyunca kazaların yaşandığına itiraz etmemiştir; davalı tanıkları da kazaları doğrulamıştır. Uyuşmazlık bu nedenle “kaza oldu mu?” sorusundan çok, “fesih gerçekten kazalar yüzünden mi yapıldı, yoksa kazalar sendikal bir feshin görünürdeki gerekçesi mi oldu?” sorusu etrafında şekillenmiştir.
🏛️ İş mahkemesi ve istinafın yaklaşımı
Düzce 2. İş Mahkemesi (E.2021/301, K.2022/273), işverenin kazalar nedeniyle fesih yaptığı savunmasını kabul etmiştir. Kararda; başvurucunun sendikal faaliyetlere katıldığının ve kendisine sendikalı olması ya da başka bir sebeple ayrımcılık yapıldığının güçlü bir şekilde ispatlanmadığı belirtilmiş, sendikal fesih olgusunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu 24.01.2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 13.02.2023’te öğrenmiş ve 28.02.2023 tarihinde, otuz günlük süre içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu adil yargılanma, mülkiyet ve sendika haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; Anayasa Mahkemesi iddiaların tamamını sendika hakkı kapsamında incelemiştir.
📋 Anayasa Mahkemesinin sendikal fesih ölçütleri
Mahkeme, bir iş sözleşmesinin salt sendikal nedenlerle feshedilip feshedilmediğinin tespiti için önceki kararlarında geliştirdiği ölçütleri hatırlatmıştır. Bu ölçütler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2009 tarihli, E.2009/9-372, K.2009/416 sayılı kararındaki kriterleri ve AİHM içtihadını da gözetmektedir. Kararda sayılanlardan bazıları şunlardır:
- Fesih tarihine yakın dönemde işyerindeki toplam işçi sayısı, sendikalı ve sendikasız işçi sayıları, üyelik ve istifa tarihleri, çıkarılanların kaçının sendikalı olduğu ve yerlerine alınan işçilerin durumu.
- Sendikalı işçi oranının fesihten önceki ve sonraki dönemlerde (örneğin altışar aylık dilimlerde) nasıl değiştiği.
- Toplu iş sözleşmesi sürecinin işleyip işlemediği ve işyerindeki sendikanın yetkili hâle gelme ihtimali.
- Sendikalı işçilerin benzer gerekçelerle veya yakın tarihlerde işten çıkarılıp çıkarılmadığı.
- Sendikal fesih iddiasına ilişkin tanık ve bilirkişi delillerinin toplanıp toplanmadığı; itibar edilmeyen delillerin neden reddedildiğinin ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanıp açıklanmadığı.
- Sendikalı çalışanların izin, vardiya, fazla çalışma veya görev değişikliği gibi konularda baskıya uğrayıp uğramadığı.
- Aynı gerekçeyle çıkarılan işçilerin başka mahkemelerdeki davalarının farklı sonuçlanıp sonuçlanmadığı.
Mahkeme, delilleri değerlendirmenin öncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğunu vurgulamış; kendi denetiminin, devletin pozitif yükümlülüğü gereği yeterli bir yargısal değerlendirme yapılıp yapılmadığı ve kararların konuyla ilgili, yeterli gerekçe içerip içermediğiyle sınırlı olduğunu belirtmiştir.
🔍 Teftiş raporu ve bilirkişi raporu neden önemliydi?
Kararın belirleyici kısmı, aynı işyerine ilişkin daha önceki bir bireysel başvuruya yapılan atıftır. Anayasa Mahkemesi, 10.12.2025 tarihli B. No: 2020/26593 kararında, başvurucuyla aynı işyerinde çalışan ve yakın tarihte işten çıkarılan bir işçinin sendikal fesih iddiasını incelemiştir. O dosyada ilk derece mahkemesinin tespitleri şöyledir:
| Tespit | Veri |
|---|---|
| İşyerindeki sendika üyesi sayısı | 161 |
| Sendikadan istifa edip çalışmaya devam eden üye | 24 |
| İstifa etmeyip değişik tarihlerde işten çıkarılan üye | 94 |
| 03.06.2022 itibarıyla kalan üye | 55 |
| 04.01.2023 itibarıyla üyeliği devam eden | 40 |
Aynı dosyada sendikalı işçilere izin, fazla mesai, bölüm ve vardiya düzenlemelerinde aleyhe ayrım yapıldığı ve işveren yetkililerinin sendikadan istifa edilmezse işten çıkarılacağı yönünde söylemleri olduğu da tespit edilmiş; o işçinin sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği kabul edilmiştir.
Eldeki başvuruda Mahkeme şu iki delile dikkat çekmiştir:
- 18.03.2022 tarihli bilirkişi raporu: Önceki başvurudaki istatistiklere benzer veriler içermektedir.
- 12.04.2017 tarihli İş Teftiş Kurulu Başkanlığı raporu: İşverenin sendikal faaliyetleri engeller nitelikte eylemlerde bulunduğunu ve bu nedenle işveren hakkında sendikal faaliyetleri engelleme suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu belirtmektedir.
Mahkemeye göre derece mahkemeleri bu iki raporun neden dikkate alınmadığını açıklamamış, sonuca yalnızca işveren ve işveren tanıklarının beyanlarıyla ulaşmıştır. Ayrıca kazaların kapsamı, maddi zararın boyutu ve işverenin katlanmak zorunda kaldığı külfet hiç değerlendirilmemiştir. Başka bir ifadeyle, fesih gerekçesinin ağırlığı tartılmadan, karşı yöndeki resmî tespitler de cevapsız bırakılmıştır. Mahkeme, önceki başvurudaki değerlendirmeden ayrılmayı gerektiren bir yön görmemiştir.
Gerekçe eksikliğinin iş yargılamasında farklı bir görünümü için işçilik alacağında gerekçeli karar hakkı yazısına bakılabilir.
⚖️ 6356 sayılı Kanun’da ispat yükünün dağılımı
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesi, işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları ya da sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılamayacaklarını düzenler. Maddenin dördüncü fıkrasına göre bu yasağa aykırılık hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. Beşinci fıkra, feshin sendikal nedene dayandığı tespit edildiğinde sendikal tazminatın, işçinin işe başlatılıp başlatılmamasına bağlı olmaksızın verileceğini öngörür.
Kararın anlaşılması bakımından asıl önemli olan altıncı fıkradır:
- Sendikal fesih iddiasıyla açılan davada feshin nedenini ispat yükü işverendedir.
- Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi ise feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.
Yedinci fıkra ise fesih dışındaki sendikal ayrımcılık iddialarında, işçinin ayrımcılığı güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyması hâlinde ispat yükünün işverene geçeceğini düzenler. İlk derece mahkemesinin kararında kullanılan “güçlü bir şekilde ispatlanmadığı” ifadesi bu fıkradaki ölçüyü çağrıştırmaktadır. Anayasa Mahkemesi ispat yükünün dağılımını ayrıca tartışmamış; ancak işçinin dayandığı resmî rapor ve istatistiklerin karşılıksız bırakılmasını, sendika hakkının usule ilişkin güvenceleriyle bağdaşmaz bulmuştur. Sendika hakkının kamu görevlileri bakımından farklı bir uygulaması için sendika kararıyla nöbet tutmayan öğretmen kararı da incelenebilir.
🔁 Giderim: yeniden yargılama ve tazminat
Başvurucu ihlalin tespitini, yeniden yargılamayı, 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatı talep etmiştir. Mahkeme şu sonuçlara ulaşmıştır:
- İhlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılamada hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneği Düzce 2. İş Mahkemesine gönderilmiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca mahkemenin yapacağı iş, yeniden yargılamayı başlatıp ihlal kararındaki ilkelere uygun yeni bir karar vermektir.
- Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
- Maddi tazminat talebi, yeniden yargılama kapsamında giderilebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
- 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
Karar, sendikal tazminat davalarında istatistik, teftiş raporu ve tanık beyanları gibi delillerin bir arada tartılması gerektiğini; fesih için gösterilen olayın ağırlığının da somut olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yeniden yargılamanın sonucu henüz bilinmemektedir.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi feshin sendikal nedenle yapıldığını kendisi mi tespit etti?
Hayır. Mahkeme, derece mahkemelerinin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapmamıştır. İhlal, dosyadaki bilirkişi ve teftiş raporlarının neden dikkate alınmadığına dair ilgili ve yeterli gerekçe bulunmamasına dayanmaktadır. Feshin niteliği yeniden yargılamada iş mahkemesince değerlendirilecektir.
Kazaların gerçekten yaşanmış olması feshi haklı kılmaya yetmedi mi?
Kararda kazaların varlığı tartışılmamıştır. Mahkemenin eleştirdiği nokta, kazaların kapsamı, maddi zararın boyutu ve işverenin katlanmak zorunda kaldığı külfet konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan, karşı yöndeki delillere de cevap verilmeden sonuca varılmasıdır.
Aynı işyerindeki başka bir işçinin kararı bu dosyayı nasıl etkiledi?
Mahkeme, 2020/26593 numaralı başvuruda aynı işyerine ilişkin üye sayısı düşüşü ve sendikalı işçilere yönelik ayrım tespitlerini aktarmış, eldeki dosyadaki bilirkişi raporunun benzer veriler içerdiğini belirtmiştir. Bu nedenle önceki karardaki değerlendirmeden ayrılmayı gerektiren bir yön görmemiştir.
Maddi tazminat talebi neden reddedildi?
Mahkeme, maddi zarara ilişkin taleplerin yeniden yargılama sürecinde giderilebileceğini belirtmiştir. Sendikal tazminatın verilip verilmeyeceği de bu yeni yargılamanın konusudur; Anayasa Mahkemesi yalnızca net 50.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Değerlendirme, sendikal tazminat davasında gerekçe eksikliğine ilişkin tek bir ihlal kararına dayanır; yeniden yargılamanın sonucu karar tarihinde belli değildir. Delil durumu, işyerindeki sendikal tablo ve fesih gerekçesi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



