Kimliksiz Çocukta Babalık Davası – Yargıtay 2. HD 2026/5387

Nüfus kütüğünde kaydı bulunmayan bir çocuk, resmî açıdan neredeyse görünmezdir: Okula kaydı yapılamaz, sağlık hizmetlerine erişimi zorlaşır, hangi devletin vatandaşı olduğu bile belirsiz kalabilir. Annesi yabancı uyruklu olup doğumdan sonra ortadan kaybolan, babası olduğu iddia edilen kişiyle de hukuki bağı kurulmamış böyle bir çocuk için açılan babalık davası, “çocuğun kimliği yok” gerekçesiyle reddedilebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.05.2026 tarihli ve E.2026/3059, K.2026/5387 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz cevap vermiştir. Daire, kimlik eksikliğini davayı reddetmenin değil, giderilmesi gereken bir araştırma konusunun gerekçesi olarak görmüş; annenin kimliğinin göçmen kayıtları ve hastane doğum kayıtlarıyla belirlenmesini, ardından baba olduğu iddia edilen kişi ile çocuk arasında DNA testi yaptırılmasını istemiştir. Bölge adliye mahkemesinin kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesinin ret kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
📌 Daire ne dedi? Kısaca hüküm
Dairenin vardığı sonuç tek cümleyle şöyle özetlenebilir: Çocuğun kimliğinin bulunmaması eğitim ve sağlık gibi temel haklardan yararlanmasını engellemekte ve uluslararası sözleşme hükümlerine aykırılık doğurmaktadır; bu nedenle mahkeme, kimlik eksikliğini gerekçe yaparak davayı reddetmek yerine önce anne ile çocuk arasındaki bağı, ardından baba olduğu iddia edilen kişi ile çocuk arasındaki soybağını araştırmalıdır.
Hüküm fıkrasında iki ayrı işlem yer almıştır: İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı ise bozulmuştur. Dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
👶 Kimliksiz büyüyen bir çocuğun dosyası
Karardaki anlatıma göre davacı kayyım, yabancı uyruklu anne ile baba olduğu iddia edilen davalı arasındaki nikâhsız ilişkiden çocuğun bir devlet hastanesinde doğduğunu, doğumdan sonra annenin evi terk ettiğini ve kendisine ulaşılamadığını belirtmiştir. Çocuğun kimliği bulunmamakta, çocuk bir kurumun koruması altında kalmakta ve kimliği olmadığı için okula gidememektedir.
Dosyanın dikkat çekici bir geçmişi de vardır. Baba olduğu iddia edilen kişi, 2021 yılında bir aile mahkemesinde kendisi babalık davası açmış; anne ile resmî nikâh olmadan birlikte yaşamaya başladıklarını, ortak bir çocuklarının olduğunu, annenin çocuğu bırakıp gittiğini ve kimlik bulunmadığı için çocuğun resmî işlemlerinin yapılamadığını ileri sürmüştür. Ancak daha sonra bu davadan feragat etmiş ve dava feragat nedeniyle reddedilmiştir.
Feragat dilekçesindeki açıklamalar da kararda yer almıştır: Davalı, anneye ulaşamadığını, çocuğun en azından kimliğinin çıkarılabilmesi ve eğitim ile sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için onu sosyal hizmetlere teslim edeceğini, ancak çocuğa vasi olarak atanmak istediğini belirtmiştir. Kayyımın bu davayı açması da önceki davadan feragat edildiğinin öğrenilmesi üzerine olmuştur.
🚫 Derece mahkemeleri davayı neden reddetti?
| Merci | Gerekçe | Sonuç |
|---|---|---|
| Aile Mahkemesi (2025/227 E., 2025/962 K.) | Çocuğun kimlik bilgileri yoktur; bu hâliyle kan örneği alınamaz, alınsa dahi kimliksiz bir birey hakkında hüküm kurulamaz. | Ret |
| Bölge Adliye Mahkemesi 2. HD (2025/3406 E., 2026/117 K.) | Annenin kimlik bilgileri belli değildir, çocuğun kimliği çıkarılmamıştır; annenin nerede olduğu bilinmediği için çocuğun yabancılar kütüğüne tescili de sağlanamaz. Nüfus Müdürlüğünün 22.05.2025 tarihli yazısında ise soybağı belirlenirse çocuğun nüfusa tescilinin mümkün olduğu bildirilmiştir. | İstinafın esastan reddi |
| Yargıtay 2. HD (12.05.2026) | Kimliksizlik temel haklara erişimi engeller; anne-çocuk bağı kayıtlarla kurulmalı, ardından DNA testi yapılmalıdır. | BAM kararının kaldırılması, ilk derece kararının bozulması |
Derece mahkemelerinin yaklaşımı, kendi içinde döngüsel bir sonuç doğurmaktaydı: Çocuğun kimliği olmadığı için soybağı kurulamıyor, soybağı kurulamadığı için de çocuğa kimlik çıkarılamıyordu. Nüfus Müdürlüğünün yazısı ise bu döngünün anahtarının soybağının belirlenmesi olduğunu göstermekteydi.
📜 Dairenin dayandığı normlar
Daire bozma gerekçesini dört ayrı düzenleme üzerine kurmuştur:
- BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.7: Çocuk doğumdan hemen sonra nüfus kütüğüne kaydedilir; doğumdan itibaren isim ve vatandaşlık kazanma hakkına, mümkün olduğu ölçüde ana-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahiptir. Taraf devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması söz konusu olduğunda bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt eder.
- Anayasa m.66/2: “Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.”
- 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.7/3: Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk, soybağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi hâlinde Türk vatandaşlığını kazanır.
- Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik m.13: Yabancılar kütüğünde kayıtlı ana ile Türk vatandaşı babadan evlilik dışında doğan çocuk yabancılar kütüğüne yazılır; mahkeme kararıyla babalığa hükmedilmesi hâlinde bu kayıt kapatılır ve çocuk babasının hanesine tescil edilerek kendisine T.C. kimlik numarası verilir.
Bu düzenlemeler birlikte okunduğunda, babalık hükmünün yalnızca aile hukukuna ilişkin bir sonuç doğurmadığı, çocuğun nüfus kaydı ve vatandaşlığı bakımından da belirleyici olabileceği görülmektedir. Daire, kimliğin olmamasının çocuğun eğitim ve sağlık gibi temel haklardan yararlanmasını engellediğini ve bu durumun milletlerarası sözleşme hükümlerine aykırılık doğuracağını açıkça vurgulamıştır.
🧬 Bozma kararındaki iki adımlı yol haritası
Kararı pratik açıdan değerli kılan, Dairenin yalnızca “eksik inceleme” tespitiyle yetinmeyip ilk derece mahkemesinin izleyeceği sırayı da göstermesidir:
- Birinci adım — anne ile çocuk arasındaki bağ: Annenin kimlik bilgilerinin açık şekilde belirlenmesi için Türkiye’deki ilgili kurumlardan göçmen kayıtları getirtilecek; çocuğun doğduğu devlet hastanesinden gelen doğum kayıtlarına ilişkin bilgilerle birlikte anne ile çocuk arasında bağ kurulacaktır.
- İkinci adım — babalık bakımından DNA testi: Baba olduğu iddia edilen davalı ile çocuk arasındaki soybağının tespit edilebilmesi için DNA testi yaptırılacak ve sonucuna göre karar verilecektir.
Bu sıralama, ilk derece mahkemesinin “kimliksiz bireyden kan örneği alınamaz” gerekçesine de dolaylı bir cevaptır. Daireye göre çocuğun biyolojik varlığı ve doğum kaydı mevcuttur; eksik olan, bu verilerin resmî kayıtlarla eşleştirilmesidir ve bu eksiklik mahkemenin yürüteceği araştırmayla giderilebilecek niteliktedir.
🏛️ Babalık davasının genel çerçevesi
Kararın daha iyi anlaşılması için Türk Medeni Kanunu’ndaki temel kurallara kısaca değinmek yararlı olacaktır. Bu hükümler kararda ayrıca tartışılmamıştır; aşağıdaki açıklama genel çerçeveyi göstermek amacıyla eklenmiştir:
- TMK 301: Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır; Cumhuriyet savcısına ve Hazineye, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir. Somut dosyada Hazine ve Maliye Bakanlığının vekiliyle yer alması da bu ihbar düzenlemesiyle uyumludur.
- TMK 284: Soybağına ilişkin davalarda hâkim maddi olguları re’sen araştırır ve delilleri serbestçe takdir eder. Taraflar ve üçüncü kişiler, sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdür.
- TMK 303: Babalık davası doğumdan önce veya sonra açılabilir; ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Maddenin ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 tarihli ve E.2010/71, K.2011/143 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Re’sen araştırma ilkesinin bulunduğu bir dava türünde, kimlik eksikliğinin davayı sonuçsuz bırakan bir engel olarak görülmemesi bu çerçeveyle de örtüşmektedir. Soybağı davalarında taraf sıfatına ilişkin farklı bir sorunu ele alan soybağının reddini kim açabilir yazısı ile çocuğun davada temsiline ilişkin temsil kayyımı yazısı da bu kararla birlikte okunabilir.
📝 Karardan çıkan notlar
- Çocuğun nüfus kaydının bulunmaması, babalık davasının esasının incelenmesine engel sayılmamıştır.
- Mahkemeden beklenen, kimlik eksikliğini kayıt araştırmasıyla gidermek ve soybağını bilimsel delille tespit etmektir.
- Daire, çocuğun kayıt ve kimlik hakkını uluslararası sözleşme ve Anayasa hükümleri üzerinden değerlendirmiş; kimliksizliğin temel haklara erişime etkisini gerekçenin merkezine koymuştur.
- Baba olduğu iddia edilen kişinin daha önce açtığı davadan feragat etmesi, kayyımın çocuk adına yeniden dava açmasını engellememiş; Daire bu yönden ayrı bir tartışma yapmadan esasa ilişkin araştırma yapılmasını istemiştir.
Kararın sınırları da göz önünde tutulmalıdır. Daire babalık konusunda bir sonuca varmamıştır; DNA testi yapılmadan davalının baba olup olmadığı bilinmemektedir. Çocuğun hangi kütüğe ve hangi vatandaşlıkla kaydedileceği de anne ile çocuk arasındaki bağın kurulmasına ve DNA testinin sonucuna bağlıdır.
💡 Soru ve cevaplar
Daire davalının çocuğun babası olduğuna mı karar verdi?
Hayır. Daire yalnızca eksik araştırma nedeniyle ret kararını bozmuştur. Babalık konusunda karar, ilk derece mahkemesinin yaptıracağı DNA testi ve toplayacağı diğer deliller değerlendirildikten sonra verilecektir.
Annenin nerede olduğu bilinmezken anne-çocuk bağı nasıl kurulacak?
Daire bu konuda iki kaynak göstermiştir: Türkiye’deki ilgili kurumlardaki göçmen kayıtları ve çocuğun doğduğu devlet hastanesinin doğum kayıtları. Annenin kimlik bilgileri bu kayıtlardan belirlenecek ve hastane kayıtlarıyla birlikte anne ile çocuk arasında bağ kurulacaktır.
Babalık hükmü çocuğun vatandaşlığını etkiler mi?
Daire bu ilişkiye dikkat çekmiştir. Anayasa’nın 66. maddesi ile 5901 sayılı Kanun’un 7/3. maddesine göre Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik dışında doğan çocuk, soybağı kurulması hâlinde Türk vatandaşlığını kazanır. Yönetmeliğin 13. maddesi de mahkeme kararıyla babalığa hükmedilmesi hâlinde çocuğun babasının hanesine tescil edileceğini öngörmektedir. Somut dosyada bu sonucun doğup doğmayacağı yargılamanın sonucuna bağlıdır.
Davayı neden kayyım açtı?
Karara göre çocuğun annesine ulaşılamamış, baba olduğu iddia edilen kişi de daha önce açtığı babalık davasından feragat etmiştir. Çocuk bir kurumun koruması altında kalmaktadır. TMK 301’e göre babalık davasını ana ve çocuk açabilir; somut dosyada dava çocuk adına kayyım tarafından açılmış ve temyiz de kayyım vekilince yapılmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kimliği bulunmayan, annesine ulaşılamayan ve bir kurumun koruması altında kalan bir çocuk adına kayyım tarafından açılan somut babalık davasına dayanmaktadır; tarafların durumu, mevcut kayıtlar ve deliller farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



