Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Yetkisiz Uzmana Güven Kusur mu? – Yargıtay 11. CD 2026/3004

Sosyal medyada tanışılan ve kendini “finans uzmanı” olarak tanıtan biri, ortak yatırım yapıp birlikte kâr elde etme teklifiyle gelir. Şikâyetçi, farklı tarihlerde parça parça toplam 82.983,00 TL’yi kendisine bildirilen hesaplara gönderir; bir süre sonra dolandırıldığını anlar. Soruşturma ise kısa sürede kapanır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi dikkat çekicidir: Sermaye piyasası mevzuatına göre yatırım danışmanlığı belirli bir sıfat gerektirmektedir; şikâyetçi, böyle bir sıfatı olmayan kişilere inanarak para göndermiştir ve bu nedenle aldatıldığı söylenemez. Yargıtay’ın cevaplandırdığı soru şudur: Mağdurun “yeterince dikkatli olmaması”, soruşturma yapılmadan dosyanın kapatılmasına dayanak olabilir mi?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 23.03.2026 tarihli ve E.2025/5739, K.2026/3004 sayılı kararıyla, bu gerekçeyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı reddeden sulh ceza hâkimliği kararını, Adalet Bakanlığının istemi üzerine CMK 309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur.

Kısa özet: Şikâyetçi, sosyal medya üzerinden tanıştığı ve kendisini finans uzmanı olarak tanıtan kişinin yönlendirmesiyle yatırım yaptığını düşünerek farklı kişilere ait banka hesaplarına toplam 82.983,00 TL göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı; nitelikli yalan bulunmadığı, şikâyetçinin sermaye piyasası mevzuatına göre sıfatı olmayan kişilere inandığı ve makul tedbirleri almadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmiştir. Yargıtay, gerekçeyi “hatalı” bulmuş; hesap sahipleri, hat sahipleri ve şirket kayıtları araştırılmadan bu değerlendirmenin yapılamayacağını belirterek mercii kararını kanun yararına bozmuştur.

📲 Ortak yatırım teklifi ve 82.983 TL

Karar metnine göre şikâyetçinin anlatımı şöyledir: Kendisini finans uzmanı olarak tanıtan bir kişiyle sosyal medya üzerinden tanışmış, iletişim daha sonra mesajlaşma programları üzerinden sürmüştür. Bu kişi, birlikte iş yapmayı ve ortak bir yatırımla kâr elde etmeyi teklif etmiştir. Şikâyetçi de bu teklif üzerine farklı tarihlerde, parça parça, dekontlarda gösterilen hesaplara para göndermiştir.

Gönderilen toplam tutar 82.983,00 TL‘dir. Paraların tek bir hesaba değil, farklı kişilere ait banka hesaplarına gittiği; kararda hesap sahiplerinden bir kısmının tüzel kişi görünümünde olduğu da anlaşılmaktadır. Şikâyetçi, kendisine yalan söylenerek maddi zarara uğratıldığını belirterek şikâyette bulunmuştur. Şikâyetçi vekili de soruşturma sırasında, 18.04.2024 tarihli dilekçe ekinde bir CD sunmuştur.

🗂️ Savcılığın gerekçesi: “Sıfatı olmayana inanan aldanmış sayılmaz”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 11.03.2024 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Yargıtay kararında aktarılan gerekçe özetle şu unsurlardan oluşmaktadır:

  • Somut olayda nitelikli bir yalanın bulunmadığı,
  • Yatırım danışmanlığına ilişkin sermaye piyasası mevzuatı karşısında şikâyetçinin, böyle bir sıfatı olmayan şüphelilere inanıp para göndermiş olduğu,
  • Hayatın olağan akışı içinde makul düzeyde beklenen öngörü ve tedbirlerin şikâyetçi tarafından alınmadığı,
  • Bu nedenle şikâyetçinin denetim imkânının ortadan kalkmadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı.

Şikâyetçinin itirazını inceleyen Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 26.09.2024 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. CMK 173 kapsamındaki bu karar kesin nitelikte olduğundan aynı tarihte kesinleşmiştir. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, CMK 309/1 uyarınca 10.11.2025 tarihli evrakıyla kanun yararına bozma isteminde bulunmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 24.11.2025 tarihli tebliğnameyle dosyayı Daireye göndermiştir.

⚖️ Yargıtay’ın değerlendirmesi ve hüküm

Daire, önce CMK 160, 172 ve 173 hükümlerini hatırlatmıştır: Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamalıdır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği ise yeterli delil yoksa itirazı reddedebilir, yeterli delil varsa kabul edebilir ya da eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.

Daire bu çerçevede, soruşturmada gerekli araştırmalar yapılmadan sonuca gidildiğini tespit etmiş ve savcılık kararındaki ifadeleri tırnak içinde aktararak bunları açıkça “hatalı gerekçe” olarak nitelendirmiştir. Sonuçta, hatalı gerekçe ve eksik soruşturmaya dayanan karara yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddedilmesi Kanun’a aykırı bulunmuştur.

Hüküm fıkrası şöyledir: Kanun yararına bozma isteminin kabulüne; Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.09.2024 tarihli kararının CMK 309/3 gereği oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına; CMK 309/4-a uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E.2025/5739, K.2026/3004 sayılı ve 23.03.2026 tarihli kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🧩 Hile, denetim imkânı ve mağdurun özeni

Dolandırıcılık suçu TCK 157’de, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlama şeklinde tanımlanmıştır. Yargı kararlarında yerleşik olarak, basit bir yalanın yetmediği, hilenin mağdurun denetleme ve sorgulama imkânını ortadan kaldıracak yoğunlukta olması gerektiği kabul edilir. Savcılık kararının dayandığı düşünce de budur.

Bu dosyanın ilginç yanı, “denetim imkânı” ölçütünün mağdurun mevzuat bilgisi üzerinden kurulmasıdır. Savcılığa göre yatırım danışmanlığının belirli bir sıfat gerektirdiği sermaye piyasası mevzuatında düzenlendiğine göre, böyle bir sıfatı bulunmayan kişilere güvenen şikâyetçi, gerekli özeni göstermemiştir. Yargıtay bu gerekçeyi kabul etmemiştir.

Kararda bu konuda soyut bir ilke cümlesi kurulmamış; ancak sonuç açıktır: Para transferlerinin kimlere gittiği, iletişimin hangi hatlar üzerinden kurulduğu ve paranın gönderildiği şirketlerin gerçek bir faaliyeti olup olmadığı araştırılmadan, hilenin yoğunluğu ve mağdurun aldatılıp aldatılmadığı değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, mağdurun özenine ilişkin bir tartışma ancak olay aydınlatıldıktan sonra yapılabilir.

Sermaye piyasasında izin almadan faaliyette bulunmak, ayrıca 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 109/2. maddesinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülen bir suç olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla failin “yetkisiz” olması, kendi başına mağdur aleyhine bir değerlendirmenin dayanağı yapılmaya elverişli bir olgu olarak görünmemektedir. Benzer bir dosyada izinsiz sermaye piyasası faaliyeti boyutunun ele alındığı izinsiz sermaye piyasası suçu yazısına; “basit yalan” gerekçesinin değerlendirildiği bir başka karar için “finans uzmanı” dolandırıcılığı yazısına göz atılabilir.

🔍 Daireye göre yapılması gereken araştırmalar

Yargıtay, soruşturmanın genişletilmesi kapsamında yapılması gereken işlemleri tek tek saymıştır. Bunlar, bu tür dosyalarda delil toplama sürecinin nasıl işleyebileceğine dair somut bir çerçeve sunmaktadır:

  • Şikâyetçinin olayla ilgili ayrıntılı beyanının alınması,
  • Şikâyetçi vekilinin 18.04.2024 tarihli dilekçe ekinde sunduğu CD’nin çözümünün yaptırılması,
  • Dekontlarda belirtilen hesap sahipleri ile şikâyetçinin iletişim kurduğu GSM hat sahiplerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti,
  • Tüzel kişi görünen hesap sahiplerinin yetkililerinin ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi,
  • Tüm şüphelilerin ifadelerine başvurulması,
  • Şüpheliler hakkında benzer eylemler nedeniyle başka soruşturma bulunup bulunmadığının ve benzer yöntemle işlenmiş dolandırıcılık eylemlerinin ortaya konulması,
  • 11.12.2023 tarihli müzekkere cevabının beklenmesi.

Kanun yararına bozma istemini içeren tebliğnamede de benzer şekilde, para transferi kayıtlarının bankalardan istenmesi ve havale yapılan şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek faaliyet alanları ile faaliyetlerine devam edip etmediklerinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırmalar yapılmadan verilen kararın, şikâyetçinin özen eksikliğine dayandırılması Daire tarafından yerinde görülmemiştir.

Kararın usul yönü de dikkat çekicidir. CMK 309/4-a uyarınca, davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin bozmada, kararı veren hâkim gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. Yani bozmanın etkisi, sulh ceza hâkimliğinin itirazı yeniden ele almasıdır; kararın kendisi şüpheliler hakkında suçun işlendiğine dair bir tespit içermemektedir.

🆕 Güncel mevzuat notu: TCK 158/4 ve CMK 173

Karardaki olayda paralar farklı kişilere ait hesaplara gönderilmiştir. Bu bağlamda, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra dikkat çekmektedir. Resmî mevzuat metnine göre bu fıkra, 157 ve 158. maddelerdeki suçlara iştirakin, haksız menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde cezanın yarı oranında indirileceğini düzenlemektedir. Hesap sahiplerinin tespiti, bu tür dosyalarda bundan böyle hem şüphelilerin kimliği hem de iştirakin niteliği bakımından önem taşıyacaktır.

Ayrıca kararda CMK 173/1, itiraz süresini “onbeş gün” olarak öngören önceki metniyle aktarılmıştır. Resmî mevzuattaki güncel metinde bu süre “iki hafta” olarak ifade edilmektedir.

❓ Merak edilenler

Yatırım danışmanının yetkisiz olduğunu araştırmamak, dolandırıcılık suçunu ortadan kaldırır mı?

Bu kararda savcılık, şikâyetçinin sermaye piyasası mevzuatına göre sıfatı olmayan kişilere güvendiğini gerekçe olarak kullanmış; Yargıtay ise bu gerekçeyi hatalı bulmuştur. Daireye göre hesap ve hat sahipleri ile şirket kayıtları araştırılmadan suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılamaz. Kararın, şüphelilerin suçlu olduğuna dair bir tespit içermediğini de belirtmek gerekir.

Kanun yararına bozma kararından sonra dosyada ne olur?

CMK 309/4-a uyarınca, davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin bozmada kararı veren hâkim gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir. Bu dosyada da Yargıtay, gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine hükmetmiştir.

Sulh ceza hâkimliği itirazı incelerken hangi kararları verebilir?

Kararda açıklandığı üzere hâkimlik, kamu davası açılması için yeterli delil yoksa itirazı reddedebilir, yeterli delil varsa kabul edebilir veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir. Bu dosyada Yargıtay, soruşturmanın genişletilmesi gerekirken itirazın reddedilmesini Kanun’a aykırı bulmuştur.

Paranın gönderildiği hesap bir şirkete aitse ne araştırılır?

Yargıtay’ın saydığı işlemlere göre, tüzel kişi görünen hesap sahiplerinin yetkilileri ilgili kurumlardan sorularak belirlenmeli ve ifadeleri alınmalıdır. Tebliğnamede ayrıca şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek faaliyet alanlarının ve faaliyetlerinin sürüp sürmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Tarafların ve şüphelilerin kimliği kaynakta anonimdir. Kanun yararına bozma kararı, soruşturmanın eksik yürütüldüğüne ilişkindir; şüpheliler hakkında suçun işlendiğine dair bir tespit içermez ve soruşturmanın sonucu hakkında bir öngörü niteliği taşımaz. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu