Vasi İzni Olmadan Nüfus Davası – Yargıtay 2. HD 2025/11688

İki ayrı nüfus kütüğünde, iki ayrı kimlik numarasıyla görünen bir baba düşünün. Bir zamanlar Türk vatandaşlığını kaybedip Bulgaristan’a gitmiş, yıllar sonra geri dönmüş ve bu kez başka bir ilde, farklı bir kayıtla yeniden tescil edilmiştir. Çocuğu, bu iki kaydın aynı insana ait olduğunun tespiti için dava açar. Ancak davayı açan kişi kendisi değil, “vasisi” olduğu söylenen kızıdır ve dosyada bir vesayet kararı yoktur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, esasa girmeden önce iki soruyu sordu: Davayı kim, hangi yetkiyle açtı? Karardan etkilenecek herkes davada yer alıyor mu?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.12.2025 tarihli ve E.2025/8281, K.2025/11688 sayılı kararıyla, nüfus kayıtlarının aynı kişiye ait olduğunun tespiti istemiyle açılan davada verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🪪 İki kütük, tek insan iddiası
Karar metninde aktarıldığına göre dava, kısıtlı olduğu belirtilen davacının vasisi vekili tarafından açılmıştır. İddiaya göre davacının babası, Tekirdağ’da bir hanede nüfusa kayıtlı iken Türk vatandaşlığını kaybederek Bulgaristan’a gitmiş, daha sonra yurda dönmüş ve bu defa İstanbul’da başka bir hanede, farklı bir doğum tarihi ve farklı bir kimlik numarasıyla yeniden nüfusa tescil edilmiştir. Böylece aynı kişi, iki ayrı kimlik numarasıyla iki ayrı insan gibi görünmektedir.
Davacı tarafa göre durum yalnız babayla sınırlı değildir; aile bireyleri farklı zamanlarda göç ettikleri için aile fertleri de farklı nüfus kayıtlarına tescil edilmiştir. Talep, iki kayıtta görünen kişilerin aynı kişi olduğunun tespitidir. Kişi adları kaynak metinde anonimleştirilmiş olup yazıda da yer verilmemiştir.
Uyuşmazlığın önemi, yalnızca bir kayıt düzeltmesinden ibaret olmamasıdır. İki kaydın birleşmesi, kimin kimin mirasçısı olduğunu, hangi taşınmazın hangi tereke içinde yer aldığını ve soy bağının hangi kütükten izleneceğini doğrudan etkileyebilir. Yargıtay da kararın ikinci bölümünde bu etkiye dikkat çekmiştir.
🏛️ İlk derece ve istinaf aşaması
Dava, İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş; mahkeme 2024/233 Esas, 2025/68 Karar sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Davacı vasisi vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/1458 Esas, 2025/1332 Karar sayılı kararıyla başvuruyu esastan reddetmiştir. Dava türü karar başlığında “Nüfus (Diğer Kayıtların Düzeltilmesi İstemli)” olarak gösterilmiştir.
Karar metninden davanın yalnız Nüfus İdaresine yöneltildiği anlaşılmaktadır. Ret gerekçesinin ayrıntısı Yargıtay ilamında aktarılmamıştır. Yargıtay ise ret gerekçesinin isabetini tartışmadan, daha önce çözülmesi gereken iki dava şartı sorununa odaklanmış ve “bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına” karar vermiştir.
🔑 Birinci bozma nedeni: dava ehliyeti
Daire önce kavramı tanımlamıştır: Dava ehliyeti, kişinin bir davayı bizzat veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığıyla takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir (HMK m.71). Dava ehliyeti olmayanlar, taraf oldukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir (HMK m.52). Dava ehliyeti bir dava şartıdır (HMK m.114) ve mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlığın giderilmesi mümkünse bunun tamamlanması için kesin süre verir. Somut olayda Yargıtay’ın tespit ettiği tablo şudur:
- Dava dilekçesinde davacının kısıtlı olduğu ve kızının kendisine vasi atandığı belirtilmiştir.
- Dosya kapsamında vesayete ilişkin bir karar bulunmamaktadır.
- Davacının nüfus kaydında kısıtlılığa ilişkin bir belirtme de yapılmamıştır.
- Kızın vasi olarak mı, yoksa yasal danışman olarak mı atandığı belirsizdir.
Daire, bu belirsizlik giderilmeden esas hakkında hüküm kurulamayacağını kabul etmiş ve vesayet makamından kısıtlılık kararı bulunup bulunmadığının sorulmasını, ilgili dosyanın getirtilerek değerlendirilmesini istemiştir. Başka bir ifadeyle, davayı açan kişinin sıfatı belgelenmeden verilen ret kararı, sonucu doğru olsa bile usulen sağlam bir zemine oturmamaktadır.
⚖️ Vasi ile yasal danışman arasındaki fark
Kararın en öğretici yanı, Daire’nin iki farklı ihtimale göre iki farklı yol çizmesidir. Bu ayrım, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun vesayet hükümlerine dayanır.
İhtimal 1 – Davacı kısıtlanmış ve vasi atanmışsa: TMK m.462’ye göre bazı işlemler vesayet makamının iznine bağlıdır. Maddenin 8. bendi, “acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması” hâlini sayar. Yargıtay, bu durumda vasinin dava açmak için vesayet makamından izin alması gerektiğini ve bu eksikliğin tamamlanması gerektiğini belirtmiştir.
İhtimal 2 – Davacıya yasal danışman atanmışsa: TMK m.429, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye, sayılan işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanacağını öngörür; sayılan işlerin ilki “dava açma ve sulh olma”dır. Yargıtay’a göre bu durumda kişi, yasal danışmanın izni ve onayı ile dava açabilir. Yasal danışman da kızı ise, davanın bu şekilde açıldığı gözetilerek karar verilmesi gerekir.
Bu iki ihtimal arasındaki pratik fark belirgindir:
- Vesayette kişi temsil edilir; dava açma işlemi ayrıca vesayet makamının iznine bağlıdır.
- Yasal danışmanlıkta kişi fiil ehliyetini kısmen korur; danışmanın görüş ve onayıyla davayı kendisi açabilir.
- Her iki durumda da atama kararının dosyaya girmesi, mahkemenin sıfatı denetleyebilmesinin ön koşuludur.
Daire hangi ihtimalin gerçekleştiğine kendisi karar vermemiş, bunun araştırılmasını ilk derece mahkemesine bırakmıştır. Bu nedenle karar, belirli bir sonucu değil, izlenmesi gereken yöntemi ortaya koymaktadır.
👥 İkinci bozma nedeni: mirasçılar ve taraf teşkili
İkinci bozma nedeni, davanın yalnız Nüfus İdaresine karşı açılmış olmasıdır. Daire, taraf teşkilinin dava şartı olduğunu ve davanın her aşamasında re’sen dikkate alınacağını vurgulamıştır. Talep, iki kayıttaki kişilerin aynı kişi olduğunun tespitidir; verilecek karar, her iki kayıtta görünen kişinin mirasçılarının hukuki durumunu etkileyecektir.
Bu nedenle Yargıtay, iki kişinin nüfus kayıtlarında görülen tüm mirasçılarının belirlenerek davalı sıfatıyla davaya katılmalarının sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Daire, aksi hâlde Anayasa’nın 36. maddesiyle düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınmadan, eksik hasımla esas hakkında karar verilmiş olacağını açıklamıştır.
Bu yaklaşımın arkasında basit bir mantık vardır: Bir kişinin iki kaydının birleştirilmesi, o kayıtlara bağlı mirasçılık ilişkilerini de birleştirir. Hakkı etkilenecek bir mirasçı davadan habersiz kalırsa, sonradan aynı mesele yeniden tartışma konusu olabilir. Nüfus kaydı ile soybağı arasındaki sınırın tartışıldığı farklı bir uyuşmazlık için sitedeki nüfus düzeltme mi soybağı reddi mi yazısına bakılabilir.
🔎 Re’sen araştırma ilkesi ve nüfus davaları
Daire, bozma gerekçesinden önce nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin genel çerçeveyi de hatırlatmıştır. TMK m.39’a göre mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. Karar metninde ayrıca 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine (kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerindeki kayıtların düzeltilemeyeceği; maddi hataların ise nüfus müdürlüğünce dayanak belgeye göre düzeltileceği) ve 36. maddesine (düzeltme davalarının yerleşim yerindeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı) atıf yapılmıştır.
Yargıtay’a göre nüfus kayıtlarının düzeltilmesi kamu düzenine ilişkindir. Hâkim istemle bağlı kalmaksızın kendiliğinden araştırma yapmak, hiçbir kuşkuya yer bırakmadan doğru sicili oluşturmak ve bunun için bilimsel çalışmaların sunduğu imkânlardan yararlanmak zorundadır. Bu ilke, kararın iki bozma nedenini birbirine bağlar:
- Kamu düzenine ilişkin bir davada, davayı açanın sıfatı kesin olarak belirlenmelidir.
- Kayıt değişikliğinden etkilenecek herkes yargılamaya dâhil edilmelidir.
- Ancak bu iki koşul sağlandıktan sonra deliller toplanıp esas hakkında karar verilebilir.
Temsil ilişkisinin trafik kazası davasında tartışıldığı farklı bir örnek için sitedeki sürücü babanın çocuğuna kayyım kararı da incelenebilir.
❓ Sık sorulan sorular
Yargıtay iki kaydın aynı kişiye ait olduğunu kabul etti mi?
Hayır. Daire esasa ilişkin bir değerlendirme yapmamış, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bozma, dava ehliyeti ve taraf teşkili eksikliklerine dayanmaktadır.
Vasinin dava açması neden ayrıca izne bağlı?
TMK m.462/8, acele hâllerde geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açmayı vesayet makamının iznine bağlı işlemler arasında saymaktadır. Yargıtay, davacıya vasi atanmışsa bu iznin tamamlanması gerektiğini belirtmiştir.
Yasal danışman atanmışsa sonuç değişir mi?
Kararda bu ihtimal ayrıca ele alınmıştır. Yasal danışman atanan kişi, danışmanın izni ve onayı ile dava açabilir; danışman kızı ise davanın bu şekilde açıldığı gözetilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mirasçılar neden davalı olmalı?
Daire’ye göre iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun tespiti, her iki kayıtta görünen kişinin mirasçılarının hukuki durumunu etkileyecektir. Bu kişilerin davaya katılmaması, iddia ve savunma hakkını kısıtlayan bir eksik hasım durumu olarak değerlendirilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi özetine dayanır; davacının, babasının ve aile bireylerinin kimliği kaynakta anonimdir. İlk derece mahkemesinin ret gerekçesi Yargıtay ilamında aktarılmamıştır. Bozma kararı sonrasında yapılacak yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Vesayet durumu ve kayıtları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



