Tanınmıyor Şerhi ve TK 35/4 – Yargıtay HGK 2026/385

Postacı, bir limited şirketin ticaret sicilinde yazılı adresine gider; kapıda şirketi bilen kimseyi bulamaz, mahalle muhtarlığında da kayda rastlamaz ve zarfın üzerine “muhatap adreste tanınmıyor” yazarak geri döner. Birkaç gün sonra aynı adrese bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre ödeme emri gönderilir ve kapıya yapıştırılır. Şirket, ilk zarfın “kapalı” ya da “taşınmış” değil “tanınmıyor” şerhiyle döndüğünü öne sürerek tebligatın usulsüz olduğunu savunur. Bu küçük şerh farkı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ile bölge adliye mahkemesini karşı karşıya getirmiş ve dosya Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.06.2026 tarihli ve E.2025/629, K.2026/385 sayılı kararıyla, ticaret sicilindeki adrese çıkarılan ilk tebligatın hangi gerekçeyle iade edildiğine bakılmaksızın bila tebliğ dönmesinin, aynı adrese TK m.35/4 uyarınca tebligat yapılması için yeterli olduğunu kabul etmiş ve bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak onamıştır.
📮 Bono takibi ve geri dönen zarf
Alacaklı, bir bonoya dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmıştır. Takipte iki borçlu vardır: senedi düzenleyen ve aynı zamanda şirket yetkilisi olan kişi ile senede aval veren limited şirket. Karar metnine göre ödeme emri yalnızca şirkete gönderilmiştir.
Tebligat süreci kısa bir zaman diliminde tamamlanmıştır:
- 27.10.2022: Şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkarılan ödeme emri, “Muhatabın adresine gidildi. Muhatap adreste tanınmıyor. Mahalle muhtarında muhatabın isim kaydına rastlanmadı” şerhiyle bila tebliğ iade edilmiştir.
- 02.11.2022: Aynı adrese TK m.35 uyarınca yeniden çıkarılan ödeme emri tebliğ edilmiş sayılmıştır; bölge adliye mahkemesinin tespitine göre mazbatada kapıya ihbar kâğıdı yapıştırıldığı şerhi de bulunmaktadır.
- 13.09.2023: Borçlular, takibi bu tarihte öğrendiklerini ileri sürmüştür.
Borçlular icra mahkemesine iki başvuru yapmıştır. İlkinde ödeme emrinin şirkete usulsüz tebliğ edildiğini, tebliğ tarihinin 13.09.2023 olarak düzeltilmesini ve hacizlerin kaldırılmasını istemişlerdir. Birleşen ikinci başvuruda ise senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep etmişlerdir. Alacaklı, tebligatın usulüne uygun olduğunu, bu nedenle imzaya itirazın süreden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
🪜 İlk derece, bölge adliye ve Özel Daire
İcra mahkemesi (19.04.2024, 2023/455 E., 2024/151 K.): Mahkeme, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bir önceki kararına dayanarak, ticaret sicil adresine TK m.35’e göre tebligat yapılabilmesi için ilk tebligatın “adres kapalı” ya da “muhatap taşınmış” şerhiyle dönmesi gerektiğini, “tanınmıyor” şerhinin yetmeyeceğini kabul etmiştir. Ödeme emrinin 13.09.2023’te tebliğ edildiği tespit edilmiş; 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı belirlenerek takip borçlular yönünden durdurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi (04.07.2024, 2024/842 E., 2024/1027 K.): Daire, alacaklının istinafını kabul etmiştir. Şirket vekili, şirketin bu adreste faal olduğunu ya da adresi kullandığını ileri sürmemiştir; bu nedenle tebligat usulüne uygundur. Sonuçta şirketin usulsüz tebligat şikâyeti ve imza itirazı süreden reddedilmiş, senedi düzenleyen kişi yönünden ise imza itirazı kabul edilerek takip onun hakkında durdurulmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (16.01.2025, 2024/6154 E., 2025/255 K.): Özel Daire alacaklının temyiz itirazlarını reddetmiş, şirketin temyizini ise kabul ederek kararı bozmuştur. Dairenin yerleşik içtihadına göre şirketin sicil adresine gönderilen tebligatın “tanınmıyor” şerhiyle dönmesi üzerine TK m.35/4’e göre yapılan tebliğ usulsüzdür; amaç, şirketin hiç bağlantısı olmayan bir adrese yapılan tebligatla mağdur edilmesini önlemektir. Daire, tebligat hükümlerinin tamamen şekli olduğunu hatırlatarak TK m.32’ye göre belirlenecek öğrenme tarihine göre imza itirazının süresinde olup olmadığının incelenmesini istemiştir.
Direnme: Bölge adliye mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Gerekçesine göre TK m.35/4’te ilk tebligatın kapalı adres ya da taşınma nedeniyle dönmesi gerektiğine dair bir şart yoktur; Özel Dairenin dayandığı Hukuk Genel Kurulu kararı da iki tebligattaki adreslerin farklı olmasına ilişkindir. Ayrıca şirket vekili şikâyet, istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu adreste faal olmadıklarını açıkça kabul etmiştir.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi
Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı, ödeme emrinin borçlu şirkete Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuata göre usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği olarak belirlemiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 21. maddesine göre icra dairelerince yapılacak tebliğler yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre olur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin dördüncü fıkrası ise daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerin esas alınacağını ve bu madde hükümlerinin uygulanacağını öngörür. İkinci fıkraya göre bu durumda evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Kurul çoğunluğunun vardığı sonuç şu adımlara dayanır:
- Tüzel kişilerin adresi sicilde belli olduğundan meçhul olması düşünülemez; bu husus 35. maddedeki değişikliğin gerekçesinde de yer alır.
- Şirket adresini değiştirip yenisini sicile bildirmemişse, sicildeki adres “bilinen adres” sayılır; tebligat önce buraya çıkarılır, iade edilirse TK m.35/4 devreye girer.
- TK m.35/4 ve Yönetmeliğin 57/4. maddesi, sicil adresine çıkarılan tebligatın hangi sebeple iade edilmesi gerektiğine dair bir hüküm içermez.
- Bu nedenle sicil adresine daha önce çıkarılan tebligatın yapılamayıp iade edilmiş olması yeterlidir. Kurula göre aksinin kabulü, ticaret şirketine TK m.35’e göre tebligat yapılmasını imkânsız kılar.
Kurul, tebliğ memurunun muhatabın adreste neden bulunmadığını tahkik etme görevini düzenleyen Yönetmeliğin 30. maddesine dayanan itiraza da cevap vermiştir. Karara göre bu araştırma ve dağıtım saatinden sonra adrese dönülüp dönülmeyeceğinin tespiti ancak gerçek kişi muhataplar bakımından söz konusu olabilir; bu husus Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 2021/12-994 E., 2023/48 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
💻 Elektronik tebligat adresi yoksa ne olur?
Karar metnine göre TK m.7/a uyarınca tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur; elektronik tebligat zorunlu bir sebeple yapılamazsa Kanunda belirtilen diğer usullere başvurulur. Kurul, şirketin tebligat tarihinde elektronik tebligat adresinin bulunmaması veya adresin kullanıma açılmamış olmasını bu “zorunlu sebep” kapsamında görmüş ve bu durumda klasik posta yoluna gidilebileceğini, aynı yaklaşımın Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarihli ve 2023/10-455 E., 2025/123 K. sayılı kararında da benimsendiğini belirtmiştir.
Somut dosyada borçlu şirketin elektronik tebligat adresi bulunmadığı tespit edilmiş, bu nedenle sicil adresine posta yoluyla tebligat çıkarılması usule uygun sayılmıştır. İdari yargıda faaliyetini terk etmiş şirkete elektronik tebligatı konu alan farklı bir örnek için sitedeki terk edilen şirkete e-tebligat yazısına bakılabilir.
⏳ Süre meselesi: imza itirazı neden düştü?
Tebligatın geçerli sayılması, dosyanın asıl sonucunu belirlemiştir. İİK m.168/4’e göre kambiyo senetlerine özgü takipte borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirmesi gerektiği ödeme emrinde ihtar edilir; bildirilmezse imza bu takip bakımından kendisinden sadır sayılır.
İcra mahkemesi, tebligatı usulsüz bulduğu için öğrenme tarihini esas almış ve bilirkişi raporuna göre imza itirazını kabul etmişti. TK m.32’ye göre usulüne aykırı tebliğ, muhatap tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur. Hukuk Genel Kurulu ise tebligatın baştan usulüne uygun olduğunu kabul ettiğinden, 02.11.2022 tarihi esas alınmış ve şirketin imza itirazı yönünden bölge adliye mahkemesinin süreden ret sonucu ayakta kalmıştır. Senedi düzenleyen kişi yönünden imza itirazının kabulüne ilişkin kısma yönelik alacaklı temyizi ise Özel Dairece reddedilmişti; Kurul, temyiz itirazları reddedilen alacaklının direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığını belirterek temyiz istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
Bonodaki imza ve şirket kaşesinin konumuna ilişkin bir başka Hukuk Genel Kurulu kararı için sitedeki bonoda imza kaşenin üstünde mi yazısı incelenebilir.
🧩 Karşı görüş ve kararın sınırları
Görüşmeler sırasında bir grup üye, tüzel kişinin adresi ticaret sicilinde kayıtlı olduğundan “tanınmama”nın söz konusu olamayacağını, bu nedenle “tanınmıyor” şerhiyle dönen tebligatın usulsüz olduğunu ve TK m.35’e göre tebligat yapılamayacağını savunmuş; bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Kararın kapsamını doğru okumak için şu noktalar önemlidir:
- Muhatap, elektronik tebligat adresi bulunmayan bir ticaret şirketidir; gerçek kişilere TK m.35’in birinci ila üçüncü fıkraları uygulanır.
- İlk tebligat ve TK m.35 tebligatı aynı adrese, şirketin ticaret sicilindeki adresine çıkarılmıştır.
- Şirket vekili, bu adreste faal olmadıklarını dilekçelerinde kabul etmiştir.
❓ Sık sorulan sorular
“Tanınmıyor” şerhiyle dönen tebligattan sonra şirkete TK 35 tebligatı yapılabilir mi?
Hukuk Genel Kurulu çoğunluğuna göre yapılabilir. Ticaret sicilindeki adrese çıkarılan ilk tebligatın bila tebliğ dönmesi yeterlidir; TK m.35/4 iade sebebini ayrıca aramaz.
Şirketlere tebligat elektronik yolla yapılmak zorunda değil mi?
Karar metnine göre TK m.7/a uyarınca zorunludur. Ancak şirketin elektronik tebligat adresi yoksa veya adres kullanıma açılmamışsa bu durum zorunlu sebep sayılmış ve klasik posta yoluyla tebligat yapılabileceği kabul edilmiştir.
Tebliğ memurunun komşulara sorması gerekmez miydi?
Kurul, Yönetmeliğin 30. maddesindeki tahkik görevinin gerçek kişi muhataplar bakımından söz konusu olabileceğini belirtmiştir. Tüzel kişiye sicil adresinde yapılan tebligatta bu araştırma eksikliği usulsüzlük nedeni sayılmamıştır.
Bu karar 12. Hukuk Dairesinin içtihadını değiştirir mi?
Karar, Özel Dairenin bozma gerekçesindeki yaklaşımı bu dosyada benimsememiş ve direnme kararını onamıştır. Karar oy çokluğuyla verildiğinden, farklı olgulara sahip dosyalarda tartışmanın sürmesi mümkündür.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan şikâyet dilekçesi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri ile Özel Daire bozma kararına dayanır; tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Tebliğ mazbatasındaki şerhler, elektronik tebligat durumu ve adres kayıtları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



