İstihkakta Birlikte Oturma Karinesi – AYM 2022/63967

Haciz bir şirketin kasasında yapılıyor; kasada bulunan ziynet eşyaları da tutanağa geçiriliyor. Hacizde borçlu eş ve şirket yetkilisi olan kayınbaba hazır, eşyaların gerçek sahibi olduğunu söyleyen kadın ise orada değil. Dört ay sonra açtığı istihkak davası ilk derece mahkemesinde kabul ediliyor, ancak bölge adliye mahkemesi “borçlu eşle birlikte oturduğuna göre haczi o gün öğrenmiş sayılır” diyerek davayı süreden reddediyor. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru şudur: İcra ve İflas Kanunu’ndaki “birlikte oturanlar haczi öğrenmiş sayılır” karinesi, haciz ortak konutun dışında yapılmışsa da uygulanabilir mi?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 18.02.2026 tarihli ve 2022/63967 başvuru numaralı kararıyla, istihkak davasının bu karineye dayanılarak süreden reddedilmesinin Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, 06.08.2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
🔐 Şirket kasasında yapılan haciz
Karar metnine göre başvurucunun o tarihteki eşi ile bir inşaat ve ticaret şirketinin bir bankaya olan borcu nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınmış ve 19.12.2018 tarihinde şirketin adresinde haciz yapılmıştır. İşlem, borçlu eşin ve şirket yetkilisi sıfatıyla kayınbabanın huzurunda gerçekleşmiş; şirketin kasasında bulunan bir kısım ziynet eşyası da haczedilmiştir. Haciz tutanağında borçlu eşin önce eşyaların kendisine ve başvurucuya ait olduğunu, ardından kendilerine ait olmadığını söylediği; kayınbabanın ise eşyaların kendisine ait olduğunu beyan ettiği görülmektedir.
Haciz sırasındaki istihkak iddiası üzerine İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi 02.01.2019 tarihinde, mahcuz üzerinde müşterek zilyetlik bulunduğu gerekçesiyle takibin devamına karar vermiş ve istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiye İİK 97 uyarınca yedi günlük dava süresi tanımıştır. Bu dosyada başvurucu taraf değildir.
Başvurucu 21.03.2019 tarihinde kendi adına istihkak davası açmıştır. Dilekçesinde eşyaların kişisel olarak kullandığı mücevherler olduğunu, bunu hacizden önce çekilmiş fotoğraflarla gösterebileceğini ve kadına mahsus ziynet eşyası olması nedeniyle mülkiyet karinesinin kendi lehine işlediğini ileri sürmüştür. Davalı banka ise İİK 96/3’teki karineyi hatırlatarak, hacizde hazır bulunan eşle birlikte oturan başvurucunun hacizden aynı gün haberdar olmuş sayılması ve dört ay sonra açılan davanın süreden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
🔀 İlk derece ile istinafın ayrıldığı nokta
- Beykoz İcra Hukuk Mahkemesi (16.02.2021): Süre itirazını ayrıca tartışmadan, görüntü kayıtları ve tanık anlatımlarına dayanarak eşyaların başvurucunun kullanımındaki ziynet eşyaları olduğunu kabul etmiş ve davayı kabul etmiştir.
- İstinaf aşamasında yeni bir olgu: Başvurucu, 28.04.2021 tarihinde anlaşma protokolüyle boşandığını ve haczedilen ziynet eşyalarının protokolle kendisine bırakıldığını bildirmiştir.
- İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesi (20.04.2022): İstinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı kesin olarak süreden reddetmiştir. Daireye göre borçlu eş hacizde hazırdı; başvurucu eşiyle birlikte yaşamadığını da iddia etmemişti. Bu nedenle haczi aynı gün öğrenmiş sayılmalıydı ve hacizden yaklaşık dört ay sonra açılan dava süresinde değildi.
Böylece uyuşmazlık, eşyaların kime ait olduğu sorusundan tümüyle uzaklaşmış; dosya, mülkiyet tartışmasına hiç girilmeden süre engeliyle kapanmıştır. Bireysel başvuruda inceleme konusu da bu engelin anayasal açıdan kabul edilebilir olup olmadığıdır.
📜 İİK 96/3’teki öğrenme karinesi ne söylüyor?
İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesinin üçüncü fıkrası iki kural içerir. İlki bir hak düşürücü süredir: Malın haczinden haberdar olan borçlu veya üçüncü kişi, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa, aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. İkincisi, alacaklı lehine bir karinedir: İstihkak iddiasının yapıldığı veya davanın açıldığı tarihte istihkak iddiacısı ile birlikte oturan kimseler yahut bunların iş ortakları, haczi öğrenmiş sayılır.
Karinenin amacı, aynı mal üzerinde birden fazla kişinin sırayla mülkiyet iddia ederek takibi uzatmasının önüne geçmektir. Ancak kuralın nasıl uygulanacağı, özellikle haciz borçlunun ortak konutunda değil de başka bir yerde yapıldığında belirsizleşir. Anayasa Mahkemesi kararında atıf yapılan (kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2009 ve 2011 tarihli kararları, mahkemelerin haciz tarihinde tarafların nerede oturduğunu ve haczin hangi konutta yapıldığını araştırmasını aramaktadır; karine, aynı konutta oturma olgusu belirlendikten sonra devreye girmektedir.
İstihkak davalarında ispat yükü ve karinelerin başka bir boyutu için sitedeki organik bağ iddiasında istihkak davası ve ispat yükü yazısı incelenebilir.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
Mahkeme, istihkak davasının esasına girilmeden süreden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkına bir müdahale olarak nitelendirmiş ve incelemeyi kanunilik ölçütü üzerinden yapmıştır. Dava açma süresinin başlangıcını belirlemenin esasen derece mahkemelerinin görevi olduğunu hatırlatmakla birlikte, yargısal yorumun kanunun açık lafzıyla çeliştiği veya öngörülemez olduğu durumlarda müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun kalacağını vurgulamıştır.
- “Birlikte oturan” ifadesinin anlamı: Mahkemeye göre kanun koyucunun “birlikte oturan kimseler” ile “iş ortakları”nı ayrı ayrı sayması, ortak kullanılan yere yapılan bir vurgudur. Birlikte oturandan kastedilen, haciz tarihinde haczin uygulandığı yerde oturan kişilerdir.
- Hayatın olağan akışı: Müşterek konutta yapılan hacizden orada oturanların, borçlunun ortağı olduğu şirkette yapılan hacizden de diğer ortakların haberdar olması olayın koşullarına göre olağan sayılabilir. Kişinin hâkimiyetinde olmayan bir yerde yapılan hacizden haberdar olduğunu varsaymak ise bir ihtimale kesinlik kazandırmak anlamına gelir.
- Somut olay: Haciz, ortak konutta değil kayınbabanın adresindeki şirket kasasında yapılmıştır. Başvurucu hacizde bulunmamış, takibin devamı kararının verildiği dosyada taraf olmamış; icra müdürlüğü veya icra mahkemesince hacizden haberdar edildiğine dair bir bilgi de tespit edilememiştir. Başvurucunun şirket ortağı olduğu da ileri sürülmemiştir.
- Tartışılmayan unsurlar: Daire; haciz tutanağındaki çelişkili beyanları, geçerli bir istihkak iddiasının bulunup bulunmadığını ve haczin yapıldığı yeri değerlendirmeden yalnızca karineye dayanmıştır.
Bu tespitlerle Mahkeme, başvurucunun iddialarını mahkeme önüne taşımasını engelleyen katı bir yorumla sonuca ulaşıldığını ve bu sonucun kanuni dayanağının bulunmadığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Giderim olarak kararın, yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesine (E.2021/2587, K.2022/1313) iletilmek üzere Beykoz İcra Hukuk Mahkemesine (E.2019/120, K.2021/82) gönderilmesine hükmedilmiş; 30.000 TL’lik manevi tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucuya 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama gideri ödenecektir.
🧭 Karardan çıkan ölçütler
Kararın icra uygulaması bakımından önemi, İİK 96/3’teki karinenin kendiliğinden ve her durumda işleyen bir kural olmadığını açıkça ortaya koymasıdır. Kararda öne çıkan değerlendirme ölçütleri şöyle sıralanabilir:
- Haczin yapıldığı yer: Karinenin uygulanabilmesi için haczin, istihkak iddiacısının da oturduğu ortak konutta ya da ortağı olduğu işyerinde yapılmış olması belirleyici kabul edilmiştir.
- Geçerli bir istihkak iddiası: Mahkeme, karinenin işlemesi için öncelikle geçerli bir istihkak iddiasının veya davasının bulunması gerektiğinin kanun lafzından anlaşıldığını belirtmiştir.
- Resmî bildirim: Üçüncü kişinin icra müdürlüğü veya icra mahkemesi aracılığıyla hacizden haberdar edilip edilmediği, öğrenme tarihinin belirlenmesinde gözetilmesi gereken bir olgudur.
- Tutanaktaki beyanlar: Haciz anında hazır bulunanların çelişkili beyanları, öğrenme karinesinin otomatik uygulanmasını değil, olayın ayrıca değerlendirilmesini gerektiren bir unsur olarak görülmüştür.
Karar, eşyaların başvurucuya ait olup olmadığı konusunda bir sonuca varmamaktadır. Anayasa Mahkemesi yalnızca davanın esasının incelenmesine engel olan süre yorumunu denetlemiştir; mülkiyet tartışması yeniden yargılamada ele alınacaktır. Mahkemeye erişim hakkının usul kuralları nedeniyle zedelendiği başka bir örnek olarak sitedeki yanıltıcı temyiz harcı muhtırası yazısına, iflas sürecindeki istihkak davaları için ise iflasta istihkak davası yazısına bakılabilir.
💬 Sık sorulan sorular
İİK 96/3'e göre istihkak iddiası için süre ne kadardır?
Borçlunun eşi, hacizden her durumda haberdar olmuş sayılır mı?
Bu karar, ziynet eşyalarının başvurucuya ait olduğunu kabul ediyor mu?
İhlal kararından sonra dosyada ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar incelemelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankası’nda ve Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucu ve olaydaki gerçek kişilerin kimlik bilgileri yazıya alınmamıştır. Anayasa Mahkemesi yalnızca mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş, uyuşmazlığın esası hakkında karar vermemiştir; nihai sonuç yeniden yargılamaya bağlıdır. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



