Bilişim ve KVKK HukukuEmsal Kararlar

Haberde Yazı İşleri Müdürü – Yargıtay 4. HD 2025/14564

Üç gün arayla aynı kişi hakkında üç haber: Birincisi Boğaziçi’nde koruma altındaki bir arsada “kaçak yapı” bulunduğunu, ikincisi ve üçüncüsü ise bu iddiaya ilişkin tartışmaları ve bir röportajı aktarıyor. Haberin öznesi olan kişi hakkında yürütülen ceza soruşturması kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanınca, gazetenin yayın sahibi şirketi, haberi yazan muhabir ve sorumlu yazı işleri müdürü aleyhine manevi tazminat davası açılıyor. Dosya iki ayrı soruyu birlikte gündeme getiriyor: Hangi haber basın özgürlüğünün sınırını aşmıştır ve haber nedeniyle hükmedilen tazminattan sorumlu yazı işleri müdürü de sorumlu tutulabilir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.10.2025 tarihli ve E.2023/7893, K.2025/14564 sayılı kararıyla, yalnızca bir haber yönünden kişilik hakkı ihlali kabul eden bölge adliye mahkemesi kararına yönelik davacı, yayın sahibi şirket ve muhabirin temyiz itirazlarını reddetmiş; sorumlu yazı işleri müdürünün temyizini ise kabul ederek kararı 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: Bir gazetede 14.04.2020, 15.04.2020 ve 29.04.2020 tarihlerinde yayımlanan haberler nedeniyle davacı manevi tazminat ve kararın yayımlanmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, “kaçak yapı ve yıkım kararı” isnadı içeren 14.04.2020 tarihli haberin dosyadaki belgelerle desteklenmediğini kabul ederek 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş, diğer iki haber yönünden davayı reddetmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi ve tazminat miktarını yerinde bulmuş; ancak sorumlu yazı işleri müdürünün Basın Kanunu’nun 13. maddesi kapsamında hukuki sorumluluğu bulunmadığından onun hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

📰 Üç haber, üç ayrı talep

Karar metnine göre davacı, bir gazetenin 14.04.2020 tarihli nüshasında “kaçak var” ifadesini içeren başlıkla, 15.04.2020 tarihli nüshasında “dolandırıcılık” ifadesini içeren başlıkla ve 29.04.2020 tarihli nüshasında “suçumuz suçu ifşa” başlığıyla yayımlanan haberler nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürmüştür. Davacıya göre haberler gerçek dışıdır; haberlere konu arsa vasıflı taşınmaz ilgili idareyle yapılan sözleşme uyarınca kiralanmıştır ve kurumun yerinde yaptığı incelemede kira sözleşmesine aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Ayrıca davacı hakkında 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na aykırılık suçundan yürütülen soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmiştir.

Davacı, 14.04.2020 tarihli haber nedeniyle yayın sahibi şirket, muhabir ve sorumlu yazı işleri müdüründen müştereken ve müteselsilen 150.000,00 TL, diğer iki haber nedeniyle ise yayın sahibi şirket ve muhabirden ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminat ile kararın yayımlanmasını talep etmiştir.

Davalılar ise Boğaziçi Kanunu kapsamında özel korumaya tabi bir arsada yapılan imalat ve tadilatların haber değeri taşıdığını, belediye imar müdürlüğü görevlilerinin yerinde işlem yaptığını ve haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğunu savunmuştur.

🏛️ İlk derece ve istinaf: görünür gerçeklik ölçütü

  • İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi (2020/224 E., 2021/459 K.): Belediye tarafından düzenlenen tespit tutanağına göre koruma altındaki arsada bulunan şömine ve çardağın belediyece kaldırıldığını, tutanağın geçersizliğine dair bir tespit bulunmadığını, yayınların o andaki görünür gerçeğe uygun olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (2021/2533 E., 2023/1778 K.): 15.04.2020 ve 29.04.2020 tarihli haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğunu ve basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını kabul etmiştir. Ancak 14.04.2020 tarihli haberdeki “kaçak yapı” yapıldığına dair isnadın doğru olduğunu gösteren bir emare bulunmadığını, haberde belirtildiği şekilde bir “kaçak yapı ve yıkım kararının” söz konusu olmadığını ve soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını belirtmiştir. Bu haber yönünden istinaf başvurusu kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılarak 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.04.2020’den itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı her iki taraf da temyiz etmiştir. Davacı tazminat miktarının az ve caydırıcılıktan uzak olduğunu, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna yapılan başvuruda sokak bilgisinin paylaşılmasının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin tespit edildiğini ve diğer iki haberin daha ağır ifadeler içerdiğini ileri sürmüştür. Davalılar ise yazı işleri müdürüne husumet yöneltilemeyeceğini ve hiçbir haberde sınırın aşılmadığını savunmuştur.

⚖️ Dairenin iki yönlü değerlendirmesi

Daire, uyuşmazlığı gazetede yayımlanan söz ve ifadeler nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat ve kararın yayımlanması istemi olarak nitelendirmiş ve temyiz itirazlarını iki grupta incelemiştir.

  1. Esas yönünden onama gerekçesi: Davacı hakkındaki soruşturmanın atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle 03.09.2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Daireye göre 14.04.2020 tarihli haberde davacıya hukuka aykırı şekilde suç isnat edilmiş, yayındaki ifadeler kişilik haklarına saldırı niteliği taşımıştır.
  2. Tazminat miktarı: Olay tarihi, tarafların konumu ve zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı yerinde görülmüştür.
  3. Diğer iki haber: 15.04.2020 ve 29.04.2020 tarihli haberlerde basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, yapılan röportajın aktarıldığı kabul edilmiştir.
  4. Yazı işleri müdürü: Sorumlu yazı işleri müdürünün Basın Kanunu’nun 13. maddesi kapsamında sorumluluğu bulunmadığından, onun hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekirken tazminattan sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır.

Sonuç olarak davacının, yayın sahibi şirketin ve muhabirin temyiz itirazları reddedilmiş; yazı işleri müdürünün temyiz itirazlarının kabulüyle bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur. Karar, bir üyenin karşı oyu ve oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oyun içeriği yayımlanan metinde yer almamaktadır.

📎 Karar metni: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararı Yargıtay Karar Arama sisteminden alınarak doğrulanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir, davacıyı tanımlayabilecek görev bilgisi yayımlanan metinden çıkarılmıştır.

📜 Basın Kanunu 13: kimler sorumludur?

Kararın bozmaya konu kısmı, basın yoluyla verilen zararlarda hukuki sorumluluğun kapsamına ilişkindir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrasına göre basılmış eserler veya internet haber siteleri yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması hâlinde basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Maddenin ikinci fıkrası bu hükmü yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten ya da herhangi bir sıfatla yayımlayan gerçek veya tüzel kişilere de uygular. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici şirketle birlikte sorumludur. Üçüncü fıkra ise fiilden sonra yayının devri veya birleşmesi hâlinde devralanı da sorumlu kılar.

Sayılan kişiler arasında sorumlu yazı işleri müdürü yer almamaktadır. Daire de bu nedenle haberleri yayımlayan gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağını, hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Böylece aynı haber nedeniyle yayın sahibi şirket ve haberi yazan muhabirin temyiz itirazları reddedilirken, yazı işleri müdürü yönünden dosya yeniden bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

🔍 İsnat, röportaj ve görünür gerçeklik

Dosyada üç haberin farklı sonuçlara bağlanmasının nedeni, her birinin içeriğinin ayrı ayrı değerlendirilmesidir. İlk derece mahkemesi belediye tutanağındaki tespitleri, yani koruma alanındaki şömine ve çardağın kaldırılmasını, haberlerin görünür gerçeğe uygunluğu için yeterli görmüştü. Bölge adliye mahkemesi ve Daire ise “kaçak yapı ve yıkım kararı” şeklindeki somut isnadın bu tutanakla desteklenmediğini, üstelik soruşturmanın suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle sonuçlandığını dikkate almıştır.

Diğer iki haber bakımından ise davacının “daha ağır ifadeler” bulunduğu yönündeki itirazı sonucu değiştirmemiştir. Daire, bu haberlerde bir röportajın aktarıldığını ve sınırın aşılmadığını belirtmiştir. Kararın gerekçesi kısa olmakla birlikte, değerlendirmenin ifadenin sertliğinden çok haberin olgusal bir isnat içerip içermediği ve bu isnadın dayanağı üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.

Davacının temyizde dile getirdiği, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna yapılan başvuru ve sokak bilgisinin paylaşılması konusu ise Dairece ayrıca tartışılmamış; tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Basın yoluyla kişilik hakkı ihlalinin zaman boyutuna ilişkin farklı bir örnek için sitedeki beraat sonrası internet haberi ve unutulma hakkı yazısına; gazetecinin paylaşımında kişisel veri boyutu için ifade tutanağının paylaşılması yazısına bakılabilir.

🧾 Basın yoluyla kişilik hakkı davaları için notlar

  • Her haber ayrı değerlendirilir: Aynı konuda yapılan yayınlardan biri ihlal oluştururken diğerleri basın özgürlüğü kapsamında kalabilir.
  • Ceza soruşturmasının sonucu önemlidir: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi, suç isnadının hukuka aykırılığı değerlendirilirken dikkate alınmıştır.
  • Röportaj aktarımı farklı değerlendirilmiştir: Daire, röportajın aktarıldığı haberlerde sınırın aşılmadığını kabul etmiştir.
  • Sorumluluk Basın Kanunu 13 ile sınırlıdır: Eser sahibi, yayın sahibi ve sayılan diğer kişiler sorumludur; sorumlu yazı işleri müdürü bu sayım içinde yer almadığından pasif husumet yokluğu söz konusudur.
  • Miktar takdiri: Olay tarihi, tarafların konumu ve zararın ağırlığı manevi tazminatın belirlenmesinde ölçüt olarak anılmıştır.

🙋 Okuyucu soruları

Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü manevi tazminattan sorumlu mudur?

Bu kararda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, sorumlu yazı işleri müdürünün 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi kapsamında hukuki sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Maddede eser sahibi, yayın sahibi ve temsilcisi ile sayılan diğer kişiler sorumlu tutulmaktadır.

Aynı konudaki üç haberden neden yalnızca biri için tazminata hükmedildi?

Mahkemeler, 14.04.2020 tarihli haberdeki “kaçak yapı ve yıkım kararı” isnadının dosyadaki belgelerle desteklenmediğini kabul etmiştir. Diğer iki haberde ise görünür gerçeğe uygunluk bulunduğu ve bir röportajın aktarıldığı, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı sonucuna varılmıştır.

Hükmedilen manevi tazminat ne kadardır, Yargıtay miktarı değiştirdi mi?

Bölge adliye mahkemesi 14.04.2020 tarihli haber nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Davacı miktarın az olduğunu ileri sürmüş; Daire ise olay tarihi, tarafların konumu ve zararın ağırlığı karşısında miktarı yerinde bulmuştur.

Bozma kararı tüm davalıları etkiler mi?

Hayır. Davacı, yayın sahibi şirket ve muhabirin temyiz itirazları reddedilmiştir. Bozma yalnızca sorumlu yazı işleri müdürü yönündendir ve onun hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesine dayanır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların ve yayın organının kimliği kaynakta anonimdir. Karar, bir davalı yönünden bozma, diğer yönlerden temyiz itirazlarının reddine ilişkindir; bozulan kısım bakımından nihai sonuç bölge adliye mahkemesinin yapacağı incelemeye bağlıdır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu