Önceden Yayımlanan Veriyi Paylaşmak – AYM 2023/96656

Bir haber sitesinde zaten yayımlanmış bir belgeyi sosyal medyada yeniden paylaşan kişi, belgedeki kişisel veriler nedeniyle hapis cezası alabilir mi? Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymayı iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngören bir suç olarak düzenler. Ancak paylaşımı yapan kişi bir gazeteciyse ve paylaşım kamuoyunu ilgilendiren bir tartışmanın parçasıysa, mahkemenin önünde yalnızca ceza kanunu değil, Anayasa’nın güvence altına aldığı ifade ve basın özgürlüğü de vardır.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 2/9/2026 tarihli ve 2023/96656 başvuru numaralı kararıyla, bir ifade tutanağının görselini paylaştığı için 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkûm edilen gazetecinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiştir. Mahkeme, derece mahkemelerinin çatışan iki anayasal hak arasında hiçbir dengeleme yapmadığını ve verinin daha önce başka bir yayın organında yayımlandığı savunmasını araştırmadığını tespit etmiştir.
📰 Paylaşılan görsel ve ceza davası
Kararda aktarılan olaylar şöyle gelişmiştir:
- Başvurucu gazetecidir ve spor yazarlığı da yapmaktadır. Şikâyetçi ise tanınmış bir eski futbolcu olup ulusal yayın yapan bir televizyon kanalında spor yorumculuğu yapmaktadır.
- Başvurucu, şikâyetçinin darbe girişimine kadar olan süreçteki avukatının terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklandığına ilişkin haberler üzerine, şikâyetçinin bu avukatla ilişkisini sorgulayan paylaşımlar yapmıştır.
- Avukatlık ilişkisini ispatlamak için şikâyetçinin başka bir soruşturmada şüpheli olarak verdiği ifade tutanağının görselini paylaşmıştır. Görselde anne adı, baba adı, doğum yeri, medeni hâl, aylık kazanç ve soruşturma numarası gibi bilgiler sansürlenmemiştir.
- Şikâyetçinin 27/5/2022 tarihli suç duyurusu üzerine Başsavcılık 8/6/2022 tarihinde kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirmek veya yaymak suçundan iddianame düzenlemiş, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etmiştir.
- Başvurucu soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tutanağı daha önce yayımlanmış bir internet haberinden aldığını, haberin sonradan kaldırıldığını ancak arşivde erişilebilir olduğunu savunmuş; müdafi, tutanağı yayımlayan diğer siteler hakkında şikâyet bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir. Mahkeme bu talep hakkında bir karar vermemiştir.
Asliye ceza mahkemesi, bilgileri kapatarak paylaşma imkânı varken bunu yapmayan ve birden çok kez paylaşım yapan başvurucunun suçu işlediğini kabul ederek 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi 8/9/2023 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, karar kesinleşmiştir. Başvurucu 10/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
⚖️ Anayasa Mahkemesi neyi inceledi, neyi incelemedi?
Kararın dikkat çeken ilk tespiti, inceleme alanının daraltılmasıdır. Mahkeme, başvurucunun paylaşımlarda kullandığı sert ifadeler nedeniyle cezalandırılmadığını; mahkûmiyetin yalnızca kişisel veri içeren tutanak görselinin paylaşılmasına dayandığını belirtmiştir. Bu nedenle ifadelerin hakaret sınırında olup olmadığı tartışılmamış, inceleme görsel paylaşımı ile sınırlı tutulmuştur.
Mahkeme, sosyal medya hesabından yapılan bir bilgi paylaşımı nedeniyle hapis cezası verilmesinin ifade ve basın özgürlüğüne müdahale olduğunu kabul etmiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı (TCK m.136) ve meşru amacı (başkalarının haklarının korunması) bulunduğu da kabul edilmiştir. Belirleyici soru, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığıdır. Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyeti ise ulaşılan sonuç ve hükmedilen giderim nedeniyle ayrıca incelenmemiştir.
🧭 Altı dengeleme ölçütü
Kararın en kalıcı yönü, ifade kullanımı kapsamında kişisel veri paylaşımına ilişkin uyuşmazlıklarda derece mahkemelerinin gözetmesi gereken ölçütleri tek tek saymasıdır. Anayasa Mahkemesi’ne göre bu dengeleme, taraflardan birine mutlak üstünlük tanıyan soyut bir yaklaşımla yapılamaz ve ölçütler, başvurunun ifade özgürlüğüne mi yoksa kişisel verilerin korunması hakkına mı dayandığına göre değişmez. Kararda sayılan ölçütler şunlardır:
- Verinin niteliği: Paylaşılan verinin ne olduğu, hassas veri olup olmadığı ve gizlilik derecesi.
- Paylaşanın kimliği: Paylaşımın kim tarafından yapıldığı; örneğin bir gazeteci tarafından mı yapıldığı.
- Verisi paylaşılan kişi: Kişinin tanınırlık düzeyi, önceki davranışları ve katlanması gereken eleştiri sınırının sade vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı.
- Önceden alenileşme: Verinin daha önce aleni hâle gelip gelmediği, kişinin tanınırlığı nedeniyle açık kaynaklardan zaten erişilebilir olup olmadığı.
- Kamu yararı: Paylaşımın genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı ve bu menfaatin kişisel verilerin korunması karşısındaki ağırlığı.
- Kişinin hayatına etkisi: Paylaşımın hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi ve mahrem ya da gündelik yaşam unsurları içerip içermediği.
Somut olayda Mahkeme önce kamu yararı ölçütünü ele almıştır. Darbe girişiminin ardından terör örgütüne yönelik soruşturmaların kamuoyunun ve basının yakın ilgisini çektiği, ulusal kanalda yorumculuk yapan tanınmış bir kişinin avukatının tutuklanması ve aralarındaki ilişkinin sorgulanmasının haber değeri taşıdığı kabul edilmiştir. Kamuya mal olmuş bir kişinin haberler karşısında sade vatandaşa göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiği de vurgulanmıştır.
🔍 “Belge zaten yayımlanmıştı” savunması
İhlal sonucunu belirleyen ikinci husus, tutanağın ilk kez başvurucu tarafından paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Anayasa Mahkemesi burada dengeli bir çizgi izlemiştir:
- Özel hayata ilişkin gizli bir bilginin daha önce ifşa edilmiş olması, sonradan haberleştirilmesini kategorik olarak suç olmaktan çıkarmaz.
- Bununla birlikte gizli bilgilerin içeriği bir kez bilinir hâle geldikten sonra bir gazeteciye uygulanan yaptırımların meşruiyeti tartışmalı hâle gelir.
Başvurucu, tutanağı daha önce yayımlanmış bir internet haberinden aldığını yargılamanın hemen her aşamasında dile getirmiştir. Mahkeme’ye göre mahkûmiyette önemli rol oynayan bu husus derece mahkemelerince araştırılmamış, araştırmanın neden gerekli olmadığına dair bir gerekçe de yazılmamıştır. Üstelik şikâyetçi, bilgilerin ilk kez başvurucu tarafından paylaşıldığını iddia etmemiştir. Bu nedenle yargı mercilerinin araştırma ve gerekçe oluşturma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin ifade özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması hakkı arasında hiçbir dengeleme yapmadığını, önceden yayım iddiasına ilişkin kararlarda açıklama bulunmadığını belirtmiş; ilgili ve yeterli gerekçe içermeyen mahkûmiyetin demokratik toplumda zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşılamadığına hükmetmiştir.
🛡️ Kararın sınırları: her paylaşım serbest değildir
Kararın “kişisel veri içeren her belge, bir yerde yayımlanmışsa paylaşılabilir” şeklinde okunması doğru olmaz. Anayasa Mahkemesi ne TCK m.136’nın uygulanamayacağını ne de başvurucunun beraat etmesi gerektiğini söylemiştir. Kararda açıkça, hak ihlali kararının davanın kabulü, reddi, beraat veya mahkûmiyet yönünde bir tutum içermediği; delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
İhlalin nedeni, dengeleme yapılmamış olması ve kritik bir savunmanın araştırılmamasıdır. Yeniden yargılamada mahkeme, altı ölçütü somut olaya uygulayarak yine bir sonuca varacaktır. Örneğin paylaşılan verilerin kamu yararı tartışmasına gerçekten gerekli olup olmadığı, bilgilerin kapatılarak paylaşılmasının mümkün olup olmadığı ve verinin hassas nitelik taşıyıp taşımadığı bu değerlendirmede yer alabilir.
Aynı suç tipinin farklı bir görünümü, sosyal medyada başkasına ait fotoğrafın yeniden paylaşılmasına ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararında ele alınmıştır. İfade özgürlüğünün sosyal medya bağlamındaki sınırları ise serinin memurun sosyal medya eleştirisine ilişkin AYM kararında incelenmiştir.
📌 Yeniden yargılama ve tazminat
Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar vermiş ve karar örneğini İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2022/384, K.2023/128) göndermiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca ihlal kararının gönderildiği mahkemenin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesi’nin ilke ve gerekçelerine uygun bir yargılama sonunda ihlalin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir.
Başvurucu 50.000 TL manevi tazminat talep etmiş; Mahkeme talep ile bağlı kalarak net 50.000 TL manevi tazminata ve 2.220,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin ödenmesine hükmetmiştir. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması, gecikme hâlinde yasal faiz uygulanması öngörülmüştür.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sık sorulanlar
Anayasa Mahkemesi bu kararda TCK 136’yı ifade özgürlüğüne aykırı mı buldu?
Hayır. Mahkeme, TCK m.136’nın kanunilik ölçütünü karşıladığını ve müdahalenin başkalarının haklarını korumaya yönelik meşru bir amacı bulunduğunu kabul etmiştir. İhlal, kuralın kendisinden değil, derece mahkemelerinin ifade özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması hakkı arasında dengeleme yapmamasından ve yeterli gerekçe göstermemesinden kaynaklanmıştır.
Bir verinin başka bir sitede yayımlanmış olması paylaşımı suç olmaktan çıkarır mı?
Kararda bu soruya kategorik bir cevap verilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, önceden ifşanın sonraki haberleştirmeyi otomatik olarak suç olmaktan çıkarmadığını, ancak içerik bir kez bilinir hâle geldikten sonra gazeteciye verilen yaptırımın meşruiyetinin tartışmalı hâle geldiğini belirtmiştir. Somut olayda sorun, bu savunmanın hiç araştırılmamış olmasıdır.
Paylaşımdaki sert yorumlar da incelendi mi?
İncelenmedi. Mahkeme, başvurucunun paylaşımlarda kullandığı ifadeler nedeniyle değil, kişisel veri içeren tutanak görselini paylaşması nedeniyle cezalandırıldığını tespit etmiş ve cezalandırmaya konu edilmeyen ifadeler hakkında değerlendirme yapmamıştır.
İhlal kararından sonra mahkûmiyet kendiliğinden ortadan kalkar mı?
Karar, kendiliğinden bir beraat sonucu doğurmaz. Dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi, hak ihlali kararının davanın sonucuna ilişkin bir tutum içermediğini ve delilleri değerlendirme yetkisinin yeniden yargılamayı yapacak mahkemeye ait olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün oy birliğiyle verdiği bireysel başvuru kararından derlenmiştir. İhlal kararı, yeniden yapılacak ceza yargılamasının sonucuna ilişkin bir değerlendirme içermez. Her paylaşım, kendi içeriği ve koşullarına göre ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



