Bilişim ve KVKK HukukuEmsal Kararlar

Unutulma Hakkında Tazminat – Yargıtay 4. HD 2025/14576

Konteynerdeki bir sevkiyatta uyuşturucu madde bulunur, ithalatçı iş insanı hakkında ceza yargılaması başlar ve olay internet haber sitelerinde yer alır. Yargılama beraatle sonuçlanır, beraat kararı kesinleşir; haberler ise yıllar sonra da tek tıkla okunabilir durumdadır. Haberin yapıldığı gün hukuka uygun olan bir yayın, aradan geçen zamanla kişilik hakkına saldırıya dönüşebilir mi? Dönüşüyorsa yalnızca haberin kaldırılması yeterli midir, yoksa manevi tazminat da gündeme gelir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.10.2025 tarihli ve E.2023/5140, K.2025/14576 sayılı kararıyla, haberlerin yayından kaldırılmasına ilişkin kabul kararını yerinde bulmuş, ancak manevi tazminat talebinin reddini doğru görmeyerek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Davacı hakkında yürütülen uyuşturucu ticareti yargılaması beraatle sonuçlanmış ve beraat 31.12.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Olayla ilgili 2015 yılında yapılan internet haberleri dava tarihinde hâlâ yayındadır; davacının ihtarnamesine rağmen kaldırılmamıştır. Bölge adliye mahkemesi unutulma hakkına dayanarak haberlerin kaldırılmasına karar vermiş, ancak haberler yayın tarihinde hukuka uygun olduğu için manevi tazminatı reddetmiştir. Yargıtay, ihtarnameye rağmen yayının sürdürülmesinin unutulma hakkını ihlal ettiğini, bu nedenle davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

📰 Beraat eden ithalatçı ve yayında kalan haberler

Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre davacı, farklı ülkelerden gemilerle Türkiye’ye muz ithal eden bir iş insanıdır. 06.10.2014 tarihinde, ithal edilen muzların bulunduğu konteynerin muzlarla ilgisi olmayan soğutucu bölümünde uyuşturucu madde bulunmuştur. Davacı hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan ceza yargılaması yürütülmüş, verilen beraat kararı 31.12.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

Davalı, bir internet haber sitesinin imtiyaz sahibidir. Sitede 26.02.2015 tarihinden başlayarak 2015 yılının mayıs ayına kadar olayla ilgili haberler yayımlanmıştır. Davacıya göre olayın üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen haberler hâlâ yayındadır ve gönderilen ihtarnameye rağmen kaldırılmamıştır. Davacı bu gerekçelerle şu taleplerde bulunmuştur:

  • Haberlerin yayından kaldırılması,
  • Saldırının önlenmesi ve durdurulması,
  • Hukuka aykırılığın tespiti,
  • Dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle 100.000,00 TL manevi tazminat.

Davalı ise haberlerin adli soruşturmaya konu bir olay hakkında kamuoyunu bilgilendirmek için yapıldığını, basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığını savunmuştur.

⏳ İlk derece ve istinaf: iki farklı zaman ölçüsü

İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçeye göre haberlere konu olay güncel, toplumsal ilgi mevcuttur; yayınlar toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamındadır, çarpıcı başlık tekniğine rağmen öz ile biçim arasındaki denge bozulmamıştır. Mahkeme, değerlendirmesini haberlerin yapıldığı tarihe göre yapmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ise zaman ölçüsünü dava tarihine kaydırmıştır. Kararın gerekçesi şu tespitlere dayanmaktadır:

  1. Haberlerin yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar beş yılı aşkın süre geçmiş, yayınlar güncelliğini yitirmiştir.
  2. Haberlere konu olay, yayın tarihinde görünür gerçeğe uygundur.
  3. Buna karşın toplumun bugün de habere ulaşabilmesi, kişi hakkında yanlış algıya yol açabilir.
  4. Haberin yayında kalmasının topluma katkısı ya da üstün bir kamu yararı yoktur; kolayca erişilebilen internet ortamında yayının sürmesi davacının şeref ve itibarını zedeler.

Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış, dava kısmen kabul edilerek haberlerin yayından kaldırılmasına karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi ise haberlerin yayın tarihinde basın ve ifade özgürlüğü kapsamında yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararı iki taraf da temyiz etmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; davacının ve haber sitesinin adı kaynakta anonimdir.

⚖️ Yargıtay’ın iki ayrı değerlendirmesi

Davalının temyizi: Davalı, haber linklerinin kaldırılması yetkisinin sulh ceza hâkimliğine ait olduğunu, haberlerin hukuka uygun olduğunu ve yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu ileri sürmüştür. Temyiz dilekçesinde ayrıca ilamın Kişisel Verileri Koruma Kuruluna gönderilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu kararı uygulamakla sorumlu kurumun Erişim Sağlayıcıları Birliği olduğu ve vekâlet ücretinin hatalı belirlendiği belirtilmiştir. Daire, dava konusu haberlerin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken yayınlar olduğunu ve yayından kaldırma kararının yerinde olduğunu belirterek davalının tüm temyiz itirazlarını reddetmiştir.

Davacının temyizi: Davacı, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Daire bu itirazı yerinde bulmuştur. Gerekçede şu olgular bir arada değerlendirilmiştir:

  • Dava konusu haberler unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken yayınlardır.
  • Habere konu adli olayla ilgili davacı hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiştir.
  • Haberlerin hâlâ yayında durmasını gerektiren bir kamu yararı bulunmamaktadır.
  • Davacı, dava açmadan önce ihtarname ile haberlerin kaldırılmasını istemiş, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen haberler kaldırılmamıştır.

Daire, bu durumda davacının unutulma hakkının ihlal edildiğini, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davacı yararına “bir miktar” manevi tazminata karar verilmesi gerekirken talebin reddinin doğru olmadığını belirterek kararı bozmuştur. Kararda tazminatın miktarına ilişkin bir belirleme yapılmamıştır; bu husus bozmadan sonra bölge adliye mahkemesince değerlendirilecektir.

🧠 Unutulma hakkı nedir, dayanağı nerededir?

Daire, kişilik hakkının korunmasına ilişkin genel ilkeyi TMK m.24 üzerinden kurmuştur. Bu hükme göre hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir; kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Unutulma hakkının tanımı için Daire, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararına atıf yapmıştır. Bu karara göre unutulma hakkı ve kişisel verilerin gerektiği ölçüde ve en kısa süreyle tutulması, kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturur. Unutulma hakkı, üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişteki olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesi istenmeyen kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlenmesini isteme hakkı olarak ifade edilmiştir.

Kişisel verilerin korunması mevzuatında da benzer bir mantık bulunmaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 7. maddesine göre, kanuna uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Karar metni bu maddeye atıf yapmamaktadır; hüküm, yayın tarihinde hukuka uygun olan bir işlemin zamanla dayanağını yitirebileceği düşüncesini göstermesi bakımından bilgi amacıyla eklenmiştir.

Kişisel verilerin yayımlanmasına ilişkin farklı bir bakış için sitedeki önceden yayımlanan veriyi paylaşmak kararı da incelenebilir.

💬 Neden tazminat? Yayın tarihi ile bugünkü yayın ayrımı

Kararın en öğretici yönü, bölge adliye mahkemesi ile Yargıtay arasındaki ayrımdır. Bölge adliye mahkemesi, haberlerin yayın tarihinde hukuka uygun olduğunu esas alarak tazminatı reddetmişti. Yargıtay ise saldırının kaynağını haberin ilk yayınında değil, beraat kesinleştikten ve ihtarname tebliğ edildikten sonra yayının sürdürülmesinde görmüştür. Bu yaklaşımda iki ayrı zaman dilimi bulunmaktadır:

  • Yayın anı: Olay güncel ve görünür gerçeğe uygun olduğundan haber, basın özgürlüğü kapsamında kalmıştır. Bu tespite Yargıtay da itiraz etmemiştir.
  • Yayının sürdürülmesi: Beraat kesinleştikten, yıllar geçtikten ve kaldırma talebi iletildikten sonra haberin erişilebilir tutulması, kamu yararıyla haklı kılınamayan bir kişilik hakkı saldırısı olarak değerlendirilmiştir.

TMK m.25’e göre davacı, saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir; maddi ve manevi tazminat istemleri saklıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre de kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Yargıtay’ın kararı, yayından kaldırma ile manevi tazminatın birbirinin alternatifi değil, aynı saldırıya bağlanabilen ayrı sonuçlar olduğunu göstermektedir.

📌 Kararın okunmasında dikkat edilecek noktalar

Kararın kapsamını doğru belirlemek için bazı hususlar not edilmelidir. Birincisi, somut olayda beraat kararının kesinleşmiş olması, Yargıtay gerekçesinde açıkça sayılan bir olgudur; haberin konusu olan iddia yargı kararıyla doğrulanmamıştır. İkincisi, davacı dava açmadan önce ihtarname göndermiş, yayıncı buna rağmen haberleri kaldırmamıştır. Üçüncüsü, Daire yayının sürmesini haklı kılacak bir kamu yararı bulunmadığını tespit etmiştir. Bu olgulardan biri bulunmayan dosyalarda değerlendirmenin farklılaşması mümkündür.

Davalının, haber linklerinin kaldırılması yetkisinin sulh ceza hâkimliğine ait olduğuna ilişkin itirazı da reddedilmiştir. Daire bu itirazı ayrıca tartışmamış, davalının tüm temyiz itirazlarını toplu olarak yerinde görmemiştir.

❓ Sık sorulan sorular

Yayın tarihinde doğru olan haber sonradan hukuka aykırı hâle gelebilir mi?

Bu kararda bölge adliye mahkemesi haberlerin yayın tarihinde görünür gerçeğe uygun olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay ise beraatin kesinleşmesi, aradan geçen süre, kamu yararının bulunmaması ve ihtarnameye rağmen yayının sürmesi karşısında haberlerin unutulma hakkı kapsamında kaldığını ve kişilik hakkına saldırı oluşturduğunu kabul etmiştir.

Haber kaldırıldıysa ayrıca manevi tazminat istenebilir mi?

Yargıtay, yayından kaldırma kararını onaylamakla yetinmemiş, unutulma hakkının ihlali nedeniyle davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek tazminat talebinin reddini bozma sebebi yapmıştır.

Yargıtay tazminat miktarını belirledi mi?

Hayır. Davacı 100.000,00 TL talep etmiştir; Yargıtay yalnızca “bir miktar” manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş, miktar konusunda bir değerlendirme yapmamıştır. Dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

Unutulma hakkı kanunda açıkça düzenlenmiş midir?

Kararda unutulma hakkı, TMK m.24’teki kişilik hakkının korunması ilkesi ve Hukuk Genel Kurulunun 2015 tarihli kararındaki tanım üzerinden uygulanmıştır. KVKK m.7’deki silme ve yok etme düzenlemesi benzer bir düşünceyi yansıtmakla birlikte karar metninde anılmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve derece mahkemesi gerekçelerine dayanır; davacının ve haber sitesinin kimliği kaynakta anonimdir. KVKK m.7 ile TMK m.25 ve TBK m.58’e ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Beraat, ihtarname ve kamu yararı gibi olguları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu