Emsal Kararlarİş Hukuku

“Haklarım Saklı” Diyen İstifa – Yargıtay 9. HD 2026/4374

On iki yıl aynı işyerinde çalışan bir işçi, işverene kısa bir dilekçe verir: başka bir şehre taşınacağı için görevinden ayrılmaktadır; on iki yıllık emeğinin karşılığı olan tazminatı istediği hâlde alamadığını da ekler ve dilekçeyi “tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla” cümlesiyle bitirir. Aylar sonra açılan davada ise fesih nedeni olarak yemek bedelinin düşürülmesi, giyim yardımının kesilmesi ve ödenmeyen fazla çalışma ücretleri gösterilir. Dilekçedeki saklı tutma kaydı, işçiye ayrılış nedenini sonradan değiştirme imkânı verir mi?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.05.2026 tarihli ve E.2026/5119, K.2026/4374 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin bozmaya uyarak kıdem tazminatı talebini reddeden kararını, davacı işçinin temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek oy birliğiyle onamış; davalı işverenin temyiz dilekçesini ise miktar yönünden reddetmiştir.

Kısa özet: İşçi, şehir değişikliği nedeniyle ayrıldığını açıkça yazdığı ve yasal haklarını saklı tuttuğu bir dilekçeyle işten ayrılmış, ardından kıdem tazminatı, yıllık izin ve fazla çalışma alacakları için dava açmıştır. İlk derece mahkemesi kıdem tazminatını reddetmiş, bölge adliye mahkemesi sosyal hakların aleyhe değiştirilmesini haklı fesih sayarak kabul etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuş; feshin nedeninin dilekçede açıkça gösterilen şehir değişikliği olduğunu, bunun işçiden kaynaklanan özel bir neden olup İş Kanunu m.24 bağlamında haklı sebep sayılamayacağını, saklı tutma kaydının fesih nedenini sonradan değiştirme hakkı vermeyeceğini belirtmiştir. Bozmaya uyularak verilen karar onanmıştır.

✉️ Ayrılık dilekçesi ve dava

Dava dilekçesine göre davacı, davalı işverene ait işyerinde 08.09.2008 tarihinden itibaren çalışmış ve teknik ve idari işler direktörlüğüne bağlı otomasyon şefliği görevinde bulunmuştur. Davacı, haftalık yasal sürenin üzerinde çalıştığını, karşılığının ödenmediğini, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma alacaklarının arabuluculukta talep edildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürmüştür.

Uyuşmazlığın merkezinde 15.02.2021 tarihli dilekçe vardır. Karar metninde aktarıldığı şekliyle dilekçede davacı, 28.02.2021 tarihinde yapacağı şehir değişikliğinden dolayı görevinden ayrıldığını, on iki yıllık emeğine karşılık tazminatını talep etmesine rağmen hiçbir kısmını alamadığını ve tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla ayrıldığını yazmıştır.

Davalı işveren ise alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının hiçbir baskı altında kalmadan, kendi rızasıyla ve şehir değişikliğini gerekçe göstererek istifa ettiğini, istifa eden işçinin kıdem tazminatı talep edemeyeceğini savunmuştur.

🔀 İlk derece ve istinaf: iki farklı okuma

İstanbul 17. İş Mahkemesi 23.05.2023 tarihli kararında, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükünün işverende olduğunu kabul etmekle birlikte, dilekçenin içeriğinden sözleşmenin istifa yoluyla sona erdirildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, bilirkişi değerlendirmesine göre işverenin yaptığı ödemeler dikkate alındığında bakiye fazla çalışma alacağı bulunmadığını, dolayısıyla haklı fesih nedeni oluşmadığını belirterek kıdem tazminatını reddetmiş; yıllık izin ücretinin ödendiği ispatlanamadığından bu talebi kabul etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ise 04.06.2025 tarihli kararıyla farklı bir okuma yapmıştır:

  • Dilekçede tazminatların ödenmesi de talep edildiğinden, metin istifa dilekçesi olarak kabul edilmemiştir.
  • Tanık anlatımlarına göre 2019 öncesinde aylık 800,00 TL olan yemek bedelinin daha sonra günlük 17,00 TL’ye düşürüldüğü, önceki yönetim döneminde yapılan giysi yardımının kaldırıldığı belirlenmiştir.
  • Sosyal haklardaki bu aleyhe değişikliğin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirdiği kabul edilmiştir.
  • Fazla çalışma talebinin reddi yerinde bulunmuştur.

Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış, kıdem tazminatı da kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

🧭 Yargıtay’ın bozma gerekçesi

Davalının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dilekçenin tam metnini esas alarak bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma gerekçesi, sonraki kararda özetlendiği şekliyle üç halkadan oluşur:

  1. Dilekçenin niteliği: Bölge adliye mahkemesi tazminat talebi nedeniyle metni istifa saymamış olsa da davacı açıkça şehir değişikliğinden dolayı görevinden ayrıldığını bildirmiştir; bu beyan karşısında feshin sebebi şehir değişikliğidir.
  2. Haklı sebep yokluğu: Şehir değişikliği, davacının kendisinden kaynaklanan özel bir nedendir ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi bağlamında haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
  3. Saklı tutma kaydının sınırı: Fesih bildiriminde yasal hakların saklı tutulduğunun belirtilmesi, davacıya daha sonra fesih nedenini istediği şekilde değiştirme hakkı vermez.

Bu nedenle feshin haklı bir nedene dayanmadığı, kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; işçi ve işveren adları kaynakta anonimdir.

✅ Bozmaya uyma ve onama

Bölge adliye mahkemesi bozma kararına uymuş, kayıtlar üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporundaki hesaplamaları esas alarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu karar her iki tarafça temyiz edilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; işçilik alacaklarının ödenmediğini ve sözleşmenin bu nedenle haklı olarak feshedildiğini, fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, son iki yıldır yemek zammı verilmediğini, yönetim değişikliğiyle giyim yardımının kesildiğini ve dilekçenin işveren tarafından zorla imzalatıldığını ileri sürmüştür.

Daire bu itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiştir. Gerekçede, bölge adliye mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, hukuk kurallarının uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı belirtilmiştir. Karar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesindeki bozma sebeplerinden hiçbiri bulunmadığı için onanmıştır.

Bu sonuç, davacının son aşamada ileri sürdüğü “dilekçe zorla imzalatıldı” iddiasının neden esastan tartışılmadığını da açıklar: Bozma kararıyla belirlenen çerçeve, bozmaya uyulmasıyla davalı lehine usuli kazanılmış hâle gelmiştir.

💼 Kıdem tazminatı ve haklı fesih ilişkisi

1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükteki 14. maddesine göre kıdem tazminatı; sözleşmenin işveren tarafından o Kanunun 17/II maddesinde gösterilen sebepler dışında, işçi tarafından 16. madde uyarınca, muvazzaf askerlik dolayısıyla, emeklilik aylığı veya toptan ödeme almak amacıyla ya da kanunda sayılan diğer hâllerde feshedilmesi, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla ayrılması veya işçinin ölümü hâllerinde doğar. Atıf yapılan eski 16. maddenin karşılığı bugün 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesidir.

4857 sayılı Kanun’un 24. maddesi işçinin haklı fesih sebeplerini sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller ve zorlayıcı sebepler olarak üç başlıkta toplar. İkinci başlık altında, ücretin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi ile çalışma şartlarının uygulanmaması da yer alır.

Bölge adliye mahkemesinin ilk kararı tam da bu ikinci başlığa dayanan bir değerlendirme içeriyordu. Yargıtay ise sosyal hakların aleyhe değişip değişmediğini tartışmadan önce, işçinin ayrılırken hangi nedene dayandığını belirleyici saymıştır. Kararın pratik mesajı şudur:

  • Ayrılık dilekçesinde açıkça yazılan neden, feshin nedeni olarak kabul edilmiştir.
  • Kişisel bir neden (şehir değişikliği) haklı fesih sebebi sayılmamıştır.
  • Dilekçede tazminat talep edilmesi, metnin istifa niteliğini değiştirmemiştir.
  • “Haklarım saklı” kaydı, fesih nedenini davada değiştirmeye imkân tanımamıştır.

İstifa ile haklı fesih arasındaki çizginin farklı bir görünümü için sitedeki haklı fesihten önce istifa kararına; şarta bağlanan istifa beyanları için şarta bağlı istifa ve ikale yazısına bakılabilir.

📏 Kesinlik sınırı ve temyiz

Kararın usule ilişkin ilk bölümü de dikkat çekicidir. Daire, HMK m.362 uyarınca miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararların temyiz edilemeyeceğini, bu durumda m.366 atfıyla m.352/1-b uyarınca temyiz dilekçesinin reddi gerektiğini hatırlatmıştır.

Kararda belirtildiğine göre davalının temyize konu ettiği toplam miktar, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen HMK ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla geçerli 78.630,00 TL’lik kesinlik sınırının altında kalmıştır. Bu nedenle işverenin temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiş, esastan inceleme yalnızca davacının temyizi üzerine yapılmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Dilekçede tazminat istemek onu istifa olmaktan çıkarır mı?

Bu kararda çıkarmamıştır. Bölge adliye mahkemesi tazminat talebine dayanarak metni istifa saymamış; Yargıtay ise davacının açıkça şehir değişikliğinden dolayı ayrıldığını bildirdiğini, feshin sebebinin bu olduğunu kabul etmiştir.

“Tüm yasal haklarım saklıdır” kaydının hukuki etkisi nedir?

Daireye göre bu kayıt, işçiye fesih nedenini daha sonra istediği şekilde değiştirme hakkı vermez. Kayıt, ayrılış nedeni olarak yazılan şehir değişikliğinin yerine davada başka bir haklı nedenin konulmasına imkân tanımamıştır.

Yemek bedelinin düşürülmesi bu dosyada neden sonuca etki etmedi?

Bölge adliye mahkemesi ilk kararında bu değişikliği haklı fesih nedeni saymıştı. Yargıtay ise feshin nedenini dilekçede yazılı şehir değişikliği olarak belirlediğinden, sosyal haklardaki değişiklik fesih nedeni olarak esas alınmamıştır.

İşçinin “dilekçe zorla imzalatıldı” iddiası incelendi mi?

Bu iddia temyiz aşamasında ileri sürülmüş, ancak Daire bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle bu yönlerin yeniden incelenemeyeceğini belirtmiş ve davacının temyiz itirazlarını reddetmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava ve cevap dilekçeleri ile ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve bozma kararlarının özetine dayanır; işçinin ve işverenin kimliği kaynakta anonimdir. Bozma kararının tarihi ve bozmaya uyma kararının tarihi incelenen metinde yer almamaktadır. 1475 ve 4857 sayılı Kanunlara ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Dilekçe içeriği ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu