Emsal KararlarVergi Hukuku

Sözleşme Nüshasında Damga Vergisi – Danıştay VDDK 2026/16

Çok taraflı ticari sözleşmelerin son maddesi çoğu zaman kalıptır: “İşbu sözleşme … nüsha olarak düzenlenmiş ve taraflarca imza altına alınmıştır.” Bu cümlenin damga vergisi açısından ne kadar pahalıya mal olabileceğini gösteren bir uyuşmazlık, Danıştay’ın vergi alanındaki en üst kurullarından birinin önüne gelmiştir. Soru basittir ama sonucu milyonlarca liralık matrahı etkiler: Sözleşmede “üç nüsha” yazıyorsa, idare diğer iki nüshayı görmeden üç nüsha üzerinden vergi alabilir mi?

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 28.01.2026 tarihli ve E.2024/106, K.2026/16 sayılı kararıyla, sözleşme metnindeki “üç nüsha” ibaresinin ve taraf sayısıyla uyumunun somut bir tespit olduğunu, aksini ispat yükünün mükellefte bulunduğunu kabul eden Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararını oyçokluğuyla ve kesin olarak onamıştır. Böylece aynı dosyada Danıştay 9. Dairesinin bozma kararında benimsenen “diğer nüshalar somut olarak tespit edilmedikçe tarhiyat varsayıma dayanır” yaklaşımı kurul düzeyinde karşılık bulmamıştır.

Kısa özet: Bir enerji şirketi, 03.09.2015 tarihinde işveren ve taşeron şirketlerle birlikte, KDV hariç 3.450.000,00 TL bedelli bir güneş enerjisi santrali (GES) kurulum sözleşmesi imzalamış, ancak damga vergisi beyannamesi vermemiştir. Sözleşmenin son maddesinde üç nüsha düzenlendiği yazılı olduğundan vergi incelemesinde bedel üçle çarpılarak matrah bulunmuş; şirketi devralan davacı adına vergi ve bir kat vergi ziyaı cezası tarh edilmiştir. Vergi mahkemesi yalnızca bir nüsha üzerinden vergiyi hukuka uygun bulmuş, bölge idare mahkemesi ise üç nüshanın tamamını onaylamıştır. Danıştay 9. Dairesi bozmuş, bölge idare mahkemesi direnmiş ve Vergi Dava Daireleri Kurulu ısrar kararını onamıştır.

☀️ Üç taraflı GES sözleşmesi ve beyan edilmeyen vergi

Olayın merkezinde, yenilenebilir enerji yatırımlarında sık rastlanan üçlü bir yapı vardır. Sözleşmenin bir tarafı santrali yaptıran işveren, bir tarafı ekipman ve kurulumu üstlenen tedarikçi, üçüncü tarafı ise sahadaki işleri yürütecek taşerondur. Sözleşme 03.09.2015 tarihinde KDV hariç 3.450.000,00 TL bedel üzerinden imzalanmış ve son maddesine, taraf sayısıyla uyumlu olarak üç nüsha düzenlendiği yazılmıştır.

Tedarikçi şirket bu sözleşme için damga vergisi beyannamesi vermemiştir. Şirket 2018’de tüm aktif ve pasifiyle başka bir şirkete devredilmiş, devralınan şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda bu eksiklik tespit edilmiştir. İnceleme elemanı, sözleşmedeki “üç nüsha” ibaresini esas alarak sözleşme bedelini üçle çarpmış ve 2015 yılı Eylül dönemi için resen damga vergisi ile verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası tarh edilmiştir. Devralan şirket, tarhiyatın kaldırılması istemiyle dava açmıştır.

Davacının temel itirazı, ıslak imzalı olarak yalnızca bir nüsha düzenlendiği, diğer iki nüshanın hiç var olmadığıdır. İdare ise sözleşme metnindeki beyana dayanmıştır.

🔄 Dört merci, iki farklı ispat anlayışı

Dosyanın yolculuğu, aynı olgunun iki farklı ispat anlayışıyla nasıl zıt sonuçlara ulaştığını gösteriyor:

  • Vergi Mahkemesi – kısmen kabul: Mahkeme 05.12.2019 tarihli ara kararla idareye, sözleşmenin üç nüsha düzenlendiğini nasıl tespit ettiğini sormuştur. İdare yalnızca sözleşmedeki ibareye işaret etmiş, başka somut tespit sunmamıştır. Mahkeme idarenin “varsayımsal olarak” hareket ettiğini kabul etmiş; 3.450.000,00 TL’lik tek nüsha matrahına isabet eden kısım yönünden davayı reddetmiş, bunu aşan kısmı kaldırmıştır.
  • Bölge İdare Mahkemesi – istinaf kabul, dava ret: Kanunda, belirtilen nüshaların tamamının vergilendirilmesi için hepsinin fiziken tespit edilmesi gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını; sözleşmenin taraf sayısıyla çelişmeyecek şekilde metninde belirtilen sayıda düzenlendiğinin kabulünün “iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun mutat bir durum” olduğunu belirtmiştir.
  • Danıştay 9. Dairesi – bozma (14.03.2023, E.2021/1073, K.2023/691): Nüshanın, taraflarca ayrı ayrı imzalanmış ve aynı hüküm ve kuvveti taşıyan kâğıt olduğunu, diğer nüshaların düzenlendiği somut olarak ortaya konmadığından tarhiyatın “varsayım ve kanaate dayalı” olduğunu kabul etmiştir.
  • Bölge İdare Mahkemesi – ısrar: Sözleşmede üç nüsha düzenlendiğine açıkça yer verilmesinin bizzat somut bir tespit olduğunu, aksini ispat yükünün davacıda bulunduğunu ve davacının ne incelemede ne dava aşamasında aksini gösteren bir belge sunduğunu vurgulamıştır.

Vergi Dava Daireleri Kurulu, ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, temyiz iddialarının bozmayı gerektirmediğini belirterek onama yönünde karar vermiştir. Karşı oy yazan üyeler ise 9. Dairenin bozma gerekçesine katılarak ısrar kararının bozulması gerektiğini savunmuştur. Tetkik hâkimi de temyiz isteminin reddi yönünde görüş bildirmişti.

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi’nde resmî içtihat kaydı üzerinden doğrulanmıştır.

📄 Nüsha kavramı ve “her nüsha ayrı vergilendirilir” kuralı

Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’dur. Kararda aktarılan hükümler şöyle özetlenebilir:

  • m.1 ve (1) sayılı Tablo: Belli parayı içeren mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler nispi damga vergisine tabidir.
  • m.10: Nispi vergide kâğıtta yazılı “belli para” esas alınır; belli para, kâğıdın içerdiği veya yazılı rakamların ortaya çıkaracağı paradır.
  • m.5 (uyuşmazlık dönemindeki hâli): Bir nüshadan fazla düzenlenen kâğıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette vergiye tabidir.

Tarafların anlaşmazlığı bu kuralın varlığında değil, uygulanmasındadır. Danıştay 9. Dairesi nüshayı, belli bir hususu ispat etmek üzere birden fazla düzenlenen ve taraflarca her biri ayrı ayrı imzalanan kâğıtlar olarak tanımlamış ve vergiyi doğuran olayın imzalı kâğıdın varlığı olduğunu vurgulamıştı. Bu yaklaşıma göre görülmeyen bir kâğıt, vergiyi doğuran olay olarak kabul edilemez.

Israr kararının ve onu onayan Kurulun yaklaşımı ise sözleşme metnindeki beyanı yeterli bir olgu olarak görmektedir: Üç taraflı, her tarafa ayrı hak ve yükümlülük yükleyen bir sözleşmenin her tarafta bir nüsha kalacak şekilde düzenlenmesi olağandır ve metin de bunu açıkça söylemektedir.

🔍 İspat yükü neden mükellefe geçti?

Kararın uygulamaya yansıyacak asıl yönü, ispat yükünün dağılımıdır. Vergi hukukunda vergiyi doğuran olayı ispat yükü kural olarak idareye aittir. Bölge idare mahkemesinin ısrar gerekçesi bu kuralı reddetmemekte, ancak idarenin ispat yükünü sözleşme metniyle zaten yerine getirdiğini kabul etmektedir. Bundan sonra, olağan durumun aksini, yani sözleşmenin yazılandan daha az nüsha düzenlendiğini ileri süren tarafın bunu kanıtlaması gerekir.

Bu yaklaşımda üç unsur belirleyici olmuştur:

  • Metindeki açık ibare: Sözleşmenin yürürlük maddesinde üç nüsha düzenlendiği açıkça yazılıdır.
  • Taraf sayısıyla uyum: Üç taraf, üç nüsha; beyan ile sözleşmenin yapısı birbirini desteklemektedir.
  • Mükellefin sessizliği: Davacı ne vergi incelemesi sırasında aksi yönde bir beyanda bulunmuş ne de dava aşamasında olağan durumun aksini gösteren bir bilgi veya belge sunmuştur.

Karar metninde, davacının hangi tür belgeyle bu karineyi çürütebileceği tartışılmamıştır. Dolayısıyla kararın, “sözleşmedeki nüsha sayısı her durumda kesin delildir” şeklinde değil, somut olayda aksini gösteren hiçbir delil sunulmamış olmasıyla birlikte okunması daha doğrudur. Kararın oyçokluğuyla verilmiş olması ve aynı dosyada 9. Dairenin tam aksi yönde görüş bildirmiş olması da konunun Danıştay içinde tartışmalı olduğunu göstermektedir.

🆕 2016 değişikliği: bugün aynı sözleşme nasıl vergilendirilir?

Davacı temyiz dilekçesinde, 488 sayılı Kanun’un 5. maddesinde 2016’da yapılan değişikliğe de dayanmıştır. Mevzuat bilgi sisteminde yer alan güncel metne göre maddenin birinci cümlesi 15.07.2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilmiştir. Yeni kurala göre bir nüshadan fazla düzenlenen kâğıtlardan maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı vergilendirilirken, nispi vergiye tabi olanların yalnızca bir nüshası damga vergisine tabidir.

Bu nedenle kararın önemi büyük ölçüde değişiklikten önce, yani 2016 öncesinde düzenlenmiş nispi vergiye tabi sözleşmeler bakımındadır. Somut sözleşme 03.09.2015 tarihli olduğundan, derece mahkemeleri ve Kurul, uyuşmazlık dönemindeki “her nüsha ayrı vergilendirilir” kuralını uygulamıştır. Kurul kararında değişikliğin somut dosyaya uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır; onama kararı ısrar gerekçesini yerinde bulmakla yetinmiştir.

Güncel kural karşısında nispi vergiye tabi sözleşmelerde nüsha sayısı tartışması büyük ölçüde anlamını yitirmiştir. Ancak maktu vergiye tabi kâğıtlar için nüsha bazlı vergilendirme devam etmektedir ve kararın ispat yüküne ilişkin mantığı bu kâğıtlar bakımından da tartışılmaya elverişlidir.

📝 Kararı okurken dikkat edilecek noktalar

Kararın kapsamını belirleyen birkaç husus öne çıkmaktadır:

  • Uyuşmazlık, vergiyi kimin ödeyeceğine değil, matrahın kaç nüsha üzerinden hesaplanacağına ilişkindir; tek nüshaya isabet eden vergi ve ceza ilk derecede zaten hukuka uygun bulunmuştu.
  • Tarhiyat, devralınan şirketin vergi borcu nedeniyle onu tüm aktif ve pasifiyle devralan şirket adına yapılmış ve dava da bu şirket tarafından açılmıştır.
  • Kurul kararı ısrar kararı üzerine verildiği için kesindir; aynı dosyada artık olağan kanun yolu yoktur.

Vergi ziyaı cezasının dayandığı olguların ispatına ilişkin farklı bir örnek için serideki sahte faturada vergi ziyaı cezası kararı; Vergi Dava Daireleri Kurulunun yakın tarihli başka bir kararı için kanuni temsilciye ödeme emri kararı; tarh zamanaşımı tartışması için ise matrah artırımında tarh zamanaşımı kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sorular ve cevaplar

İdare diğer nüshaları görmeden vergi alabilir mi?

Bu dosyada Vergi Dava Daireleri Kurulu, sözleşme metnindeki açık “üç nüsha” ibaresinin ve taraf sayısıyla uyumunun yeterli bir tespit olduğunu kabul eden ısrar kararını onamıştır. Mükellef aksini gösteren bir belge sunmadığı için üç nüsha üzerinden yapılan tarhiyat hukuka uygun bulunmuştur.

Danıştay 9. Dairesi neden farklı düşünmüştü?

Daire, damga vergisini doğuran olayın imzalanmış kâğıdın varlığı olduğunu ve nüshanın taraflarca ayrı ayrı imzalanmış kâğıt anlamına geldiğini belirtmiştir. İdare diğer nüshaların varlığını somut olarak ortaya koyamadığından, bir nüshayı aşan kısım için tarhiyatın varsayıma dayandığı sonucuna varmıştı.

Bugün imzalanan bir sözleşmede de nüsha başına vergi ödenir mi?

Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre 6728 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında nispi vergiye tabi kâğıtların yalnızca bir nüshası vergiye tabidir. Maktu vergiye tabi kâğıtlarda ise her nüsha ayrı ayrı vergilendirilmeye devam etmektedir.

Karara karşı başvurulabilecek bir üst yargı yolu kaldı mı?

Kurul kararı ısrar kararı üzerine verildiğinden metinde “kesin olarak” ifadesi yer almaktadır; idari yargı içinde olağan bir kanun yolu kalmamıştır. Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oyda 9. Dairenin bozma gerekçesine katılınmıştır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun yayımlanmış onama kararından ve kararda aktarılan vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay 9. Dairesi gerekçelerinden derlenmiştir. Damga vergisinde nüsha ve matrah değerlendirmesi, kâğıdın düzenlendiği tarihte yürürlükte olan mevzuata ve dosyadaki delillere göre farklılık gösterebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu