Emsal KararlarForex Hukuku

Yatırım Bonosunda Avalist – Ankara BAM 22. HD 2025/1555

Aylık “kâr payı” gönderilen bir yatırım ilişkisinde, yatırımcı verdiği paranın güvencesi olarak 2.000.000 TL bedelli bir bono istemiş; bonoyu düzenleyen kişinin yanına bir yakını da aval veren sıfatıyla imza atmıştır. Kâr payları seyrekleşip ana para geri gelmeyince yatırımcı, bonoyu doğrudan avalist aleyhine icraya koymuştur. Avalist ise iki ayrı savunmaya dayanmıştır: Senet gerçek bir borç ilişkisini karşılamıyordu ve zaten keşideci, senetten sonra yatırımcıya parça parça ödeme yapmıştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi bu iki savunmanın hukuki ağırlığının aynı olmadığını ortaya koymuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 15.12.2025 tarihli ve E.2024/1085, K.2025/1555 sayılı kararıyla, aval verenin borcunun bağımsız olduğunu ve temel ilişkiye dayalı geçersizlik savunmalarının kural olarak avaliste yarar sağlamadığını hatırlatmış; buna karşılık avalistin, senedin teminat altına aldığı borcun ödendiğini veya sona erdiğini ileri sürebileceğini belirterek ödeme belgeleri değerlendirilmeden verilen ret kararını oy birliğiyle ve kesin olarak kaldırmıştır.

Kısa özet: Yatırım amacıyla gönderilen paraların güvencesi olduğu ileri sürülen 2.000.000 TL bedelli bonoda aval veren kişi, hakkındaki icra takibi nedeniyle menfi tespit davası açmıştır. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, bedelsizliğin yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve avalisti kötü niyet tazminatına mahkûm etmiştir. Bölge adliye mahkemesi; TTK 702 uyarınca avalin bağımsız bir taahhüt olduğunu, ancak avalistin borcun ödendiği veya sona erdiği savunmasını ileri sürebileceğini belirtmiş ve sunulan ödeme belgeleri değerlendirilmeden karar verilmesini eksik inceleme sayarak dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

💼 Kâr paylı yatırım ilişkisi ve 2 milyonluk senet

Karar metnindeki anlatıma göre davalı, “yatırım amaçlı” olarak dava dışı bir kişiye para göndermiştir. Bu kişi, 2018 yılının sonlarına kadar davalıya her ay “kâr payı” adı altında yüklü miktarda ödeme yapmıştır. 2018 sonlarına doğru kâr payları birkaç ayda bir gönderilmeye başlanmış, ardından ana paranın iadesinde gecikme yaşanmış ve taraflar arasında anlaşmazlık çıkmıştır.

Uyuşmazlığa konu senet, 29.01.2018 düzenleme ve 31.12.2019 ödeme tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli bir bonodur. Senette yatırım parasını alan kişi keşideci, yatırımcı lehtar, davacı ise aval veren olarak yer almaktadır. Davacının anlatımına göre senet, yatırımcının gönderdiği paraların güvencesi olarak istenmiş; davacı, yatırımcıyla olan yakınlığına güvenerek bonoyu keşideciye imzalatmış ve kendisi de senede imza atmıştır.

Yatırımcı, bonoya dayanarak Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2022/18690 Esas sayılı dosyasıyla avalist hakkında icra takibi başlatmıştır. Avalist de bunun üzerine İİK 72 kapsamında borçlu olmadığının tespiti istemiyle dava açmıştır.

🗂️ Avalistin ve yatırımcının tezleri

Davacı avalist, talebini kademeli olarak kurmuştur:

  • Senedin düzenlenmesine yol açan temel ilişki geçersizdir; bu nedenle bono tamamen iptal edilmelidir.
  • Bu mümkün görülmezse, keşidecinin yatırımcıya iade ettiği bedeller senet bedelinden mahsup edilmeli ve takip bu tutarlar oranında kısmen iptal edilmelidir.
  • Yatırımcı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmelidir.

Yatırımcı ise temel ilişkinin kanuna aykırı olduğu iddiasının yazılı delile dayanmayan soyut bir iddia olduğunu, temel ilişki geçerli olmasa bile kambiyo alacağının geçersiz sayılamayacağını, bononun kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi içerdiğini ve senet üzerinde borcun sebebinin gösterilmeyeceğini savunmuştur. Yatırımcıya göre ispat yükü borçludaydı; davacının tanık deliline dayanmasına ve kendi banka hareketlerinin getirtilmesine de muvafakat etmemiştir.

⚖️ İlk derece kararı: yazılı delil ve yemin

Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 30.05.2024 tarihli ve 2022/802 E., 2024/459 K. sayılı kararında davayı reddetmiştir. Gerekçede şu tespitler öne çıkmaktadır:

  • Senedin ön veya arka yüzünde, yatırım için gönderilen paraların güvencesi olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır.
  • Alacaklının, senedin gerçek bir borç ilişkisi nedeniyle verilmediğini kabul eden bir beyanı yoktur.
  • Davacı, senedin bedelsiz olduğunu gösteren yazılı bir delil sunamamıştır.
  • Davacı vekiline yemin hakkı hatırlatılmış, ancak yemin deliline dayanılmamıştır.

Mahkeme, tedbir kararının uygulandığını da belirterek davalı yatırımcı lehine kötü niyet tazminatına hükmetmiştir.

🏛️ İstinaf incelemesi ve kaldırma kararı

Avalistin istinaf dilekçesinde iki ayrı hat izlenmiştir. Birincisi, bedelsizlik iddiasının araştırılmadığı, yazışmalara itiraz edilmediği ve yemin hakkının doğrudan hatırlatılmasının hatalı olduğu yönündeki itirazlardır. İkincisi ise yeni bir olgudur: Karar tarihinden sonra keşideci aracılığıyla elde edilen dekontlara göre, keşideci senedin düzenlenmesinden sonra yatırımcının hesabına peyderpey ödemeler yapmıştır. Davacıya göre taraflar arasında başka bir hukuki ilişki bulunmadığından bu ödemelerin bonoya istinaden yapıldığı kabul edilmeli, keşidecinin ödemeleri avalisti de borçtan kurtarmalıdır.

AşamaSonuçBelirleyici gerekçe
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (30.05.2024)Davanın reddi, kötü niyet tazminatıBedelsizlik yazılı delille ispatlanamamış, yemin deliline dayanılmamıştır.
Ankara BAM 22. HD (15.12.2025)Kararın kaldırılması, dosyanın geri gönderilmesi (kesin)Avalist ödeme ve borcun sona erdiği savunmasını ileri sürebilir; sunulan ödeme belgeleri değerlendirilmemiştir.

Daire, kararı HMK 353/1-a-6 uyarınca, yani uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle kaldırmıştır. Kararın kendisi de HMK 362/1-g gereğince kesin olarak verilmiştir.

📎 Karar metni: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🔗 Aval neden bağımsız bir taahhüttür?

Daire, değerlendirmesine TTK 702 ile başlamıştır. Bu hüküm, TTK 778/3 yollamasıyla bonolarda da uygulanır. Maddeye göre aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumludur; teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebeple batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur.

Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur; fer’î nitelikte değildir. Lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. TTK 702/2 uyarınca aval veren, yalnızca kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir.

Daire bu noktada Yargıtay’ın 20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapmıştır. Kararda ayrıca lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâllerinde dahi avalistin sorumluluğunun devam edeceği vurgulanmıştır.

Bu açıklamalar, avalistin ilk savunmasının, yani “temel yatırım ilişkisi geçersizdir, senet bu yüzden bedelsizdir” tezinin neden zayıf kaldığını göstermektedir. Daire bu tezi ayrıca tartışmamış; kaldırma sebebini başka bir savunmaya dayandırmıştır.

🧾 Ödeme savunması avaliste neden açıktır?

Kararın belirleyici kısmı, bağımsızlık ilkesinin sınırına ilişkindir. Daire, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.04.2025 tarihli ve 2024/4316 E., 2025/2825 K. sayılı kararına dayanarak şu ilkeyi benimsemiştir: Aval veren, senedin teminat altına aldığı borcun karşılığı edimin yerine getirildiğini, borcun kalmadığını ya da sona erdiğini ileri sürebilir.

Başka bir anlatımla, avalistin “bu borç hiç doğmadı” veya “temel ilişki geçersiz” şeklindeki savunmaları ile “bu borç ödendi” savunması aynı kefeye konulmamıştır. İlki aval taahhüdünün bağımsızlığına çarparken, ikincisi senedin güvence altına aldığı borcun ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkindir.

Somut olayda davacı, keşidecinin senetten sonra yatırımcıya yaptığı ödemeleri gösteren belgeleri dosyaya sunmuştur. Daire, ilk derece mahkemesinin tarafların iddia ve savunmalarını bu ödeme belgeleriyle birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşması gerektiğini belirtmiş, bu yapılmadan hüküm kurulmasını “eksik inceleme” olarak nitelendirmiştir.

📐 Kararın çizdiği sınırlar

Kaldırma kararları çoğu zaman ilk okumada “davacı kazandı” şeklinde algılanabilir. Bu dosyada durum böyle değildir. Kararın kapsamı şu şekilde özetlenebilir:

  • Bedelsizlik tezi: Daire, temel ilişkinin geçersizliğine dayalı savunmanın avaliste kural olarak yarar sağlamadığını ayrıntılı biçimde açıklamıştır.
  • Ödeme tezi: Ödeme ve borcun sona ermesi savunması avalist tarafından da ileri sürülebilecek bir savunma olarak kabul edilmiştir.
  • Belgelerin etkisi: Daire, sunulan dekontların bonoya ilişkin ödeme olup olmadığına veya hangi tutarda mahsup gerekeceğine dair bir tespit yapmamıştır; bu değerlendirme ilk derece mahkemesine bırakılmıştır.
  • Kötü niyet tazminatı: İlk derece kararı bütünüyle kaldırıldığından, tazminat hükmü de yeniden verilecek kararın sonucuna bağlı kalmıştır.

Yatırım vaadiyle başlayan ilişkilerde paranın güvencesi olarak kambiyo senedi alınması sık görülen bir yöntemdir. Karar, bu tür senetlerde senede aval veren olarak imza atan üçüncü kişilerin konumunun “temel ilişki” tartışmasından ayrı olarak ele alındığını göstermektedir. Kripto yatırımı için verilen paraya karşılık düzenlenen bonoda tanık yasağının tartışıldığı farklı bir dosya için kripto yatırımı ve bono yazısına, pay devri karşılığında verilen bonoda menfi tespit konusu için çıplak pay devri ve bono yazısına bakılabilir.

💬 Merak edilenler

Yatırım ilişkisi geçersizse avalist bonodan kurtulur mu?

Karardaki açıklamalara göre kural olarak hayır. TTK 702/2 uyarınca teminat altına alınan borç şekil dışındaki bir sebeple batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir ve aval veren yalnızca senetteki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir.

Avalist hangi savunmayı ileri sürebilir?

Daire, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/4316 E., 2025/2825 K. sayılı kararına dayanarak avalistin, senedin teminat altına aldığı borcun ödendiğini, kalmadığını veya sona erdiğini ileri sürebileceğini kabul etmiştir.

Keşidecinin yaptığı ödemeler bu dosyada senetten düşüldü mü?

Hayır, bölge adliye mahkemesi bu konuda bir hesaplama yapmamıştır. Ödeme belgelerinin taraf iddia ve savunmalarıyla birlikte değerlendirilmesi için dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir; mahsup gerekip gerekmediği yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir.

Bu karara karşı temyiz yolu açık mıdır?

Hayır. Karar, HMK 353/1-a-6 ve 362/1-g maddeleri uyarınca dosya üzerinden ve kesin olarak verilmiştir; dava ilk derece mahkemesinde yeniden görülecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, yatırım amacıyla gönderildiği ileri sürülen paraların güvencesi olarak düzenlenen bir bonoda aval verenin sorumluluğu ve ödeme savunmasına ilişkin olup senedin sonuçta ne ölçüde ödendiği veya bedelsiz olup olmadığı hakkında hüküm içermez; senet içeriği, ödeme belgeleri ve taraf ilişkileri farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu