Organik Bağ İddiasıyla İstihkak – Yargıtay HGK 2026/199

Haciz memuru bir akaryakıt istasyonuna geldiğinde, kasadaki sigaralar, depodaki motorin ve pompalar borçlu şirketin değil, istasyonu işleten başka bir şirketin adına kayıtlıdır. Alacaklıya göre bu iki şirket aslında aynı ekonomik bütünün parçalarıdır; ortak geçmiş, el değiştiren paylar, aynı çalışanlar ve devredilen araçlar bunu göstermektedir. Üçüncü kişi şirkete göre ise ortada yalnızca yan yana faaliyet göstermiş iki ayrı tacir vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, özel daire ile ilk derece mahkemesi arasındaki bu görüş ayrılığını, istihkak davasındaki ispat yükü ve organik bağ kavramı üzerinden çözmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.04.2026 tarihli ve E.2025/428, K.2026/199 sayılı kararıyla, malların yalnız üçüncü kişinin elinde haczedildiği durumda mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunu, organik bağın varlığını ispat yükünün de alacaklıda bulunduğunu belirtmiş; alacaklının bu yükü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır.
⛽ İstasyonda yapılan haciz
Alacaklı vekili, 06.01.2016 tanzim ve 10.04.2019 vade tarihli bonoya dayalı olarak borçlu şirket aleyhine 23.03.2021 tarihinde takip başlatmıştır. Alacaklının talebiyle 07.07.2021 tarihinde yapılan haciz, borçlunun değil davalı üçüncü kişi şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde gerçekleşmiştir. Haciz mahallinde hazır bulunan üçüncü kişi şirket vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu ileri sürmüştür. İcra müdürlüğü haciz ve muhafaza işlemi yapmış, alacaklıya İİK m.99 uyarınca istihkak davası açması için yedi günlük süre vermiştir.
Haczedilen mallar sigara, motorin, benzin, klima ve mazot pompasıdır. Mahcuzların toplam değeri kararda 274.050,02 TL olarak belirtilmiştir.
🧩 Alacaklının dayandığı olgular
Alacaklı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik ve fiili bağ bulunduğunu ileri sürerek şu olgulara dayanmıştır:
- Aynı adreste 03.07.2019 tarihinde başka bir takip kapsamında yapılan hacizde borçlu şirkete ait evrak bulunmuştur.
- Borcun doğumundan sonra borçlu şirketin kurucu ortağı tarafından muvazaalı pay devirleri yapılmıştır.
- Haciz sırasında hazır bulunan üçüncü kişi şirket müdürü, borçlu şirketin eski çalışanıdır; SGK kayıtlarına göre borçlunun pek çok çalışanı üçüncü kişi şirkette çalışmaya devam etmiştir.
- Borçlu şirket adına kayıtlı araçlar önce bir finans şirketine, ardından üçüncü kişi şirkete geçmiştir.
Üçüncü kişi şirket ise haczedilen malların faturalı olduğunu ve bedellerinin banka aracılığıyla ödendiğini, borçluyla bir bağı bulunmadığını, araçların finans şirketinin rehinli olarak geri aldığı ve satışa çıkardığı araçlar olduğunu savunmuş; ayrıca kendisi lehine tazminata hükmedilmesini istemiştir. Borçlu şirket davaya cevap vermemiştir.
🔄 Bozma ve direnme süreci
| Aşama | Sonuç | Gerekçenin özü |
|---|---|---|
| İcra hukuk mahkemesi (03.01.2023) | Davanın reddi, istihkak iddiasının kabulü ve hacizlerin kaldırılması; tazminat talebinin reddi | Kolluk araştırmasına göre üçüncü kişi 2007’den beri bu adreste faaliyet göstermekte, borçlu burada bulunmamaktadır; bilirkişi raporları malların üçüncü kişiye ait olduğunu belirtmektedir. |
| Bölge adliye mahkemesi (16.06.2023) | İstinafın esastan reddi | Haciz üçüncü kişinin adresinde yapılmış, borçluya ait evraka rastlanmamıştır; karinenin aksi ispatlanamamıştır. |
| Yargıtay 12. HD (03.04.2024) | Bozma | 2019 hacizinde bulunan belgeler, yan yana duran veresiye fişleri, pay devirleri, ortak çalışanlar ve araç satışları birlikte hareketi ve muvazaalı işlemleri göstermektedir. |
| İcra hukuk mahkemesi (12.11.2024) | Direnme | İki haciz bağımsızdır ve arada iki yıl vardır; aynı adresle ilgili başka bir istihkak davası kesinleşmiştir; araç satışları ve çalışan geçişleri ticari hayatın olağan akışına uygundur. |
| Hukuk Genel Kurulu (01.04.2026) | Direnme kararının onanması (oy çokluğu, kesin) | Mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehinedir; organik bağ ve mal kaçırma amacı ispatlanamamıştır. |
🧮 Ön sorun: hangi kesinlik sınırı?
Genel Kurul esasa geçmeden önce, direnme kararının miktar itibarıyla temyiz edilip edilemeyeceğini tartışmıştır. 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun, İİK ek m.1/2’deki “hükmün verildiği” ibaresini “davanın açıldığı veya şikâyet başvurusunun yapıldığı” şeklinde değiştirmiştir. Kurul, direnme kararı 12.11.2024 tarihinde verildiği için temyiz hakkının o tarihte doğduğunu, bunun HMK m.448 anlamında tamamlanmış bir usul işlemi olduğunu ve geçiş hükmü bulunmadığından karar tarihindeki düzenlemenin esas alınacağını belirtmiştir.
İkinci tartışma, bozmadan sonra ilk derece mahkemesince verilen kararlarda İİK m.363/1’in mi yoksa m.364/1’in mi uygulanacağıdır. Kanunda açık hüküm bulunmadığından Kurul, m.363/1’deki sınırı esas almıştır. 01.01.2024’ten itibaren bu sınır 66.090,00 TL, m.364/1’deki sınır ise 378.290,00 TL’dir. Uyuşmazlık değeri 274.050,02 TL olduğundan karar kesinlik sınırının altında kalmamıştır. Görüşmelerde m.364/1’in uygulanması gerektiği ve kararın kesin olduğu görüşü de ileri sürülmüş, ancak bu görüş 19.11.2025 tarihindeki ikinci görüşmede oy çokluğuyla benimsenmemiştir.
⚖️ Mülkiyet karinesi ve organik bağ
Genel Kurul, istihkak davasının iki türünü ayırmıştır: Üçüncü kişinin mahcuz malı hacizden kurtarmak için alacaklıya karşı açtığı istihkak davası ve elinde haczedilen malda hak iddia eden üçüncü kişiye karşı alacaklının açtığı istihkak iddiasının reddi davası (İİK m.99). İİK m.97/a’daki karineler, malın kimin elinde bulunduğuna göre farklılaşır. Kurula göre taşınır mal yalnız üçüncü kişinin elinde haczedilmişse dava açma ve ispat yükü alacaklıya düşer.
Organik bağ kavramı da bu ispat düzeni içinde ele alınmıştır. Karara göre:
- Organik bağın kaynağı TMK m.2’deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır; istisnai ve son çare olarak uygulanmalıdır.
- Tüzel kişiler arasında iktisadi ve ticari bağımlılık, kader birlikteliği, birlikte hareket ya da başka bir özdeşlik bulunmalıdır; yalnızca benzerlik veya aynı alanda faaliyet yeterli değildir.
- Malvarlıklarının karışması, karşılıksız veya oransız satışlar, bir şirketin zararına diğerinin malvarlığının sürekli artırılması önemli ölçütlerdir.
- Mal kaçırma kastı özellikle borcun doğumundan sonra kurulan tüzel kişilikler bakımından gündeme gelir.
- Organik bağ, kendisine mülkiyet karinesinden yararlanma imkânı tanıdığı için bunu ispat yükü de alacaklıdadır.
Kurul bu ilkelerin daha önceki kararlarında da benimsendiğini belirterek 25.02.2026 tarihli ve 2025/10-204 Esas, 2026/122 Karar sayılı kararına atıf yapmıştır; organik bağın iş hukukundaki görünümü için iş kazasında organik bağ ispatı yazısına bakılabilir.
📋 Genel Kurulun somut değerlendirmesi
Kurul, alacaklının dayandığı olguları tek tek değerlendirmiştir. Haciz adresi, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adres olmadığı gibi senedin düzenleme yerindeki adres de değildir. Üçüncü kişi şirket 2007’de, yani borçlu şirketin kuruluşundan (11.12.2012) ve borcun doğumundan önce kurulmuştur. Pay devirlerinin kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Haciz yapılan istasyonun bir akaryakıt markasının bayisi olarak üçüncü kişi tarafından işletildiği, borçlunun ise başka bir markanın bayisi olduğu anlaşılmış; Kurul bu nedenle aralarında iktisadi ve ticari bağımlılık ile menfaat birliği bulunmadığını kabul etmiştir. Kuruluş adreslerinin yakınlığı da tek başına yeterli görülmemiştir.
Bilirkişi raporlarına göre üçüncü kişi şirketin ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş, sigara ve akaryakıt onun ticari malı, pompa yazar kasaları da onun demirbaşıdır. 2019 tarihli hacizde bulunan belgelerin güncelliği bulunmadığı, ayrıca o haciz nedeniyle açılan istihkak davasının kabulle sonuçlanıp 18.09.2024 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş; Kurul, özel dairenin bu kesinleşmiş kararı güçlü delil saymamasını çelişkili bulmuştur. SGK kayıtlarına göre borçlu şirkette 1132, üçüncü kişi şirkette 104 farklı sigortalı çalışmış, bunlardan yalnız onu her iki şirkette farklı tarihlerde kayıtlı görünmüştür. On üç aracın finans şirketince borçludan iade alınıp üçüncü kişiye satılması da ticari hayatın olağan işleyişi içinde değerlendirilmiştir.
Sonuçta Kurul, mal kaçırma amacının ve şirketler arasındaki özdeşliğin ispatlanamadığını, mülkiyet karinesinin aksinin kanıtlanmadığını belirterek direnme kararını onamıştır. Görüşmelerde, 2019 belgeleri, yan yana adresler ve pay devirleri gerekçesiyle bozma yönünde görüş ileri sürülmüş; o dosyadaki kararın Yargıtay denetiminden geçmediği de vurgulanmış, ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. İstihkak davasında kira sözleşmesi savunmasına ilişkin farklı bir dosya için istihkakta kira savunması yazısı incelenebilir.
❓ Sık sorulanlar
Haciz üçüncü kişinin adresinde yapılırsa ispat yükü kimdedir?
Kararda, taşınırların yalnız üçüncü kişi elinde haczedilmesi hâlinde mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu ve malların borçluya ait olduğunu ispat yükünün alacaklıya düştüğü belirtilmiştir.
Aynı sektörde çalışmak ve ortak çalışanlar organik bağ için yeterli mi?
Genel Kurula göre şirketlerin aynı faaliyeti yürütmesi veya benzerlikler tek başına yeterli değildir. Bu dosyada ortak çalışan sayısı, toplam sigortalı sayısına göre ticari hayatın olağan akışı içinde değerlendirilmiştir.
Eski bir hacizde bulunan belgeler neden yeterli görülmedi?
Kurul, 2019 tarihli hacizde bulunan belgelerin güncel olmadığını ve aynı hacizle ilgili istihkak davasının üçüncü kişi lehine kesinleştiğini dikkate almıştır. Dava konusu 2021 tarihli hacizde ise evrak araştırması yapılmamıştır.
Karar kesin mi?
Evet. Karar metninde direnme kararının onanmasına 01.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildiği belirtilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, üçüncü kişinin ticaret sicil adresinde yapılan bir hacizde organik bağ iddiasının ispatlanamadığı somut bir dosyaya dayanır; oy çokluğuyla verilen karar, şirketlerin kuruluş tarihleri, pay yapıları, ticari defterleri ve haciz tutanağı içeriği farklı olan dosyalarda farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



