İş Kazasında Organik Bağ İspatı – Yargıtay HGK 2026/122

Kardeşlerin ayrı ayrı kurduğu iki işletmede yıllarca sırayla çalışan bir işçi, bunlardan birinde iş kazası geçirdiğinde tazminatı hangi işverenden isteyebilir? İşçinin gözünde bu işletmeler çoğu zaman tek bir iş yeri gibidir: aynı aile, benzer makineler, kesintisiz bir çalışma hayatı. Hukuk düzeni ise her tüzel kişiyi ayrı bir sorumluluk öznesi olarak görür ve bir şirketin borcundan diğerini sorumlu tutmak için “organik bağ” denilen istisnai bir durumun kanıtlanmasını arar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun incelediği dosya, akrabalık ilişkisinin bu bağı tek başına kurmaya yetip yetmediği sorusuna net bir yanıt veriyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.02.2026 tarihli ve E.2025/204, K.2026/122 sayılı kararıyla, iş kazası tarihinde işçinin sigortalı olarak çalıştığı şirket dışındaki işletmelerin de “organik bağ” gerekçesiyle tazminattan sorumlu tutulmasına ilişkin bölge adliye mahkemesi direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur. Genel Kurul, yalnızca yetkililerin kardeş olmasının, adresleri ve faaliyet alanları farklı olan işletmeler arasında iktisadi bütünlük bulunduğunu ispata yetmediğini kabul etmiştir.
🏭 Üç işletme, tek çalışma hayatı
Karar metnindeki hizmet cetveli bilgilerine göre davacı üç farklı işveren nezdinde çalışmıştır: 01.09.2013-07.04.2015 tarihleri arasında makine imalatı yapan bir limited şirkette, 08.04.2015-31.03.2019 tarihleri arasında bir gerçek kişi adına tescilli şahıs işletmesinde, 01.04.2019-22.07.2019 tarihleri arasında ise taş, toprak ve mineral tasnifi alanında faaliyet gösteren başka bir limited şirkette. İş kazası, 01.04.2014 tarihinde, yani davacının ilk şirketin sigortalısı olduğu dönemde ve bu şirkete ait iş yerinde meydana gelmiştir.
Davacı önce şahıs işletmesinin sahibi ile ikinci limited şirket aleyhine dava açmış, ardından kazanın yaşandığı şirket aleyhine ayrı bir dava açarak iki dosyanın birleştirilmesini istemiştir. İddiaya göre ilk şirketin kurucusu ve yetkilisi, diğer davalı gerçek kişinin kardeşidir; sigorta primleri bu işletmeler arasında paylaşılarak yatırılmıştır ve davalılar arasında organik bağ bulunmaktadır. Davacı her iki dosyada da önce 100,00 TL iş gücü kaybı ve 100.000,00 TL manevi tazminat istemiş, ıslahla maddi talebini 754.368,27 TL’ye yükseltmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu teftiş raporu olayın 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğunu tespit etmiş; Kurum, davacının meslekte kazanma gücü kaybını %32,2 olarak belirlemiştir. Bilirkişi kusur raporlarında kazanın oluşumunda işveren şirketin %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, diğer davalılara kusur izafe edilmemiştir.
⚖️ İlk derece, istinaf ve özel daire
Uyuşmazlık, üç farklı yargı merciinin farklı sonuçlara ulaştığı bir süreçten geçmiştir:
| Merci | Sonuç | Temel gerekçe |
|---|---|---|
| İş Mahkemesi (28.06.2022) | Asıl dava ret; birleşen dava kısmen kabul: 754.368,27 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat | Şirket sahiplerinin akraba olması organik bağ için yeterli değil; diğer davalıların kazaya etkisi yok |
| Ankara BAM 34. HD (03.03.2023) | Asıl ve birleşen davalar kısmen kabul; tüm davalılar birlikte sorumlu | Tanık beyanları, kesintisiz çalışmayı kabul eden işçilik alacağı kararı, yetkililerin kardeşliği |
| Yargıtay 10. HD (27.02.2024) | Bozma | Kaza işveren şirketin iş yerinde ve sigortalılık döneminde; diğer davalılara kusur atfedilmemiş |
| Ankara BAM 34. HD | Direnme | Davalılar arasında organik bağ bulunduğu |
Bölge adliye mahkemesi, ilk kararında özellikle davacının aynı davalılara karşı açtığı işçilik alacağı davasında 01.09.2013-22.07.2019 dönemi boyunca davalılar nezdinde kesintisiz çalıştığının kabul edildiğine ve bu tespite itiraz edilmediğine dikkat çekmiştir. Tanıklar da davalıların “aynı iş yeri” olduğunu beyan etmiş, bir tanık kazadan kısa süre sonra her iki kardeşin olayı sormak üzere iş yerine geldiğini anlatmıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise ticaret sicili kayıtlarına göre ikinci limited şirketin kaza tarihinden sonra, 2017 yılında kurulduğunu; şahıs işletmesinin sicil adresinin ve kazanın yaşandığı şirketin adresinin farklı olduğunu vurgulamıştır. Daireye göre kusursuz sorumluluk halleri dışında iş kazasından doğan tazminat davaları kusur sorumluluğuna dayanır; kendilerine kusur atfedilmeyen kişilerin sorumluluğuna gidilemez.
❓ Genel Kurulun önündeki soru
Genel Kurul uyuşmazlığı şöyle tanımlamıştır: somut olayda asıl dava davalıları ile birleşen dava davalısı arasında organik bağ bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak iş kazasından kaynaklanan tazminatlardan asıl dava davalılarının sorumlu olup olmadıkları. Asıl dava davalıları, ayrı tüzel kişilikler olduklarını, farklı adreslerde farklı işler yaptıklarını ve kardeşliğin tek başına yeterli olmadığını savunmuştur.
Genel Kurul, ilgili hukuk olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesini ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesini göstermiştir.
🔗 Organik bağ nedir, nasıl tespit edilir?
Kararın en öğretici bölümü, organik bağ kavramına ilişkin açıklamalardır. Genel Kurul önce işveren tanımını hatırlatmıştır: İş Kanunu’nun 2. maddesine göre işveren, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır; işveren, iş görme ediminin alacaklısı ve işçiye en üst düzeyde talimat veren kişidir.
Organik bağ kavramında ise bir tüzel kişinin borcundan başka bir tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Genel Kurula göre bu kavramın kaynağı, TMK 2’deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Kararda organik bağın tespitinde dikkate alınabilecek ölçütler şöyle sıralanmıştır:
- şirketlerin adreslerinin aynı olması;
- ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması;
- faaliyet alanları;
- hisse devirleri ve muvazaalı işlemler;
- somut olayın kendine özgü özellikleri.
Genel Kurul, bu tür yapılarda şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içinde tek bir şirketle iş yapıldığı algısının oluştuğunu; güçlü bir yapı görüntüsü verilerek şirketlerden birinin borca batırılması veya içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılmasının tipik bir hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirtmiştir. Başka bir deyişle organik bağ, ayrı tüzel kişiliğin perde gibi kullanıldığı durumlara yönelik bir düzeltme aracıdır; aile bağının varlığı bu aracın kendiliğinden devreye girmesine yol açmaz.
🧭 Genel Kurulun vardığı sonuç
Genel Kurul, somut olayda şu olgulara ağırlık vermiştir:
- davacı, kaza tarihini de kapsayan dönemde birleşen dava davalısı şirketin sigortalı çalışanıdır ve kaza bu şirketin iş yerinde gerçekleşmiştir;
- davalıların adresleri ve faaliyet alanları birbirinden farklıdır (makine imalatı ile mineral tasnifi);
- yetkililerin kardeş olması dışında davalıların iktisadi bütünlük ve organik bağ içinde olduklarını ispata yarayan delil bulunmamaktadır;
- asıl dava davalılarının kusursuz sorumluluğunu gerektiren bir durum yoktur ve kendilerine kusur atfedilmemiştir.
Bu nedenlerle Genel Kurul, organik bağ olgusunun ispatlanamadığını ve asıl dava davalılarının tazminatlardan sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını kabul etmiştir. Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesi doğru bulunmamış, direnme kararı HMK 371. madde uyarınca bozulmuştur. Bozma nedenine göre davacı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş ve dosya HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
📐 Kusur sorumluluğu ve müteselsil sorumluluk
Kararın ikinci ayağı, iş kazası tazminatlarında sorumluluğun temelidir. Genel Kurul, kusur sorumluluğunun bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına verdiği zararın giderilmesini düzenlediğini ve kusurun bu sorumluluğun kurucu unsuru olduğunu hatırlatmıştır. Özel Dairenin bozma gerekçesinde de belirtildiği üzere, iş kazasının oluşumunda işveren ve işverenle birlikte kusurlu olduğu tespit edilen diğer gerçek ve tüzel kişiler zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Bu dosyada ise bilirkişi raporu kusuru yalnızca işveren şirket ile davacı arasında paylaştırmıştır. Bölge adliye mahkemesi, asıl dava davalılarının da “belirtilen kusur oranından” müteselsil sorumlu olduğunu kabul etmiş; ancak bu sonuç, organik bağın ispatına dayandığı için, o bağ ispatlanamayınca dayanaksız kalmıştır. İş kazası tazminatında kusur tespitinin önemine ilişkin farklı bir görünüm için iş kazasında bünyesel faktör yazısına bakılabilir.
📝 Karardan çıkan notlar
Karar, aile şirketleri arasında geçişli çalışan işçilerin açtığı davalarda sık rastlanan bir varsayımı sınırlandırmaktadır. İşçinin farklı işletmelerde kesintisiz çalıştığının başka bir davada kabul edilmiş olması, tanıkların işletmeleri “aynı yer” olarak tarif etmesi ve yetkililerin kardeş olması, bu dosyada organik bağı kurmaya yetmemiştir. Genel Kurulun saydığı ölçütler (aynı adres, benzer ortaklık ve yönetim yapısı, ortak temsilci, faaliyet alanı, hisse devirleri, muvazaalı işlemler) somut delillerle desteklenmediğinde, ayrı tüzel kişilik ilkesi geçerliliğini korumaktadır.
Zaman unsuru da dikkat çekicidir. Özel Dairenin tespitine göre davalı limited şirketlerden biri kazadan sonra, 2017 yılında kurulmuştur; Genel Kurul da bu şirketin 12.06.2017 tarihinde tescil edildiğini kaydetmiştir.
💬 Sorular ve yanıtlar
Şirket yetkililerinin akraba olması organik bağ için yeterli mi?
Bu kararda yeterli görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulu, yetkililerin kardeş olması dışında davalıların iktisadi bütünlük içinde olduğunu gösteren delil bulunmadığını, adreslerin ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu belirterek organik bağın ispatlanamadığı sonucuna varmıştır.
Genel Kurul organik bağı hangi ölçütlerle değerlendirmiştir?
Kararda adreslerin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzerliği, temsilcilerin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler ve somut olayın özellikleri sayılmıştır. Kavramın dayanağı olarak TMK 2’deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gösterilmiştir.
Kazanın yaşandığı işveren şirketin sorumluluğu ortadan kalktı mı?
Hayır. Uyuşmazlık yalnızca asıl dava davalılarının sorumluluğuna ilişkindir. İlk derece mahkemesi işveren şirketi %80 kusur oranıyla sorumlu tutmuş, Genel Kurulun bozma gerekçesi ise kendilerine kusur atfedilmeyen diğer davalıların tazminattan sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı noktasında toplanmıştır.
Davacının vekâlet ücreti itirazı neden incelenmedi?
Genel Kurul, direnme kararını asıl dava davalılarının temyizi üzerine bozduğu için, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Dosya yeniden karar verilmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, organik bağ iddiasının yalnızca yetkililerin akrabalığına dayandığı somut bir iş kazası dosyasına ilişkindir; ortak adres, ortak yönetim, hisse devri veya muvazaalı işlem gibi olguların bulunduğu dosyalarda sonuç farklı olabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



